Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Türkiye’de Basın ve İfade Özgürlüğü – 361

Türkiye’de Basın ve İfade Özgürlüğü – 361

 

 

RSF Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye 180 ülke içinde 149. sırada; 1 Mayıs gösterilerinde 3 gazeteci gözaltına alındı; Hrant Dink davasında verilen mahkûmiyetler istinafta onandı

 

1 Mayıs’ta gazetecilere polis engeli

 

İstanbul’da 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda Taksim Meydanı’na çıkmak isteyen eylemcileri takip eden Gazete Yolculuk muhabiri Buse Söğütlü, Mezopotamya Ajansı muhabiri Doğan Kaynak ve Jinnews muhabiri Rozerin Gültekin gözaltına alındı. Emniyete götürülen Söğütlü ifadesinin ardından gece geç saatlerde serbest bırakıldı. Gözaltına alındıktan sonra polis aracına götürülen Kaynak ve Gültekin ise burada kısa bir süre tutulduktan sonra serbest bırakıldı.  

 

Bağımsız gazeteci Derya Doğan da Taksim’deki eylemleri takip ettiği sırada polis müdahalesine maruz maruz kaldı. Söğütlü ve Doğan, Twitter üzerinden yaptıkları paylaşımla, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun (IFJ) basın kartının güvenlik güçleri tarafından kabul etmediğini söyledi.

 

Öte yandan Beşiktaş, Mecidiyeköy ve Halaskargazi’deki eylemleri takip eden çok sayıda gazeteci de polis tarafından engellendi.

 

Türkiye, basın özgürlüğünün “kötü” olduğu ülkeler arasında

 

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde yayımlanan 2022 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye, 180 ülke içerisinde 149. sırada yer aldı.

 

İskandinav ülkeleri Norveç, Danimarka ve İsveç’in ilk üçte yer aldığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nin 2022 yılı sonuçlarına göre 180 ülkenin sekizinde özgürlük durumu “iyi”, 40’ında “tatmin edici”, 62’sinde “sorunlu”, Türkiye’nin de aralarında olduğu 42 ülkede “kötü”, 28 ülkede ise “çok kötü” kategorisinde bulunuyor.

 

Bu yıl yirmincisi açıklanan ve gazeteciliğin icra edildiği şartlara işaret eden RSF Endeksi’nde, 2021 yılında 153. sırada olan Türkiye’nin, bu yılki raporda dört sıra yukarı yükseldiği görüldü. Rapora göre bu ilerlemede medyaya dönük baskılara karşı sivil toplumun ortaya koyduğu mücadele etkili oldu.

 

Raporda Türkiye ile ilgili olarak şu ifadeler yer aldı: “Recep Tayyip Erdoğan’ın aşırı yetkilerle donatılmış Cumhurbaşkanlığına ve otoriterliğine, basın özgürlüğünün hiçe sayılması ve yargı sistemine müdahaleler eşlik etti. Yargı, Erdoğan’ın talebi üzerine tutuklamalar yapsa da bazı hakimler ‘aşırıya kaçan baskıya’ ses çıkarmaya başladı. Bazı gazeteciler, ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’, ‘örgüt üyeliği’ veya ‘örgüt propagandası’ gerekçelerine dayandırılan keyfi kovuşturmalarda beraat etti. Gazetecilere yönelik tutuklamanın yerini adli kontrol aldı.”

 

AP: Kavala mahkumiyetiyle AB kapısı kapandı

 

Avrupa Parlamentosu (AP), Osman Kavala davasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen bağlayıcı kararı yerine getirmeyen Türk hükümetinin Kavala davasındaki tutumunun, Türkiye’nin AB üyelik sürecini tamamen sonlanma aşamasına getirdiğini savunan bir karar aldı.

 

AP’nin Strasbourg’daki genel kurul toplantılarında 4 Mayıs 2022 akşamı tartışılan “Osman Kavala’nın Durumu” başlıklı karar tasarısı, 5 Mayıs günü genel kuruldaki oylamada oy çokluğuyla kabul edildi. AP’nin Hristiyan Demokrat, Sosyal Demokrat, Liberal, Yeşiller ve Sol grupları tarafından ortaklaşa kaleme alınan karar metninde, “Osman Kavala davasında AİHM’nin bağlayıcı kararına açıkça meydan okuyan Türk hükümeti, AB üyelik sürecini yeniden başlatmaya veya yeni müzakere başlıkları açmaya ve açılmış olanları kapatmaya dayalı her türlü umudu kasten yok etmiştir” ifadelerine yer verildi.

 

Kararda, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 25 Nisan 2022 tarihinde Kavala hakkında verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası da kınandı. Kavala’nın dört buçuk yılı aşkın bir süre “adaletsiz, illegal ve gayrı meşru” biçimde tutukluğunun ardından “yersiz suçlamalar temelinde ve insan hakları savunucusu olarak susturulma hedefiyle” mahkûm edildiği görüşü aktarıldı. AİHM’nin 2019’da açıkladığı karar gereği Kavala’nın “derhal ve koşulsuz serbest bırakılması” ve hakkındaki tüm suçlamaların düşürülmesi talep edildi. AP, aynı davada Kavala ile birlikte yargılanan diğer yedi sanığın da serbest bırakılmaları çağrısında bulundu.

 

AP, Türk hükümetinin AİHM’nin Kavala kararını gecikmeksizin uygulaması için Bakanlar Komitesinden “gerekli önlemleri almasını” istedi. Türkiye’de “özellikle darbe girişimi sonrası” hukuk devletinin ve temel hak ve özgürlüklerin “daimî biçimde kötüleşmesinden” duyulan kaygının da dile getirildiği kararda, Türk makamlarına “insan hakları savunucuları, akademisyenler, gazeteciler, dini liderler ve avukatları yargı aracılığıyla tacize son ver” çağrısında bulunuldu. Karara, Kavala’ya ve benzer durumda olan Türk vatandaşlarına “gerekirse AB içinde siyasi iltica hakkı tanınabileceğine” dair bir madde de eklendi.

 

İstinaf mahkemesi Dink davasında verilen kararları onadı

 

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, Agos gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine yönelik görülen davada verilen kararları hukuka uygun bularak hem Dink ailesi avukatlarının hem de sanıkların tüm istinaf başvurularını reddetti.

 

İstinaf mahkemesi tarafından 28 Nisan 2022 tarihinde oy birliğiyle alınan kararda bazı sanıklar açısından resmî evrakta sahtecilik gibi suçlamalar yönünden kamu davasının yeniden görülmesine hükmedildi. Buna göre, sanıklar Abdullah Dinç ve Ahmet Faruk Aydoğdu hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma”; Mehmet Ali Özkılınç hakkında “suçluyu kayırma”; Faruk Sarı, Hasan Durmuşoğlu, Mehmet Ayhan, Mehmet Uçar, Onur Karakaya, Ali Fuat Yılmazer hakkında “resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek”; Ramazan Akyürek hakkında ise “kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği”, “resmî belgeyi bozma, yok etme veya gizleme” suçları yönünden delillerin yeniden değerlendirilmesi bakımından kamu davasının yeniden görülmesine karar verildi.

 

Mahkeme, Dink ailesi avukatlarının, Celalettin Cerrah, Ahmet İlhan Güler, Reşat Altay, Engin Dinç, Ercan Demir, Muhittin Zenit, Sabri Uzun ve Metin Yıldız’ın da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında verilen beraat kararlarının bozulması talebini reddetti. Dink ailesinin avukatı Hakan Bakırcıoğlu, karara itiraz edeceklerini söyledi.

 

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava 26 Mart 2021 tarihinde karara bağlanmıştı. 78 sanıklı davada eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek’e “tasarlayarak adam öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet verilmiş, toplam 26 sanık çeşitli oranlarda ceza almıştı. Ayrıca 37 sanık beraat etmiş, firari 13 sanığın dosyası ayrılmıştı. Bazı sanıklar hakkında ise düşme kararı verilmişti.

 

54 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde

 

6 Mayıs 2022 tarihi itibarıyla Türkiye’de en az 54 gazeteci ve medya çalışanı tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor.

 

Ayrıntılı listeye bu bağlantıdan erişilebilir.

 

Yukarı