Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Aydın Denge Gazetesi muhabiri İrem Delice, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlaması kapsamında aynı haber nedeniyle iki kez gözaltına alınıp tutuklandı. Delice, yerelde çalışan bir diğer gazeteci Sebahattin Yum’un ardından bunu yaşayan ikinci gazeteci oldu. Gazeteciler, bu durum için “yerelde çalışan gazeteciler daha kolay hedef oluyor” dedi
ALİ SAFA KORKUT
Aydın Denge Gazetesi, Gülşen Erdoğan isimli bir yurttaşın ölüm haberini 25 Ağustos’ta Facebook hesabından “Erdoğan vefat etti” başlığıyla paylaştı. Başlığın “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hayatını kaybettiği izlenimi yarattığı” iddiasıyla yapılan ihbarlar üzerine gazete çalışanları hakkında soruşturma başlatıldı.
“Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (TCK 217/A) suçlamasıyla başlatılan soruşturma kapsamında gazetenin genel yayın koordinatörü Emin Aydın, sorumlu yazı işleri müdürü Yeşim Ülker ve muhabirler İslam Keleş ile İrem Delice 25 Ağustos'ta gözaltına alındı.
Bu gazetecilerden Keleş emniyetteki işlemlerinin ardından, diğer üç gazeteci ise çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından adli kontrol şartıyla aynı gün serbest bırakıldı.
Ancak Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı, Delice hakkında verilen adli kontrol kararına itiraz etti ve gazeteci aynı suçlama kapsamında 28 Ağustos’ta tekrar gözaltına alınıp tutuklandı.
Expression Interrupted’a konuşan Aydın Denge Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Emin Aydın ise paylaşımla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kastettikleri iddiasını yalanladı.
Bu başlığı ilk kez kullanmadıklarını söyleyen Aydın, “Bugüne kadar hiç kullanmamışsak 20 kez daha aynı başlığı kullanmışızdır. Daha önce ‘İmamoğlu vefat etti’ başlığını da kullandık, ‘Mehmet Şimşek’ vefat etti başlığını da. O bir şablon. Yalnızca vefat edenin isim ve soy ismi uzun olunca sadece soy ismi kullanıyoruz. Bu da o örneklerden biri. Delice’nin ikinci kez gözaltına alınmasını, hatta gözaltına alınmasını gerektirecek hiçbir şey yok ortada” dedi.
Delice, aynı haber kapsamında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla iki kez gözaltına alınsa da bunu yaşayan ilk gazeteci değil.
14 Ekim 2025’te de İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabiri Sebahattin Yum, “Valiye şemsiye var, gazilere yok” başlıklı haberi nedeniyle aynı suçlama kapsamında birkaç saat arayla iki kez gözaltına alındı.
Delice ve kendisinin yaşadıklarını değerlendiren Yum, “Bir şehirde, yalnızca bir mülki amirin ya da emniyet müdürünün talimatıyla bir gazetecinin iki kez gözaltına alınabilmesi, basın özgürlüğünün ne durumda olduğunun en büyük göstergelerinden biri” dedi.
Bu duruma maruz kalan iki gazetecinin de yerelde çalışıyor olması hakkında konuşan Yum, “Yaptığınız haberler, yerelde bazı kişileri daha çabuk rahatsız edebiliyor. Buralarda daha kolay hedef oluyor ve baskıyı fazla hissediyorsunuz. Bende de öyle oldu ve emirle gözaltına alındım” ifadelerini kullandı.
Delice ve Yum örnekleri, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasının gazeteciler açısından yalnızca soruşturma ve ilk gözaltıyla sınırlı kalmayabildiğini gösteren örneklerden biri.
Delice’nin avukatı Ayşe Nur Altıncı Toprak’a göre bu uygulamanın hukuki dayanağı da tartışmalı.
Müvekkilinin ikinci kez gözaltına alınıp tutuklanmasının yeni bir delille değil, talimatla yapıldığını söyleyen Toprak, “Oysa bunun için konuyla ilgili yeni bir delilin ortaya çıkması veya şüphelinin kaçma şüphesi uyandıracak hareketlerde bulunması ya da delil karartma ihtimalinin olması gerekiyor. Bizim dosyamızda ise bunların hiçbiri yok” dedi.
Tutuklamanın bir adli kontrol tedbiri olduğunu kaydeden Toprak, “Günümüzde ise tedbir yerine artık bir cezalandırma aracı olarak kullanılıyor. Delice dosyasında da görünen bu” ifadelerini kullandı.
Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Türkiye Temsilcisi Özgür Öğret ise “Her iki vakada da acayiplik gazetecilerin bir veya iki kez gözaltına alınmasında değil, haberlerinin soruşturma konusu yapılmasında başlıyor” dedi.
Yerel medya kurumları ile yerelde çalışan gazetecilerin baskılara karşı daha savunmasız olduğunu belirten Öğret, “Cezasızlık alanında ulusal medya ve yerel medya arasında bir fark yok ancak yerel medya çalışanlarının yine dezavantajlı olduklarını söylemek mümkün. Özellikle dezenformasyon yasası yürürlüğe girdiğinden beri ülkenin dört bir yanından yerel medya çalışanlarının soruşturma geçirme, gözaltına alınma ve tutuklanma vakalarında bir artış var” dedi.
Haberciliğe düşman gözüyle bakıldığını söyleyen Öğret, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasının basın özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olduğunu söyledi.
