Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


İsmail Arı tutuklandı; Furkan Karabay’ın ev hapsi ve yurtdışına çıkış yasağı kaldırıldı; Ali Ergin Demirhan hakkında verilen hapis cezası artırıldı; AİHM bir kez daha Osman Kavala için toplandı
İsmail Arı tutuklandı
Gazeteci İsmail Arı, "yanıltıcı bilgiyi yayma" (TCK 217/A) suçlamasıyla gözaltına alındıktan sonra 24 Mart’ta tutuklandı.
Arı, 23 Mart günü bayramda aile ziyareti için gittiği Tokat'ın Turhal ilçesinde gözaltına alınmıştı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında Pazar sabahı başkente götürülen Arı, emniyetteki ifadesinin ardından akşam saatlerinde adliyeye sevk edildi. Emniyetteki ifade işlemleri sırasında avukatları aracılığıyla bir mesaj paylaşan Arı, "üç ay önceki bir videosu nedeniyle gözaltına alındığını" söyledi.
Arı, sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Soruşturma dosyasına sosyal medya paylaşımlarının ve eski videolarının da eklenmeye devam edildiğini öne süren Arı, "Sanıyorum ki tutuklanmam için dosya şişirilmek isteniyor" ifadelerini kullanmıştı.
Furkan Karabay’ın ev hapsi ve yurtdışına çıkış yasağı kaldırıldı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması kapsamında "yanıltıcı bilgiyi yayma" (TCK 217/A) iddiasıyla 23 Ocak’ta gözaltına alınan ve adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakılan gazeteci Furkan Karabay hakkında yeni bir karar verildi.
23 Ocak'tan bu yana ev hapsinde olan Karabay hakkındaki "konutu terk etmeme” ve 'yurtdışı çıkış yasağı' şeklindeki adli kontrol kararları, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca re’sen kaldırıldı.
Ali Ergin Demirhan hakkında Charlie Hebdo haberi nedeniyle verilen hapis cezası artırıldı
Sendika.Org yayın kurulu üyesi Ali Ergin Demirhan hakkında 2015’te yayımlanan Charlie Hebdo haberi gerekçe gösterilerek “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” (TCK 216) suçlamasıyla verilen hapis cezası, 24 Mart günü İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmanın sonunda 3 ay 22 günden 5 aya yükseltildi.
Sendika.Org’da 2015’te yayımlanan Charlie Hebdo haberi gerekçe gösterilerek, Yayın Kurulu Üyesi Ali Ergin Demirhan hakkında açılan davada, İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesince 2015 yılında 3 ay 22 gün hapis cezası verilmişti. Bu karara yapılan itiraz üzerine dosya İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinde yeniden ele alınmıştı.
Duruşmada savunma yapan Demirhan’ın avukatı Tuba Güneş, "Karikatürde gözü yaşlı Müslüman erkek çizimi 'Bu katliam Müslümanların işi değildir, katliamın Hz. Muhammed adına işlendiğini kabul etmiyoruz' demektedir. Daha da açıkça söylemek gerekirse, karikatür Müslümanları ya da Hz. Muhammed'i aşağılamamakta, onları kendi yasına ortak etmektedir. Karikatürden Hz. Muhammed'e hakaret edildiğini anlamak mümkün değildir” dedi.
Güneş, içeriğin Anayasa Mahkemesi tarafından ifade özgürlüğü olarak nitelendirildiğini anlatarak, “Dosyamız ile aynı olay, aynı konu, aynı suçlamaya ilişkin cezayı Yargıtay bozmuştur. Söz konusu haberin, ifade özgürlüğünü kullanan başka bir yayının içeriğini aynen yayımlamakla, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve haber verme hakkının kullanımından ibaret olduğu sonucuna varılacaktır” şeklinde savunma yaptı.
Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme, 24 Mart’taki duruşmada Demirhan'a verilen cezayı 5 aya çıkardı.
Avukat Güneş, mahkemenin AYM, Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarını dikkate almadığını, ayrıca sekiz yıllık dava zamanaşımı süresinin de dolduğunu savunarak, karara itiraz edeceklerini bildirdi.
Charlie Hebdo dergisinde, Hz. Muhammed'in konu edildiği hakaret içerikli karikatürler yayımlandığı gerekçesiyle 2015 yılında Paris’te Charlie Hebdo ofisine düzenlenen saldırıda 12 kişi hayatını kaybetmişti. Saldırının ardından dergi, “Her şey affedildi” başlığıyla yayımlanan sayısında yeni bir kapak kullanmıştı. Türkiye'de de bazı internet siteleri bu sayının Türkçe çevirisiyle hazırlanan nüshasına yer vermiş, söz konusu içeriklere kısa süre içinde erişim engeli getirilmişti.
Derginin bu kapağının Türkçe çevirisini kullandığı için erişim engeli getirilen Sendika.Org internet sitesinin Yayın Kurulu Üyesi Ali Ergin Demirhan hakkında dava da açılmıştı.
Demirhan'ın, AYM'ye yaptığı bireysel başvuruda, internet sitesine erişimin tümüyle engellenmesi nedeniyle basın ve ifade özgürlüğü ihlali kararı verilmiş, kararın ardından ilgili içeriklere yönelik engeller kaldırılmıştı.
Diyarbakır’da gazeteci Abdullah Akyol’a saldırı
Gazeteci Abdullah Akyol, 24 Mart 2026 tarihinde On Gözlü Köprü civarında çekim yaptığı sırada, bölgedeki bir işletmenin çalışanları ve sahipleri olduğu iddia edilen yaklaşık 10 kişilik bir grubun saldırısına uğradı. Kafasına ve koluna aldığı darbeler sonucu yaralanan Akyol, Sur Çarşı Polis Merkezi Amirliğine giderek saldırganlardan şikayetçi oldu.
Akyol, emniyette verdiği ifadesinde, Dicle Nehri'ndeki su seviyesini görüntülediği sırada 60-65 yaşlarında bir şahsın, kendisini kolundan tutarak "Sen bizim namusumuza nasıl leke getirirsin, kafeyi hedef göstermişsin" diyerek zorla bir işletmenin mutfak bölümüne götürüldüğünü, burada hakaret ve tehdide maruz kaldığını aktardı.
Haberin ayrıntıları için tıklayın.
Haber takibi sırasında gözaltına alınan üç gazeteci hakkında dava açıldı
Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Zeynep Durgut, JinNews muhabiri Derya Ren ve Ajansa Welat muhabiri Mahmut Altıntaş’ın da bulunduğu 28 kişi hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” (TCK 265) ve “kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddiasıyla iddianame hazırlandı.
Silopi Cumhuriyet Başsavcısı tarafından hazırlanan iddianame, Silopi Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Davanın ilk duruşması 13 Mayıs 2026 günü görülecek.
Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Zeynep Durgut JinNews muhabiri Derya Ren ve Ajansa Welat muhabiri Mahmut Altıntaş, Barış Anneleri Meclisi üyesi kadınların “Savaşa hayır barış hemen şimdi” talebiyle 15 Ekim 2024 tarihinde Şırnak’ta başlattığı eylemin haber takibini yaptıkları sırada darp edilerek gözaltına alınmıştı. Polis ve asker müdahalesi sonucu, gazeteciler dışında biri çocuk 25 kişi de gözaltına alınmıştı.
Hakan Tosun cinayetinde şüpheliler için müebbet hapis istemi
Gazeteci Hakan Tosun'un, İstanbul'un Esenyurt ilçesinde öldürülmesiyle ilgili iddianame tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, iki sanık için ağırlaştırılmış "kasten insan öldürme" (TCK 81) suçlamasıyla müebbet hapis cezası istendi. İddianameyi kabul eden Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi, ilk duruşma tarihini 6 Mayıs olarak belirledi.
Tosun, 11 Ekim 2025 günü darp edilmiş halde yolda bulunarak hastaneye kaldırılmış ve beyin kanaması nedeniyle yoğun bakımda tedavi altına alınmıştı. Üzerinde kimlik veya belge bulunmayan Tosun, baygın halde hastaneye kaldırılmış ancak ailesine ulaşılamamıştı.Gazeteci Tosun, 14 Ekim’de hayatını kaybetmişti.
AİHM bir kez daha Osman Kavala için toplandı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bir kez daha Osman Kavala için toplandı.
AİHM'nin temyiz organı olarak görev yapan 17 yargıçlı Büyük Daire'de, Kavala'nın ikinci başvurusunu ele almak üzere 25 Mart günü duruşma yapıldı.
Türk yargıç Saadet Yüksel'in de 17 yargıçlık heyette yer aldığı duruşmaya, AİHM Başkanı Mattias Guyomar başkanlık etti.
Duruşmada Türkiye'yi Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Abdullah Aydın liderliğindeki bir heyet temsil etti.
Osman Kavala ise Prof. Dr. Philip Leach ve Prof. Dr. Başak Çalı liderliğindeki bir heyet tarafından temsil edildi.
Davalı taraf, Kavala'nın tutuklanmasının ana gerekçesi olan Gezi parkı eylemleri konusunda Türk hükümetinin 2013'ten bu yana işlediği tezleri yineledi.
Kavala'nın tutukluluk halinin somut delillere dayalı olduğu vurgusu sıkça yinelenirken hükümet temsilcileri, AİHM'den, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) Türkiye tarafından ihlal edilmediği yönünde karar verilmesini istedi.
Kavala'nın insan hakları savunucusu ve bir sivil toplum aktivisti olduğunu hatırlataan avukatları ise müvekillerinin, "onu susturmak amacıyla araçsallaştırılan ceza adalet sisteminin bariz suistimali sonucunda sekiz yılı aşkın süredir cezaevinde haksız ve keyfi bir şekilde tutuklu bulunduğu" tezini işlediler.
Avukatlar, AİHM'nin daha önceki kararlarına da atıfta bulunarak Kavala'nın derhal serbest kalması gerektiğini savundular.
Davaya üçüncü taraf olarak müdahil olan Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O'Flaherty, mevcut davanın, AİHM'nin Osman Kavala hakkında daha önce aldığı kararların uygulanmamasının sonucu olduğunu söyledi.
Osmana Kavala yaptığı yazılı açıklamada 2019 ve 2022 yıllarında AİHM kararlarını hatırlattı ve verilecek yeni kararın da aynı doğrultuda olacağına inandığını söyledi. AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmasının "anayasal zorunluluk" olduğunu kaydeden Kavala, "Suç işlendiğini gösteren güvenilir nitelikte doğru deliller olmadan özgür yaşama hakkı kısıtlanamaz" dedi.
Strasbourg'da iki buçuk saatten fazla süren duruşma sonrasında Büyük Daire hemen karar açıklamadı. Duruşmanın sona ermesiyle karar süreci de başlamış oldu.
Büyük Daire'nin kararlarını kesin bir takvime bağlı olarak açıklama zorunluluğu yok. Karar verme süreci genelde 1-3 yıl arasında sonuçlanabiliyor. Bu süre daha da uzayabiliyor.
Sivil toplum alanındaki çalışmalarıyla tanınan iş insanı Osman Kavala, 18 Ekim 2017'de gözaltına alınmış, 1 Kasım 2017'de de tutuklanmıştı. Tutuklamanın odağında 2013'teki Gezi Parkı eylemleri yer alıyordu.
Kavala 2020 yılında bu davadan beraat etti ve hakkında tahliye kararı çıktı. Aynı gün "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlamasıyla devam eden dava kapsamında tekrar gözaltına alındı ve tutuklandı.
Bu dava kapsamında Kavala hakkında, "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs" (TCK 312) suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Karar, Yargıtay tarafından onandı.
Kavala ise suçlamaları reddediyor ve "masumiyet karinesinin çiğnendiği, temelsiz iddiaların, yalan beyanların kullanıldığı bir yargılama süreci yaşadığını" söylüyor.
Zafer Arapkirli’nin davası Nisan ayına ertelendi
Gazeteci Zafer Arapkirli’nin sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” (TCK 216 ve “yanıltıcı bilgiyi yaymak” (TCK 217/A) suçlamalarıyla yargılandığı davanın dördüncü duruşması 27 Mart 2026 günü İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Hakimin izinli olması nedeniyle dava 14 Nisan 2026 gününe ertelendi.
Altan Sancar “yanıltıcı bilgiyi yayma” suçlamasıyla hâkim karşısına çıktı
CHP’de danışmanlık yapan Altan Sancar hakkında, gazetecilik yaptığı döneme ait bir sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek “yanıltıcı bilgiyi yayma” (TCK 217/A) suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması 24 Mart 2025 günü görüldü. Sancar, Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan dava kapsamında ilk ifadesini talimatla Seferihisar 3. Asliye Ceza Mahkemesinde verdi.
Sancar, ifadesinde söz konusu paylaşımın kendisine ait olduğunu belirtti ve paylaşımı yaptığı dönemde “Butlan Davası” olarak bilinen sürecin kamuoyunun gündeminde olduğunu ifade etti.
Bir gazeteci olarak duyumlarını paylaştığını anlatan Sancar, sosyal medyada aleyhine kampanya başlatıldığını, ardından kendisine bu davanın açıldığını belirtti.
Sancar son olarak beraatını talep etti ve ek savunma için süre istemedi.
Bir sonraki duruşma 9 Nisan 2026 günü yapılacak.
Sancar, “CHP’ye kayyım atanacağına dair duyumlar geliyor” şeklindeki paylaşımı nedeniyle yargılanıyor.
LeMan çizeri hakkında uygulanan imza atma zorunluluğu kaldırıldı
LeMan dergisi çizeri Doğan Pehlevan hakkında, kendisine ait olduğu iddia edilen sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299) suçlamasıyla açılan davanın üçüncü duruşması 24 Mart 2026 günü İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Doğan Pehlevan ve taraf avukatları duruşmada hazır bulundu. P24 duruşmayı takip etti.
Pehlevan’ın avukatı, müvekkilinin isnat edilen suçu işlemediğini belirterek, adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı ise şikayetlerinin devam ettiğini söyledi ve Pehlevan’ın cezalandırılmasını istedi.
Pehlevan hakkındaki haftada bir imza şeklindeki adli kontrolü kaldıran mahkeme, yurt dışı çıkış yasağının ise devamına karar verdi.
Dava 14 Temmuz 2026 tarihine ertelendi.
Haberin ayrıntıları için tıklayın.
Sanatçı Ferhat Tunç’un davası Eylül ayına ertelendi
Sanatçı Ferhat Tunç hakkında “örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçlamasıyla açılan davanın 18. duruşması 24 Mart 2026 günü İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Duruşmaya katılan olmadı.
Dava 3 Eylül 2026 gününe ertelendi.
En az 26 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde
İsmail Arı'nın tutuklanmasının ardından, 27 Mart 2026 günü itibarıyla, Türkiye’de en az 26 gazeteci ve medya çalışanı tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor.
Ayrıntılı listeye bu bağlantıdan erişilebilir.
