Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


MKG Başkanı Roza Metina, “Demokratik bir ülkede gazetecilerin özgür bir şekilde mesleklerini icra etmesi gerekiyor. Bir ülkede gazeteciler engelleniyorsa o ülkede demokrasiden bahsedilemez” dedi
AZİZ ORUÇ
Ankara ve Eskişehir merkezli yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılan gazeteciler, gözaltı ve tutuklamaların gazetecilere ve topluma gözdağı vermek amacını taşıdığını belirterek, “Gazeteciler yaptığı haberlerden, çektiği fotoğraflardan, yazdığı yazılardan dolayı yargılanmamalıdır” dedi.
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma kapsamında, 26 Kasım günü İstanbul, Ankara, Batman ve Diyarbakır’da birçok gazeteci ve sanatçı gözaltına alındı. Diyarbakır'da Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) Başkanı Roza Metina, Ahmet Sümbül, karikatürist Doğan Güzel, yazar-çevirmen Ömer Barasi ve Berfin Atlı, yönetmen Ardin Diren, Abdurrahman Aydın, şair-yazar Ahmet Hicri İzgören, Havin Derya, fotoğrafçı Emrah Kelekçiler; İstanbul'da Erdoğan Alayumat (serbest gazeteci), Hamza Kaan (Bilge Aksu) (serbest gazeteci), Tuğçe Yılmaz (bianet), Suzan Demir; Batman'da Mehmet Uçar (serbest gazeteci); Ankara’da Bilal Seçkin (serbest gazeteci) gözaltına alındı.
Diyarbakır’da 28 Kasım’da adliyeye sevk edilen dokuz gazeteci, yazar ve sanatçı serbest bırakıldı.
Eskişehir’de 29 Kasım’da adliyeye sevk edilen gazetecilerden Hamza Kaan ve Mehmet Uçar tutuklanırken Serap Güneş, Erdoğan Alayumat ve Tuğçe Yılmaz adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Adli kontrol talebiyle hakimliğe sevk edilen gazeteciler Bilal Seçkin, Suzan Demir ve Havin Derya adli kontrol kararıyla hakimlikten serbest bırakıldı.
Eskişehir merkezli yürütülen operasyonda gözaltına alınıp serbest bırakılan MKG Başkanı Roza Metina ve gazeteci Bilal Seçkin, Expression Interrupted'a konuştu.
Seçkin: “Gazetecilik baskı altında”
“Yaşadığımız coğrafyada ne yazık ki gazetecilik, sivil toplum ve bir bütün olarak ifade özgürlüğü her geçen gün daha da baskı altına alınıyor” diyen Bilal Seçkin, çok sesliliğe tahammülün kalmadığı ve bu tahammülsüzlüğün yasalarla korunduğu günlerden geçtiklerini söyledi. Seçkin, “Geçtiğimiz senelerde yürürlüğe giren 'dezenformasyon' yasası, son günlerde tartışılan Etki Ajanlığı yasa tasarısı, bahsettiğim baskının yasallaştırılma durumu. Bu durum toplum için çok tehlikeli çünkü bütün toplumu suçlamanın yolunu açıyorlar” dedi.
Toplumsal dayanışma çağrısı
Gazeteciliğin kamusal bir görev olduğunu anlatan Seçkin şunları kaydetti: “Gazeteciler yaptığı haberlerden, çektiği fotoğraflardan, yazdığı yazılardan dolayı yargılanmamalıdır. Bir tebligat ile emniyete, savcılığa çağrılıp ifadelerimiz alınabilirdi fakat sabahın erken saatlerinde evlerimiz basıldı. Bu bir gözdağıdır, aslında bu gözdağı toplumun tüm kesimlerinedir ve bunu aşmanın yolu da toplumsal dayanışmadır.”
Roza Metina: “Bir ülkede gazetecilik engelleniyorsa…”
Yapılan ev baskınlarında çok sayıda gazeteci ve sanatçının gözaltına alındığını hatırlatan Roza Metina, “Gözaltında psikolojik şiddet uygulandı. Bu baskılarla birlikte yapılan operasyonun amacı, gazetecilik mesleğinin özgür bir şekilde yapılmasına engel olmak. İktidar yargı sopasıyla gazetecilerin gazetecilik yapmasını istemiyor. Akif rolün havuz medyasında olmasını istiyorlar. Yalan haberler yapılıyor, gerçekler ise manipüle edilerek veriliyor. Toplumun haber alma hakkı engelleniyor. Evim basıldığında ilk olarak Kürtçe yayım yapan Xwebûn gazetesine el konuldu ve gazete suç unsuru olarak gösterildi. Bu, resmi bir gazetedir. Dile ve gazeteciliğe karşı olan tavrı da gösteriyor. Kürt diline ve gazetecilerine sistematik bir baskı var. Yaptığımız haberler suç unsuru olarak gösterildi. Demokratik bir ülkede gazetecilerin özgür bir şekilde mesleklerini icra etmesi gerekiyor. Bir ülkede gazeteciler engelleniyorsa o ülkede demokrasiden bahsedilemez. Türkiye’de de bu temelde demokrasi ve özgürlükten bahsetmek çok zor” diye belirtti.
“Baskılara boyun eğmeyeceğiz”
Yapılan engellemelerin, gazetecilik mesleğinin ne kadar önemli olduğunu da ortaya koyduğunu dile getiren Metina şunları söyledi: “Gazetecilik mesleği toplumu bilgilendiren, halkın sesini duyuran bir meslektir. Onun için bu kadar ağır saldırılara maruz kalıyor. Gözaltı ve tutuklamalar yoluyla gazetecilerin örgütlülüğü hedef alınıyor, haber yapma hakkı da engelleniyor. Gazetecilere baskılar, toplumun haber alma hakkına yönelik de bir saldırıdır. Gözaltına yaptığım haberler ve gazetecilerle ilgili yaptığım ya da katıldığım basın açıklaması suç olarak yönetildi. Yapılan açıklamaların kadın gazetecileri korumak ve kadınların sesi olmak için yapılan açıklamalardır. Kadın gazeteciler hak ihlaline uğradığında onların yanında olmaya devam edeceğiz. Mesleğimiz açık bir şekilde suç unsuru olarak karşımıza çıktı. Ama asla bu baskılara, gözaltılar ve tutuklamalara karşı boyun eğmeyeceğiz. Kalemimize ve kameralarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Onurlu duruşumuzdan da asla taviz vermeyeceğiz. Çok zor şartlarda da olsa gazetecilik mesleğimizi sürdüreceğiz. Baskılar yıllardır sürüyor ama biz gazeteciler de aynı kararlılıkla bu mesleği sürdürüyoruz.”
