Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Şebnem Korur Fincancı hakkında hapis cezası ve tahliye kararı

Şebnem Korur Fincancı hakkında hapis cezası ve tahliye kararı

“Örgüt propagandası” suçlamasıyla tutuklu yargılanan Şebnem Korur Fincancı, üzerine atılı suçtan 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme ceza ile birlikte Fincancı’nın tahliyesine karar verdi

 

TANSU PİŞKİN, İSTANBUL

 

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın “örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması 11 Ocak 2023 günü İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

 

P24’ün takip ettiği duruşmada, Türk Silahlı Kuvvetlerinin PKK hedeflerine karşı kimyasal silah kullandığı iddialarının araştırılması gerektiğine dair sözleri nedeniyle 27 Ekim 2022 tarihinden bu yana tutuklu bulunan Fincancı ile avukatları hazır bulundu. Aralarında baro başkanları ve temsilcileri, CHP ve HDP milletvekilleri ile ulusal ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının temsilcilerinin bulunduğu çok sayıda kişi duruşmayı izledi.

 

Duruşma salonunda yer olmadığı için ilk iki celsedeki gibi çok sayıda izleyici duruşmayı ayakta veya salonun açık bırakılan kapısının önünde izlemek zorunda kaldı.

 

Bakanlıktan üçüncü kez katılma talebi

Mahkeme başkanı, Millî Savunma Bakanlığı’ndan bir kez daha katılma talebi geldiğini açıkladı. Talepleri sorulan duruşma savcısı, 23 Aralık 2022 tarihli ilk duruşmadaki esas hakkındaki mütalaasını tekrar etti. Program esnasında PKK/KCK terör örgütünün propaganda eylemine aktif bir şekilde katıldığını” iddia ettiği Fincancı’nın, üzerine atılı suçtan cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını istedi.

 

Fincancı’nın avukatlarından Diyarbakır Baro Başkanı avukat Nahit Eren son sözlere geçilmeden önce talepleri olduğunu belirterek, üç avukat sınırlamasına ve duruşmanın küçük salonda yapılmasına itiraz etti. Eren, “Fiziki koşullar ve avukat sınırlaması adil yargılanma hakkını ihlal ediyor” dedi.

 

Avukat Özkan Yücel ise “Örgüt propagandası suçlama açısından üç avukat sınırı getirilmesi hiçbir şekilde hukuki değildir” diye konuştu. Yücel, aynı zamanda adliye dışında ve içinde alınan güvenlik önlemlerini eleştirdi.

 

Mahkeme başkanı, bu yönden itirazların önceki duruşmalarda değerlendirilerek reddedildiğini, bu nedenle yeni bir ara karar oluşturmaya yer olmadığını söyledi.

 

“Bu ülkede, insan öldürmek insanları cezaevinde tutmaya yetmiyor”

Mahkeme başkanı usule ilişkin taleplerin reddinin ardından Fincancı’ya son sözlerini sordu. Bu yargılamadaki hedefin Türk Tabipleri Birliği (TTB) olduğunu söyleyen Fincancı, nedenlerini de açıkladı: “Sağlıkta şiddete karşı durduğumuz, geleceğimizi çalan şehir hastanelerini istemediğimiz, pandemi sırasında iktidarın tablosunun gerçek yüzünü gösterdiğimiz, beş dakikada sağlık olmaz dediğimiz, doğaya, ağaca, yeşile her türlü canlıya sahip çıktığımız için hedefteyiz. Üniversitelerde özerkliği savunduğumuz, demokrasinin olmadığı bir ülkede sağlığın da olmadığını söylediğimiz, beyaz reformun aslında sağlıkta dönüşüm projesinin devamı olduğunu söylediğimiz için hedefteyiz.

 

“Bu ülkede düşman ceza hukuku işletiliyor. Ama düşmanlaştırmaya çalıştıkları kitleler de TTB’ye güveniyor. Pandemi sırasında en güvenilen kurumdur TTB ve aynı zamanda ülkede en az güvenilen kurumlar arasında sonuncudur. Ancak toplumun yüzde 69’u adalete güvenmiyor. Ayrıca her iki kişiden biri insanların düşünceleri nedeniyle cezaevinde olduğunu, her üç kişiden biri de siyasi muhaliflerin cezalandırıldığını düşünüyor. Hakkınızda böyle şeyler düşünülüyor olması sizi çok üzüyor olmalı.”

 

“Bu ülkede, insan öldürmek insanları cezaevinde tutmaya yetmiyor ama bilimsel görüşünü vermek insanların cezaevine girmesine neden oluyor” diyen Fincancı savunması Adnan Yücel’in şiiriyle sonlandırırken mahkemeden hiçbir talepte bulunmadı: “Çıkar karşılığı bu ülkenin yazgısını birilerinin ellerine teslim eden gerçek vatan hainleri de yargılanacak. Emre itaat etmek kimseyi sorumsuz kılmıyor. Bizim karşı duruşumuz da budur; kötülük hiç kimseye bulaşmasın diye.

 

“Yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz

bin kez korkuya boğdular zamanı

bin kez ölümlediler

yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.

bitmedi daha sürüyor o kavga

ve sürecek

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!”

 

Savunmasının sonunda salondaki izleyiciler Fincancı’yı alkışladı.

 

“Hukuki değil siyasi dava”

Söz alan avukat Öztürk Türkdoğan, Fincancı’ya yöneltilen “örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçlaması yönünden Anayasa’ya aykırılık talebinde bulundu. Talebine ilişkin 13 sayfalık dilekçesini yazılı olarak mahkemeye sunan Türkdoğan, Fincancı’nın beraatını, mahkeme aksi kanaatte ise tutukluluğuna son verilmesini istedi.

 

Avukatlar Meriç Eyüboğlu ve Hülya Yıldırım’ın da savunmalarını tamamlamalarının ardından Fincancı’ya son sözleri soruldu. Avukat Özkan Yücel müdahale ederek, müdafilerden birinin esasa ilişkin savunma yapmadığını, dolayısıyla bir avukatın daha savunmaya ilişkin söz hakkı alması gerektiğini söyledi. Mahkeme talebi kabul etti.

 

Yücel’in savunmasının ardından tekrar son sözü sorulan Fincancı, duruşmayı izleyen herkese teşekkür etti ve “Hukuk iktidarların fahişesidir. Bu hukuki değil, siyasi bir dava. TTB’yi, demokratik ilkelerimizi, toplumun haklarını arama iradesini yok etmeyi hedefliyor bu dava” dedi.

 

Tahliye ve hapis cezası

Kararını açıklayan mahkeme, Fincancı’yı üzerine atılı “örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçundan 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. Tutuklu olarak geçirdiği sürenin hapis cezasından mahsubuna hükmeden mahkeme, “tutuklu kaldığı süre, verilen karar ve yargılama sonunda aldığı ceza” gerekçeleriyle ceza ile birlikte Fincancı’nın tahliyesine karar verdi.

 

Davanın geçmişi

Ekim ayında Medya Haber adlı yayın organına konuşan Şebnem Korur Fincancı, TSK’nın askeri operasyonlarda kimyasal silah kullandığı iddialarına ilişkin görüntüleri incelediğini belirterek, “Belli ki sinir sistemini doğrudan tutan toksik-zehirli kimyasal gazlardan biri kullanılmış durumda. Her ne kadar kullanılması yasak olsa da çatışmalarda kullanıldığını görüyoruz” demişti.

 

Bağımsız heyetlerin bölgede inceleme yapmasının uluslararası sözleşmeler gereği zorunlu olduğunu belirten Prof. Dr. Fincancı, “Uluslararası sözleşmelerin uygulanması ve kimyasal silahların kullanımını yasaklayan Cenevre Sözleşmesi kapsamında böyle bir iddia ortaya çıktığında nasıl bir araştırma yapılacağında da Minnesota Protokolü’nün ilkelerinin ele alınması gerekiyor” diye konuşmuştu.

 

Prof. Dr. Fincancı bu açıklamalarının ardından iktidara yakın medya kuruluşlarınca hedef gösterilmiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da kimyasal silah iddialarını yalanlayan açıklamalar yapmıştı. Ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Prof. Dr. Fincancı hakkında “terör örgütü propagandası yapmak,” “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçlamalarından soruşturma başlattığını açıklamıştı.

 

Soruşturma kapsamında ifade vermesi beklenen Fincancı, 26 Ekim 2022’de evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alınmış ve Ankara’ya götürülmüş, 27 Ekim’de “örgüt propagandası” suçlamasıyla tutuklanmıştı.

Yukarı