Nazlı Ilıcak’ın “Tahşiyeciler” yazısı nedeniyle “casusluk” iddiasıyla yargılandığı dava başladı; Özgürlükçü Demokrasi’nin 4 çalışanı daha tutuklandı

Gazeteci Nazlı Ilıcak’ın, hakkında Ocak ayında hazırlanan bir iddianameyle açılan ve “casusluk” suçlamasıyla yargılandığı davanın görülmesine 9 Nisan 2018 günü İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Ilıcak, 16 Şubat 2018’de aralarında Ahmet ve Mehmet Altan kardeşlerin de bulunduğu diğer beş kişiyle beraber, 15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri ve girişime zemin hazırlayan söylemlerde bulundukları gerekçesiyle “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

Ilıcak “casusluk” ile suçlandığı davada, Genelkurmay Başkanlığı’nca imha edilerek kayıtlardan çıkarılmış olan “Tahşiyeciler grubuna” ilişkin belgenin kendisinde bulunması ve bu konu hakkında kapatılan Bugün gazetesinde 2 Ocak 2015 tarihinde yazdığı bir yazı nedeniyle yargılanıyor. Ilıcak’a, “Devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklamak” suçlaması yöneltiliyor. Bu suçun cezası ise müebbet hapis.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya Ilıcak tutuklu bulunduğu Bakırköy Cezaevi’nden SEGBİS sistemi üzerinden bağlandı. Duruşmada savunmasını yapan Ilıcak, yazısında Tahşiyeciler ile ilgili bilgilere yer verdiğini hatırlatarak, bu bilgilerin yazısından daha önce sosyal medyada bulunduğunu belirtti. Sosyal medyada bulunan bilgi ve belgelerin kendi yazısından önce paylaşıldığı için dava konusu bilginin artık gizli bilgi olmadığını belirten Ilıcak, söz konusu bilginin devletin güvenliğini ilgilendirmeyen bir konu olduğunu savundu.

Konuyla ilgili askerî savcılığın kendisine sorular sorduğunu, kendisinin de bu soruları cevapladığını hatırlatan Ilıcak, savunmasını şöyle sürdürdü: “Ben bu bilgileri askerî savcılığa verdim. Ben askerî savcılığa iki defa gazete köşemde yazmış olduğum bilgileri bu Twitter adresinden edindiğimi, ancak bu Twitter hesabının kime ait olduğunu ya da bana ne amaçla göndermiş olduğuna ilişkin bilgim olmadığını söyledim. Bana gönderilen belgede Tahşiyecilerin, El Kaide ile bağlantısı olduğu yazılıydı. El Kaide örgütünün ülke güvenliği için tehlikeli bir örgüt olması sebebiyle Tahşiyeciler ile ilgili bilgiyi köşemde yazdım. Bana gönderilen belgede bir kamu yararı olduğunu düşündüm. Yazmış olduğum yazıda bu kişilerin tehlikeli olduğunu ve aynı zamanda sadece FETÖ kumpasına uğramaları sebebiyle serbest bırakılmalarının yanlış olduğunu belirtmek istedim. Gazeteci olduğum için bu tür belgeler geliyordu. Bu belgeyi gönderen kişinin hangi amaçla gönderdiğini bilmiyorum.”

Ilıcak ayrıca Basın Kanunu’nda öngörülen zaman aşımı süresi nedeniyle davanın düşürülmesini talep etti.

Duruşmada söz alan Ilıcak’ın avukatı da müvekkilinin suçsuz olduğunu belirterek davanın düşürülmesini istedi.

Mahkeme heyeti, savcının esas hakkındaki mütalaasını sunması için dava dosyasının savcılığa gönderilmesine karar vererek, duruşmayı 23 Mayıs tarihine erteledi.

Özgürlükçü Demokrasi editörleri tutuklandı 

Kayyum atanan Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin 4 Nisan’dan beri gözaltında bulunan editörleri Mehmet Ali Çelebi, Reyhan Hacıoğlu ve Hicran Ürün ile gazete çalışanı Pınar Tarlak, 10 Nisan günü sevk edildikleri mahkemece “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı.

Aynı tarihte gözaltına alınmış olan gazete çalışanlarından Ramazan Sola adlî kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Nedim Demirkıran ve Mehmet Beyazit’ın ise savcılık ifadeleri alınmadan serbest bırakıldığı öğrenildi.

Welat gazetesinin üç sayısına toplatma kararı

Kürtçe yayınlanan Welat gazetesinin basımını yapan Gün Matbaa’ya 28 Mart’ta kayyum atanması ve diğer matbaaların da gazeteyi basmayı reddetmeleri üzerine 30 Mart’tan itibaren yayınını internetten sürdürmekte olan Welat gazetesinin önceki üç sayısı hakkında toplatma kararı çıkarıldı.

Gazetenin 17 Mart, 19 Mart ve 29 Mart tarihli sayıları hakkında toplatma kararı çıkarıldığı ortaya çıktı. İlk kararın Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliği’nce alındığı, ardından Van 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından da gazetenin son basılan üç sayısı hakkında toplatma kararı alındığı öğrenildi.

Zaman muhabiri Emre Soncan’a 7 yıl 6 ay hapis cezası

Kapatılan Zaman gazetesinin eski Cumhurbaşkanlığı ve savunma muhabiri Emre Soncan, yargılandığı davanın 10 Nisan günü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Soncan, kamuoyunda “FETÖ medya davası” olarak bilinen ve Mart ayında karara bağlanan davada büyük çoğunluğu gazeteci 28 diğer kişi ile birlikte “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla yargılanıyordu. Soncan’ın dosyası, bu davanın 22-23 Şubat 2018 tarihlerinde İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmasında ayrılarak hakkında açılan başka bir dava ile birleştirilmişti.

Soncan hakkındaki iddianamede sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda örgütle mücadele kapsamında yapılan soruşturmaları itibarsızlaştırdığı, ve “FETÖ elebaşının talimat verdiği dönemde Bank Asya’ya para yatırdığı” ifade edilerek, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan cezalandırılması talep edildi.

10 Nisan’daki duruşmaya tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS ile bağlanan Soncan, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek, beraatini istedi.

Ardından hükmünü açıklayan mahkeme heyeti, Soncan’a “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan önce 9 yıl hapis cezası verdi. Sanığın yargılama sürecindeki davranışlarını göz önünde bulundurarak cezayı 7 yıl 6 aya indiren mahkeme, Soncan’ın tutukluluğunun devamına hükmetti.

20 eski TRT çalışanı hakkında “FETÖ” nedeniyle gözaltı 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen “Fethullahçı Terör Örgütü” soruşturmaları kapsamında haklarında gözaltı kararı verilen 20 eski TRT çalışanı 5 ilde eş zamanlı olarak başlatılan operasyonda gözaltına alındı.

Gözaltına alınan TRT çalışanlarının isimlerine veya kurumdaki görevlerine dair bilgiye ulaşılamazken, gözaltıların Nisan ayının ilk haftasında Türkiye genelinde 33 ilde düzenlenen 52 ayrı “FETÖ” operasyonu kapsamında olduğu öğrenildi.

Gazeteci Filiz Zeyrek 10 gündür gözaltında, suçlama belirsiz 

Adana’da 30 Mart günü yapılan operasyonda gözaltına alınan 30 kişiden biri olan ve o tarihten beri gözaltında bulunan Jin News’in Çukurova muhabiri Filiz Zeyrek hakkındaki suçlama, 10 Nisan itibariyle hâlâ bilinmiyor.

Aynı anda çok sayıda eve baskın düzenlenen operasyonun hangi gerekçeyle yapıldığı bilinmezken, Zeyrek’in avukatı Beyhan Günyeli de dosyada kısıtlama kararı olduğunu belirtti. Günyeli, “Kısıtlama nedeniyle avukatı olarak dosya içeriğini göremiyoruz. Ne için tutulduğu konusunda bizim de bilgimiz yok, kendisi de ne ile suçlandığını bilmiyor. Önümüzdeki günlerde ifadesinin alınmasını bekliyoruz” dedi.

Üç Barış Akademisyenine daha hapis cezası verildi 

Barış için Akademisyenler bildirisine imza attıkları için “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla yargılanan akademisyenlerden üçü daha hapis cezasına çarptırıldı.

Çağlayan’daki İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’inde 9 Nisan günü görülen karar duruşmalarında Yıldız Teknik Üniversitesi’nden ihraç edilen Araştırma Görevlisi İrfan Emre Kovankaya, İstanbul Üniversitesi’nden ihraç edilen Doç. Dr. E.K. ve yurt dışında olduğu için duruşmaya katılamayan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Sharo İbrahim Garip’e ayrı ayrı 1 yıl 3 ay hapis cezası vererek hükmün açıklanmasını geri bıraktı.

Güneydoğu’da 2015 yılındaki sokağa çıkma yasakları sırasında yaşanan hak ihlâlleri ve çatışmalı sürecin sona ermesi için 1123 akademisyen “Bu suça ortak olmayacağız” adlı bir barış bildirisi yayımlamıştı. Bu akademisyenler arasında bulunan 150’yi aşkın imzacı hakkında “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla ayrı ayrı davalar açıldı.

Cezaevindeki gazeteciler listesi güncellendi 

Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin dört çalışanının daha 10 Nisan günü tutuklanmalarının ardından Türkiye’de tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunan gazeteci sayısı en az 161 oldu. Ayrıntılı listeye buradan ulaşılabilir.