Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Derhal beraat taleplerini reddeden mahkeme, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dosyanın savcıya gönderilmesine karar verdi
EYLEM SONBAHAR, İSTANBUL
İstanbul Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından gerçekleşen protesto eylemlerini takip eden ve gözaltına alınıp iki günlüğüne tutuklanan gazeteciler Bülent Kılıç, Yasin Akgül, Zeynep Kuray, Gökhan Kam, Kurtuluş Arı, Ali Onur Tosun, Hayri Tunç ile Emre Orman’ın da aralarında bulunduğu 12 kişinin “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet” suçlamasıyla yargılandıkları davanın ilk duruşması 24 Ekim 2025 günü İstanbul 62. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24 tarafından takip edilen duruşma, salon kapasitesinin yetersizliği nedeniyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunda görüldü. Duruşmada sanıklar ve avukatları hazır bulundu. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Türkiye Direktörü Özgür Öğret, DİSK Basın-İş Yönetim Kurulu Üyesi İzel Sezer’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi duruşmayı takip etti.
Mahkeme hâkimin iddianameyi okumasının ardından savunmasını yapan gazeteci Hayri Tunç, Saraçhane'deki eylemin yasak olup olmamasının gazetecilik yapmaya engel olmadığını belirterek beraatını talep etti.
Savunmasında gazetecilik refleksiyle alana gittiğini söyleyen gazeteci Gökhan Kam, “Orada eylemci olarak bulunmadım, herhangi bir slogan atmadım, pankart taşımadım. Şu an arkadaki arkadaşlarımla bu adliyede de gazetecilik yaptım. Hakkımdaki suçlamayı kabul etmiyorum, beraatımı talep ediyorum” dedi.
Gazeteci Zeynep Kuray da "Bizler yıllardır gazeteci olarak sokaklarda çalışıyoruz, gazeteci olarak biliniyoruz. Çekilen fotoğraflarımızı keserek gazeteci olmadığımız söyleniyor. İnsanlar eyleme çıktığı zaman bizler de gazeteci olarak gidip takip ediyoruz. Önce benim Twitter hesabımı kapatıyor sonra da beni kapatıyor. Gözaltında bize önce serbestsiniz dediler ama yarım saat sonra ne olduysa tutuklama denildi. Her şey talimatla yürüyorsa niye o zaman ‘adalet mülkün temelidir’ yazıyorsunuz buraya? Bizler her dönemin olağan şüphelisiyiz. Benim gazeteci olduğumu nasıl bilmiyorlar? Benim işimden başka hayatım yok. Bu bir komplodur, ne arkadaşlarım adına ne de kendi adıma bu suçlamayı kabul etmiyorum. Bizim emeğimizi bu şekilde silemeyecekler, beraatımı istiyorum” diye konuştu.
“Bu bir kumpas davasıdır”
Savunmasına başlayan gazeteci Emre Orman ise bu davanın bir “kumpas davası” olduğunu ifade etti. Orman, "Biz gazeteci olarak alandaydık. Ekipmanlarımız gözükmeyecek şekilde fotoğraflarımızın çekilmesi bir kumpastır. Eylemlerin meşruluğuna değinmeyeceğim, atılı suçu da kabul etmiyorum" dedi.
Gazeteci Kurtuluş Arı da savunmasında, "Ben gazeteciyim, eylemci değilim. Elimde fotoğraf makinesi vardı" diyerek üzerine atılı suçlamayı reddetti.
AFP muhabiri Yasin Akgül, yaklaşık 15 yıldır gazetecilik yaptığını belirterek savunmasına başladı. Akgül, "Hiçbir işten sonra sabah saatlerinde, çocuklarımın gözü önünde evimden gözaltına alınmadım. Foto muhabiri sahada olmak zorunda, görüntü sahada çekilir. Çektiğimiz fotoğraflar sistemlerde mevcut, bu görüntüler ajanslar aracılığıyla servis ediliyor. Polislerin çektiği görüntü videodan alınmış bir görüntü, bu videonun tamamının sunulması gerekiyor. Arkadaşımla muhabbet ederken görüntüyü çekmişler. Ki eylem sırasında polislerle beraber önde yürüyorduk. Durum bundan ibaret" diye konuştu.
Akgül'ün ardından NOW TV muhabiri Ali Onur Tosun savunmasına başladı. Tosun, "Tek bir kare fotoğrafla suçlanıyoruz. Hiçbir şeyin görünmediği bu fotoğrafla bizler tutuklandık. Elimde mikrofonla haber yapmak dışında orada başka ne yapabilirim? Söyleyeceklerim bunlardır" dedi.
Foto muhabiri Bülent Kılıç'ın celse arasında savunması alındığı için Kılıç yeniden savunma yapmadı. Sanık savunmalarının ardından avukatların beyanlarına geçildi.
“İddianamede protestonun yeri ve tarihi yok”
Avukat Batıkan Erkoç, "Soruşturmanın başlamasının üzerinden 7 ay geçti. Atılı suç ihtara rağmen dağılmama ancak iddianameye bakarsanız protestonun yeri ve tarihi yok. Bu şekildeki iddianame zaten iddianamenin amacına aykırıdır. Dosyada araştırma tutanakları söz konusu, tartışılacak delil olmadan yargılama yapılmasının mantığı yok" diye konuştu.
Gökhan Kam'ın avukatı Elif Ergin, "Böyle bir iddianameye karşı savunma yapmayı kendime zul görüyorum. İddianamede kişiselleştirilmiş suç yok, yer ve tarih yok. Müvekkil yıllardan beri çalışan bir gazetecidir. Diğer sanık gazeteciler de adil yargılanma hakkı ihlal edilerek gazeteci olduklarını ispatlamaya çalışıyorlar. Atılı suçlamayı reddediyoruz, derhal beraatı kararı verilmesini talep ediyoruz" dedi.
Yasin Akgül'ün avukatı Kemal Kumkumoğlu da derhal beraat talebinde bulundu: "Müvekkil görevini yaparken, toplumsal olayı yerinde izlerken orada bulunmakla suçlanıyor. Dosyadaki fotoğrafa bakarsanız müvekkil kadraja bakarken çekilmiş çünkü zaten müvekkil o polisi tanıyor ve videoya çekildiğinin farkında. Bu dosyadaki insanlar için önce serbest denildi sonra talimat geldi ve tutuklandılar. Herkesin mesleğini yapması gerekiyor, gazeteciler de mesleğini yapacak. Bu nedenle derhal beraat kararı verilmesini talep ediyoruz."
Emre Orman’ın avukatı Kerem Karakurt, “Olmayan iddialar üzerinden kendi müvekkillerimizin suçsuzluğunu ispat etmeye çalıyoruz” diyerek derhal beraat talep etti.
Hayri Tunç'un avukatı Arzuhan Halis de atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığını söyledi ve müvekkilinin beraatını istedi.
Ali Onur Tosun'un avukatlarından Rengin Geçen, "İddia makamı 11 yıldır ana akım medyada haber sunan müvekkilimin gazeteci olduğunu ispat edememiş. Biz bütün delilleri sunduk, halen ispat edilemiyorsa bu akşam 19:00’da NOW TV'yi açıp görebilirler" dedi.
Mahkeme hâkimi Kılıç'ı usulen dinlemek istedi. Bunun üzerine söz alan Kılıç, beraatını talep etti.
Derhal beraat talepleri reddedildi, duruşma ertelendi
Maddi unsurların oluşmadığı değerlendirmesiyle derhal beraat taleplerinin reddine karar verilmesini isteyen savcı, esas hakkındaki mütalaasını hazırlanmak için dosyanın tarafına gönderilmesini talep etti.
Derhal beraat taleplerini reddeden mahkeme, esas hakkındaki mütalaasını hazırlanması için dosyanın savcıya gönderilmesine karar verdi. Dava 27 Kasım tarihine ertelendi.
Davanın geçmişi
İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından ülke genelinde devam eden protestoları takip eden AFP foto muhabiri Yasin Akgül, NOW Haber muhabiri Ali Onur Tosun, foto muhabir Bülent Kılıç, gazeteci Zeynep Kuray, gazeteci Hayri Tunç, İBB foto muhabiri Kurtuluş Arı ve Bakırköy Belediyesi foto muhabiri Gökhan Kam 24 Mart günü sabah saatlerinde evlerine yapılan polis baskınıyla İstanbul’da gözaltına alındı. Hakkında gözaltı kararı bulunan gazeteci Emre Orman ise ikametinde olmadığı için gözaltına alınamadı.
İstanbul Valiliğinin yasak kararına rağmen eylemlere katılmakla suçlanan gazeteciler, bir günlük gözaltı süresinin ardından 25 Mart günü adliyeye çıkarıldı. Savcılık, yedi gazeteciyi ifadelerini almadan adli kontrolle serbest bırakılmaları talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk etti. Bu bilgi kolluk ve güvenlik personelince ailelere iletildikten sonra savcılık görüş değiştirdi. Yedi gazeteci “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet” suçundan bu kez tutuklamaları talebiyle hakimliğe sevk edildi.
Gazeteciler, haber amaçlı eylem alanında bulunduklarını belgeleriyle ispat etseler de hakimlik kararıyla aynı gün tutuklanarak cezaevine gönderildiler.
Avukatlarının 26 Mart günü yaptığı tutukluluğa itiraz sonucu gazeteciler 27 Mart’ta tahliye edildi.
Adresinde bulunmadığı için gözaltına alınmayan gazeteci Emre Orman ise 27 Mart sabahı avukatıyla birlikte İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne giderek ifade verdi. Orman işlemlerin ardından serbest bırakıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tamamlanan iddianamede, gazetecilerin “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet” suçundan cezalandırılması istendi.
Gazetecilerin ve avukatların da aralarında olduğu 99 sanıklı davanın ilk duruşması 18 Nisan 2025 tarihinde görüldü. Mahkeme, 8 gazeteci ve 4 avukatın dosyasının tefrik edilerek yeni esasa kaydedilmesine karar verdi.
