Altan kardeşlerin soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulunan avukatları salondan çıkartıldı, avukatların reddi hâkim talebi reddedildi

Gazeteci yazar Ahmet Altan, akademisyen ve köşe yazarı Mehmet Altan ve gazeteci Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu altısı tutuklu yedi kişinin yargılandığı “darbe” davasının üçüncü duruşması 13 Kasım günü İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Altanların dört avukatının mahkeme başkanınca dışarı çıkartıldığı olaylı duruşmada mahkeme tüm sanıkların tutukluluklarının devamına karar verdi. Avukatların reddi hâkim talebi ise reddedildi.

Mahkeme ayrıca TBMM’nin davaya katılma kararını kabul etti, CHP milletvekili Dursun Çiçek ile Deniz Kuvvetleri’nden müstafi yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve avukat Serdar Öztürk’ün katılma taleplerini ise reddetti. Avukatla görüşme kısıtlamalarının kaldırılması yönündeki talep reddedilirken davanın bir sonraki duruşmasının 11 Aralık tarihinde görülmesi kararlaştırıldı.

Duruşmaya tutuklu sanıklar Nazlı Ilıcak, Yakup Şimşek, Fevzi Yazıcı ve Şükrü Tuğrul Özşengül ile tutuksuz yargılanan Tibet Murat Sanlıman katıldı. Ahmet ve Mehmet Altan ise SEGBİS ile Silivri Cezaevi’nden duruşmaya bağlandı.

Duruşmayı izlemek için gelenler arasında İsveç, İsviçre, Fransa, Belçika, Çek ve Norveç konsolosluklarından yetkililer ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF) Başkanı Pierre Haski ile Article 19, PEN International, Uluslararası Af Örgütü ve Norveç PEN gibi uluslararası kuruluşların yöneticileri de vardı.

Altanlar’ın dört avukatı da duruşmadan atıldı

Mahkeme Başkanı duruşmayı başlattıktan sonra mütalaasını açıklaması için sözü duruşma savcısına verdi. Altanların avukatı Ergin Cinmen ise mütalaanın okunmasından önce savunmanın soruşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerinin dinlenmesini istedi. Ancak mahkeme başkanı söz vermedi ve Cinmen’i salondan çıkarttırdı.

Verilen aranın ardından tekrar başlayan duruşmada mahkeme başkanı yine mütalaasını sunması için savcıya söz verdi, ancak Altan kardeşlerin diğer avukatı Figen Çalıkuşu da taleplerinin olduğunu belirterek söz istedi. Deliller toplanmadan mütalaanın istenemeyeceğini anlatan Çalıkuşu, bunun usûle aykırı olduğunu savundu. Mahkeme başkanı ise söz vermeden konuştuğu gerekçesiyle Çalıkuşu’nu da salondan çıkarttırdı ve duruşmaya yeniden ara verdi. Çalıkuşu bunun üzerine reddi hâkim talebinde bulundu.

İkinci kez verilen aranın ardından tekrar başlatılan duruşmada bu kez avukat Ferat Çağıl reddi hâkim taleplerinin olduğunu, duruşmanın bu şekilde devam ettirilemeyeceğini söyledi. Çağıl da söz verilmeden konuştuğu gerekçesiyle mahkeme salonundan çıkartıldı. Altanların salonda kalan son avukatı Melike Polat da duruşmaya reddi hâkim talebi varken devam edilemeyeceğini söyleyince mahkeme salonundan çıkartıldı, ardından duruşmaya öğlen arası verildi.

Duruşmaya öğleden sonraki celsede Altanların avukatları olmaksızın devam etti.
Söz alan cumhuriyet savcısı, davada yeni olduğu için esas hakkındaki mütalaasını henüz hazırlayamadığını belirterek, tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmesini istedi. Daha sonra söz alan TBMM avukatı ile Ergenekon davası sanıklarından Hasan Ataman Yıldırım katılma talebinde bulundu.  CHP Milletvekili Dursun Çiçek’in katılma talebi ise daha sonra alındı.

Nazlı Ilıcak: Sürekli hâkim, savcı değişikliği yargılama usulü açısından olağan bir şey midir?

Katılma taleplerinin sunulmasının ardından söz alan Nazlı Ilıcak, hakkındaki suçlamaları bir kez daha reddetti. “Allah kimseyi haksız yere suçlanma durumuna düşürmesin. Ben hayatım boyunca darbelere karşı oldum. Nazlı Ilıcak’ın darbeci olduğuna kimseyi inandıramazsınız,” diyen Ilıcak, Yargıtay kararına göre araç fiilin de suç olması gerektiğini, yazı, röportaj ve konuşmaların suç olmadığını hatırlattı. Ilıcak, Yargıtay’ın manevi cebir suçlamasını reddettiğini ve faşist İtalya’ya ve Yassıada yargılamasına özgü olduğunu belirttiğini de söyledi.

“Sürekli hâkim, savcı değişikliği yargılama usulü açısından olağan bir şey midir? Bunun kayıtlara geçmesini istiyorum,” diyen Ilıcak, Yargıtay’ın başka davalarda aldığı son kararların çok önemli olduğunu, ancak bu konuda yeterince konuşma, savunma yapma imkânı bulamadıklarını söyledi.

15 Temmuz darbe girişiminden bir gece önce yaptıkları programdaki sözleri gerekçe gösterilerek darbeyi önceden bilmekle suçlanan Ilıcak, “Yani Hulusi Akar’ın bilmediği darbeyi ben, Ahmet, Mehmet mi biliyorduk da bir gece önce bunun için bir panel düzenledik?” diye sordu.

Konuşmasını tahliye talebiyle bitiren Ilıcak, “Yaşıma binaen de bir an önce tahliyemi rica ediyorum” dedi.

Ardından söz alan kapatılan Zaman gazetesinin marka pazarlama birimi başkanı Yakup Şimşek ise iddianameye konu olan Zaman reklamı hakkında reklam ve pazarlama departmanı çalışanlarının tanık olarak dinlenmesini istedi. Şimşek, darbe mesajı verdiği öne sürülen reklam nedeniyle darbe suçlamalarıyla yargılanıyor.

“Zaman’ın reklamını yapan şirkete ödemelerin belgesini bulun ki, senaryosundan suçlandığım filmi ajansın yaptığı ortaya çıksın,” diyen Şimşek tahliyesini talep etti.

Tutuklu sanık eski Polis Akademisi öğretim görevlisi Şükrü Tuğrul Özşengül de suçlamaları bir kez daha reddetti ve “Darbe haberini aldığımda televizyonda ‘çok üzgünüm, annemin ölüm haberini almış kadar üzgünüm’ dedim” diye konuştu.

Ardından söz alan Zaman gazetesi görsel yönetmeni Fevzi Yazıcı ise “FETÖ üyesi asla değilim. Benden 15 ayımı çalan darbe girişimini lanetliyorum. Suçsuzum. 15 aylık tutukluluk süresi göz önüne alınarak tahliyemi talep ediyorum,” dedi.

Mehmet Altan: Avukatlarım olmadığı için tahliyemi ben talep ediyorum

Duruşmada daha sonra Mehmet ve Ahmet Altan söz aldı. TBMM’nin müştekilik talebine değinen Mehmet Altan, kendisinin geçmişte Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’na çağrıldığını ve orada konuştuğunu hatırlattı.

“İddianame savcısı olağanüstü bir hukuksuzlukla algı operasyonuna devam ediyor, nedir bu husumet anlayamadım. Yeni savcı iddianameyi okudu mu? Okumadıysa tutukluluğun devamını nasıl istiyor? Subliminal mesaj diye bir suç var mı yasada?” diye soran Mehmet Altan, 419 gündür hiçbir somut delil gösterilmeden tutuklu bulunduğunu söyledi.

“Bizim durumumuzda olup da tutuksuz yargılanan da var; bu çifte standardın kaynağı ne? Niye bizim durumumuzdakiler tutuksuzken biz tutukluyuz? Niye avukat kısıtlaması var?” diye soran Mehmet Altan “Reddi hâkim kararınızı bekliyorum ama avukatlarım olmadığı için tahliyemi ben talep ediyorum,” dedi.

Ahmet Altan: Dosyaya hâkim olmayan bir savcı nasıl böyle ezberden konuşabiliyor?

Ardından söz alan Ahmet Altan ise yaptığı kısa konuşmada şunları söyledi:

“Biz AİHM’e bir başvuruda bulunduk. Birleşmil Milletler, bu başvuru için AİHM’e sunduğu raporda bu davaya ‘tiyatro’ dedi. Biraz evvel savcının repliklerini dinlerken onun da bu tiyatroda bir aktör olduğunu anladım. Dosyaya hâkim olmayan bir savcı nasıl böyle ezberden konuşabiliyor. Böyle hukuk olmaz, böyle mahkeme olmaz. Sözlerim bu kadar.”

Duruşmada son olarak Altanlar dışındaki sanıkların avukatları söz aldı.
Özşengül, Şimşek ve Yazıcı’nın avukatları da soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulunurken Özşengül’ün avukatı Altanlar’ın avukatlarının salondan atılmasını eleştirdi ve duruşmaya alınmalarını talep etti.

Suçlamalar

Davada Altanlar ve Ilıcak hakkında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya çalışmak”, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya çalışmak” ve “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ortadan kaldırmaya çalışmak” suçlamalarıyla üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ve “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçlamasıyla da 15 yıla kadar hapis cezası talep ediyor. Özşengül, Şimşek ve Yazıcı hakkında ise yine darbe suçlamalarıyla üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ve “Silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla 15’er yıla kadar hapis cezası isteniyor. Tutuksuz sanık Sanlıman ise “Silahlı terör örgütüne yardım etmek” suçlamasıyla yargılanıyor.

Daha önce iddianamede yer alan ve haklarında yakalama kararı bulunan 10 kişinin dosyasının bir önceki duruşmada bu davadan ayırılmasına karar verilmişti.