Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Türkiye’de Basın ve İfade Özgürlüğü – 591

Türkiye’de Basın ve İfade Özgürlüğü – 591

İsmail Arı ve Murat Ağırel tutuklandı; AKP’den BirGün’e tazminat davası; Fatma Sibel Gürcihan beraat etti; Tuğçe Yılmaz’ın davası düşürüldü 

İsmail Arı tutuklandı 

BirGün muhabiri İsmail Arı, eski Radyo ve Televizyon Üst Kurul (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin'in şikâyeti üzerine "kamu görevlisine hakaret" (TCK 125) ve "yanıltıcı bilgiyi yayma" (TCK 217/A) iddialarıyla 20 Ekim günü gözaltına alındı. 

Arı, ifade işlemleri için Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğüne davet edilmişti. Arı, ifade vermek için gittiği şubede gözaltına alındı. 

Arı, 21 Ekim günü savcılık ifadesinin ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi. Gazeteci Arı, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderildi. 

Murat Ağırel tutuklandı 

“Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” iddiasıyla yürütülen soruşturmada, gazeteci Murat Ağırel'in de aralarında bulunduğu 15 kişi 20 Ekim günü tutuklandı. 

Ağırel hakkındaki tutuklama kararı "örgüte yardım" iddiasıyla verildi. 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, Almanya vatandaşı K.P. ve M.B. yurt içi ve yurt dışında kurulan şirketler aracılığıyla kaynağı belirsiz yüksek miktarlı paranın aklanmasına yönelik işlemler gerçekleştirildiği öne sürülmüştü. 

80 milyon avro tutarında sözleşme düzenlendiği, 100 milyon avro tutarında havale işlemi yapıldığı, 1 milyar avro tutarındaki bir fonun kamu gücü ve nüfuzu kullanılarak kredi yoluyla yurt dışına çıkarılmasının vaat edildiği ve 1,5 milyon avro tutarında tekne satışı gerçekleştirildiği ileri sürülmüştü. 

Soruşturma kapsamında Emir Sarıgül, Ömer Sarıgül, Aylin Kotil, Volkan Aslanbaş, Cavidan Tanrah Artuner ve Murat Ağırel hakkında gözaltı kararı verilmişti. 

YENİ Parti Milletvekili Mustafa Sarıgül hakkındaki iddiaların ise ayrı değerlendirilmek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderileceği belirtilmişti. 

16 Ekim Cuma günü Ömer Sarıgül, Aylin Kotil, Volkan Aslanbaş, Cavidan Tanrah Artuner ve Murat Ağırel gözaltına alınmıştı. 

Daha sonra yapılan operasyonlarla birlikte Caner Baş, Cihan Durak, Zekai Erdem, Cihat Salman, Selim Daşdemir, Özgür Bölükbaşı, Bayram Özata, Cemil Vasken Barın, Zekeriya Yasemin, Mehmet Ali Aslan, Sadullah Ergün, Uğur Kurtulan da gözaltına alınmıştı. 

Tutuklu gazeteci Fatih Ergin hakkında iddianame hazırlandı 

Sosyal medya paylaşımı gerekçesiyle 28 Eylül’den bu yana tutuklu bulunan gazeteci Fatih Ergin hakkında, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame hazırlandı. 

Silivri Asliye Ceza Mahkemesine gönderilen 15 Ekim tarihli iddianamede, Ergin’in Türk “yanıltıcı bilgiyi yayma” (TCK 217/A) suçlamasıyla cezalandırılması istendi. 

Ergin, eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılan Turgay Tamer’in Büyükçekmece’deki evinde ölü bulunduğunu sosyal medya hesabından duyurmuştu. Paylaşımında Tamer’i “eski adli tıp çalışanı” olarak tanımlayan Ergin, daha sonra bu bilgiyi düzelterek Tamer’in geçmişte cezaevi kampüsünde doktor olarak görev yaptığını belirtmişti. Gazeteci Ergin daha sonra bu haber nedeniyle tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. 

AKP’den BirGün gazetesine ve yazarı Zafer Arapkirli’ye tazminat davası 

AKP, BirGün gazetesi ile BirGün yazarı ve program sunucusu Zafer Arapkirli'ye 600 bin TL'lik tazminat davası açtı. Dava dilekçesinde, Arapkirli’nin BirGün TV’de yayımlanan “Zafer Arapkirli ile Medyaterapi” programlarında kullandığı ifadelerin partiye yönelik haksız saldırı niteliğinde olduğu savunuldu. 

Dilekçede, 1, 2 ve 9 Ekim 2026 tarihlerinde yayımlanan üç programdaki ifadeler yer aldı. İlgili ifadelerin "kişilik haklarını ihlal" ettiği iddia edildi. 

Arapkirli ilgili programda özetle "Ortada çok büyük paralardan söz ediyoruz 10 milyar 15 milyar 20 milyar filan suçsuz yere insanların suçlanmaması gerekir. Ama ortadaki pislik de bir gerçektir bir vakıadır bunun altından kalkması da pek mümkün gözükmüyor. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının çünkü sistemin zaten böyle şeylere müsait bir sistem olduğunu zaten uzun zamandır söylüyoruz" diye konuşmuştu. 

Gazeteciler hakkındaki erişim engeline itiraz tek cümleyle reddedildi 

Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliği, sosyal medya hesabına erişim engeli getirilen Medyascope muhabiri Fırat Fıstık’ın itirazını reddetti. 

Hakimlik tarafından verilen tek cümlelik ret kararının ardından Fıstık, sosyal medya hesapları ve sitesine erişim engeli kararı berilen T24 haber sitesi ile birlikte kararı Anayasa Mahkemesine (AYM) taşıdı. 

Sulh ceza hakimliklerinin verdiği erişim engeli kararlarıyla ilgili dosya şu anda AYM’nin önünde. Özellikle hukukçular, erişim engeli sırasında bildirim dahi yapılmadığını, “milli güvenlik ve kamu düzeni” maddesinin belirsiz şekilde tek bir paylaşım gösterilmeden kullanıldığını, tüm bu engellerin ifade ve basın özgürlüğü, halkın haber alma özgürlüğü gibi Anayasa maddelerini ihlal ettiğini vurguluyor. 

Can Öztürk için savcı beraat istedi 

Boğaziçi Üniversitesindeki Nurettin Yıldız protestosunu takip ettiği sırada gözaltına alınan gazeteci Can Öztürk ile protestoya katılan öğrenciler hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” (TCK 265) ve “2911 sayılı kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılma” suçlamalarıyla açılan davanın beşinci duruşması 23 Ekim 2026 günü İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. 

Öztürk’ün katılmadığı duruşmada yargılanan iki öğrenci ile öğrencilerin avukatları hazır bulundu. 

Hâkim, avukatların beyanından sonra duruşma savcısına esas hakkındaki mütalaasının hazır olup olmadığını sordu. Savcı da hazır olduğunu belirterek görüşünü açıkladı. Savcı, dosyadaki görüntülerde gazeteci Can Öztürk’ün çekim yaparken görüldüğünü, bu sebeple atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğini aktardı. Öztürk’ün yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması gerekçesiyle beraatına hükmedilmesini talep etti. 

Savcı, yargılanan 14 öğrenci için ise iddianamedeki suçlamayı tekrarladı. 

Duruşmada hazır bulunan öğrencilerin avukatları da mütalaaya karşı süre istedi. 

Mahkeme, duruşmaya katılmayan sanıkların ve avukatların mazeretini kabul etti. Sanıkların avukatlarına mütalaaya karşı beyanda bulunmaları için gelecek celseye kadar süre verilmesine hükmeden mahkeme, davayı 11 Ocak 2027 gününe erteledi. 

Fatma Sibel Gürcihan beraat etti 

Gazeteci Fatma Sibel Gürcihan hakkında, eski Maliye Bakanı Berat Albayrak’a ilişkin sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek "yanıltıcı bilgiyi yayma" (TCK 217/A) ve "tehdit" (TCK 106) suçlamalarından açılan davanın karar duruşması 22 Ekim 2026 günü Anadolu 78. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. 

Gürcihan ve avukatı Çağrı Çetin salonda hazır bulundu. 

Gürcihan savunmasında üzerine atılı suçlamaları reddetti. 

Avukat Çetin de söz alarak paylaşımların ne tehdit ne de dezenformasyon suçu teşkil ettiğini vurguladı ve müvekkilinin beraatını istedi. 

Atılı suçların unsurlarının oluşmadığına hükmeden mahkeme, Gürcihan’ın iki suçlamadan da ayrı ayrı beraatına karar verdi. 

Levent Gültekin’in “Cumhurbaşkanına hakaret” davasında dosya savcılığa gönderildi 

Gazeteci Levent Gültekin'in, AYM'nin hak ihlali kararı sonrası "Cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299) suçlamasıyla yeniden yargılandığı davanın ikinci duruşması 22 Ekim 2026 günü Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. 

Gültekin ve avukatı duruşmada hazır bulundu. P24 duruşmayı takip etti. 

Gültekin savunmasına, "Hakaret amacım yoktur, birbirimizi eleştirmek hakaret anlamına gelmemektedir" dedi. 

Gültekin'in ardından konuşan avukatı Gamze Nur Sancılı, müvekkilinin beraatını talep etti. 

Mahkeme, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dosyanın iddia makamına gönderilmesine karar vererek, davayı 10 Aralık 2026 gününe erteledi. 

Rabia Naz’ın ölümünü araştıran gazeteciler Canan Coşkun ve Kazım Kızıl hâkim karşısına çıktı 

Giresun’un Eynesil ilçesinde Rabia Naz Vatan’ın ölümünü araştıran gazeteci Canan Coşkun, belgeselci Kazım Kızıl ve Rabia Naz’ın babası Şaban Vatan’a açılan davanın ilk duruşması 22 Ekim 2026 günü Görele 1. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.  

Görele 1. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya Canan Coşkun İstanbul’dan, Kazım Kızıl ise İzmir’den SEGBİS’le katıldı. Şaban Vatan ise Görele Adliyesinde hazır bulundu.  

Coşkun, Kızıl ve Vatan “iştirak halinde birden fazla kişi tarafından cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” (TCK 109) ile suçlanıyor. Kızıl hakkında ayrıca “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” (TCK 288) suçlaması bulunuyor. 

Duruşmaya gazeteci Canan Coşkun’un savunmasıyla başlandı. Kasım 2019’da birçok gazeteci gibi Eynesil’e olayı araştırmaya gittiğini ifade eden Coşkun, Küçükal’la Rabia Naz’ı yaralı halde gören son kişi olduğu için görüştüğünü söyledi. Bu dönemde Meclis Araştırma Komisyonu’nun da Giresun’da olayı araştırdığını ve kendisinin komisyon üyesi Jale Nur Süllü’ye bu konuda bilgi verdiğini ifade etti.  

Görüşme sırasında Şaban Vatan’ın yanlarında gelmesinin ardından, Küçükal’ın kendini birden yere atarak, Rabia Naz’ı son gördüğü anı canlandırmaya başladığını, yerde sürünerek kendini yaraladığını anlattı. Durumdan çok rahatsız olduklarını ve itiraz ettiklerini ancak engel olamadıklarını, bu nedenle de Kazım Kızıl’la birlikte olay yerinden ayrıldıklarını söyledi.  

Küçükal’ın iddialarının gerçeği yansıtmadığının görüşme boyunca aldığı ses kaydının dökümlerinden de açıkça anlaşıldığını vurgulayan Coşkun, bu ses kayıtlarının mahkemede dinlenmesini istedi. 

Coşkun’un avukatı Abbas Yalçın, Mürsel Küçükal’ın bu duruşma esnasında bile sorulara farklı cevaplar verdiğine dikkat çekti. Yalçın, olay anının ses kayıtlarıyla ortada olduğunu, Küçükal’ın mahkeme huzurunda yalan söylediğini belirtti. Küçükal’ın akıl sağlığı durumunun değerlendirilmesi için Adli Tıp kurumuna sevk edilmesini talep etti.  

Ayrıca, olay gününe ait tüm görüntü kayıtlarının yeni bir bilirkişi heyeti tarafından incelenmesini istedi. Ayrıca soruşturma sırasında haklarında kovuşturmaya yer yok kararı verilen diğer kişilerin mahkemede tanık olarak dinlenmesini istedi.  

Mahkeme tanık dinlenmesi talebini kabul ederek, davayı 28 Ocak 2027’ye erteledi. 

Haberin ayrıntıları için tıklayın. 

Fatoş Erdoğan ve 19 diğer sanığın yargılandığı dava Aralık ayına ertelendi 

CHP İstanbul İl Başkanlığına Eylül 2025’te Gürsel Tekin’in kayyım olarak atanmasından sonra polis müdahalesiyle başlayan olaylara ilişkin sosyal medyadan paylaşım yapan gazeteci Fatoş Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 20 kişinin, “suç işlemeye alenen tahrik” (TCK 214) suçlamasıyla yargılandığı davanın dördüncü duruşması 21 Ekim 2026 günü İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.    

Erdoğan duruşmaya başta katılmazken, avukatı Elif Ergin salonda hazır bulundu. 

Ergin, önceki savunmalarını tekrarlayarak dosyadaki eksikliklerin giderilmesini talep etti. Ergin, beraat taleplerini yineledi. 

Erdoğan duruşma devam ederken salona geldi. Önceki beyanlarını tekrar ettiği tutanağa geçirildi. 

Sanıklardan Ebru Oruç’un duruşmaya katılmaması üzerine dava 23 Aralık 2026 gününe ertelendi. 

Bircan Değirmenci hakkında açılan “örgüt propagandası” davası Ocak 2027’ye ertelendi 

Gazeteci Bircan Değirmenci hakkında, 2015 yılında X’te (o dönemki adıyla Twitter) yaptığı paylaşımlar gerekçe gösterilerek “örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçlamasıyla açılan davanın ikinci duruşması 20 Ekim 2026 günü Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. 

Duruşmaya Değirmenci ile avukatları Orhan Sıcakyüz ve Aycan Diril katıldı. Avukatlar mahkemeye yazılı savunmalarını sundu. 

Savcılık, ilk duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunarak Değirmenci’nin cezalandırılmasını talep etmişti.  

Dava 26 Ocak 2026 gününe ertelendi. 

Gözde Şeker ve İbrahim Kahveci hakkında açılan dava başladı 

Gazeteciler Gözde Şeker ve İbrahim Kahveci hakkında, Halk TV’de yayımlanan Kırmızı Çizgi programında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yönelik sözleri gerekçe gösterilerek “iftira” (TCK 267) ve “hakaret” (TCK 125) suçlamalarıyla açılan davanın ilk duruşması, 20 Ekim 2026 günü Ankara 52. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. 

Duruşmaya Kahveci’nin avukatı Zeynep Eroğlu ile Şeker’in avukatı Emine Bozyörük katıldı.  

Duruşmada avukatlar, gazetecilerin daha önce talimatla alınan ifadelerine ekleyecekleri başka bir husus olmadığını belirtti. 

Savcının mütalaa hazırlamak için ek süre talep etmesi üzerine mahkeme, davayı 4 Kasım 2026 gününe erteledi. 

Metin Oflaz’ın davası Aralık ayına ertelendi 

Gazeteci Metin Oflaz hakkında “buğday hırsızlığı” iddialarına ilişkin yaptığı haber gerekçe gösterilerek “soruşturmanın gizliliğini ihlal” (TCK 285) suçlamasıyla açılan davanın üçüncü duruşması 19 Ekim 2026 günü Konya 27. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. 

Mahkeme, buğday hırsızlığına ilişkin ceza yargılaması dosyalarının istenmesine hükmetti. 

Dava 7 Aralık 2026 gününe ertelendi. 

Oflaz, Cumhuriyet gazetesinde çalıştığı dönemde yaptığı "TMO'dan 7 bin 500 ton hububat çalınmıştı: Yargıtay'dan Konya Valisi Vahdettin Özkan hakkında karar" başlıklı haber nedeniyle, valinin şikâyeti üzerine yargılanıyor. 

En az 27 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde 

İki gazetecinin tutuklanmasının ardından, 23 Ekim 2026 günü itibarıyla Türkiye’de en az 27 gazeteci ve medya çalışanı tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor. 

Ayrıntılı listeye bu bağlantıdan erişilebilir.

Yukarı