Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Tiyatro sanatçısı Genco Erkal hakim karşısına çıktı

Tiyatro sanatçısı Genco Erkal hakim karşısına çıktı

Üç sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılanan Erkal’ın davası 11 Mart 2022 tarihine ertelendi

 

CANSU PİŞKİN, İSTANBUL

 

Tiyatro sanatçısı Genco Erkal, 2016 ve 2020 yıllarında yaptığı üç sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299/1, 299/2) suçlamasıyla açılan davanın 25 Kasım 2021 tarihinde görülen ilk duruşmasında hakim karşısına çıktı.

 

İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada Erkal ve avukatları hazır bulundu. P24 tarafından takip edilen duruşmayı aralarında piyanist Fazıl Say, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve TİP Milletvekili Ahmet Şık’ın da bulunduğu isimler izledi.

 

İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi, Covid-19 gerekçesiyle duruşmaya basın ve izleyici alınmayacağını söyledi. Erkal’ın avukatı Turgut Kazan duruma itiraz ederek, Biz böyle olacağını belirterek sizden büyük salon talep ettik” dedi. Hâkim, “Şu an bu ortam hem yargılama açısından hem de pandemi açısından sağlıklı değil. Avukatlar ve sanık ile bir gazeteci kalsın, geri kalanlar dışarıya çıksın” dedi.

 

Milletvekilleri Tanrıkulu ve Şık hakimin kararına itiraz etti. TİP Milletvekili Şık, Eğer sağlıklı bir karar almak istiyorsanız yargılamayı yapmadan beraat vermelisiniz. Mahkeme salonlarında sağlık değil hukuk tartışılır” dedi. Yaşanan tartışmanın ardından hâkim, içeriye giremeyen basın ve izleyicilerin takip edebilmesi için duruşma salonunun kapısının açık bırakılması talimatını verdi.

 

“Hakaret değil eleştiri”

 

İddianamenin özetlenmesinin ardından savunmasını yapan Erkal, suçlama konusu paylaşımlarında hakaret unsuru olmadığını söyledi.

 

Savunmasına Ayder Yaylası hakkında yaptığı paylaşıma ilişkin beyanıyla başlayan Erkal, şunları kaydetti: “Bu iktidarın doğa ile arası pek parlak olmamıştır. İnşaat ve beton aşkı her zaman doğa aleyhine çalışmıştır. Cumhurbaşkanı da zaman zaman özeleştiri yaparak İstanbul için, ‘Biz bu şehre ihanet ettik” dedi. Aynı şekilde Ayder Yaylası için de Biz burayı kirlettik, rezil ettik’ dediği halde yaylayı turizm merkezi ilan ederek kentsel dönüşüm çalışmalarını başlatmış, imara açıp buranın doğal yayla olma vasfını kaybetmesine olanak sağlamıştır. İşte benim yazdığım tweet bu durumu eleştiriyor. Parmağının değdiği yeri beton edip kurutuyor demek bir durum beyanı, bir eleştiridir. Kesinlikle hakaret değil.”

 

“Bir yurttaş olarak diplomayı görmek istiyorum”

 

Erkal, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üniversite diplomasıyla ilgili yaptığı paylaşıma ilişkin ise savunmasında şu ifadelere yer verdi: “Yıllardan beri tartışılıyor. Vardı, yoktu. Geçerliydi, değildi. Sahteydi deniyor. Davalar açılıyor, reddediliyor. Olay Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar gidiyor. En son bir kurul meseleyi ‘özel hayatın gizliliği’ kapsamında değerlendirdi. Neden özel olsun? Madem ki yasal olarak belli bir göreve seçilebilmek için o diploma gerekli, o zaman açıkça ortaya konmalı. Özel hayat kapsamına girmez ve gizlenemez. Bu tweetle ifade ettiğim gibi ben de bir yurttaş olarak bu diplomayı görmek istiyorum. Bu benim hakkım.

Bugüne kadar hiçbir Cumhurbaşkanımızın diploması tartışma konusu olmamıştı. Hepsi devlet arşivlerinde yerini aldı. Hepsi kesin, açık ve nettir. Bu diplomayı da görelim diyorum. Mizahi bir ifade vardır bu tweette. İroniktir. Ama hakaret? Neresi hakaret sayılabilir anlamıyorum doğrusu. Aynı tweetin baş tarafında ‘alemin çocuk doğurup doğurmayacağına karışacağına’ diye bir ibare var, onu da açıklamak isterim. Cumhurbaşkanı ara sıra ‘biz kimin özel hayatına, yaşama biçimine karıştık’ der, ama açıkça bilindiği gibi üç çocuk, beş çocuk, yurttaşların kaç çocuk yapacağına bile o karar vermek ister. Bu da beni rahatsız ediyor ve bu tweetle o konuyu eleştiriyorum.”

 

“Sürüden biri olmayı kabul etmiyorum”

 

Erkal, “çobanlık” ile ilgili paylaşımı hakkında ise şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı şöyle demişti, ‘Çobanlık felsefesini anlamayan insan yönetemez. Ben de bir çobanım.’ Kendisi çobanlığı gururla kabul edip savunduğuna göre burada hakaret söz konusu olamaz. O çobanlığı tercih edebilir ama ben sürüden biri olmayı kabul etmiyorum. Çağdaş bir toplum özgür bireylerden oluşur, halk koyun sürüsü olamaz. Türk usulü başkanlık sistemi ülkemiz için felaket oldu bence. Benim asıl eleştirdiğim budur. Başkanlık sistemine başından beri karşıyım. Tüm yetkilerin tek kişide toplandığı bir sistemde halk huzur bulamaz.”

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Vedat Şorli kararına da atıfta bulunan Erkal,Son 6 yılda cumhurbaşkanına hakaretten 38 bin dava açıldı. Daha önceki dönemlerde bu tür davalar yüzlerle sayılırken bu dönem birdenbire on binleri konuşmaya başlıyoruz. Burada ciddi bir ifade özgürlüğü ihlali var. Ciddi bir baskı, susturma ortamı var. İktidara toptan biat edilsin isteği var. AİHM Şorli kararıyla artık cumhurbaşkanına hakaret diye bir suç kabul etmiyor, insan haklarına aykırıdır diyor. Bu suçtan ötürü gözaltına alıp yargıladıklarınıza 7.500 Euro tazminat ödeyeceksiniz diyor. Bunun üzerine başka bir şey söylememe gerek yok. Takdir sizindir” dedi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı söz alarak katılma talebinde bulundu: Suça konu paylaşımlarda alenen hakaret vardır. Gerçek olgular üzerinden yapılmayan eleştirilerle sınırlar aşılmıştır. Müvekkilimin kişilik hakları zarar görmüştür. Sanığın cezalandırılmasını istiyoruz.”

 

Erkal’ın avukatı Turgut Kazan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatlarının katılma talebinin kabul edilmesini istedi: “Bu cümlelerden zarar gören bir cumhurbaşkanının diyeceklerini merak ediyoruz. Bu nedenle davaya katılma taleplerinin kabul edilmesini istiyoruz.”

 

Duruşma savcısı da katılma talebinin kabulünü ve esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak için dosyanın tarafına gönderilmesini istedi.

 

Mahkeme, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatlarının katılma talebini kabul etti.

 

Av. Turgut Kazan da AİHM’nin Şorli kararını hatırlatarak, "Cumhurbaşkanına hakaret AİHM’nin vermiş olduğu kararla uygulanamaz hale gelmiştir. Yine aynı şekilde Anayasa Mahkemesinde cumhurbaşkanına hakaret suçundan ihlal oluştuğu konusunda kararlar mevcuttur" dedi. Kazan, duruşma salonunun yetersiz olması sebebiyle bir sonraki duruşma için mahkemeden büyük bir salon sağlanmasını istedi.

 

Mahkeme, esas hakkındaki mütalaasını sunması için dosyanın savcılığa gönderilmesine karar vererek davayı 11 Mart 2022 tarihine erteledi.

 

Erkal hakkında 2016 yılında yapılan bir ihbarı beş yıl sonra işleme koyarak soruşturma başlatan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırladığı iddianamede Erkal’ın 2016 ve 2020 yıllarında yaptığı üç tweet paylaşımını suçlama konusu yapmıştı.

 

Suçlama konusu paylaşımlarda Erkal, Ailenin çocuk doğurup doğurmayacağına karışacağına diplomayı ortaya bir koy bakalım. Arkadaşın rektörden de olsa, sahte de olsa görelim şunu”; Başkanlık sistemi yetmez. Türk usulü çobanlık sistemi olsun” ve Erdoğan, Ayder Yaylası’nda 2022’ye kadar çalışmanın bitirilmesini hedefliyoruz.’ Eyvaaah, güzelim doğa harikası Ayder Yaylası’nı bitirmeye karar vermiş. Parmağının değdiği yeri beton edip kurutuyor” ifadelerine yer vermişti.

Yukarı