Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


25 Mart günü tutuklanan ve 27 Mart’ta serbest bırakılan gazeteciler, “mesleğin onurunu korumaya devam edeceklerini” vurguladı
AZİZ ORUÇ
Saraçhane’deki protestoları takip ederken gözaltına alınıp tutuklanan ve yapılan itirazlardan sonra cezaevinden çıkan gazeteciler Hayri Tunç ve Zeynep Kuray, kendilerine komplo kurulduğunu belirterek, “Tek ses, tek tip istiyorlar. Herkes biat etsin istiyorlar. Gazetecileri sokaktan alamazlar. Gazetecileri kimse kriminalize edemez. Kimse korkmasın” dedi.
Tahliye edilen gazeteci Hayri Tunç, polisin gazetecileri protestocu gibi gösterecek açılardan fotoğraflar çektiğini belirterek, "Bu bir komplodur" dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı başlayan protestolarda en az 1,879 kişinin gözaltına alındı, bunlardan 260'ı tutuklandı. Protestoları takip eden gazeteciler Zeynep Kuray, Bülent Kılıç, Gökhan Kam, Hayri Tunç, Yasin Akgül, Ali Onur Tosun ile Muhabir Kurtuluş Arı da 24 Mart’ta evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı. Gazeteciler, "Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet" iddiasıyla 25 Mart’ta tutuklandı ve 27 Mart’ta itiraz üzerine tahliye edildi.
Cezaevinden çıkan gazeteciler Hayri Tunç ve Zeynep Kuray Expression Interrupted'a konuştu.
Tunç: “Bize komplo kuruldu”
Tahliye edilen gazetecilerden Hayri Tunç, polisin sahada çektiği fotoğraflarla kendilerini eylemci gibi göstermeye çalışarak, komplo kurduğunu söyledi. Tunç, “Gözaltına alınmamız sırasında herhangi bir baskı veya sorun yaşamadık. Ancak gözaltına alınıp TEM Şube’ye gittiğimizde başımızı yere eğdirip zorla videomuzu çekmek istediler. Gazeteciler olarak bunu yapmadık ve izin vermedik” dedi.
“Tutuklanmamız hukuksuzluğun yeni bir evresi oldu”
Çağlayan Adliyesine gidene kadar polislerin kendilerine “İfadenizi alıp, sizi bırakacağız” dediğini anlatan Tunç, adliyeye getirildikten sonra durumun değiştiğini söyledi. Tunç, “Polisler, benim de aralarında olduğum yedi gazetecinin ifadeleri incelendikten sonra serbest bırakılacağını söyledi. Ancak daha sonra ne olduysa tutuklamaya sevk edildik. Adliyede, Türkiye tarihinin hukuksuzluk sürecinin yeni bir evresini de yaşamış olduk. Gelen bir emirle yedi gazeteci dahil 60'ı aşkın kişi tutuklandı. İlk tepkimiz bu tutuklamaların hukuksuz olduğuna dairdi” dedi.
“Gazeteciliğin onurunu koruyacağız”
Tunç devamında şunları söyledi: “Bizim tutuklanmamız aslında bize yönelik olmaktan çok, sokakta haberi takip eden, yaşanılanları gerçek boyutlarıyla gösteren gazetecilerin sesini kısmak için yapıldığını söylemek doğru olur. Gazetecilere yönelik baskılar bundan sonra da devam edecektir. Baskıları herhangi bir parti ile sınırlamak yanlış olur, gücü, iktidarı elinde tutanlar halka yönelik baskılarını, yalanlarını ortaya çıkartan gazetecileri her şekilde baskı altına almaya devam edecekler. Yaptıkları işkencelerin, yanlışların halk tarafından bilinmesini istemeyen iktidarlar ilk günah keçisi olarak gazetecileri göreceklerdir. Ancak bilinmelidir ki hem biz hem de bizden sonra gelecek olan gazeteciler, gazetecilik meslek onurunu korumaya devam edeceğiz. Seyid Rıza'nın sözüne atıfta bulunursak, diz çökmememiz onlara dert olsun.”
Kuray: “Yaşadıklarımız büyük bir hukuksuzluktu”
Kendileriyle beraber tutuklanan pırlanta gibi gençleri cezaevinde bırakarak cezaevinden çıktıkları için sevinçlerinin buruk olduğunu anlatan gazeteci Zeynep Kuray, “Türkiye’de böyle bir hukuksuzluk uzun süredir görülmedi. Önce serbest bırakıldı deyip, sonra tutuklanmamız büyük bir hukuksuzluktu. AKP’nin geldiği yer faşizm son noktasındır. Yıllardır mağdur politikasını yürüten AKP, askeri faşizmi mantığını geride bırakarak, herkese baskı uyguluyor, tutukluyor. Biz gazetecilere de her yerde benzer şeyler yaşatılıyor. Gazeteciler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor ve tamamen susturulmak isteniyor” diye konuştu.
“Gazetecilere gözdağı verilmek istendi”
Tutuklanan gazetecilerin hepsinin bilinen ve tanınan gazeteciler olduğunu anlatan Kuray şunları belirtti: “Bilinçli bir şekilde seçildik, gözaltına alınıp, tutuklandık. Bizim üzerimizden basına gözdağı verilmek istendi. Fransız basınında, Kürt basınında çalışan, NOW TV’de, belediye basınında çalışan gazeteciler vardı. Her kesimden gazetecileri toplayıp, tutukladılar. Eylemleri takip eden, halkın haber alma hakkı için sahada olan gazetecileri eylemciymiş gibi gösterip, tutuklattılar. Biz gazetecilere açık bir şekilde komplo kuruldu. Bizim üzerimizden tüm gazetecilere gözdağı verildi.”
“Gazeteciliğe kaldığımız yerden devam edeceğiz”
Tutuklanmalarına “Valilik yasağı”nın gerekçe gösterilmesine tepki gösteren Kuray, son olarak şunları söyledi: “Biz gazeteciyiz ve her yerde, her olayı çekmekle görevliyiz. Valiliğin yasak kararı bizi ilgilendiren bir yasak değil. Bu yasak kararının gerekçe gösterilmesi kabul edilemez. Baskılarla, gazeteciliği bitirmek istiyorlar. Halkın sesinin duyulmasını istemiyorlar. RTÜK’ün kanallara verdiği cezalar da bunu gösteriyor. Tek ses, tek tip istiyorlar. Herkes biat etsin istiyorlar. Ama her şeye rağmen gazeteciliğe kaldığımız yerden devam edeceğiz. Baskılar, gözaltılar tutuklamalar bizi engelleyemez. Gazetecileri sokaktan alamazlar. Gazetecileri kimse kriminalize edemez. Kimse korkmasın.”
