Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Sağlık sorunlarını gerekçesiyle konutu terk etmeme ve yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbirleriyle tahliye edilen Barım hakkında savcılığın itirazı üzerine tutuklama kararı verildi
CANSU PİŞKİN, İSTANBUL
Menajer Ayşe Barım’ın, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım” (TCK 312) suçlamasıyla tutuklu yargılandığı davanın ikinci duruşması 1 Ekim 2025 günü İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24’ün takip ettiği duruşmada Barım ve avukatları hazır bulundu.
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin duruşma salonunun izleyici kapasitesi yetersiz olduğundan karşısındaki İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi salonu da izleyicilere açıldı. İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesindeki izleyiciler duruşmayı SEGBİS bağlantısı üzerinden takip etti.
Barım hakkındaki soruşturma Sedat Gül isimli bir kişinin ihbarı üzerine başlatılmıştı. İhbarcı Sedat Gül, 13 Ocak 2025 tarihinde kişisel mail hesabından tbmm.gov.tr, egm.gov.tr ve iletişim.gov.tr uzantılı mail hesaplarına “Ülkemizin refahını tehdit eden yapılar ve faaliyetlere karşı yasal ve toplumsal önlemler talebi” konulu bir mail göndermiş ve mailin ekine 5 adet sosyal medya paylaşımı koyarak Barım hakkında ihbarda bulunmuştu. İhbar evrakı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Başkanlığının 15 Ocak tarihli yazısıyla incelenmek üzere şube müdürlüğüne gönderilmişti. 22 Ocak günü incelemeyi tamamlayan KOM Şube Müdürlüğü “ihbar içeriğinde suç veya suç unsurlarının mahiyet ve tespitlerine yönelik herhangi bir somut emare, bilgi, belge ve delilin bulunmadığı” yönünde tutanak tutmuştu. Ancak bu tutanağa rağmen Barım 36 saat sonra gözaltına alınmış, 27 Ocak’ta da tutuklanmıştı.
Duruşmaya Giresun’daki mahkemeden SEGBİS ile bağlanan ihbarcı tanık Sedat Gül, Barım’ı sosyal medyadan tanıdığını ve tutuklanmasına sebep olan ihbarının içeriğini hatırlamadığını söyledi. Mahkeme başkanı Gül’e, ihbarı ne sebeple yaptığını sordu. Gül, “Sosyal medyada ve haberlerde sürekli gördüğüm için bir vatandaş olarak görüşümü yazdım. Birebir bir tanıklığım şahitliğim yok” yanıtını verdi.
Barım’ın avukatı Deniz Ketenci ihbarcı tanık Gül’e, “Sosyal medyada okuduklarınız dışında Ayşe Barım hakkında herhangi bir bilginiz var mı?” diye sordu. Gül, olmadığını söyledi. Ketenci, Gül’e hangi hassasiyetle ihbarda bulunduğunu sordu. Gül “Vatandaşlık hassasiyetiyle” yanıtını verdi.
Mahkeme daha sonra Barım’ın menajerlik şirketi ID İletişim ile çalışan oyuncular Hümeyra Adak, Bergüzar Korel, Ceyda Düvenci, Dolunay Soysert, Halit Ergenç, Mehmet Günsur, Nejat İşler, Nehir Erdoğan, Rıza Kocaoğlu, Selma Ergenç, Sevilay Demirci (Yapımcı), Şükran Ovalı ve Zafer Algöz ile gazeteci Enver Aysever'i tanık olarak dinlendi.
Tanık olarak dinlenen tüm oyuncular Gezi Parkı eylemlerine kendi iradeleriyle gittiklerini beyan etti. Tanıklardan Ceyda Düvenci, Gezi Parkı eylemleri sırasında sanatçıların dönemin Başbakanı Erdoğan’la Ankara’da yaptığı görüşmeye Barım’ın yönlendirmesiyle değil, Yavuz Bingöl’ün daveti üzerine gittiğini ifade etti.
Daha sonra dinlenilen gazeteci Enver Aysever de, “Ayşe hanımı başarılı bir menajer olarak gıyaben tanıyorum. Oyuncular üzerinde tahakküm kurduğuna dair bir tanıklığım olmadı. Yalnızca menajerlikle ilgili kendisine eleştiride bulundum” dedi.
Barım, sağlığına kavuşmak için tahliyesini talep etti
Mahkeme, önceki celse Adli Tıp Kurumundan Barım’ın sağlık durumuna ilişkin rapor istenmişti. Ancak Barım 7 Ağustos’ta iki dilekçe vererek hastaneye gitmek istemediğini beyan etmişti.
Tutukluluğa ilişkin beyanda bulunan Barım, “Çok ağır suçlamalar ve iddialarda 248 gündür tutukluyum. Bu yaşadığım haksız süreç beni korkutuyor. Adaletin varlığına inanmak istiyorum. Tek başına bir hücrede beyin ve kalp sorunlarıyla mücadele ediyorum. Ben aslında tedaviyi reddetmiyorum. Haziran ayından beri kalp rahatsızlığımla ilgili ciddi bayılmalar yaşadım. Bunun üzerine devlet hastanelerine sevklerim yapıldı. En az 12 kere çeşitli devlet hastanelerine gittim. En son Çam Sakura Hastanesine gittim, bilim kuruluna girdim. Tüm tetkikler yapıldı. Adli Tıp Kurumu neden tekrar rapora ihtiyaç duydu bilmiyorum çünkü sevk edildiğim devlet hastanelerinde tüm raporlarım tamamlandı. En son sevk edildiğim hastanede damar yolumu bir türlü bulamadılar iki kolum mosmor oldu. Ben tedavimi kendi doktorlarımın yapmasını istiyorum. Kalp ameliyatında gecikirsem kalp nakline kadar varabilir durumum. Beynimdeki anevrizma da riskli bir bölgede. Hayati risk taşıyan bu iki ameliyatı kendi şartlarımla, kendi doktorlarımla yaptırmak istiyorum. Her iki ameliyatın da açık ameliyata dönme riski var. Ciddi risk taşıyan ameliyatlar. Bütün deliller toplandı tanıklar dinlendi ve artık tutuksuz yargılanmak istiyorum. Sağlığıma kavuşmak için tahliyemi talep ediyorum” dedi.
Barım’ın avukatlarından Sedat Özyurt, isnat edilen suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını söyledi: “Sanığa isnat edilen suçun kanuni unsurları bulunmuyor. Sanığın yaptığı iddia edilen eylemlerle netice arasında illiyet bağı bulunduran hiçbir delil de yok. Dosya kapsamında sanığa isnat edilen eylemlerin gerçekleştirilmiş olduğuna ilişkin herhangi bir delil yok. Şirketiyle çalışan oyuncuları Gezi’ye yönlendirdiği iddiaları tanık beyanlarıyla çürüdü. Dolayısıyla iddia olmayınca delil de yok.” Barım’ın üzerine atılı suçu işlememiş olduğunu, dosya kapsamı ve delil durumuyla bu durumun sabit olduğunu vurgulayan Özyurt, Barım’ın tahliyesini istedi.
Barım’ın avukatlarından Deniz Ketenci savunmasında, “Sedat Gül isimli ihbarcı müvekkil hakkındaki beş sosyal medya paylaşımını ekleyerek müvekkille ilgili suç ihbarında bulunmuştur. KOM Daire Başkanlığı ihbardaki suçlamalara ilişkin, ‘hiçbir somut bilgi, belge yoktur, soyut bir iddiadır, araştırmaya da gerek yoktur’ demiştir. Bundan tam 36 saat sonra aynı ihbara dayalı olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı müvekkil hakkında gözaltı kararı vermiş ve daha sonra tutuklanmıştır. Normal şartlarda delilden şüpheliye gidilir ancak bu dosyada önce müvekkil gözaltına alınmış sonradan delile gidilmeye çalışılmıştır. Savcılık tarafından toplanan tüm deliller lehe olmasına rağmen iddianamede bunlara yer verilmemiştir. Savcılık müvekkil hakkında MASAK’tan rapor istemiştir, müvekkilin iş yeri, aracı ve evindeki aramalarda el konulan materyallerin raporlanmasını istemiş. Raporlar gelmiş, suç tespiti bulunmadığı kayıt altına alınmış. Ancak savcılık bu delillere iddianamede yer vermemiştir” dedi.
Ketenci, müvekkilinin ölüm riski taşıyan sağlık sorunları olduğuna dikkat çekerek tahliye talebinde bulundu: “Hastanelerden bugüne kadar alınan bütün raporlarda müvekkilin altı adet kalp hastalığı, beyninde iki stent ve beyin ana damarında gittikçe büyüyen yeni bir anevrizması tespit edilmiştir. Tedavilerin tamamının ölüm riski vardır. Çam Sakura Hastanesi yönetimi şu aşamada müvekkilin tedavisinin riskli olduğunu ve bu nedenle yapamayacağını söylemiştir. Müvekkilin tutukluluğunu gerektirecek hiçbir delil bulunmamaktadır. Beyin ve kalp ameliyatlarının kendisi tarafından seçilecek hekimlerle yapılmasını istemektedir. Müvekkilin özgürlüğünden önce yaşam hakkını savunuyoruz. Müvekkil cezaevinde kaldığı her gün ölüm riskiyle karşı karşıya. Tutukluluğun devamı kararı müvekkilin ölüme terk edilmesi demek.”
Duruşma boyunca dinlenen tanıklara tek bir soru dahi sormayan savcı, Barım’ın üzerine atılı suçun katalog suçlardan olması ve mevcut delil durumunu gerekçe göstererek tutukluluk halinin devamını istedi.
Mahkeme sağlık sorunlarını gerekçe göstererek, konutu terk etmeme ve yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbirleriyle Barım’ın tahliyesine karar verdi. Dava 11 Şubat 2026 tarihine ertelendi.
Savcılık tahliyeye itiraz etti, yeniden tutuklama kararı verildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Barım’ın tahliye kararına itiraz etti. İtirazı değerlendiren İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tahliye kararında direndi. Bunun üzerine savcılığın itiraz talebi 2 Ekim günü bir üst mahkeme olan İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Savcılığın itirazını aynı gün kabul eden İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi Barım’ın yeniden tutuklanmasına karar verdi.
Öte yandan ciddi sağlık sorunları yaşayan Barım, 2 Ekim günü tedavisi için hastaneye yatış yapmıştı. Barım'ın tekrar cezaevine girmesi beklenirken, sağlık sorunları için tedavi görmesi nedeniyle tedavisine hastanede devam edilmesine izin verildi. Amerikan Hastanesi'nde yatan Barım'ın doktorunun, planlanan tetkikler yapılmadan Barım'ın bırakılamayacağını belirtmesinin üzerine bu karar alındı. Barım'ın tedavisi polis nöbeti eşliğinde sürüyor.
Dava hakkında
Sinema ve televizyon sektöründeki tekelleşme iddiaları uzun süredir gündemdeyken Rekabet Kurulu, 8 Ocak 2025'te kast ajansı ve menajerlik alanlarında faaliyet gösteren 21 teşebbüse soruşturma açılmasını kararlaştırdı.
Barım üzerinden başlayan tartışma, sektördeki serbest rekabetin engellenmesi ile ilgili önemli soruları gündeme getirdi.
İddialara göre Barım, sektördeki güçlü etkisi nedeniyle bazı oyuncuların sürekli aynı projelerde yer almasını sağlıyor ve rekabeti engelleyen bir ortam yaratıyor.
ID İletişim, iddiaları reddetse de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı konuyla ilgili 10 Ocak’ta soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında Barım'a 13 Ocak’ta yurt dışına çıkış yasağı kondu ve hesap hareketleri inceleme altına alındı.
Barım, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" suçlamasıyla 27 Ocak’ta tutuklandı.
