Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


ETHA’ya polis baskını: Dört gazeteci tutuklandı; İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Gün hakkında “casusluk” iddianamesi hazırlandı; AYM, Anadolu Ajansı'nı kusurlu buldu; RTÜK’ten TELE 2 Haber'e lisans için süre
ETHA’ya polis baskını: Dört gazeteci tutuklandı
Ezilenlerin Sosyalist Partisine (ESP) ve kurumlarına yönelik 3 Şubat’ta 22 kentte, “örgüt üyeliği” iddiasıyla operasyon yapıldı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 96 kişinin gözaltına alındığını belirtti.
ESP’nin yanı sıra Sosyalist Kadın Meclisi (SKM), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Etkin Haber Ajansı (ETHA), DİSK/Limter-İş, Polen Ekoloji ve BEKSAV’a da operasyon düzenlendi.
ETHA’nın ekipmanlarına el konulduğu öğrenilirken aynı saatlerde ajansın dijital hesaplarına erişim engeli getirildi. Baskında ETHA muhabirleri Nadiye Gürbüz, Pınar Gayıp, Elif Bayburt, Müslüm Koyun ve Züleyha Müldür gözaltına alındı.
5 Şubat’ta Çağlayan Adliyesi’ne sevk edilen ve aralarında gazeteci, siyasetçi ve aktivistlerin de bulunduğu 56 kişi, savcılık ifadesi dahi alınmadan tutuklama istemiyle İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.
Hakimlik sorgularının ardından ETHA editörleri Pınar Gayıp, Elif Bayburt, ETHA muhabirleri Nadiye Gürbüz, Müslüm Koyun ve ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni’nin de olduğu 47 kişinin tutuklanmasına, dokuz kişinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verildi. ETHA muhabiri Züleyha Müldür de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Hakimlik 47 kişi için tutuklama kararına, “delillerin henüz toplanmamış olmasını, kaçma ve saklanma şüphesi” oluşu iddialarını gerekçe gösterdi.
İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Gün hakkında “casusluk” iddianamesi hazırlandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu'nun danışmanı ve kampanya direktörü Necati Özkan, TELE1'in tutuklu Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün hakkında “siyasal casusluk” şüphesiyle iddianame hazırladı.
İddianamede Ekrem İmamoğlu “örgüt lideri” sayılıyor. Hüseyin Gün’den ele geçirilen belgeler de iddianamenin merkezinde yer alıyor.
Savcılık, soruşturmaya 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan bir ihbarla başladığını aktardı. İhbarı yapan kişi, Gün’ün İsrail, İngiltere ve ABD lehine ajanlık faaliyetleri yürüttüğünü, görüşmelerini kriptolu telefonlar üzerinden yaptığını iddia etti. Ancak Merdan Yanardağ'a para verdiği iddia edilen ve Hüseyin Gün'ün "mommy" olarak adlandırdığı Seher Alaçam hakkındaki soruşturma, Alaçam’ın hayatta olmaması nedeniyle takipsizlik kararı ile kapatılmıştı.
Savcılık, MASAK raporuna dayanarak Hüseyin Gün’ün herhangi bir ticari faaliyeti olmamasına rağmen yurt içi ve yurt dışından yüksek tutarlı para transferleri yaptığını iddia etti. Rapora göre, Gün hesaplarından toplam 85 milyon lira nakit çekildi; savcılık bu paranın kullanımına dair bir alım-satım kaydı bulunmadığını belirtti.
İddianamede savcılık, Hüseyin Gün’ün Orta Doğu ülkeleriyle ilgili analizleri İngiltere Başkonsolosluğu’na sunduğunu, Afganistan ve Libya hakkında istihbari bilgi paylaştığını öne sürdü.
Savcılık, Gün’ün beyanında Piiq adlı bir şirkete sahip olduğunu, ortağının eski bir istihbarat görevlisi olduğunu kabul ettiğini aktardı.
Savcılık iddianameyi İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.
AYM, Anadolu Ajansı'nı kusurlu buldu
Anayasa Mahkemesi (AYM) Anadolu Ajansı’nın (AA) 2019’daki yerel seçim sonuçlarını abonelere aktarırken yapılan veri kesintisini, hak ihlali saydı. KRT Televizyonu’nun yaptığı bireysel başvuruda, seçim yayınını kesen AA’nın, “edimini gecikmeli ifa ettiği ve bu yönüyle kusurlu olduğu” sonucuna varan Yüksek Mahkeme, “Ayrıca veri akışındaki yaklaşık 13 saatlik kesintinin oy sayımının en kritik aşamalarında yaşandığı, bu durumun başvurucunun yayıncılık faaliyetini etkileyebilecek nitelikte olduğu da açıktır” tespitini yaptı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde CHP adayı Ekrem İmamoğlu ile AKP adayı Binali Yıldırım arasında büyük çekişmenin yaşandığı 2019 yerel seçimleri sırasında Anadolu Ajansı'nın, İmamoğlu'nun öne geçmesi üzerine seçim sonuçlarını aktarmayı kestiği iddia edilmişti. 13 saati bulan veri kesintisi büyük tartışmalara neden olmuş, AA yönetimi gece yarısı "YSK'dan veri akışı olmadığı için yayın veremiyoruz" şeklinde açıklama yapmıştı. Dönemin YSK Başkanı Sadi Güven'in bu açıklamayı yalanlaması, AA'ya yönelik tepkileri arttırmıştı. Ajans ile veri yayını sözleşmesi yapan televizyon kanalları da izleyicilerine AA verilerini uzun süre aktaramamıştı. Bu nedenle itirazlarını dile getiren televizyon kanalları arasında bulunan KRT televizyonu, konuyu yargıya taşımıştı.
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen davada, mahkeme dosyayı, bir mali müşavir ve bir bilgisayar mühendisinden oluşan iki kişilik bilirkişi heyetine iletmişti. Bilirkişi, AA’nın “siber saldırı” gerekçesinin teknik olarak saptanamadığını raporlamıştı. Bilirkişi raporunda, AA’nın, "siber saldırı altında olması nedeniyle veri akışını gecikmeli sağladığı ve bunun mücbir sebep teşkil ettiği" yönündeki iddiası incelendi ve AA’nın bu iddiasının teknik olarak saptanamadığı ifade edilmişti. Mali yönden yapılan değerlendirmede ise başvurucunun AA'dan aldığı hizmetin gecikmeli de olsa ifa edildiği ve tespit edilebilir somut bir zararının bulunmadığına karar veren Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 12 Kasım 2021’de davayı kesin olarak reddetmişti.
KRT televizyonu, davanın kesin olarak reddedilmesinin ardından 13 Aralık 2021’de Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştu. Mahkeme tarafından uyuşmazlığın eksik ifa olarak nitelendirildiğini ancak bu tespitin hatalı olduğunu belirten başvurucu, adil yargılanma hakkı ile ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştü.
Yüksek Mahkeme, Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderdi. Başvurucuya net 2.500 TL manevi tazminat ödenmesine de hükmedildi.
MA, Yeni Yaşam ve JinNews’un sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi
Mezopotamya Ajansı’nın (MA) X hesabına Türkiye’de erişim engeli getirildi. 263 bin takipçisi bulunan hesabın hangi gerekçeyle erişeme engellendiğine dair ise bir açıklama bildirilmedi.
Yine MA'nın 148 bin takipçiye sahip YouTube kanalı da Türkiye'nin talebi üzerine erişime kapatıldı.
Ayrıca JinNews’un ve Yeni Yaşam gazetesinin X hesaplarına da erişim engelli getirildi. Yeni Yaşam’ın son bir ay içinde web sitesine iki kez erişim engeli getirilmişti.
RTÜK, TELE 2 Haber'e süre verdi: Başvuru yapılmazsa erişim engeli isteyecek
Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), TELE 2 Haber'in 72 saat içerisinde başvuru yapmaması halinde Youtube'dan erişim engeli isteyecek.
RTÜK, TELE 2 Haber için çifte lisans kararı aldı. Buna göre TELE2 Haber, 72 saat içerisinde lisans başvurusu yapmazsa RTÜK erişim engeli isteyecek.
Kurul daha önce de Fatih Altalylı, Flu TV, Cumhuriyet TV ve BirGün TV'nin lisans başvurusu yapması için süre vermişti.
TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın tutuklanması ve kanala kayyum atanmasının ardından, TELE 1’den istifa eden gazeteciler, TELE 2 Haber ismiyle yeni bir platform kurduklarını duyurmuştu. TELE 2 Haber, Youtube kanalı üzerinden canlı yayınları sürdürüyor.
JinNews Haber Müdürü Öznur Değer hakkında soruşturma
JinNews Haber Müdürü Öznur Değer hakkında, 29 Ocak’ta Van’da Rojava için yapılan yürüyüşe polisin müdahalesini çekip, paylaştığı için “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” (TCK 216) iddiasıyla soruşturma başlatıldı.
Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, Öznur Değer avukatı eşliğinde Van Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü'nde ifade verdi.
Değer, ifadesinin ardından şube müdürlüğünden ayrıldı.
Sedef Kabaş’ın davası Mayıs ayına ertelendi
Gazeteci Sedef Kabaş hakkında, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299) suçlamasıyla açılan davanın dokuzuncu duruşması 5 Şubat 2026 günü Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Kabaş, duruşmaya katılmazken avukatı Selin Sınmaz salonda hazır bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatları, şikâyetlerinin devam ettiğini belirtti. Kabaş’ın avukatı Sınmaz ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Vedat Şorli kararını hatırlatarak, dosya hakkında düşme ya da derhâl beraat kararı verilmesini talep etti.
Hâkim, dosyanın İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen benzer bir davayla bağlantılı olduğunu belirterek, söz konusu dosyanın akıbetinin sorulmasına karar verdi.
Dava 5 Mayıs 2026 tarihine ertelendi.
Yazar Gökhan Yavuzel "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla yargılandığı iki davada da beraat etti
Yazar Gökhan Yavuzel’in “Cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299) suçlamasıyla yargılandığı iki davanın duruşmaları 5 Şubat 2026 günü günü Şanlıurfa 16. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Yavuzel her iki davada da beraat etti.
Nefes muhabiri Nisanur Yıldırım’ın “kamu görevlisine hakaret” davası başladı
Nefes gazetesi muhabiri Nisanur Yıldırım'ın "Bakanın şirketine 150 milyon dolar piyango vurdu" haberi nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un şikâyeti üzerine "kamu görevlisine hakaret" (TCK 125/3) suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması 4 Şubat 2026 günü Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Yıldırım'ın katılmadığı duruşmada avukatı Merve Bilgin ile müşteki Ersoy'un avukatı hazır bulundu. P24 duruşmayı takip etti.
Ersoy'un avukatı, şikayetlerinin devam ettiğini belirterek davaya katılma taleplerinin olduğunu söyledi.
Savcı, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için süre talep etti.
Ersoy ve avukatının davaya katılma talebini kabul eden mahkeme, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için davayı 18 Şubat 2026 gününe erteledi.
Haberin ayrıntıları için tıklayın.
Perihan Sevda Erkılınç davasında dosya yetki krizi nedeniyle Yargıtay’a gönderildi
“Örgüt üyeliği” (TCK 314/2) suçlamasıyla yargılanan gazeteci Perihan Sevda Erkılınç hakkında açılan davanın hangi mahkemede görüleceği netleşmedi. İstanbul ve İzmir ağır ceza mahkemeleri arasındaki yetki krizi sürerken, dosya bu kez yetki sorununun çözülmesi için Yargıtay’a taşındı.
Erkılınç hakkında İstanbul’daki soruşturma sürerken, İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesinde aynı suçlamayla başka bir dava devam ediyordu. Bu nedenle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma aşamasındayken dosyayı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına göndermişti. İzmir Başsavcılığı, devam eden dava ile birleştirme talebiyle iddianame düzenlemiş, ancak İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesi bu talebi reddetmişti.
İtiraz sürecinin ardından dosya İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesine tevzi edildi. Mahkeme, 12 Kasım’da görülen duruşmada birleştirme kararını yeniden gündeme getirdi. Sanık Perihan Sevda Erkılınç’a yöneltilen suçlamaların niteliği ve dosyalardaki mevcut delil durumu dikkate alındığında, “silahlı örgüt üyeliği” suçlamasının kapsamı gereği delillerin birlikte değerlendirilmesinin hukuken zorunlu olduğu belirtildi.
Bu nedenle davaların birlikte görülmesi gerektiğine hükmeden İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın hukuki durumunun buna göre belirlenebilmesi için dosyaların birleştirilmesini önerdi. Mahkeme, bu amaçla İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesinden birleştirme için muvafakat vermesini talep etti.
Ancak, İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesi bu talebi ikinci kez reddetti. Bunun üzerine İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyanın İzmir’deki dava ile birleştirilmesi talebiyle Yargıtay 5. Ceza Dairesine başvurdu. Süreç yetki krizinin aşılması için Yargıtay aşamasına taşınırken, İzmir’deki dava kendi seyrinde devam ediyor.
En az 32 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde
Gazeteciler Nadiye Gürbüz, Pınar Gayıp, Müslüm Koyun ve Elif Bayburt’un tutuklanmalarının ardından, 6 Şubat 2026 günü itibarıyla Türkiye’de en az 32 gazeteci ve medya çalışanı tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor.
Ayrıntılı listeye bu bağlantıdan erişilebilir.
