Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Taraf davası Kasım ayına ertelendi

Taraf davası Kasım ayına ertelendi

Mehmet Baransu ve avukatları, mahkemenin tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirdiği gerekçesiyle reddi hâkim talebinde bulundu. Mahkeme talebi reddederek davayı 12 Kasım’a erteledi

 

CANSU PİŞKİN, İSTANBUL

 

Kapatılan Taraf gazetesinin eski yöneticileri Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Tuncay Opçin’in “Egemen Harekât Planı” adlı Genelkurmay'a ait gizli belgeyi gazetede yayımlandıkları iddiasıyla yargılandıkları davanın 36. duruşması 18 Ekim 2021 tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

 

P24 tarafından izlenen duruşmada, dava kapsamında 2 Mart 2015 tarihinden bu yana tutuklu bulunan Mehmet Baransu ile sanık avukatları hazır bulundu. Emekli askerler Suat Aytın ve Hüseyin Hançer ile Çetin Doğan’ın avukatı Emre Özmen duruşmada katılan sıfatıyla yerlerini aldı.

 

Duruşma savcısı, 2 Haziran 2021 tarihli duruşmada sunduğu esas hakkındaki mütalaasını tekrarladı. Savcı, Altan, Çongar ve Oğur’un “gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” (TCK 329) suçlamasıyla cezalandırılmalarını talep etmişti. Hakkında yakalama kararı bulunan Opçin’in dosyasının ayrılmasını talep eden savcı, Baransu’nun ise zincirleme bir şekilde “devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları kısmen veya tamamen yok etme, tahrip etme veya bunlar üzerinde sahtecilik yapma, hileyle alma veya çalma” (TCK 326); “gizli kalması gereken bilgileri temin etme” (TCK 327); “gizli kalması gereken bilgileri açıklama” (TCK 329) suçlarından cezalandırılmasını istemişti.

 

“İstediğimiz deliller gelmeden mütalaa verildi”

 

Baransu'nun avukatı Çiğdem Koç söz alarak, esas hakkındaki savunmalarına geçmeden önce usule ilişkin beyanda bulundu. Koç, altı yıldır sürmekte olan ve 35 celseyi geçiren davada 25 ayrı heyet değişikliği yaşandığını hatırlattı. Koç, “Dosya yerli dizilere dönmüş. Dizi başlamış, 150 bölüm yayınlanmış, tekrar başa dönmüş. Aradaki 35 celse yaşanmamış gibi mütalaa verilmiş” dedi.

 

Bu 35 celse boyunca emekli askerlerin katılma taleplerinin önce reddedilip sonra kabul edildiğini anımsatan Koç, dosyadaki müdahillik sıfatlarının kaldırılmasını istedi: “Savcı mütalaasında bu yargılamanın ‘Balyoz’ ile ilgisi olmadığını kayda geçirmiş. Bunun için teşekkür ederim. Bu davanın ‘Balyoz’ ile alakası olmadığı Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildi. ‘Balyoz’ dosyasının hükme esas alınan deliller arasında yer almadığı açık açık yazılıyor. Bu davada konu devletin gizli belgesi. Bu davada emekli askerler olacaksa müdahil olarak değil ancak sanık olarak bulunabilirler. Öncelikli talebim müdahillik sıfatlarının kaldırılması. Müdahilliklerin devam etmesi ya dosyayı okumadığınızı ya da taraf olduğunuzu gösterir.”

 

Koç ayrıca, önceki celselerde istenen delillerin de dosyaya getirilmesini talep etti: “Müvekkilin evindeki arama görüntüleri dosyada yok. Dosyaya gelmesi talep edilmiş fakat önceki heyet tarafından reddedilmiş. O görüntüler izlenmeden nasıl esas hakkında mütalaa verilmiş olabilir? Evde bulunduğu iddia edilen CD’de devletin gizli belgeleri varmış. Nerede o? Bu talebi ‘Davanın esasına ilişkin değil’ diyerek reddetmişsiniz. Fetullah Gülen’in bir kaseti bulunmuş müvekkilin evinde. O kaset de dosyada yok. İddianamede kasetten söz ediliyor ama kaset dosyada yok. Dosyaya getirilmesi talep edilmiş ancak mahkeme reddetmiş. Aramayı yapan polislerin dinlenmesi talep edilmiş, onu da reddetmişsiniz. Müvekkilin Mersin’de yargılandığı davanın gerekçeli kararı istenmiş, onu da reddetmişsiniz ama savcı müvekkilin ‘FETÖ/PDY üyesi’ olduğunu o dosyaya dayanarak sabit bulmuş. Davanın ve suçlamaların göbeğindeki delilleri duruşmada incelememize izin vermiyorsunuz.”

 

Taleplerinin kabul edilmeden dosyanın esas hakkında mütalaaya gönderildiğini söyleyen Koç, “Bütün bu deliller gelmeden mütalaa verilmesi ve karar verilmesi adil yargılama hakkını ortadan kaldırır” dedi.

 

Mahkeme, Baransu’nun avukatının taleplerini reddetti

 

Koç’un beyanlarının ardından iddia makamı, taleplerin reddini istedi. Avukat Koç'un taleplerine ilişkin ara karar oluşturan mahkeme, daha önce değerlendirilen ve reddine karar verilen taleplerin “dosyaya katkı sağlamayacağı kanaatine varıldığından oy birliğiyle reddine” karar verdi.

 

Mahkemenin ara kararı üzerine Koç tekrar söz istedi. Mahkeme, “Kısa tutun” diye uyardı. Koç, “Ona ben karar veririm. Savunma hakkımı kullanacağım” dedi. Mahkeme başkanı, “Savunma hakkınız elbette var ama sonsuza kadar süremez. Ne kadar süreceğine biz karar veririz” dedi.

 

“Mahkeme tarafsızlığını kaybetti”

 

Mahkemenin tarafsızlığını kaybettiğini savunan Koç, heyetin reddini talep etti: “Tarafsızlığınızı kaybettiniz, adil yargılama yapmayı düşünmüyorsunuz. Müvekkili ismi ile yargılıyorsunuz, eylemleri ile değil. Bu nedenle reddi hâkim talebinde bulunuyor, sizi ve heyeti reddediyorum. Ben ret gerekçemi CMK'ya dayandırarak yaptım. Siz de kararınızı verirken gerekçelendirerek vermelisiniz. CMK'ya göre bu talepten sonra esas hakkında savunma alamaz, duruşmaya devam edemezsiniz.”

 

Baransu: “Savcı dosyadan belge imha etmiş”

 

Koç’un ardından Baransu da söz alarak reddi hâkim talebinde bulundu.

Baransu, “Altı buçuk yıldır tutukluyum. Neden tutukluyum, anlamaya çalışıyorum. Balyoz sanıkları savcıya gidip üç delil sunmuşlar ve ‘Baransu suçlu’ demişler. O deliller de Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu'nun Odatv'de yazdığı ve Gazeteport'ta yayınlanan üç haber. Savcı Gökalp Kökçü de bu üç yalan haberi alıyor, iddianame hazırlıyor. Delil dediği de bu yalan haberler. Bu haber Gazeteport'ta çıktığı gün tekzip ettim ve gazete özür diledi” diye konuştu.

 

Baransu, evinde yapılan aramanın tutanaklarını ve arama sırasında ele geçirildiği söylenen delillerin, defalarca talep etmelerine rağmen dosyaya gelmediğini söyledi: “İstediğimiz deliller gelmedi. Dosyada bunlar yok. Çünkü bana evrak imha ettin diyen savcı dosyadan belge imha etmiş. Altı yıldır hakkımdaki arama kararını ve tutanakları talep ediyorum. Davanın 32. celsesinde bu belgenin getirilmesine karar verildi. Ancak Sulh Ceza Hâkimliği başka belgeler gönderdi. Belge esasa ilişkin olduğu için mahkeme sonraki celse yeniden talep etti, gelmedi. Sonra sizin heyetiniz geldi ve talebimizi ‘esasa ilişkin değil’ diyerek reddettiniz. Esasa ilişkin diye istenen belge nasıl oldu da esasa ilişkin değil diye değişti? İlk olarak bu sebeple heyetinizi reddediyorum.”

 

“Polis delil üretmiş”

 

Baransu, “Arama sırasında Fetullah Gülen ses kaseti diye bir şey bulduk diyorlar. Polis kasetin çözüm tutanağını yapmış. Kaseti talep ettim. Geldi, dinledim. Kasette söylenenlerle polisin tutanağı farklı. Polis delil üretmiş. Bu polislerin dinlenmesini istedim, reddedildi. Esasa ilişkin denen taleplerimize üç duruşma sonra ‘esasa ilişkin değil’ diyorsunuz. İddianamedeki delillerin yalan olduğunu ortaya koymak için istediğim belgeler dosyaya gelmiyor. Bu belgeler esası ilgilendirmiyorsa iddianamede ne işi var?” diye sordu.

 

“Maddi gerçeğin ortaya çıkması engelleniyor”

 

Baransu'nun avukatlarından Dilara Yılmaz da reddi hâkim talebinde bulundu. Av. Yılmaz, “Müvekkilim konuşmaya başladığından itibaren müdahale ederek dinlemeye tahammülünüz olmadığını gösterdiniz. CMK 149'a göre soruşturma ve kovuşturmanın her evresinde avukat sanığa hukuki yardımda bulunabilir. Fakat siz bu duruşmada bunu engelleyerek CMK'yı yok saydınız” dedi.

 

Katılan taleplerinin kaldırılması gerektiğini söyleyen Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İddiaya konu eylemden zarar görmeyen kişilerin davada taraf sıfatına sahip olmasına neden izin veriyorsunuz? Yargılama konusu ile ilgisi olmayan bir konuda bu şahısların yargılamada olmasına hangi gerekçe ile izin veriyorsunuz? Bu tutumunuz maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engellemektedir. Bu tutumunuz kamuoyunda yanlış bir algıya sebep olmaktadır. Bu tavrınız, sanığın bir bütün olarak adil yargılanma hakkından mahrum olmasına sebep olmaktadır.”

 

Delillerin toplanmaması ve sanık müdafilerine verilmemesinin soruşturma aşamasındaki hukuksuzlukların üstünü örtmek amacıyla yapıldığını savunan Yılmaz şöyle devam etti: “Delillerin dosyaya gelmesini reddeden mahkemeniz, maddi hakikati ortaya çıkarmak değil farklı bir amaç gütmektedir. Ya davayı bir an evvel bitirmek istiyorsunuz ya da bu skandalların açığa çıkmasını istemiyorsunuz. Müvekkilimin suçlanmasına neden olan CD'nin imajı bugüne kadar müvekkilime verilmemiştir. Mahkemeniz bu dosyaya atandı ve dosyayı okumadan yargılamayı bir an önce bitirmeye çalışmaktadır. Tarafsız ve bağımsız olduğunuza inanmam mümkün değildir. Delillerin toplanmaması ve sanık müdafilerine verilmemesi soruşturma aşamasındaki hukuksuzlukların üstünü örtmektir. Mahkemeniz yargılamada tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirmiştir. Mahkemenin reddini talep ediyorum.”

 

Reddi hâkim talepleri reddedildi

Yılmaz’ın ardından katılan Çetin Doğan’ın avukatı Emre Özmen söz alarak, “Sanıkların cezalandırılmasını istiyoruz” dedi. Katılanlar Suat Aytın ve Hüseyin Hançer talepleri olmadığını söyledi.

 

Duruşma savcısı, hâkimin reddi taleplerine ilişkin “takdir mahkemenindir” dedi. Savcı, Baransu'nun tutukluluğunun devamını talep etti.

 

Mahkeme başkanı, Baransu’ya tahliye talebine ilişkin bir diyeceği olup olmadığını sordu. Baransu ve avukatları tahliyeye ilişkin talepleri olmadığını söyledi.

 

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, reddi hâkim taleplerini reddetti. Baransu'nun tutukluluk hâlinin devamına karar veren mahkeme, 19 Ekim 2021 tarihli duruşmayı iptal etti. Heyet, avukatların reddi hâkim talebinin reddi yönündeki karara itiraz hakkını gözeterek davayı 12 Kasım 2021 tarihine erteledi.

Yukarı