Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Reyhan Hacıoğlu’na 4 yıl 2 ay hapis cezası

Reyhan Hacıoğlu’na 4 yıl 2 ay hapis cezası

Gazeteci Hacıoğlu’nun karar duruşmasında avukatları, dosyada somut suç fiili bulunmadığını belirterek beraat talep etti. Mahkeme, Hacıoğlu hakkında “örgüt üyeliği” suçundan değil, “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası verdi

FURKAN TUNÇDEMİR, VAN 

Gazeteci Reyhan Hacıoğlu’nun İstanbul merkezli bir soruşturma kapsamında “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) suçlamasıyla yargılandığı davanın karar duruşması 14 Mayıs 2026 günü Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. P24 duruşmayı takip etti.

Duruşmada Hacıoğlu’nun avukatları Resul Temur ve Nazmi Ayaz, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yaptı. Avukatlar, Hacıoğlu’na yöneltilen suçlamaların gazetecilik faaliyetleri, program içerikleri, haber kaynaklarıyla yapılan görüşmeler ve yayın yapılan mecra üzerinden kurulduğunu belirterek beraat talebinde bulundu. 

Temur: Yargılanan Hacıoğlu’nun fiili değil, yayın mecrasıdır

Hacıoğlu’nun avukatı Resul Temur, savunmasında iddia makamının esas hakkındaki mütalaasını kabul etmediklerini söyledi. Temur, Hacıoğlu’nun başından beri gazeteci olduğunu ve yargılamaya konu edilen faaliyetlerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Temur, yargılamaya konu edilen asıl unsurun Hacıoğlu’nun yaptığı programlardan çok, bu programların yayımlandığı mecra olduğunu söyledi. Hacıoğlu’nun Medya Haber TV çalışanı olmadığını belirten Temur, müvekkilinin Güncel Prodüksiyon bünyesinde çalıştığını, Güncel Prodüksiyon’un hazırladığı paket programları farklı televizyon kanallarına sattığını ifade etti.

Programların yalnızca Medya Haber TV’de değil, YouTube ve sosyal medya hesaplarında da paylaşıldığını kaydeden Temur, medya sektöründe prodüksiyon şirketlerinin farklı mecralara içerik üretmesinin olağan bir yöntem olduğunu söyledi.

Temur, iddianamede Medya Haber TV’de yer alan bazı yayınlara ve açıklamalara atıf yapıldığını belirterek bu içeriklerin Hacıoğlu’na yüklenemeyeceğini ifade etti. Temur, yayın yapılan kanalın genel yayın çizgisi, başka programlar ya da başka kişilerin açıklamaları nedeniyle Hacıoğlu’nun sorumlu tutulmasının suçların şahsiliği ilkesini zedeleyeceğini söyledi.

AYM’nin Cemil Uğur kararı hatırlatıldı

Av. Temur, savunmasında Anayasa Mahkemesinin gazeteci Cemil Uğur hakkında verdiği karara da değindi. Van’da iki yurttaşın helikopterden atılması olayına ilişkin haberleri nedeniyle yargılanan Uğur’un başvurusunda AYM’nin hak ihlali kararı verdiğini hatırlatan Temur, kararda gazetecinin çalıştığı mecrada yayımlanan içeriklerin tek başına gazeteciye atfedilemeyeceğinin belirtildiğini söyledi.

Temur, AYM kararında Cemil Uğur’un örgüt adına gazetecilik faaliyeti yürüttüğüne ya da bu yönde talimat aldığına ilişkin delil bulunmadığının vurgulandığını belirtti. Uğur’un daha sonra Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinde beraat ettiğini de hatırlatan Temur, Hacıoğlu dosyası ile Cemil Uğur dosyası arasında hukuki ve fiili benzerlik bulunduğunu kaydetti.

Temur, Hacıoğlu’nun programlarda kullandığı dil, seçtiği konular ve programa çağırdığı konukların editoryal tercih kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“Basın kartı gazetecilik için ruhsat değildir”

Savunmada, Hacıoğlu’na sorgu sırasında ve ilk duruşmada basın kartı olup olmadığının sorulması da gündeme geldi. Temur, basın kartının gazetecilik faaliyetinin yürütülmesi için zorunlu bir belge olmadığını söyledi.

Basın kartının yalnızca akreditasyonu kolaylaştıran bir niteliğe sahip olduğunu belirten Temur, Türkiye’de gazetecilik yapan kişiler açısından bu kartın mesleğin icrası için şart olmadığını ifade etti. Temur, İletişim Başkanlığının da basın kartının gazetecilik faaliyetinin yürütülmesi için zorunlu olmadığı yönünde geçmişte mahkemeye görüş bildirdiğini hatırlattı.

Temur, gazetecilik faaliyetinin basın kartı üzerinden değil, yapılan işin niteliği üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek bu konuda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararlarını mahkemeye sundu.

Kitaplar delil yapılamaz

Temur, Hacıoğlu’nun kaldığı evde bulunan bazı kitapların dosyada delil olarak yer aldığını söyledi. Hacıoğlu’nun bu kitapların kendisine ait olmadığını daha önce beyan ettiğini belirten Temur, söz konusu kitapların yasal olarak basılmış eserler olduğunu ifade etti.

Temur, bir kitabın daha sonra satışının ya da dağıtımının yasaklanmasının, kitabı evinde bulunduran kişi açısından cezai sorumluluk doğurmayacağını söyledi. Bu tür kararların, yasağa rağmen satış veya dağıtım yapan kişiler yönünden sonuç doğurabileceğini belirten Temur, evde kitap bulundurmanın suçlamaya delil yapılamayacağını kaydetti.

Temur ayrıca, bazı kitaplara ilişkin Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar verildiğini söyledi.

Para transferi ve telefon görüşmeleri aleyhte yorumlandı

Temur, dosyada Hasan Akbaba isimli kişiye yapılan iki para transferinin de Hacıoğlu aleyhine değerlendirildiğini belirtti. Hacıoğlu’nun Akbaba’yı gazetecilik faaliyetleri kapsamında tanıdığını ve arkadaşı olduğunu söylediğini aktaran Temur, para transferleri üzerinden örgütsel bağ kurulmadığını ifade etti.

Temur, Hasan Akbaba’nın Demokratik Modernite dergisinin imtiyaz sahibi olduğunu, derginin Türkiye’de yasal olarak yayımlandığını ve üç ayda bir çıktığını söyledi. Derginin künye bilgilerinde Akbaba’ya ait IBAN bilgisinin yer aldığını belirten Temur, açık şekilde yapılan bir para transferinin örgütsel faaliyet delili olarak değerlendirilemeyeceğini kaydetti.

Hacıoğlu’nun telefon görüşmelerinin de dosyada yer aldığını belirten Temur, görüşmelerde yasa dışı bir fiil ya da faaliyete işaret eden bir içerik bulunmadığını söyledi. Temur, telefon görüşmelerinin sonradan yorumlanarak suç delili haline getirildiğini ifade etti.

“Tecrit güncel ve kamusal bir insan hakları meselesidir”

Temur, Hacıoğlu’nun programlarında “tecrit” konusunu işlemesinin de suçlama konusu yapıldığını söyledi. Tecrit kavramının bir kişinin uzun süre kimseyle görüştürülmemesi anlamına geldiğini belirten Temur, bu başlığın uzun süredir kamuoyunda tartışılan güncel bir konu olduğunu ifade etti.

Yargıtay içtihatlarında haberin güncel, gerçek ve orantılı olması kriterlerinin arandığını belirten Temur, Hacıoğlu’nun programlarında ele aldığı tecrit konusunun haber değeri taşıdığını söyledi. Abdullah Öcalan’ın uzun yıllar avukatlarıyla görüştürülmediğini belirten Temur, 2024 Ekim ayında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de tecrit konusuna değindiğini hatırlattı.

Temur, Hacıoğlu’nun bu konuyu işlemesinin gazetecilik faaliyeti kapsamında olduğunu belirterek Anayasa’nın ifade ve basın özgürlüğüne ilişkin hükümlerinin dikkate alınmasını istedi. Temur, yargılamanın basın açısından sansür sonucuna yol açmaması gerektiğini söyledi ve Hacıoğlu hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.

Ayaz: Müvekkil hangi fiille örgüt üyesi oldu? 

Avukat Nazmi Ayaz da savunmasında, Resul Temur’un beyanlarına katıldığını belirtti. Ayaz, iddia makamının esas hakkındaki mütalaasında dosyanın temel sorusuna yanıt verilmediğini söyledi.

Ayaz, “Müvekkil hangi temel suç fiili ile örgüt üyesi olmuştur?” sorusunun dosyada cevapsız bırakıldığını belirtti. Bu sorunun ne mütalaada ne bilirkişi raporunda ne tanık beyanlarında ne de dosya kapsamında açıklığa kavuşturulduğunu ifade etti.

Hacıoğlu’nun hangi fiille, ne zaman ve ne şekilde örgüt üyesi olduğunun somut olarak ortaya konulmadığını söyleyen Ayaz, ceza yargılamasının ancak açık bir suç oluşturan fiilin varlığıyla yürütülebileceğini belirtti.

Ayaz, dosyada Hacıoğlu’na yüklenebilecek suç teşkil eden bir fiil bulunmadığını ifade ederek, “Somut bir fiilin bulunmadığı yerde suçtan; suçun bulunmadığı yerde de cezadan bahsetmek mümkün değildir” dedi.

“Ceza hukuku rahatsızlıklar üzerinden inşa edilmez”

Ayaz, Hacıoğlu’nun yaptığı programlarda kamuoyunda tartışılan konuların ele alındığını söyledi. Programlarda şiddete çağrı, suça teşvik ya da herhangi bir örgüte yönlendirme bulunmadığını belirten Ayaz, suçlamanın Hacıoğlu’nun sözlerinden çok, bu sözlerin yayımlandığı mecra üzerinden kurulduğunu ifade etti.

Ayaz, yayınlardan ya da kullanılan ifadelerden duyulan rahatsızlığın ceza sorumluluğu doğurmayacağını belirterek, “Ceza hukuku rahatsızlıklar üzerinden inşa edilmez. Rahatsız olmak TCK kapsamında suç değildir” dedi.

Ayaz, aynı soruşturma kapsamında tanık olarak dinlenen Güncel Medya Prodüksiyon sahibi gazeteci Velat Ekin’in İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesindeki dosyada beraat ettiğini hatırlattı. Ekin’in beyanlarında Hacıoğlu ile dosya alışverişi dışında herhangi bir bağlantısının olmadığını söylediğini aktaran Ayaz, buna rağmen Hacıoğlu’nun sanık olarak yargılanmaya devam ettiğini belirtti.

Ayaz, dosya kapsamında isnat edilen suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını söyledi. Hacıoğlu’nun gazeteci olduğunu ve kamuoyunda tartışılan konuları gündeme taşıdığını belirten Ayaz, Hacıoğlu hakkında beraat kararı verilmesini ve adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını talep etti.

Mahkeme 4 yıl 2 ay hapis cezası verdi

Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Hacıoğlu hakkında “örgüt üyeliği” suçundan değil, “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan hüküm kurdu.

Mahkeme, Hacıoğlu’na önce 5 yıl hapis cezası verdi. Ardından TCK’nin 220/7-2. cümlesi gereğince yardım hükümleri kapsamında cezayı üçte bir oranında indirerek 3 yıl 4 ay hapis cezasına düşürdü.

Heyet, suçun 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi kapsamında “basın yoluyla işlendiği” değerlendirmesiyle cezayı yarı oranında artırarak 4 yıl 12 ay hapis cezasına çıkardı. Daha sonra TCK’nin 62. maddesi uyarınca takdiri indirim uygulayan mahkeme, Hacıoğlu’nun 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi.

Mahkeme, Hacıoğlu hakkında erteleme ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına hükmetti. Hacıoğlu hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının ise devamına karar verdi.

Dava hakkında

Reyhan Hacıoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Medya Haber TV çalışanlarına yönelik operasyonlarda 17 Ocak 2025’te Van’da gözaltına alındı. Üç gün sonra “örgüt üyeliği” suçlamasıyla tutuklanan Hacıoğlu, Van T Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

Hazırlanan iddianamede, Hacıoğlu’nun sunduğu televizyon programlarında kullandığı ifadeler, haber kaynaklarıyla yaptığı görüşmeler ve mesleki temasları suçlama konusu yapıldı. Delillerin büyük bölümünü program çözümlemeleri, bilirkişi raporları ve telefon görüşmeleri oluşturdu.

Hacıoğlu, davanın ilk duruşmasında yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğünden oluşan adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Daha sonra görülen duruşmada mahkeme, haftada bir gün imza verme yükümlülüğünü kaldırırken yurt dışına çıkış yasağının devamına karar verdi.

Aynı soruşturma kapsamında tutuklanan Güncel Medya Prodüksiyon sahibi gazeteci Velat Ekin ise yargılandığı davanın ilk duruşmasında beraat etti. Hacıoğlu’nun avukatları, karar duruşmasında Ekin’in beraatini dosyadaki çelişkilerden biri olarak gösterdi.

Yukarı