Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri: Türkiye yargı bağımsızlığını yeniden tesis etmeli

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri: Türkiye yargı bağımsızlığını yeniden tesis etmeli

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic’in Türkiye ziyaretine ilişkin raporda, sivil toplumu susturmak için ceza yargılamasının kötüye kullanıldığı ifade edildi

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic ve ekibinin 1-5 Temmuz 2019 tarihleri arasında Türkiye’ye yaptıkları ziyareti değerlendiren rapor yayımlandı. OHAL sonrasında adalet sistemi ve yargı bağımsızlığının kötüye gittiğine değinilen raporda, hâkimlerin bağımsızlığının erozyona uğradığı ve yargının siyasi menfaatlere yönelik tarafgir tutumunun arttığına dikkat çekildi.

Rapor, Mijatovic’in ziyareti sırasında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Engin Yıldırım, İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce, Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanvekili Mehmet Yılmaz, Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Ankara ve İstanbul Barolarının temsilcileri, avukatlar, sivil toplum temsilcileri, insan hakları savunucuları, gazeteciler, akademisyenler ve siyasi parti temsilcileriyle yaptığı görüşmeler ışığında hazırlandı. Silivri Cezaevini de ziyaret ederek Osman Kavala, Ahmet Altan ve Selçuk Kozağaçlı ile görüşen Mijatovic’in raporunda, adalet sistemi ve yargı mekanizmasında insan haklarının korunması ile insan hakları savunucuları ve sivil toplum meselelerine odaklanıldı.

“OHAL’den önceki duruma dönülmeli”

Raporun “Adalet sistemi ve yargı mekanizmasında insan haklarının korunması” başlıklı bölümünde, yargının siyasi menfaatlere yönelik tarafgir tutumunun özellikle terörle ve örgütlü suçlarla ilgili davalarda hukuki güvensizlik ve keyfilik seviyesine ulaştığı ifade edildi. Mijatovic raporda, sulh ceza hakimliklerinin oynadıkları rol ve olağanüstü hâl sırasında ceza yargılaması usulünde yapılan kalıcı değişiklikler hakkındaki endişelerini de dile getirdi.

Raporda, OHAL KHK’ları ile ilgili başvuru yollarının cezai sonuçlar ve tüzel kişiler bakımından yetersiz kaldığı ifade edildi. Mijatovic, savcıların ve ilk derece mahkemelerinin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) direnç göstermesinin de bireysel başvurunun etkililiğini tehlikeye düşürdüğünü söyledi. Türk yargısının içinde bulunduğu durumun ciddiyetini ve harekete geçilmesi gereğinin aciliyetini vurgulayan Mijatovic, Türk makamlarını OHAL’den önceki duruma geri dönmeye çağırdı. 

“Yargı Reformu Stratejisi ihtiyaçlara yeterince cevap vermiyor”

Mijatovic raporunda, ceza mevzuatının bütünüyle gözden geçirilmesini tavsiye etti. Adalet sisteminin başlıca sorunlarından birinin bugün yargıda hâkim olan tutum olduğunu dikkate alan Komiser, Türk yetkilileri tutumlarını değiştirmeye ve gerek söylemlerinde gerek eylemlerinde yargı bağımsızlığına saygı duymaya çağırdı. Raporda Yargı Reformu Stratejisi’nden memnuniyet duyduğunu ifade eden Mijatovic, mevcut ihtiyaçların daha kapsamlı ve kararlı bir karşılık gerektirdiğini ancak şu ana kadar alınan önlemlerin bu ihtiyaçlara yeterince cevap vermediğini savundu.

“OHAL’de alınan tedbirler caydırıcı bir etki yarattı”

Raporun “İnsan hakları savunucuları ve sivil toplum” başlıklı bölümünde ise sivil toplum kuruluşları ile insan hakları savunucularının önemine değinildi. Raporda, özellikle OHAL sırasında ve sonrasında alınan tedbirlerin, caydırıcı bir etki yarattığı üzerinde duruldu. Komiser, OHAL’in Türkiye’deki insan hakları savunucularına karşı giderek düşmanca hale gelen ortamın yaratılmasına katkıda bulunduğunu söyledi.  

Sivil toplum kuruluşlarını etkilemekte olan idari ve usuli engellerin tespit edildiği raporda, kamu bütçesinden katkı, istişare, iş birliği, teftiş ve mali denetim konularında şeffaf ve objektif kriterlerin mevcut olmadığına dikkat çekildi.

Komiser raporunda, insan hakları savunucularını hedef alan ve terörist olarak yaftalayan siyasi söylemden kaygı duyduğunu söyledi. Raporda, sivil toplumun cesaretini kırmak ve sivil toplumu susturmak için ceza yargılamasının kötüye kullanıldığı ifade edildi. İnsan hakları savunucularını hedef alan yaygın bir yargısal işlem örüntüsüne işaret eden Komiser, çok sayıda dava ve yargısal işlemin doğrudan doğruya hak savunucularını hedef aldığını savundu. Komiser, yetkilileri, bu durumun yarattığı tehlikeyi kabul etmeye ve altta yatan sorunları ele almaya çağırdı.

Raporun tamamına bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Yukarı