Çağdaş Erdoğan hakkındaki iddianame tamamlanırken son tahliyelerin ardından cezaevindeki gazeteci sayısı 153 oldu

Gazeteci ve fotoğraf sanatçısı Çağdaş Erdoğan hakkında hazırlanan iddianame İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

2 Eylül günü Kadıköy’de MİT sosyal tesislerinin fotoğraflarını çektiği iddiasıyla gözaltına alınan ve 13 Eylül’de tutuklanan Erdoğan, “PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “Terör örgütü propagandası yapmakla” suçlanıyor.

Erdoğan’ın sosyal medya hesapları ve kişisel sitesindeki paylaşımların ekran görüntülerine geniş olarak yer verilen 37 sayfalık iddianamede bu paylaşımlar her iki suçlamaya da kanıt olarak gösteriliyor.

Savcılık, Erdoğan’ın MİT tesislerinin fotoğrafını tesadüfen ve MİT tesisi olduğunu bilmeksizin çektiği açıklamasını “inandırıcılıktan yoksun” olarak nitelerken Çağdaş Erdoğan’ın “PKK/KCK talimat ve görevlendirmesiyle” ve “terör saldırıları planlaması kapsamında keşif mahiyetinde fotoğraflama yaptığı” iddiasında bulunuyor.

Erdoğan’ın “PKK/KCK ile organik ve hiyerarşik bağlantısını devam ettirdiği, örgütün talimat ve çağrılarına uygun hareket ettiği” savunulan iddianamede, Erdoğan’ın sosyal medya ve kişisel sitesindeki paylaşımlarıyla da birden çok kez terör örgütü propagandası yaptığı iddia ediliyor.

Erdoğan’ın davasında ilk duruşmanın ne zaman yapılacağı henüz belli olmadı.

Gazeteciler Alayumat ve Akman’a 45’er yıl hapis istemi

Kapatılan Dihaber muhabirleri Erdoğan Alayumat ve Nuri Akman’la ilgili hazırlanan iddianame Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İki gazeteciye 45’er yıl hapis cezası istendi.

İddianamede, Alayumat ve Akman’ın yaptıkları haberler ve WhatsApp yazışmaları delil gösterilerek iki gazeteciye “Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme” ve “Örgüte üye olma” suçlamaları yöneltildi.

Alayumat ve Akman 14 Temmuz’da “makûl şüphe” gerekçesiyle Antep’in İslahiye ilçesinde gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan iki gazeteci Antep’ten Hatay’a getirilerek 13 gün burada gözaltında tutulmuştu. 27 Temmuz’da çıkarıldıkları mahkeme tarafından gazeteci Akman serbest bırakılırken, Alayumat “casusluk” iddiasıyla tutuklanmıştı.

10 gazetecinin yargılandığı dava 13 Şubat’ta başlıyor

Aralarında BirGün gazetesi editörlerinden Burak Ekici’nin de bulunduğu 10 gazetecinin yargılanmasına 13 Şubat 2018 tarihinde başlanacak.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, 24 Kasım günü Twitter hesabından yaptığı paylaşımda gazetecilere davanın “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla açıldığını duyurdu.

10 Ağustos günü 11 gazeteci ByLock kullandıkları gerekçesiyle gözaltına alınmış, dokuzu tutuklanmıştı. Ekici ile beraber tutuklananlar arasında Muhsin Pilgir (Eski Zaman gazetesi ve Cihan Haber Ajansı muhabiri), Ömer Faruk Aydemir (İHA istihbarat şefi), Sait Gürkan Tuzlu (Kapatılan Cihan Haber Ajansı’nın muhabiri), Cüneyt Seza Özkan (Eski Samanyolu Televizyonu Haber Yönetmeni),  Ahmet Feyzullah Özyurt, Mutlu Özay (Cihan Haber Ajansı muhabiri), Mehmet Ali Ay ve Yasir Kaya (spor spikeri) bulunuyordu.

Zaman muhabiri Ayşenur Parıldak’a 7 yıl 6 ay ceza

Kapatılan Zaman gazetesi muhabiri Ayşenur Parıldak, 21 Kasım günü “Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi olmak” suçlamasıyla 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya Parıldak ve avukatı katıldı. Esas hakkındaki savunmasını yapan Parıldak, ByLock kullandığı ve suç içerir tweetler attığı yönündeki suçlamaları reddetti ve “Tek suçum Zaman gazetesinde çalışmak. Keşke çalışmasaydım,” dedi.

Mahkeme, Parıldak’ı önce 9 yıl hapis cezasına çarptırdı. Sanığın duruşmalardaki iyi hâlini dikkate alan mahkeme, takdiriî indirimle cezayı 7 yıl 6 ay hapse indirdi.

Cumhuriyet internet yönetmeni Oğuz Güven’e 3 yıl 1 ay ceza

Cumhuriyet gazetesi internet sitesi Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper’in trafik kazasında ölümüne ilişkin atılan tweet nedeniyle yargılandığı davada toplam 3 yıl, 1 ay, 2 gün hapis cezasına çarptırıldı.

21 Kasım günü İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Güven ve avukatı katıldı. Güven, “FETÖ propagandası yapmak” suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün, “PKK terör örgütünün açıklamasını yayınlamak” suçundan ise 1 yıl 2 ay 17 gün olmak üzere toplam 3 yıl 1 ay 2 gün hapis cezasına mahkum oldu. 32 gün cezaevinde kalıp tahliye olan Güven’in cezası onaylanırsa, yaklaşık 1 yıl 3 ay daha hapis yatacak.

Güven savunmasında suçlamaları kabul etmeyerek “İlk FETÖ iddianamesini hazırlayan Başsavcı Mustafa Alper’i kamyon biçti” başlığının bir yanlışlık sonucu verildiğini, 52 saniye sonra bu yanlışlığın kendisi tarafından fark edilmesi sonucu düzeltildiğini söyledi. Suçlamaları kabul etmeyen Güven, beraat kararı verilmesini talep etti.

Dihaber muhabirine tahliye

Sekiz ay önce tutuklanan kapatılan Dihaber muhabiri Selman Keleş ve Van İpekyolu Belediyesi çalışanı Arif Aslan, “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandıkları davanın ilk duruşmasında tahliye edildi.

21 Kasım’da Van 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Keleş ve Aslan katıldı. Keleş ve İpekyolu Belediyesi basın birimi çalışanı olan Aslan 21 Mart’ta belediye önünde çekim yaparken gözaltına alınmış, 30 Mart tarihinde ise tutuklanmışlardı.

TRT kameramanı Binali Erdoğan serbest bırakıldı

Sosyal medya paylaşımlarından dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret iddiasıyla tutuklanan eski TRT kameramanı ve Haber Sen yöneticisi Binali Erdoğan, 20 Kasım günü mahkeme kararı ile serbest bırakıldı.

Erdoğan sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında açılan idari soruşturma neticesinde memuriyetten atılmış, 20 Ekim tarihinde ise tutuklanmıştı. Erdoğan, Haber Sen avukatlarının yaptığı tutukluluğa itirazın mahkemece kabul edilmesiyle serbest bırakıldı.

Keleş ve Erdoğan’ın tahliyeleriyle Türkiye’de cezaevinde bulunan gazeteci sayısı en az 153 oldu. Ayrıntılı listeye buradan erişilebilir.

Hak savunucuları davasında Taner Kılıç’a tahliye çıkmadı

5 Temmuz’da Büyükada’da düzenlenen bir toplantı esnasında gözaltına alınan 10 insan hakları savunucusu ve daha önce tutuklanan Af Örgütü Türkiye Direktörü Taner Kılıç’ın yargılandığı davanın ikinci duruşması 22 Kasım günü İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Bağımsız Gazetecilik Platformu P24’ün takip ettiği duruşmada Kılıç’ın tutukluluk hâlinin devamına karar verildi. Mahkeme diğer tüm sanıklar hakkında adlî kontrolün kaldırılmasına karar verirken bir sonraki duruşmanın 31 Ocak 2018’de yapılmasına hükmetti.

Davanın 25 Ekim’de görülen ilk duruşmasında tutuklu sekiz hak savunucusunun tahliyesine karar verilmişti.

Duruşmaya ilk duruşmada serbest bırakılan Günal Kurşun, İlknur Üstün, İdil Eser, Nalan Erkem, Özlem Dalkıran ve Veli Acu ile Şeyhmus Özbekli ve Nejat Taştan katıldı. Peter Steudtner ve Ali Garawi serbest bırakılmalarının ardından Türkiye’den ayrılmışlardı.

Haziran ayında tutuklanan Kılıç hakkında “terörizmin finansmanı ve casusluk” iddiasıyla İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ayrı bir dava açılmış, bu dava daha sonra İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davayla birleştirilmişti.

Birleştirilen davada ilk defa savunma yapan Kılıç, hakkındaki ByLock kullanıcısı olduğu yönündeki iddiaları reddetti. SEGBİS aracılığıyla duruşmaya bağlanan Kılıç, ByLock kullandığı ve Bank Asya’ya para yatırdığı gerekçesiyle “silahlı terör örgütü üyeliği” ile suçlandığını ancak bu iddiaların doğru olmadığının dosyadaki rapor ve belgelerle ortaya çıktığını söyledi.

Kılıç, “ByLock’un telefonuma hiçbir zaman yüklenmediği, kurulup silinmediği raporlara tespit edilmiştir. Bank Asya’ya para yatırdığım iddiası da doğru değildir, Bank Asya’ya para yatırmadım, 2014’te paramın tamamını çekerek hesabımı kapattım,” diye konuştu.

Büyükada’da gerçekleşen toplantı hakkında da konuşan Kılıç, bu tür toplantıların sivil toplum örgütlerince sık sık yapıldığını ve bir toplantının alenî olmamasının bir toplantıyı hukuk dışı kılamayacağını belirtti. Kılıç, “Bu iddianamenin dernekler mevzuatından habersiz yazıldığını düşünüyorum” dedi.

Kendisi tutuklandığı için toplantıya Af Örgütü adına İdil Eser’in katıldığı iddiasının da doğru olmadığını ifade eden Kılıç, insan hakları alanında çalışanları kriminalize edici ve gerçeği yansıtmayan iddiaların kamuoyuna servis edildiğini söyledi.

Sekiz kişinin kalması gereken koğuşta 24 kişiyle kaldığını söyleyen Kılıç, “mağduriyetime son verilmesini” istediğini söyledi.

Taştan: Açık toplantı hayatın akışına aykırı 

Kılıç’ın ardından duruşmada gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Nejat Taştan ve Şeyhmus Özbekli savunma yaptı.

“Hak mücadelesi verdiğimiz için yargılanıyoruz” diyen Taştan, savcılık makamının sanıkların lehine olan hiçbir delili dosyaya koymadığını söyledi. Soruşturmada gizlilik kararı bulunmasına rağmen kendilerine ve avukatlarına verilmeyen bilgilerin medyada yayımlandığını söyleyen Taştan, “Veri güvenliği konuşacağımız bir toplantının kamuoyuna açık olması, bir çalışma toplantısı dışına çıkılması bence hayatın olağan akışına aykırı bir durumdur. Mağdurlarla ilgili çalışma yapan tüm hak örgütleri verilerinin güvenliğini sağlamak zorundadır,” diye konuştu.

ByLock kullanıcısı olduğu söylenen bir kişiyle görüşme yapması nedeniyle suçlandığını belirten Taştan, ancak görüşmede kullanılan telefonun kendisine ait olmadığını, boşandığı eski eşine ait olduğunu söyledi.

Özbekli: Gezi Parkı nerede bilmiyorum

Özbekli ise kendisinin sadece üç aydır aktif olarak çalışmakta olan 24 yaşında bir avukat olduğunu söyledi. Büyükada’da katıldığı toplantının gizli olduğu iddialarını reddeden Özbekli, toplantıya katılmak için bağlı bulunduğu Diyarbakır Barosu’ndan izin aldığını ve adada çekilmiş fotoğraflarını Instagram hesabından paylaştığını anlattı.

“Ben mesleğe yeni başlamış bir avukatım. Tek amacım insan hakları mücadelesi vermek, aynı burada sanık sandalyesinde oturan diğer arkadaşlar gibi,” diyen Özbekli, “İddianamede ‘ikinci Gezi ayaklanması yapacağımızdan’ bahsediliyor. Ben Gezi Parkı nerede, bunu bile bilmiyorum,” diye konuştu.

Bilirkişi: Kılıç’ın telefonuna ByLock yüklenmemiş

Duruşmada daha sonra bilişim uzmanı Koray Peksayar bilirkişi olarak dinlendi. Peksayar, Kılıç’ın telefonunda ByLock yüklendiğine ya da indirildikten sonra silindiğine dair bir iz bulunmadığını söyledi.

Peksayar, bazı uygulamaların ByLock sistemiyle IP bağlantısı kurduğunun görüldüğünü, Freezy isimli müzik uygulamasının her şarkı değiştiğinde ya da reklam çıktığında bu tür IP bağlantıları yaptığını anlattı.

Türkiye’de tutuklu ya da hükümlü olarak hapiste bulunan tüm gazetecilerin, Olağanüstü Hâl kapsamında kapatılan basın yayın kuruluşları, vakıf ve derneklerin listelerine buradan erişebilirsiniz.