Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Nurcan Kaya’ya 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi

Nurcan Kaya’ya 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi

Avukat ve Artı Gerçek yazarı Nurcan Kaya’ya 2014 yılında Twitter’da yaptığı bir paylaşım nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla ceza verildi

 

BİRCAN DEĞİRMENCİ, DİYARBAKIR

 

Avukat ve Artı Gerçek yazarı Nurcan Kaya’nın 2014 yılına ait bazı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “zincirleme şekilde örgüt propagandası yapmak” (TMK 7/2) suçlamasıyla yargılandığı davanın dördüncü ve son duruşması 27 Eylül 2021 tarihinde Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

 

P24 tarafından izlenen duruşmada Kaya ve avukatları Veysel Ok, Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren ve Mehmet Emin Aktar hazır bulundu. Mahkeme heyeti, savunma için üç avukat sınırlaması olduğu gerekçesiyle Kaya ile dayanışma için gelen avukatların izleyici kısmında duruşmayı izlemelerine karar verdi.

 

Duruşma salonunun içinde ve dışında yoğun güvenlik önlemi alan polis, duruşmayı izlemek için gelen basın mensupları ve izleyicilerin üstünü aradıktan sonra salona aldı. Duruşmayı Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Barış Yavuz, TİHV Diyarbakır Temsilcisi Murat Aba, İHD Diyarbakır Şube Başkanı Av. Abdullah Zeytun ve Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu üyelerinin yanı sıra çok sayıda avukat izledi.

 

Kaya: Yargı aracılığıyla taciz edildim

 

Duruşmada iddia makamı, Kaya’nın 2014 yılında paylaştığı bir tweet nedeniyle “örgüt propagandası” suçundan cezalandırılması yönünde bir önceki duruşmada verdiği mütalaayı tekrar etti. Esas hakkındaki mütalaaya karşı söz alan Kaya, daha önce savunma yaptığını hatırlatarak, bu duruşmada neden yargılandığına dair süreci anlatacağını söyledi.

 

Kaya, Dışişleri Bakanlığı’nın Suriye’nin kuzeyine yönelik “Barış Pınarı” adı altında gerçekleştirilen askeri operasyonun BM Şartı ve BM’nin diğer ilgili düzenlemelerine uygun olduğuna dair açıklamasını düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında eleştiren bir yazı paylaştıktan sonra hakkındaki yargılama sürecinin başladığına dikkat çekti.

 

Kaya, “Bu paylaşımın ardından hakkımda soruşturma başlamış, evim, adresim belli olduğu halde havalimanında gözaltına alındım. TCK 216 ve TCK 301’inci maddeleriyle hakkımda açılan iki ayrı soruşturmada takipsizlik kararı verildi. Bu kez de ‘örgüt propagandası yapmak’ suçlamasıyla hakkımda iddianame hazırlandı” dedi. “Cezalandırılmam için yaklaşık olarak iki yıldır TCK’nin farklı maddeleri sırayla denenmektedir” ifadesini kullanan Kaya, “Bu yapılan yargı aracılığıyla taciz edilmektir. Tüm bunlar, iktidarın bazı politikalarını eleştirmemem, susmam için bir yerlerde bir karar, talimat ve ısrar olduğu izlenimi yaratmaktadır” dedi.

 

Türkiye’nin aldığı pozisyona göre tavır belirleyemem

 

Savaş karşıtı bir insan hakları aktivisti olarak siyasal anlaşmazlıkların silahla çözüleceğine inanmadığını vurgulayan Kaya, bir aktivist olarak savaşı eleştirmenin normal olduğunu söyledi. Kaya, Uluslararası Af Örgütü, BM İnsan Hakları Komiserliği ve diğer insan hakları kurumlarının hazırladığı raporlarda Türkiye destekli silahlı grupların Suriye’de ağır insan hakları ihlalleri yaptığının belgelendiğini aktardı. Kürtlerin yaşadığı Kobani’ye saldıran IŞİD’in bütün dünyanın kabul ettiği barbar bir örgüt olduğunu, bu örgütün Şengal’de soykırım gerçekleştirdiğinin BM tarafından kabul edildiğini belirten Kaya, IŞİD’in saldırdığı Kobani’ye destek çağrısı yapmanın suç olmadığını söyledi. Kaya, o dönemde Türkiye’nin Kobani’ye destek açıklamaları yaptığını, PYD liderinin Ankara’da ağırlandığını hatırlattı. Kaya hatırlattığı bu rapor ve haberlerin çıktısını dosyaya konulmak üzere mahkeme heyetine sundu.

 

Katıldığı bir toplantıda yapılan bir konuşmayı haber niteliğinde bir tweetle paylaşmanın suç olmayacağını belirten Kaya, özgür bir iradeye sahip bir insan hakları savunucusu olarak Türkiye’nin siyasi pozisyonuna göre bir tavır belirlemeyeceğini, savaşa karşı barışı savunmaya devam edeceğini söyledi.

 

Kaya, “Bir insan hakları savunucusu olarak yazdığım yazılar nedeniyle yargısal tacize maruz kaldım. Yazılarıma son verilmek isteniyor. Bu davada vereceğiniz karar bu ülkede iktidara ve vatandaşlara ayrı hukuk uygulanıp uygulanmadığını gösterecektir. İktidarın bir dönem söylediklerini biz hala söylüyoruz diye cezalandırılabilir miyiz, onu gösterecektir. İnsan haklarını ve barışı savunmak, çatışmalara diyalog yolu ile çözüm bulunmasını istemek propaganda sayılabilir mi? İfade hürriyeti tamamen yok sayılabilir mi, kararınız bunu gösterecektir. Bana dava açılmasının nedeni propaganda suçunun işlenip işlenmediğini saptamak mıdır yoksa bir hak savunucusunu, bir barış aktivistini susturmak mıdır? Kararınız bunu belirleyecek” dedi.

 

Ok: “Sanal devriye” ile iddianame hazırlandı

 

Av. Veysel Ok, müvekkilinin mahkemeye sunduğu belgelerle kendisi hakkında açılan davanın özünü iyi anlattığını belirterek, mahkemenin bu belgeleri iyi incelemesi gerektiğini söyledi. Polisin internette “sanal devriye” adı altında yaptığı taramanın hukuk ile izah edilemeyecek bir uygulama olduğuna işaret eden Ok, müvekkilinin Diyarbakır’da yaşananları Türkiye’nin batısına taşımasının polisin gözüne battığını, müvekkili hakkında internette açık kaynak araştırması yapan polislerin kötü niyetli olduğunu dile getirdi. Savcının bu davanın soruşturması resen açtığını hatırlatan Ok, müvekkiline ceza verilmesi için bu soruşturmanın açıldığına ve iddianamenin hazırlandığına dikkat çekti.

 

Bir tweetten “şiddete teşvik ve örgüte destek çıkarmanın” bir açıklamasının olmadığını kaydeden Ok, çağımızda internetin önemli bir ifade özgürlüğü aracı olduğunu ve diğer hakları koruyan bir hak olduğunu kaydetti.

 

Suç unsuru olarak gösterilen sosyal medya paylaşımının yapıldığı dönemde IŞİD’in bütün dünyada terör örgütleri listesinde yer aldığını hatırlatan Ok, onlarca insanı öldüren, Türkiye’de katliamlar yapan ve iki Türk askerini infaz eden IŞİD’i öteleyen bir paylaşımdan hangi açıdan “örgüt propagandası” çıkarıldığını anlayamadıklarını söyledi. Müvekkilinin avukatlık mesleği yanında gazeteci kimliği de olduğunu kaydeden Ok, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları doğrultusunda ifade özgürlüğü hakkını kullanan müvekkilinin beraatını istedi.

 

 

Eren: Elini taşın altına koyanlar yargılanıyor

 

Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, Kaya’nın paylaşımı yaptığı dönemde Türkiye’nin PYD’yi “terör örgütü” olarak görmediğine ilişkin mahkemeye gönderdiği bir yazıyı okuyarak, bu paylaşımı o dönemin bağlamında okumak gerektiğini vurguladı.

 

15 Temmuz darbe girişimi ardından iktidarın yargı eliyle avukatlar üzerinde baskı oluşturduğunu kaydeden Eren, meslektaşı olan müvekkilinin insan hakları konusundaki mesleki duyarlılığıyla yaptığı savaş karşıtı paylaşım nedeniyle yargılanamayacağını söyledi. Eren, çözüm süreci döneminde ellerini taşın altına koydukları ve barış istedikleri için yargılandıklarını belirterek, Kaya’nın muhalif kimliği nedeniyle burada yargılandığını dile getirdi.

 

Avukat Mehmet Emin Aktar ise, Türkiye’de Kürt olmanın zor olduğunu, 1970’li yıllarda Kürtlerin Kürt olduğunu ispatlamak için mahkemelere belge sunduğunu hatırlatarak, “Bugün Nurcan Kaya’nın da söylediklerinin basında yazıldığını, raporlarda yer aldığını anlatması ve bu belgeleri mahkemeye sunması Türkiye’de Kürtlere ilişkin bir şeyin değişmediğini gösteriyor” dedi.

 

IŞİD’in son yüzyılda Nazilerden sonra dünyanın gördüğü en büyük barbarlık olduğunu vurgulayan Aktar, IŞİD’in saldırdığı Kobani’nin hem Kürtler hem de dünya için çok önemli olduğunu söyledi.

 

Bu dönemde halen mahkemelerde ifade özgürlüğü hakkını savunduklarını söyleyen Aktar, savcıların hazırladığı iddianamelerin içeriğinin ne olduğunu anlamaları için bunları sesli okumaları gerektiğini kaydetti. Aktar’ın son olarak mahkeme heyetine, “Sadece bizim için değil kendiniz için de iyi bir şeye yol açması adına gelin, beraat kararı verin, bu konuyu kapatalım” demesi mahkeme salonunda gülüşmelere sebep oldu.

 

Karar için verilen aranın ardından hükmünü açıklayan mahkeme heyeti, Kaya’yı paylaştığı tweet nedeniyle “örgüt propagandası” suçlamasıyla 1 yıl 3 ay hapis cezasına çaptırdı. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Buna göre Kaya beş yıl boyunca denetimli serbestliğe tabi olacak.

 

Kaya: Barışı savunmaya devam edeceğim

 

Duruşma çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kaya, davanın açılmasının da verilen kararın da hukukla bir ilgisi olmadığını söyledi. İnsan hakları savunuculuğu ve yargı adına üzücü bir karar olduğunu belirten Kaya, özellikle bir toplantıdan alıntı yaparak yaptığı paylaşım üzerinden ceza verildiğini vurguladı. Kaya, “Kimse konuşmasın, hak savunuculuğu yapmasın, kimse iktidarın hoşuna gitmeyen şeyler söylemesin istiyorlar. Ama biz kendi bildiğimiz şekilde hak savunuculuğu yapmaya, barışı da savunmaya devam edeceğiz” dedi.

 

Aynı suçu beş yıl içerisinde tekrar etmesi halinde kararın uygulanacağının hatırlatılması üzerine Kaya, “Elbette uluslararası hukuk sınırları içerisinde bugüne kadar ne yaptıysam onu yapmaya devam edeceğim” diye konuştu. Kaya ayrıca dayanışma için gelen meslektaşlarına ve davaya ilişkin açıklamalar yapan uluslararası kuruluşlara da teşekkür etti.

 

Kararı değerlendiren Av. Aktar ise kararın başlı başına bir komedi olduğunu ifade ederek, “Komedi diyorum çünkü başka türlü ifade edemiyorum bunu. Hem savcılar hem mahkemeler, okuduklarını yüksek sesle okumuyorlar. Sanırım okuduklarını da anlamıyorlar. Böyle bir problem var ortada. Bu problem sürdükçe bu tür kararlar çıkacak, sürpriz olmayacak. Biz yargının haklarımızın güvencesi olması konusundaki inancımızı yitireli epey oldu. O açıdan da bu ancak mücadeleyle aşılabilir. Anlata anlata, zorlaya zorlaya ancak aşabiliriz. Biz bunu yaparken hepimizin ifade özgürlüğü, hepimizin özgürlüğü açısından bunu yapacağız. Nurcan ilk değil, muhtemelen de son olmayacak. Bu olduğu için de vazgeçecek değiliz” diye konuştu.

Yukarı