Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Öznur Değer tahliye edildi; Lütfiye Burcu Kara'ya beraat; İsmail Arı hakkında soruşturma; Naci Sapan’a para cezası
Öznur Değer’e karşı “cinsiyetçi hakaret” soruşturmasında takipsizlik kararı
JinNews Haber Müdürü Öznur Değer’in kendisine cinsiyetçi hakaretlerde bulunduğu iddiasıyla polis hakkında yaptığı suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmada takipsizlik kararı verildi.
Midyat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında olay anına ilişkin olduğu belirtilen ve sosyalmedya platformu X’te “@dgroznur” ile “@PerspectifNews” hesaplarından paylaşılan video kayıtları incelendi. Savcılığın hazırladığı CD inceleme tutanağında, polis tarafından sarf edilen cinsiyetçi hakaretin videolarda yer almadığı öne sürüldü. Kararda, Öznur Değer’in iddialarının somut delillerle desteklenmediği, video görüntülerinde şikâyeti doğrulayan herhangi bir temas ya da söylemin tespit edilemediği öne sürülerek, kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüphenin oluşmadığına karar verildi.
Kuzey ve Doğu Suriye’deki gelişmeleri takip eden gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin, 19 Aralık 2024 tarihinde Suriye'de SİHA saldırısında hayatlarını kaybetmişti. Öznur Değer, gazeteciler için Mardîn’de kurulan taziyede 22 Aralık’ta gerçekleştirilen yürüyüşü takip ettiği esnada bir polisin cinsiyetçi küfür ve hakaretlerine maruz kaldığını belirtmişti.
İsmail Arı hakkında soruşturma açıldı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, BirGün muhabiri İsmail Arı hakkında soruşturma açtı.
Soruşturmanın Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nda görevli bir savcı tarafından yürütüldüğü öğrenildi.
Soruşturma kapsamında ifade vermek istediğini belirten Arı’nın ifadesi alınmadı, “Dosyada gizlilik kararı olduğu” bildirildi.
Dört gazeteci “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” şüphesiyle ifadeye çağırıldı
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Selman Çiçek ile gazeteciler Heval Önkol, Dilan Kartal ve Hividar Önver, 20 Aralık 2024 günü Diyarbakır'da DFG binası önünde gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin'in öldürülmesini protesto ettikleri gerekçesiyle 21 Mayıs günü ifadeye çağrıldı.
“2911 No'lu Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” şüphesiyle Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde ifade veren Çicek ve Önkol, Daştan ve Bilgin’in gazeteci olduğunu ve kimliği ne olursa olsun gazetecilerin öldürülmesini kabul etmeyeceklerini söyledi.
Gülistan Dursun hakkında "örgüt propagandası" iddiasıyla soruşturma açıldı
Gazeteci Gülistan Dursun, Federe Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde 23 Ağustos 2024 tarihinde gazeteciler Gülistan Tara ve Hero Bahadîn’in SİHA ile öldürülmesini protesto etmek için katıldıkları basın açıklaması nedeniyle 23 Mayıs'ta ifadeye çağırıldı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğünde “örgüt propagandası” (TMK 7/2) iddiasıyla ifade veren Dursun, 26 Ağustos 2024 tarihinde Şişhane Meydanı’nda gazetecilerin yaptığı açıklamaya katılmakla suçlandı.
Dursun hakkında aynı zamanda söz konusu basın açıklamasında “Gurbetelli’nin (Ersöz) Bükülmeyen Kalemiyiz” dövizini taşıması da suçlama konusu yapıldı.
Diren Yurtsever’in beraat kararına itiraz
Gazeteci Diren Yurtsever'in yargılandığı davada verilen beraat kararına karşı istinaf başvurusunda buluulndu.
Gazeteci Yurtsever, Mezopotamya Ajansı’nda (MA) Yazı İşleri Müdürlüğü görevi yaptığı sırada ajansta yayınlanan “Kobanê iddianamesinde çelişen tanık beyanları” ve "Kobanê Davası’nda itirafçılar dinlenecek” başlıklı haberleri gerekçe gösterilerek “muhbirlerin hüviyetlerini açıklamak veya yayınlamak” (TMK/6) iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşmasında beraat etmişti. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi “suçun maddi unsurlarının oluşmadığına” hükmetmişti.
Savcı, beraat kararını usul ve esas yönünden kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, dosyanın istinafa götürülmesini talep etti. Savcı, Baran'dan "tanık" olarak bahsederek, Yurtsever'in “muhbirlerin hüviyetlerini açıklama suçu” iddiasıyla cezalandırılmasını istedi.
Öznur Değer tahliye edildi
Mardin’in Kızıltepe ilçesinde ailesinin evine 7 Şubat'ta yapılan baskınla darp edilerek gözaltına alınan ve aynı gün "örgüt propagandası" iddiasıyla tutuklanan JinNews Haber Müdürü Öznur Değer hakkında açılan davanın ilk duruşması 22 Mayıs 2025 günü Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Gazeteci Değer duruşmaya, tutuklu bulunduğu Erzincan Kadın Kapalı Cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı, avukatları ise duruşma salonunda hazır bulundu.
Mahkeme heyeti, Değer’in Kürtçe savunma yapma talebine cevaben, ücretinin kendisi tarafından karşılanması koşuluyla tercüman hazırlayacaklarını belirtti. Bunun üzerine Değer, anadilinde savunma yapmanın bir maliyet karşılığında olamayacağını söyleyerek, tepki gösterdi. Ardından Kürtçe tercüman getirilerek, savunmaya geçildi. Kendi şahsında tüm kadınlar ve gazetecilerin yargılandığını söyleyen Öznur Değer, "Ben başlatılan soruşturma sürecinden bu yana, bunun bir intikam dosyası olduğunu söylüyorum" dedi.
Mahkeme Başkanı Öznur Değer'in savunmasına müdahale ederken, avukat Erdal Kuzu savunmaya müdahale edilemeyeceği hatırlatması yaptı.
Öznur Değer, "Suç olarak gördüğünüz ve okuduğunuz paylaşımların yüzde 80'ni yayınlanan haberlerdir. Paylaşımlar bana aittir. Yapmış olduğum paylaşımlardan kaynaklı 2022'de hakkımda soruşturma açıldı. O soruşturmada takipsizlik kararı verildi. Ama bugün bu paylaşımlar iddianameye eklenmiş. Takipsizlik kararını kaldıran hakimlik ile tutuklama kararımı veren hakimlik aynı. Bu da yaşanan hukuksuzluğu gösteriyor" diye konuştu.
Savcı mütalaa vererek Değer'e "örgüt propagandası" suçlamasından ceza verilmesini ve tahliye edilmesini talep etti.
Mahkeme başkanı, Öznur Değer'in tahliye edilmesine, hakkında yurtdışı yasağı ve adli kontrol şartı konulmasına karar vererek, davayı 21 Ekim 2025 gününe erteledi.
Tolga Şardan'ın davası Kasım ayına ertelendi
T24 yazarı Tolga Şardan hakkında “yargıda yolsuzluk” iddialarına ilişkin haberleri gerekçe gösterilerek “yanıltıcı bilgiyi yayma” (TCK 217/A) ve “devletin yargı organlarını alenen aşağılama” (TCK 301) suçlamasıyla açılan davanın üçüncü duruşması 22 Mayıs 2025 günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Şardan’ın katılmadığı duruşmada avukatları hazır bulundu. P24 duruşmayı takip etti.
Savcı önceki celse sunduğu esas hakkındaki mütalaasını tekrar ederek, Şardan’ın üzerine atılı “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlarından cezalandırılmasını istedi.
Şardan’ın avukatı Mustafa Gökhan Tekşen esasa karşı beyanında, “Türkiye’deki ikili hukuk sistemi devam ediyor. Cem Küçük isimli gazeteci sanatçılar hakkında ‘ifadeye çağırılacaklar’ ifadesinde bulundu. Ancak gerçeği yansıtmayan beyanlarına rağmen kendisi hakkında bir soruşturma ve kovuşturma yapılmadı” dedi.
Av. Tekşen, “Gazetecinin haber kaynağını göstermemesi bir suç değil aksine uluslararası norma dayalı hakkıdır. Yazının yayımlanması halk arasında korku ve paniğe yol açmamış, dolayısıyla suçun unsurları oluşmamıştır” diyerek beraat talep etti.
Şardan’ın avukatlarından Özlem Günel Tekşen de, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma maddesi son derece muğlaktır. Bu nedenle bu suçlama yönünden yargılanan pek çok gazeteci maddenin uygulanmazlığı nedeniyle beraat etmiştir. Davaya konu yazının, adli makamlara karşı güvenin sarsıldığı bir dönemde güvenin yeniden tesisi için kaleme alınan bir yazı olduğu açıktır” dedi ve beraat talep etti.
Mahkeme, dava konusu yazıda bahsi geçen hakim ve savcılar hakkında yürütülen soruşturmanın akıbetinin sorulmasına karar vererek davayı 20 Kasım 2025 gününe erteledi.
Merdan Yanardağ'ın davası Eylül ayına ertelendi
Tele 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın, "Düzenin mafyalaşması" başlıklı köşe yazısı gerekçe gösterilerek, “Türk Milletini aşağılamak” (TCK 301) suçlamasıyla yeniden yargılandığı davanın ikinci duruşması 22 Mayıs 2025 günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Yanardağ’ın katılmadığı duruşmada avukatı hazır bulundu. P24 duruşmayı takip etti.
Önceki celse sunduğu esas hakkındaki mütalaasını tekrar eden savcı, Yanardağ’ın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasını istedi.
Yanardağ’ın avukatı Bilgütay Hakkı Durna esasa karşı beyanında, “Yazı devleti değil tamamen AKP iktidarını eleştiriyor. Konuşma bir bütün olarak kapitalizmin içinden geçtiği süreçten bahseden bir siyasi analiz yazısı. Düzenin mafyalaşması siyasi terminolojide yer alan bir kavramdır. Kanuna göre eleştirme açıklamaları suç oluşturmaz. Suçun unsurları oluşmamıştır” diyerek beraat talebinde bulundu.
Mahkeme, Yanardağ’ın avukatının celse arasında sunduğu savunma dilekçesinin değerlendirilmesi için davayı 25 Eylül 2025 gününe erteledi.
Tayip Temel’in de arasında olduğu 38 sanıklı dava Aralık ayına ertelendi
Eski HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve gazeteci Tayip Temel’in de arasında olduğu 38 kişinin, “örgüt kurmak ve yönetmek” (TCK 314/1) suçlamasıyla yeniden yargılandığı davanın 14. duruşması 22 Mayıs 2025 günü Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Duruşmaya sanıklar katılmazken, bazı sanık avukatları salonda hazır bulundu.
Mahkeme, iki sanık hakkındaki yakalama kararlarının infazının beklenmesine ve yurtdışındaki ifade işlemlerinin gerçekleştirilmesine hükmetti. Dava 23 Aralık 2025 gününe ertelendi.
Tayip Temel, Azadiya Welat gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni olduğu dönemde, Diyarbakır’da KCK adı altında düzenlenen operasyon kapsamında 8 Ekim 2011’de tutuklanmıştı. Hakkında “örgüt kurmak ve yönetmek” suçlamasıyla iddianame hazırlanmıştı. Yaklaşık üç yıl tutuklu kalan Temel, 1 Temmuz 2014’te tahliye edilmişti.
2017 yılında sonuçlanan davada Temel, 18 yıl hapis cezasına çarptırılmış ancak Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2019 yılında kararı bozarak Temel’in eylemlerinin “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmişti. Temel’in dosyası, KCK ana davasındaki sanıklarla birleştirilmişti. Yeniden görülen davada, toplam 38 kişi “örgüt kurmak ve yönetmek” ve “örgüt üyeliği” suçlamalarıyla yargılanıyor.
Lütfiye Burcu Kara “örgüt üyeliği” suçlamasından beraat etti
Mücadele Birliği gazetesi muhabiri Lütfiye Burcu Kara'nın "örgüt üyeliği" (TCK 314/2) iddiasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması 22 Mayıs 2025 günü İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Kara ve avukatı Şule Arslan duruşmada hazır bulundu.
Kara’nın avukatı Şule Arslan, “Yapılan incelemelerin de gösterdiği gibi müvekkilim gazetecidir ve yaptığı haberler suç sayılamaz. Tanık beyanları da soyut iddialardan ibarettir” diyerek, müvekkilinin beraatını istedi.
Savcı da önceki celsede esas hakkındaki mütalaasını sunarak beraat istemişti.
Mahkeme, gazetecinin beraatına hükmetti.
Cihat Polat’ın yaptığı haber nedeniyle yargılandığı dava Kasım ayına ertelendi
Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti (KOGACE) üyesi ve Kocaeli gazetesi muhabiri Cihat Polat ve bir diğer sanığın dört ayrı suçlamayla yargılandığı davanın ilk duruşması 20 Mayıs 2025 günü Kocaeli 12. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Polat ve avukatı Başar Değer duruşmada hazır bulundu.
Polat yaptığı savunmada, “Beş yıldır Kocaeli'de gazetecilik yapıyorum. Sarı Basın kartı sahibiyim. Nazım Bey'in ifşalarını paylaşmasını üzerine video olarak haber yaptım. Duvardan atlama gibi bir durum yoktu. Herhangi bir sınır yoktu. İddiaları olduğu gibi haberleştirdim. Haberimi gazeteye gönderdiğimde Jandarmaların gazeteye geldiğini öğrendim. Daha sonra Jandarma tarafından gözaltına alındım. Gitmeden önce yapının kime ait olduğunu biliyordum. Haber değeri taşıyacağını düşündüm. Yapının yanından geçerek görüntü kaydı almaya başladım. Söz konusu yerde inşaat faaliyetleri devam ediyordu" dedi.
Mahkeme heyeti davaya konu olan alanın orman idaresine sorulmasına karar verdi. Dava 13 Kasım 2025 gününe ertelendi.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde gözaltına alınan ve, daha sonra serbest bırakılan Polat, AKP Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu'nun danışmanı ile ilgili “tarım arazisine usulsüz imar” iddialarına ilişkin yaptığı haber nedeniyle yargılanıyor.
Naci Sapan’a “hakaret” davasında para cezası
Tigris Haber Yayın Koordinatörü ve yazarı Naci Sapan'ın "Kayyımlar, kayyımcıklar!" başlıklı köşe yazısı gerekçe gösterilerek "hakaret" (TCK 125) suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması 20 Mayıs 2025 günü Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Sapan ve avukatı duruşmada hazır bulundu.
Mahkeme, Sapan'a atılı suçtan 472 gün adli para cezası verdi. Hâkim bu cezayı 9440 TL para cezasına çevirerek erteledi.
Yelda Çiçek’in yeniden yargılandığı dava ertelendi
Gazeteci Yelda Çiçek’in Diyarbakır’da 2019 kayyum protestolarında haber takibi sırasında gözaltına alınıp “2911 Sayılı Toplantı Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet" iddiasıyla yeniden yargılandığı davanın ilk duruşması 20 Mayıs 2025 günü Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Mahkeme, ifadesi alınmayan sanıkların ifadelerinin alınması için avukatlarına gelecek celseye kadar süre verilmesine hükmederek, davayı 27 Mayıs'a erteledi.
Mehmet Şah Oruç’un “terör” suçlamalarıyla yargılandığı dava ertelendi
Gazeteci Mehmet Şah Oruç hakkında "örgüt üyeliği” (TCK 125) ve “örgüt propagandası” (TMK 7/2) iddialarıyla açılan davanın üçüncü duruşması 20 Mayıs 2025 günü Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Duruşmaya Oruç katılmazken, avukatı Resul Temur mazeret bildirdi.
Dava 14 Ekim 2025 gününe ertelendi.
Diyarbakır merkezli yürütülen soruşturma kapsamında 25 Nisan 2023’te gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Oruç, 31 Ekim 2023’te tahliye edilmişti.
Evrensel gazetesine açılan tazminat davası Eylül ayına ertelendi
Evrensel gazetesi hakkında Uluslararası Savunma Danışmanlık Şirketi (SADAT) kurucusu Adnan Tanrıverdi’nin şikâyeti üstüne “kişilik haklarını ihlal” iddiasıyla açılan 15 bin TL değerindeki tazminat davasının üçüncü duruşması 20 Mayıs 2025 günü İstanbul Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görüldü.
Gazetenin avukatı Devrim Avcı duruşmada hazır bulundu.
Mahkeme, tarafların esas hakkında beyanlarını hazırlamaları için davayı 23 Eylül 2025 gününe erteledi.
En az 31 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde
Öznur Değer’in serbest bırakılmasının ardından, 23 Mayıs 2025 günü itibarıyla, Türkiye’de en az 31 gazeteci ve medya çalışanı tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor.
Ayrıntılı listeye bu bağlantıdan erişilebilir.
