Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Siyasetçiler, hukukçular ve uluslararası basın kuruluşları: Ahmet Altan derhal serbest bırakılmalı

Siyasetçiler, hukukçular ve uluslararası basın kuruluşları: Ahmet Altan derhal serbest bırakılmalı

Siyasetçiler, hukukçular ve uluslararası basın kuruluşları gazeteci yazar Ahmet Altan’ın 1500 gündür haksız ve hukuksuz bir biçimde cezaevinde tutulduğunu söyledi

 

15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında 10 Eylül 2016’da gözaltına alınıp 23 Eylül 2016 tarihinde tutuklanarak Silivri Cezaevine gönderilen gazeteci yazar Ahmet Altan 1500 gündür tutuklu.

 

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılaması yapılan Altan, 16 Şubat 2018 tarihli karar duruşmasında ”Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Üç köşe yazısından alınan birkaç cümlesinden hareketle Altan’ın müebbet hapsine hükmeden yerel mahkemenin kararı, istinaf mahkemesine taşındı. İstinaf başvurusunu değerlendiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 2 Ekim 2018 günü istinaf başvurularını esastan reddederek Altan’ın tutukluluğuna devam kararı verdi.

 

İstinaf mahkemesinin kararından sonra Altan’ın dosyası, Yargıtay’a gönderildi. Dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Altan’ın “Anayasayı ihlâl” yerine, “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan yargılanması gerektiğine karar verdi. Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden yargılama için dosya ilk derece mahkemesi olan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

 

Yargıtay’ın bozma kararına uyan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Kasım 2019 tarihli duruşmada, Altan’ın “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan 10 yıl 6 ay hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Tutuklulukta geçirdiği süre göz önüne alınarak hükümle birlikte tahliyesine karar verilen Altan, aynı günün gecesinde serbest bırakıldı.

 

Ancak savcılık 6 Kasım 2019 günü Altan’ın hükümle beraber tahliye edilmesine itiraz etti. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin savcılığın itirazını reddetmesi üzerine dosya, bir üst mahkeme olan İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Tahliye kararına yapılan itirazı 12 Kasım 2019 günü kabul eden İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi, Altan hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkardı. Aynı gün İstanbul’daki evinde gözaltına alınan Altan, geceyi emniyette geçirdi. 13 Kasım sabahı İstanbul Adliyesine getirilen Altan, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıkarıldı ve tutuklama kararının yüzüne okunmasının ardından yeniden cezaevine gönderildi.

 

Tutukluluğunun 1500. günü olması vesilesiyle P24 aracılığıyla mesaj veren siyasetçiler, hukukçular ve uluslararası basın kuruluşlarının temsilcileri, haksız ve hukuksuz bir biçimde cezaevinde tutulan Altan’ın serbest bırakılması gerektiğini söyledi.

 

“Ahmet’i derhal serbest bırakmaları için bir kez daha çağrı yapıyoruz”

Article 19 Avrupa Bölümü Direktörü Sarah Clarke: “Bugün Türk romancı Ahmet Altan’ın tutukluluğunun 1500’üncü günü. Bugün hem Ahmet için hem de Türkiye’de adalet ve ifade özgürlüğü için korkunç bir kilometre taşı. Bugün Article 19 Türk yetkililere, tamamen temelsiz ve hiçbir delile dayanmayan iddialardan suçlu bulunan Ahmet’i derhal serbest bırakmaları için bir kez daha çağrı yapıyor. Bugün, bir kez daha, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni Ahmet’in dört yıldır önlerinde duran dosyasını derhal karara bağlamaya çağırıyoruz.”

 

“Altan’ın tutukluluğuna son verilsin”

IPI: “Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) olarak gazeteci, yazar Ahmet Altan cezaevinde 1500. gününü tamamlarken, uluslararası meslek gruplarının Altan’ın tutukluluğuna bir son vermesi çağrısına biz de katılıyoruz. Altan’ın derhal serbest bırakılmasını talep ediyor, Türkiye’de haberciliği yüzünden hapsedilen tüm gazetecilerle dayanışma içinde olduğumuzu hatırlatıyoruz.”

 

“Ahmet Altan bir fikir suçlusudur”

CPJ Türkiye Temsilcisi Özgür Öğret: “Ahmet Altan 1500 gündür hapiste. Ahmet Altan son yıllarını terörist olduğu, terörizme destek verdiği, 15 Temmuz darbe girişimiyle alakalı olduğu gibi iddialar neticesinde özgürlüğünden mahrum olarak geçirdi. Bu süreç dahilinde yetkililer Altan’ın teröristliğini de darbeciliğini de kanıtlayamadılar. Öyle bir kanıt yoktu çünkü. Ama bu yine de mahkum olmasına engel olmadı. Kanıt yokluğu veya iddianamede kanıt olarak öne sürülen kanıt muadillerinin yetersizliği suçlu bulunmasına engel olmadı. Ahmet Altan 1500 gündür yok yere hapis yatıyor. Altan bir fikir suçlusudur. Terörist olduğu için değil, darbeci olduğu için değil fikirleri iktidar tarafından beğenilmediği için, sakıncalı bulunduğu için hapishanededir. Koronavirüs salgınının bütün dünyayı tehdit ettiği bir zamandayız. Hapishane koşulları virüsten korunmak için dezavantajlı bir pozisyonda. Bu koşullar altında yok yere hapis yatması şöyle dursun Altan’ın sağlığı hatta belki hayatı tehlike altındadır. Altan’ın özgürlüğü Türkiye için bir risk ya da tehdit değildir. Ahmet Altan’ın hapiste olması Türkiye için bir utançtır. Fikirleri ve çalışmaları medeniyle terörist diye damgalanıp hapsedilmiş azeteciler ve Ahmet Altan için özgürlük istiyoruz.”

 

“Altan’ın durumu en büyük adaletsizliklerden biri”

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Kampanya Sorumlusu Milena Büyüm: “Düşünce mahpusları sadece barışçıl görüşlerini açıkladıkları için hapsedilmiş bireylerdir. Türkiye’de bu durumdaki mahpuslardan biri de Ahmet Altan. Bugün demir parmaklıklar ardında 1500 gününü tamamlıyor. Bu cezaevinde dört yıldan fazla geçirdiği anlamına geliyor. Ve ben Ahmet Altan’ı düşünerek bir parkta yürürken, koşulsuz biçimde ve derhal cezaevinden salıverilmesi yönündeki çağrımızı yineliyorum. Altan’ın durumu son birkaç yılın en büyük adaletsizliklerinden biri. Ahmet Altan’ı serbest bırakın.”

 

"Tek bir inandırıcı delil gösterilemedi"

İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye Direktörü Emma Sinclair-Webb: "Bugün romancı, yazar Ahmet Altan’ın tutukluluğunun 1500’üncü günü. Ahmet Altan son dört yılı, İstanbul’un yüksek güvenlikli Silivri Cezaevi’nde mahpus geçirdi. İlk olarak, 2016’da darbe girişimine katılmakla suçlanmıştı ve anayasal düzeni devirmeye teşebbüsten yargılanmıştı. Bu iddia havada kalınca, bu kez terör örgütüne yardım ve yataklıkla suçlandı ve on yıl altı ay hapse mahkûm edildi. Bütün bu kovuşturma sürecinde, Ahmet Altan’ın davasının başından sonuna dek, aleyhindeki temelsiz iddiaları destekleyen tek bir inandırıcı delil bile gösterilemedi. İnsan Hakları İzleme Örgütü Ahmet Altan’ın derhal cezaevinden salıverilmesi ve hakkındaki tüm suçlamaların düşürülmesi için çağrı yapıyor."

 

“Altan’a yapılan muamele çifte standardın acı göstergesi”

RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu: “Sevin sevmeyin, Ahmet Altan’ın bir darbe girişime ortak olamayacağını herkes biliyordu. Ama olsun; iktidarın ona karşı öfkesi yargıda büyük hoşnutlukla yankı bulmuştu: Altan 3 yılını hapishanede hukuku mumla arayarak geçirdi. Ağzını sıkı tutan biri olmasa gerek, 10 yıllık görülmemiş ağırlıkta hapis cezasıyla tahliye edildikten bir hafta sonra yeniden tutuklandı. Geçmişte hataları olmuş olabilir, ideolojisini benimsemeyebiliriz ancak Ahmet Altan’ın 1500 gün hapiste tutulmasıyla varılan adaletsizlik bugün geniş bir camiada su götürmez. Altan’a yapılan muamele hem çifte standardın acı göstergesi hem de “düşman hukuku”nun varabileceği noktayı gözler önüne seriyor.”

 

“Tutukluluğun hukuk düşüncesine ve hukukun ruhuna aykırı”

Hukukçu, Profesör, İngiliz PEN Örgütü Başkanı Philippe Sands: “Bu mesaj sevgili arkadaşım Ahmet Altan için. Ahmet, 1500 gün oldu. Ve seni düşünmeden geçirdiğim, birçok başka kişinin de seni ve Türkiye’nin yasalarında mevcut hiçbir mantıklı gerekçeye dayanılmaksızın tutuklanmış diğer yazarları düşünmeden geçirdiği tek bir gün yok. Sen bir yazarsın, bir düşünürsün, bir insansın, benim arkadaşımsın. 1500 gündür tutuklusun. Bu bir rezalet. Hukuk düşüncesine ve hukukun ruhuna aykırı. Ve ben Türkiye hükümetinin liderlerinden seni serbest bırakmalarını, bunu derhal, en azından insanî gerekçelerle yapmalarını rica ediyorum. Çünkü karşılaştığın bütün diğer zorlukların yanı sıra şimdi koronavirüs tehlikesiyle de karşı karşıyasın. Güçlü ol. Ruhun özgür olsun. Ve şunu bil ki dünyanın dört yanında seni düşünen, seni destekleyen, şu anda ve gelecekte de her zaman senin yanında olan pek çok insanız. Sana saygı duyuyoruz. Seni selamlıyoruz. Ve seni seviyoruz. İyi ol sevgili Ahmet.”

 

“Altan derhal ve koşulsuz serbest bırakılmalı”

Norveç PEN Türkiye Danışmanı Caroline Stockford: “9 Kasım Pazartesi günü Türk gazeteci ve yazar Ahmet Altan’ın cezaevinde 1500’üncü günü. Norveç PEN, Altan’ın derhal ve koşulsuz serbest bırakılması çağrısı yapıyor. Altan’ın 2016 yılındaki darbe girişimi öncesinde televizyonda “sübliminal” mesajlar vermekle suçlandığı davada hakkında yazılan ilk iddianameyi inceliyor olacağız. İnceleme sonucunda, Türkiye İddianame Projesi 2020 kapsamında bu yıl incelediğimiz diğer tüm iddianamelerde olduğu gibi, Altan hakkındaki iddianamenin de ne CMK Madde 170’te belirlenmiş olan usul ilkelerine, ne de uluslararası standartlara uymadığını göreceğimizi düşünüyoruz. Eğer bu iddianameler baştan hatalı olarak hazırlandı ise, mahkemelerin bu davaları reddetmesi ya da sanıkların beraatine karar vermesi gerekir. Ve insanlar, işlemeyen bir hukuk sistemini, sadece reformla değil, Türkiye’nin ciddi biçimde hukuk devletine dönüşü, Anayasa’ya, ceza ve usul kanunlarına uyulmasını sağlamadığı sürece asla gerçekleşmeyecek olan adil yargılanma hakkını bekleyerek hapishanelerde iki, üç hatta daha uzun yıllar kalmak zorunda bırakılmamalı. Bugün, 9 Kasım 2020 tarihinde, Ahmet Altan’ın derhal serbest bırakılması için çağrı yapıyoruz. O, güçlü bir muhalif ses. Ama ifade özgürlüğüyle ve işleyen bir demokraside müsaade edilen şey de zaten budur. Norveç PEN Ahmet Altan hakkındaki iddianameyi bu yıl sona ermeden inceleyerek raporunu hazırlayacak. Ahmet Altan’ı serbest bırakın."

 

“Ahmet Altan derhal serbest bırakılmalı ve dünyayı yeniden görmelidir”

İngiltere ve Galler Barosu İnsan Hakları Komitesi (BHRC) Başkanı Schona Jolly QC: “İngiltere ve Galler Barosu İnsan Hakları Komitesi (BHRC), Türkiye’de 2016 yılında yaşanan darbe girişiminin ardından aralarında Ahmet Altan’ın yargılandığı davanın da olduğu çok sayıda dava izledi. Geçen yıl bu zamanlar, Ahmet Altan’ın nihayet tahliye edilip edilmeyeceğinin haberini beklerken onun “Dünyayı Bir Daha Hiç Görmeyeceğim” adlı kitabında yazdıkları kafamda dönüp duruyordu. Tahliye edildiğinde, serbest kalmasına memnun olduğumuz kadar, akla hayâle sığmayacak, hiçbir somut delile dayanmayan suçlamalar nedeniyle cezaevinde heba olan yılları yüzünden öfkeliydik de. Tutuklama artık Türkiye’de sivil toplumu ve özgür ifadeyi yıldırmak ve cezalandırmak amacıyla kullanılan bir silâh hâline geldi. Benzer şekilde, Türkiye yargısı da cezalandırılarak ve araçsallaştırılarak hukukun üstünlüğüne yönelik sistematik saldırıdan nasibini almakta. Ahmet Altan, “Geleceklerini biliyordum. Gelmişlerdi.” diye yazmıştı. Yeniden geleceklerini tahmin edemezdi. Giderek zalimleştiği ve bozulduğu ortada olan bir yargı sisteminde, Altan’ın yeniden tutuklanmasının ve bugün 1500’üncü gününü dolduran tutukluluğunun siyasi saiklerle olduğu aşikâr. Ahmet Altan derhal serbest bırakılmalı ve dünyayı yeniden görmelidir.”


 

“Altan rövanşist bir yaklaşımla cezaevinde tutuluyor”

HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu: “Ahmet Altan Türkiye’nin en değerli, sevilen yazarlarından birisi. Rövanşist bir yaklaşımla tamamen siyasi bir yargılamayla 4 yıldır cezaevinde tutuluyor. Bugün yargı eski dönemlerin işkencesinin yerini almış durumda. Birçok düşünce suçlusu gibi Ahmet Altan da düşünceleri nedeniyle içeride. Tıpkı Osman Kavala gibi, Selahattin Demirtaş gibi, Figen Yüksekdağ gibi, diğer siyasi tutuklular ya da gazeteciler gibi sözünü söylemekten vazgeçmeyen bir insan. Bundan sonra da vazgeçeceğini sanmıyorum. Maalesef bu değerli insanların içeride tutulmaları ülkeye çok şey kaybettiriyor. Hepsine olduğu gibi Ahmet Altan’a da özgürlük yakındır ve yakın olmalıdır.”

 

“Demokrasi ve hukuk da cezaevinde”

HDP Ömer Faruk Gergerlioğlu: “Ahmet Altan 1500 gündür zulmen tutuklu. Ahmet Altan demokrasiyi, hukuku savunduğu için zulmen 1500 gündür tutuklu. Ahmet Altan’ın tutuklu olduğu bir ülkede demokrasi ve hukukun olamayacağı apaçık ortada. Benim nezdimde Ahmet Altan’ın tutukluluğu mevzubahisse demokrasinin de cezaevinde olduğu gerçeği apaçık ortadadır. Ne olduğu belli olmayan iddialarla, ithamlarla cezaevine kondu ve tahliye edilmesine rağmen siyasi bir kararla tekrar cezaevine kondu. Ahmet Altan üç yazısı nedeniyle cezaevinde, demokrasiyi ve hukuku istemesi nedeniyle cezaevinde ama boyun eğmiyor ve düşüncelerinde sebat ediyor.”

 

“Ahmet Altan hukuka aykırı bir biçimde cezaevinde”

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu: “Ahmet Altan çok önemli bir edebiyatçı, romancı. Eserleri birçok dile çevirildi. Kendisi aynı zamanda önemli bir gazeteci. 10 Eylül 2016 tarihinden bu yana da tutuklu. Tam bugün 1500 gündür cezaevinde. Nedeni ise çok absürt. 15 Temmuz darbe girişiminden bir gün önce çıktığı bir televizyon programında subliminal mesaj verdiği gerekçesiyle tutuklandı ve hukuka aykırı bir biçimde cezaevinde tutulmaya devam ediyor. Dosyası Yargıtay tarafından bozuldu. Yeniden yargılandı ve tahliye edildi. 1 hafta sonra itirazla yeniden tutuklandı. Dosyası şu an yine Yargıtay’da. Ahmet Altan gazetecidir, Ahmet Altan edebiyatçıdır, Ahmet Altan hukuka aykırı bir biçimde cezaevindedir resmen rehinedir.”

 

“Altan’ın 1500 gündür tutuklu olması hak ihlâli”

CHP Milletvekili Utku Çakırözer: “Yazar Ahmet Altan 1500 gündür tutuklu. Yazdığı yazılar, yaptığı televizyon yorumları nedeniyle önce üç kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Bu kararın bozulmasının ardından 10 buçuk yıl hapis cezası verildi ve tahliye edildi. Ancak daha önce örneği görülmemiş bir uygulama ile yeniden tutukluluğu istendi ve Silivri Cezaevine kondu. Ahmet Altan’ın düşünceleri ve düşüncelerini ifade ettiği için 1500 gündür tutuklu olması çok büyük hak ihlâlidir. Yargıtay’da bekleyen dosyası bir an önce ele alınmalı ve tahliyesi sağlanarak özgürlüğüne kavuşmalıdır. Sadece Ahmet Altan değil, onun gibi düşüncesini ifade ettiği için cezaevinde tutulan tüm düşünce suçluları, gazeteciler, milletvekilleri, belediye başkanları bir an önce özgürlüklerine kavuşmalıdır.”

 

“Ahmet Altan’ın tutukluluğu yazı ve yazar düşmanlığının son halkası”

Ahmet Altan’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu: “Ahmet Altan 1500 gündür sadece yazdığı üç yazı nedeniyle haksız olarak cezaevinde tutuluyor. Ahmet Altan bir yazar, bir romancı değil de aynı suçlamalarla yargılanmış eski bir İstanbul Valisi ya da eski bir İstanbul Emniyet Müdürü olsaydı çoktan özgürlüğüne kavuşmuş olacaktı. 23 ülkede kitapları yayınlanmış, Nobel ödül sahibi 51 kişinin özgürlüğü için imza verdiği, dünyanın en saygın edebiyat ödüllerini Silivri’de hücresinde yazdığı kitaplarıyla alan bir romancıya bir ülkenin 1500 gündür böylesi bir zulmü uyguluyor olması övünülecek bir iş değildir. Yaşanan bu hazin durum yazı ve yazar düşmanlığının en son halkasıdır. Nazım Hikmet’ten Sabahattin Ali’ye, Kemal Tahir’den Orhan Kemal’e bu ülke hep aynı utanılacak zulmü yaşattı. Yargı mensuplarının bu ülkedeki yerleşmiş yazı ve yazar düşmanlığına alet olmaması gerekir. Yargı mensuplarından beklenen hukuk kuralları içinde kalarak dosyanın iki kapağı içinde toplanmış olan delilleri adil ve vicdana uygun bir inceleme yapmalarıdır. Yazar düşmanlığı kimseye şan, şeref, onur getirmemiştir. Ahmet Altan 1500 gündür cezaevinde dosyası incelenmek üzere tam 1 yıldır arşivde. Bugün 9 Kasım 2020 tam 1500 gün Ahmet Altan cezaevinde. Bu bizler için övünülecek bir iş değildir.”

Yukarı