Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Türkiye’de Basın ve İfade Özgürlüğü – 500

Türkiye’de Basın ve İfade Özgürlüğü – 500

"Örgüt adına suç işlemek” maddesine getirilen yeni düzenleme de AYM tarafından iptal edildi; Sadık Toplaoğlu serbest bırakıldı; Dink cinayeti davasında istihbaratçı polislere müebbet hapis cezası 

"Örgüt adına suç işlemek” maddesine getirilen yeni düzenleme de AYM tarafından iptal edildi 

Anayasa Mahkemesi, 2023 yılında anayasaya aykırı bularak iptal ettiği, ancak 8. Yargı Paketi’yle 10 ay önce yeniden düzenlemeye gidilen “örgüt adına suç işleme" maddesini de iptal etti. Böylece, "örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemeyi" hükme bağlayan düzenleme ikinci kez iptal edilmiş oldu. 

AYM ayrıca, "devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar" başlığı altında 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası öngören benzer düzenlemeyi de anayasaya aykırı buldu. Yüksek Mahkeme, TBMM’yi de Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki tespitleri gözeterek bir düzenleme yapmamakla eleştirdi. TBMM’nin, Anayasa Mahkemesi’nin anılan iptal kararındaki tespitler ışığında temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal güvenceler gözetilerek bir düzenleme yapmadığına dikkati çeken AYM kararında, “Bu nedenle kuralların iptal edilen hükümle aynı sonuçları doğuracağı kuşkusuzdur. Bu kapsamda kurallarda yer alan ‘örgüt adına işlenen suç’ ibaresinin belirsiz olduğu ve kuralların kanunilik şartı taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır” değerlendirmesi yapıldı. 

Mahkemeler, altı ay sonra yürürlüğe girecek iptal kararıyla yok hükmünde sayılacak düzenlemeyi uygulayamayacağı için, bu suçtan yargılananların durumu yeniden değerlendirilecek. 

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220 maddesinin 6. fıkrasında yer alan "Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır. Örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır" kuralı, 2023 tarihli Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmişti. Kararda, "kişilerin örgüte üye olmak gibi son derece ağır bir suçtan cezalandırılmalarına neden olur" denilmişti. AYM’nin “somut gerekçeler olmalı” dediği ve "örgüt adına" kavramının belirsizliğine işaret ederek iptal ettiği "‘örgüt adına suç işleme" fiili, 2024 yılında 8. Yargı Paketi ile TCK 220. Madde’nin 6. fıkrasında yapılan yeni düzenlemede, bu kez müstakil bir suç olmuştu. Buna göre, "örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlediği" iddia edilen kişi, ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak, suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilecekti. TCK'nın "devletin güvenliğine karşı suçlar ile anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar" bakımından "silahlı örgüt" maddesini düzenleyen 314. Madde’ye eklenen fıkrayla da kişi ayrıca 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilecekti. 

İptal edilen düzenlemeler şöyle; 

-“Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” 

-“Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” 

JinNews muhabiri Derya Ren gözaltına alındı 

Gaziantep'te yaşanan bir kadın cinayetinin haberini yapmak için Nizip ilçesine giderken 7 Ocak’ta gözaltına alınan JinNews muhabiri Derya Ren, aynı gün serbest bırakıldı.  

Ren, polisler tarafından "şüphe üzerine" alıkonulduktan sonra gözaltına alınmıştı. “Mukavemet” iddiasıyla gözaltına alınan Ren’in ifadesi, “hakaret” suçlamasıyla alındı. Haberde, polislerin Derya Ren’in ablasına küfrettiği ve Ren'in buna tepki gösterdi bilgisi yer aldı. 

Suçlamaları reddeden Derya Ren, "Kimseye hakaret etmedim, aksine görsem teşhis edebileceğim polis, bana hakaret etti. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Bana hakaret eden polis memurunu teşhis etmeyi talep ediyorum" diyerek, kendisine hakaret eden polisten davacı ve şikayetçi olduğunu ekledi.  

Derya Ren ifade işlemleri sonrası serbest bırakıldı. 

Yedi haber sitesine erişim engeli getirildi 

Gazete Patika, ETHA, Mücadele Birliği,  Kızıl Bayrak, Özgür Gelecek, Umut Gazetesi ve Yeni Demokrasi  Gazetesi'ne 8 Ocak 2025 tarihli ve 2025/558 D. İş sayılı Ankara 10. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla erişim engeli getirildi.  

Karar "millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması" gerekçesine dayandırıldı. 

Savcı, Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın yargılandığı davada beraat talep etti 

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 25 Ağustos 2018’de düzenlenen 700. hafta buluşmasında polis müdahalesiyle gözaltına alınan 46 kişinin “kanuna aykırı toplantılara katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” (2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 32/1) suçlamasıyla yargılandığı davanın 14. duruşması 10 Ocak 2025 günü İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü

Mahkeme hakiminin değişmesi nedeniyle bir kısım sanık avukatlarının mazeret bildirerek katılmadıkları duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, üzerlerine atılı suçun maddi unsurları oluşmadığından 46 tanığın ayrı ayrı beraatını istedi.

Sanık avukatlarının mazeretlerini kabul eden mahkeme, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmaların alınması için davayı 14 Mart erteledi.

Hrant Dink ana davası Şubat ayına ertelendi  

Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetiyle ilgili kamu görevlilerinin “tasarlayarak kasten öldürme” (TCK 82) ve “Anayasayı ihlal” (TCK 309) suçlamalarından yeniden yargılandığı davanın dokuzuncu duruşması 10 Ocak 2025 günü İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. 

Tutuklu sanıklar Veysal Şahin, Gazi Günay, Okan Şimşek, Muharrem Demirkale, Osman Gülbel ve Yavuz Karakaya tutuklu bulundukları cezaevinden; tutuksuz sanıklar Mehmet Ayhan, Bekir Yokuş, Mehmet Ali Özkılınç, Onur Karakaya, Ali Öz ve Volkan Şahin ise ikamet ettikleri illerden SEGBİS ile duruşmaya katıldı. Tutuksuz sanık Şükrü Yıldız ve taraf avukatları da salonda hazır bulundu. P24 duruşmayı takip etti. 

Savcı, sanıklara yöneltilen suçlamanın alt ve üst sınırları sebebiyle tutukluluk hallerinin devamını istedi. Mahkeme başkanı, sanıklardan Hasan Durmuşoğlu’nun hastanede olması sebebiyle yalnızca tutukluluk halleriyle ilgili karar vereceklerini söyledi. 

Mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek davayı 7 Şubat tarihine erteledi.

Dink cinayeti davası: Dönemin istihbaratçı polislerine “Anayasayı ihlalden” müebbet  

Hrant Dink cinayeti sanıklarından beşi polis 12 kişinin “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,” (TCK 309) “örgüt üyeliği” (TCK 314) ve “örgüt adına suç işlemek” (TCK 220/6) suçlamalarıyla yeniden yargılandıkları davanın 11. duruşması 10 Ocak 2025 tarihinde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. 

P24 tarafından takip edilen duruşmaya hükümlü sanıklar Ali Fuat Yılmazer, Ramazan Akyürek, Yasin Hayal, Erhan Tuncel, Zeynel Abidin Yavuz ve Tuncay Uzundal tutuklu bulundukları cezaevinden; tutuksuz sanıklar Ersin Yolçu, Ogün Samast ve Adem Sağlam ise ikamet ettikleri illerden SEGBİS aracılığıyla katıldı. 

Önceki celse sunduğu esas hakkındaki mütalaasını tekrar eden savcı, azmettiriciler Ahmet İskender, Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Tuncay Uzundal, Zeynel Abidin Yavuz ve Ersin Yolçu ile tetikçi Ogün Samast hakkında “örgüt adına suç işlemek” suçlamasının zamanaşımından düşürülmesini talep etti. Savcı, dönemin Trabzon TEM şube müdürlüğü görevlisi Adem Sağlam’ın “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “ihmali davranışla kasten öldürme” suçlamaları yönünden beraatını, “örgüt üyeliği” suçundan ise cezalandırılmasını istedi. Savcı, dönemin emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek’in ise “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan cezalandırılmalarını talep etti. 

Esas hakkındaki savunmasını yapan Ali Fuat Yılmazer, “Ogün Samast’ın çarpıtılmış ifadesiyle bizi suçlu gösterdi. Muhittin Zenit’e, ‘seni tahliye ederim’ diyerek ifadesini aldı ve onun muğlak ifadeleri de benim aleyhime kullanıldı. Savcı Gökalp Kökçü kasıtlı bir şekilde benim aleyhime delil oluşturdu. Benim buradaki yargılamam hukuksuzdur. Trabzon Emniyet’ten İstanbul’a gönderilen Şubat 2006 tarihli istihbarat raporunda Dink’e yönelik ses getirici eylem yapılacağı bilgisi vardı. İstihbarat jargonunda ‘ses getirici eylem’ öyle sıradan bir eylem değildir. Hrant Dink’in hedefte olduğu başta İstanbul Valiliği olmak üzere herkes tarafından biliniyordu. Peki İstanbul ne yapmış? Hiç. Bu istihbarat evrakı benden gizlenmiştir. Eğer gizlenmeseydi Koruma Daire Başkanlığı’na yazı yazar Dink’e koruma sağlardım. Ancak ben o dönem Sabri Uzun’la birlikte yurt dışındaydım” dedi. 

Yılmazer, “Savcı Gökalp Kökçü, Doğu Perinçek ve Aydınlık grubunun iddialarını iddianameye çevirdi. Bu ülkede ben de terörist olduysam herkes terörist ilan edilebilir” diyerek savunmasını sonlandırdı. 

Yılmazer’in avukatı esas hakkındaki beyanında, davanın hukuki bir dava olmadığını, tamamen siyasi saiklerle ortaya konulduğunu savunarak atılı suçların unsurlarının oluşmadığını söyledi. 

Son sözü sorulan Ali Fuat Yılmazer, “Benimle ilgili hükmü vakti geldiğinde Allah’ın vereceğine inanıyorum. Son sözüm de budur” dedi. Ramazan Akyürek son sözünde, “Allah’tan korkuyorsanız ona göre karar vermenizi talep ediyorum” ifadelerini kullandı. Erhan Tuncel son sözünde, “Vatan sağolsun demiyorum çünkü bu çetelerden hesap sorulacak” diye konuştu. Sanıklar Zeynel Abidin Yavuz, Tuncay Uzundal, Yasin Hayal, Adem Sağlam, Ersin Yolçu ve Ogün Samast da son söz olarak beraatlarını talep etti. 

Mahkeme, Ahmet İskender, Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Tuncay Uzundal, Zeynel Abidin Yavuz ve Ersin Yolçu ile tetikçi Ogün Samast hakkında “örgüt adına suç işlemek” suçlamasının zamanaşımından düşürülmesine; firari sanıklar Faruk Sarı ve Yahya Öztürk’ün dosyasının ayrılmasına; Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek hakkında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan müebbet hapis cezasına; Adem Sağlam hakkında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “ihmali davranışla kasten öldürme” suçlamaları yönünden beraat, “örgüt üyeliği” suçundan ise 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası verdi. Haklarında düşme kararı verilen sanıkların yurt dışı çıkış yasağının karar kesinleşinceye kadar devamına hükmedildi. 

Savcı eski JinNews Haber Müdürü Safiye Alağaş için ceza istedi 

Safiye Alağaş’ın Jin News Haber Müdürü olduğu dönem yaptığı haberler gerekçe gösterilerek “örgüt üyeliği” (TCK 314) iddiasıyla yargılandığı davanın altıncı duruşması 9 Ocak 2025 günü Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.  

Alağaş’ın katılmadığı duruşmada avukatı Resul Temur ve Pirozhan Karali Güler hazır bulundu.  

SEGBİS sisteminde yüzü ve sesi değiştirilen K8C4B3LITS mahlaslı gizli tanık dinledi. Gizli tanık, Alağaş’ın Diyarbakır ve İstanbul’da Mezopotamya Ajansı ve JinNews'te “sorumlu düzeyde” faaliyet yürüttüğünü ve bu kurumlar arasında iletişim sağlandığını ileri sürdü.   

Savcı, Alağaş hakkında Diyarbakır ve Siirt’te açık olan soruşturma dosyalarının bu dava dosyasıyla bir ilgisinin olmadığını, bu nedenle mahkemenin bu dosyalarının sonucunu beklenmesinden vazgeçilmesini talep etti.  Avukat Temur, bu dosyaların doğrudan bu davayla ilgili olduğunu belirtti. Müvekkilinin Jin News'te yayınlanan haberler nedeniyle bu davada yargılandığını hatırlatarak, Siirt’te açılan soruşturmanın da JinNews'te çıkan haberlerle ilgili olduğuna dikkat çekti.  

Mahkeme, yargılamanın sürüncemede kalmaması için Alağaş hakkında Siirt ve Diyarbakır’da açılan soruşturma dosyaların akıbetinin sorulmasından vazgeçilmesine dair ara karar kurdu.  

Ardından savcı esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu ve atılı suçtan ceza istedi. 

Esas hakkındaki mütalaaya karşı söz alan Alağaş’ın avukatları, mütalaaya ve gizli tanık beyanlarını karşı savunmalarını hazırlamaları için süre istedi.  

Mahkeme talebi kabul ederek davayı 28 Ocak tarihine erteledi. 

Gazeteci İdris Yılmaz’ın yargılandığı davanın reddine karar verildi 

Gazeteci İdris Yılmaz hakkında, “halkı kanunlara uymamaya tahrik” (TCK 217/1), “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” (TCK 216/1) ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (TCK 217/A) suçlamalarıyla açılan davanın ikinci duruşması 9 Ocak 2025 günü Erciş 4. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.

P24 tarafından takip edilen duruşmaya Yılmaz’ın avukatı Hazal Sümeli İstanbul 50. Asliye Ceza Mahkemesinin salonundan SEGBİS ile bağlandı. Yılmaz ise duruşmaya katılmadı. 

Yılmaz hakkında daha önce aynı eylemi nedeniyle Van Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma açılmış ve kovuşturmaya yer yok kararı verilmişti. Yılmaz’ın avukatı Sümeli, kesinleşen kovuşturmaya yer yok kararı gereğince hukuk güvenliği açısından müvekkilinin beraatını talep etti. 

Savcı da kesinleşen kovuşturmaya yer yok kararı nedeniyle davanın reddini talep etti. 

Mahkeme, Van Cumhuriyet Başsavcılığının, aynı eylem nedeniyle Yılmaz hakkında daha önce verdiği kovuşturmaya yer yok kararının kesinleşmesi nedeniyle davanın reddine hükmetti. 

Gazeteci Sadık Topaloğlu tahliye edildi 

Tutuklu gazeteci Sadık Topaloğlu’nun “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması 9 Ocak 2025 günü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. 

P24 tarafından takip edilen duruşmada, tutuklu gazeteci Sadık Topaloğlu ve tutuksuz sanık Mehmet Savaş ile avukatları hazır bulundu. 

Gazeteci Sadık Topaloğlu üzerine atılı suçlamayı reddetti. Topaloğlu, “Dosya tamamen mükerrerdir, 2019 yılında yine gizli tanık Özgür Baran’ın ifadesiyle aynı suçtan yargılandım. İddianamede bana ait olduğu söylenen fotoğrafların bana ait olmadığını emniyet ifademde de söyledim. Erbil’e 2015 yılında tamamen gazetecilik faaliyeti için, röportaj yapmak için gittim. Gittiğimizde bir grup bizi karşıladı ve verdikleri kıyafetleri giymeden Kandil’e giremeyeceğimizi söylediler. Ancak ortalık karışınca bizi apar topar geri gönderdiler ve röportajı da yapamadım” dedi. 

Topaloğlu, “Dosya 2019 yılında yargılanıp 2020 yılında ceza aldığım dosyanın aynısıdır. Ev araması sırasında el konulan not defterim gazetecilik faaliyetlerim sırasında aldığım notlardan ibarettir. Örgüte finansman konusuna gelince, Mehmet Savaş’la aramda para alışverişi olduğu söyleniyor. Mehmet çocukluk arkadaşımdır. Ya borç almışımdır ya borç vermişimdir, öyle yüksek miktarlar ve devamlılığı olan bir hesap hareketliliği söz konusu değildir” diyerek tahliyesini talep etti. 

Tutuksuz sanık Mehmet Savaş da üzerine atılı suçlamayı reddetti ve beraatını istedi. 

Sadık Topaloğlu’nun kardeşi Bilal Topaloğlu tanık olarak dinlendi. Tanık Bilal Topaloğlu, örgüte finansman sağladığı iddia edilen şirketi Mehmet Savaş ve diğer iki çocukluk arkadaşıyla kurduğunu, ağabeyi Sadık Topaloğlu’nun şirketle herhangi bir bağı olmadığını söyledi. 

Topaloğlu’nun avukatları, yargılamanın mükerrer olduğunu belirterek aynı suçlamalardan ikinci kez ceza verilemeyeceğini söyledi. Topaloğlu’nun avukatları, davanın reddini ve müvekkillerinin tahliyesini talep etti. Savcı ise dinlenmeyen tanıkların dinlenilmesini ve Topaloğlu’nun tutukluluk halinin devamını istedi. 

Mahkeme, Topaloğlu’nun tahliyesine karar vererek davayı 6 Mayıs’a erteledi.  

Topaloğlu, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında 13 Temmuz 2024 tarihinde tutuklanmıştı. 

Ramazan Ölçen’in davası Mayıs ayına ertelendi 

Kapatılan Azadiya Welat gazetesinin imtiyaz sahibi Ramazan Ölçen'in, gazetede yayımlanan haber ve yazılar gerekçe gösterilerek “örgüt üyeliği” (TCK 314) iddiasıyla yargılandığı davanın 15. duruşması 8 Ocak 2025 günü Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.  

Mahkeme, yurtdışında yaşayan Ölçen'in ifadesinin alınması için Adalet Bakanlığına yazılan yazıya dönüşü ile Ölçen hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine karar verdi.  

Dava, 21 Mayıs 2025 tarihine ertelendi. 

Gazeteci Pınar Gayıp ve diğer iki kişinin yargılandığı dava Şubat ayına ertelendi 

Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Pınar Gayıp’ın da aralarında olduğu üç kişinin “örgüte üyeliği” (TCK 314) ve “örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçlamalarıyla yeniden yargılandığı davanın beşinci duruşması 8 Ocak 2025 günü İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. 

P24 tarafından takip edilen duruşmada sanıklardan Ferhat Harun Pehlivan’ın avukatı hazır bulundu. Sanıklar ise duruşmaya katılmadı. 

Önceki celse sunduğu esas hakkındaki mütalaasını tekrar eden savcı, sanıklar Gülsen İmre ve Ferhat Harun Pehlivan’ın “örgüt propagandası” suçundan cezalandırılmalarını istedi. Pınar Gayıp’ın devam eden soruşturma ve kovuşturmalarını göz önünde bulunduran savcı, gazetecinin dosyasının ayrılmasını talep etti. 

Mazeretleri ve süre talebini kabul eden mahkeme, davayı 19 Şubat tarihine erteledi. 

Deniz Nazlım, Sibel Yükler ve Yıldız Tar beraat etti 

Diyarbakır’da gazetecilerin tutuklanmasına dair Ankara'da polisin engellediği basın açıklamasında gözaltına alınan gazeteciler Deniz Nazlım, Sibel Yükler ve Yıldız Tar hakkında “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla açılan davanın dördüncü duruşması 7 Ocak 2025 günü Ankara 71. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü

Duruşmaya Nazlım ve Yükler katılmazken, Tar katıldı. Gazetecilerin savunmanlığını avukat Muhammed Ünsal ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan (TİHV) avukat Gulan Çağın Kaleli yaptı. 

Savcı, esas hakkındaki mütalaasını sundu ve atılı suçtan ceza istedi.  

Hâkim, atılı suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle üç gazeteci hakkında da beraat kararı verdi. 

Furkan Karabay’a “yargıda rüşvet” haberi nedeniyle yargılandığı davada hapis cezası 

Gazeteci Furkan Karabay’ın yargıda rüşvet iddialarına ilişkin yaptığı bir haber gerekçe gösterilerek “devletin yargı organlarını aşağılama” (TCK 301) iddiasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması 7 Ocak 2025 günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.  

Duruşmaya Karabay ve avukatı Enes Hikmet Ermaner katıldı. 

Karabay, esas hakkında mütalaaya karşı savunmasında “Devletin yargı organlarını aşağılayan biri varsa terör savcısının odasında lakaytça fotoğraf çektirip sosyal medyasında paylaşıp menfaat devşiren, sözüm ona avukattır. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatımı talep ediyorum” dedi. 

Karabay’ın avukatı Enes Hikmet Ermaner, müvekkilinin gazetecilik yaptığını, yargıdaki rüşvet iddialarının hem gazeteci Tolga Şardan tarafından da kaleme alındığını, hem de İstanbul Adliyesi’nde görev yapan bir savcının Hâkimler ve Savcılar Kuruluna gönderdiği dilekçede yazıldığını söyledi. 

Son savunmanların ardından mahkeme heyeti karar için ara verdi. Aranın ardından heyet Furkan Karabay'ın atılı suçtan 6 ay ceza almasına karar verdi. 

Ceza önce hafifletici neden uygulanarak 5 aya indirildi, bu da daha sonra 4500 TL adli para cezasına çevrildi.

Hazal Ocak’ın tazminat davası ertelendi

Cumhuriyet gazetesi eski muhabiri Hazal Ocak’a, eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından 200 bin TL tazminat talebiyle açılan davanın 11. duruşması 7 Ocak 2025 günü İstanbul 33. Asliye Hukuk Mahkemesinde görüldü.

Mahkeme, aynı haber nedeniyle İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılandığı ceza davasında Ocak’a verilen beraat kararının kesinleşmesinin beklenmesine karar vererek davayı 17 Nisan 2025 tarihine erteledi.

Cengiz Erdinç “yanıltıcı bilgiyi yayma” suçlamasıyla yargılandığı davada beraat etti 

Kısa Dalga yazarı gazeteci Cengiz Erdinç hakkında “yanıltıcı bilgiyi yayma” (TCK 217/A) iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 7 Ocak 2025 günü Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.  

Erdinç'in avukatı Baran Kaya yaptığı savunmada, suçun yasal unsurları oluşmadığı halde polisin Erdinç'in evinde yaptığı aramada 50’ye yakın dijital materyale el koyduğunu, bunun da açıkça gazetecilik faaliyetlerinin engellenmesine yönelik olduğunu belirtti.  

Savcı suçun yasal unsurlarının oluşmadığını belirterek, beraat talep etti.  

Mahkeme, Cengiz Erdinç'in beraatına karar verdi. 

İrfan Uçar’ın “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı dava başladı 

"Örgüt üyeliği” (TCK 314) iddiasıyla 6 Aralık 2024 tarihinde ev baskını ile gözaltına alınan gazeteci İrfan Uçar’ın yargılanmasına 7 Ocak 2024 günü Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinde başlandı

Mahkeme başkanının iddialar hakkında ne söyleyeceği sorulan gazeteci İrfan Uçar, iddianamede kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini belirterek, “1988 yılında bu yana gazetecilik yapıyorum. 35 senelik meslek hayatımda birçok medya kuruluşunda çalıştım. Örgüt üyesi değil, gazeteciyim. Suçlamalar arasında ROJ TV’ye iki gazetecinin öldürülmesi hakkında yaptığım açıklama yer alıyor. Ben, ‘ne söylemediğimi’ çok iyi biliyorum. Yaptığım açıklamada iddianameye konu olacak bir aykırılık yoktu” dedi. 

Mahkeme heyeti, SEGBİS ile duruşmaya katılan gizli tanığın bilgisine başvurdu. Gizli tanık, İrfan Uçar’ın, örgüt talimatı ile hareket edip etmediğini bilmediğini, çalıştığı gazete yönetici pozisyonunda olması nedeniyle talimat almış olabileceğini sandığını söyledi. 

Uçar ve avukatları gizli tanığın ifadesinin geçerli olmadığını kaydettiler. 

Mahkeme heyeti İrfan Uçar hakkındaki yurt dışı çıkış yasağı adli kontrolünün devamına, gizli tanığın mahkemeye getirilmesi için müzekkere yazılmasına, kolluk tarafından el konulan dijital materyallerin akıbetinin sorulmasına ve Uçar hakkında Gaziantep ve Tekirdağ’da açılan soruşturmalar hakkında bilgi alınmasına karar vererek davayı 29 Nisan 2025 gününe erteledi. 

Uçar hakkında hazırlanan iddianamede iki gazetecinin öldürülmesiyle alakalı bir TV kanalına (ROJ) verdiği demeç, ev baskını sırasında el konulan kitaplar ve dijital materyaller, gizli ve açık tanık ifadeleri ile iki yıl süren telefon dinlemeleri ve teknik takip tutanakları suç unsurları olarak öne sürülüyor. 

Eylem Sonbahar, Sema Karakurt ve Metin Cihan’ın davası Nisan ayına ertelendi 

Gazeteciler Eylem Sonbahar, Sema Karakurt ve Metin Cihan’ın “görevi yaptırmamak için direnme” (TCK 265) suçlamasıyla yargılandıkları davanın 22. duruşması 6 Ocak 2025 2024 günü Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.  

Duruşmaya katılan olmadı.  

Dava 21 Nisan 2025 gününe ertelendi. 

En az 32 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde    

Gazeteci Sadık Topaloğlu’nun 9 Ocak’ta tahliye olmasının ardından, 10 Ocak 2025 itibarıyla Türkiye’de en az 32 gazeteci ve medya çalışanı tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor.     

Ayrıntılı listeye bu bağlantıdan erişilebilir. 

Yukarı