Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Dicle Müftüoğlu

Dicle Müftüoğlu

Gazeteci Dicle Müftüoğlu hakkında mesleki faaliyetleri ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek en az beş dava açıldı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Erzincan'da yaşayan bir kişinin yaptığı suç duyurusu üzerine, kapatılan Dicle Haber Ajansı’nın (DİHA) eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Dicle Müftüoğlu ile Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Güzüpek hakkında “örgüt üyeliği” (TCK 314) suçlamasıyla iddianame hazırladı. İddianamede, ajansın sitesinde 2015 yılında yayımlanan 20 haber suçlamaya dayanak yapıldı. Diyarbakır Silvan’da sokağa çıkma yasağı sırasında yaşanan olaylara ilişkin “sıkıyönetim uygulaması”, “katliam girişimi”, “saldırı”, “halk direnişe geçti” ifadelerine başvurulması ve YPS örgüt üyeleri için “direnişçi” denilmesi de suçlama konusu oldu.

İddianame Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşması 22 Mart 2018 tarihinde görüldü. Müftüoğlu raporlu olduğu için duruşmaya katılmadı. Mahkeme, duruşmaya gelmeyen Müftüoğlu hakkında zorla getirme kararı verdi.

Davanın 8 Haziran tarihli ikinci duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, Müftüoğlu’nun “terör örgütlerinin bildiri veya açıklamalarını yayınlama” suçundan cezalandırılmasını talep etti. Güzüpek’in ise beraatını istedi.

Mahkeme, “örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde yayın yapma eylemini işlediğinin sabit olduğu” gerekçesiyle Müftüoğlu’na bin 41 gün karşılığı adlî para cezası verdi. Mahkeme, daha önce kasıtlı bir suçtan ceza almamış olması nedeniyle Müftüoğlu’nun cezasının ertelenmesine hükmetti.

TCK 301 davası

Kapatılan DİHA’nın eski muhabiri Hülya Emeç, Van’ın Gevaş ilçesinde 2014 yılında evinin üst üste üç defa polis tarafından basılması sonucu kalp krizi geçiren 48 yaşındaki Şefik Tunuç’un yaşamını yitirmesini “Ev baskınında polisin doğrulttuğu silaha kalbi dayanamadı” başlığıyla haberleştirmişti. Van Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu haber nedeniyle Emeç ile birlikte Tunuç’un eşi Hafize Tunuç, DİHA Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Güzüpek, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Dicle Müftüoğlu ve Van Büro Şefi Ferhat Çelik hakkında TCK 301. madde uyarınca “Emniyet teşkilatının alenen aşağılanması” suçlamasıyla iddianame düzenledi. İddianame Gevaş Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Davanın 6 Ağustos 2018 tarihli karar duruşmasında mahkeme, Müftüoğlu, Güzüpek ve Çelik’in beraatına hükmetti. Mahkeme, Emeç ve haber kaynağı Tunuç hakkında ise suçun sabit olduğuna hükmederek, her ikisine de 6 ay hapis cezası verdi. Hükmün açıklanmasının geri bırakıldı.

“Örgüte yardım” davası

Müftüoğlu hakkında, Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde 11 Aralık 2019’da gözaltına alınarak tutuklanan gazeteci Aziz Oruç’a yardım ettiği gerekçesiyle “örgüte yardım” (TCK 314/2) suçlamasıyla iddianame düzenlendi. Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 8 Haziran 2020 tarihli iddianamede, Dicle Müftüoğlu ve diğer dört kişiye “örgüte bilerek isteyerek yardım”, Aziz Oruç’a ise “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamaları yöneltildi. Müftüoğlu ve diğer dört sanık Ermenistan üzerinden Avrupa’ya geçmek istediği sırada pasaportunun sahte olduğu gerekçesiyle mahkeme kararı olmadan İran’a iade edilen ve bu ülke yetkililerinden kötü muamele gördükten sonra Türkiye-İran sınırına bırakılan gazeteci Oruç’a yardım ettikleri gerekçesiyle suçlandı.

Müftüoğlu, soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde yöneltilen suçlamayı reddetti. Müftüoğlu, “Aziz Oruç'u tanırım. Kendisi gazetecidir. 2014-2017 yılları arasında Dicle Haber Ajansı ve Di Haber sitesinde beraber çalışmışlığımız oldu. Söylediğim bu dönemde ben Aziz Oruç'un haber müdürlüğünü yapıyordum. Bu tarihlerden sonra kendisi ile yüz yüze görüşmedik. 11 Aralık 2019 tarihinde gece saat 01:30 sularında Aziz Oruç'un bir akrabası aradı. Kim olduğunu şu anda hatırlayamıyorum. Bu kişi bana Aziz Oruç'un Doğubayazıt İran sınırında Gürbulak Gümrük Kapısına yakın bir yerde olduğunu, çaresiz durumda soğukta kaldığını söyledi. Doğubayazıtlı olduğumu bildikleri için Aziz Oruç'un bulunduğu yerden ailemden birisinin alıp alamayacağını sordular. Daha sonra babamı cep telefonundan arayarak durumu anlattım ve Aziz Oruç'u oradan alırsa iyi olacağını söyledim. Babam senin arkadaşınsa ve zor durumdaysa tabi ki giderim dedi. Ben babama Aziz Oruç'un arkadaşım olduğunu ve gazeteci olduğunu da ilettiğim için babam Aziz Oruç'un yanına giderek kendisini alıp evine getirmiş daha sonra beni arayarak Aziz Oruç'un iyi olduğunu haber verdi. Ertesi gün sabah babam polis tarafından alınmış ve daha sonra tutuklandı. Olay gecesi Aziz Oruç'un ne şekilde bulunduğu yere geldiğini nereden geldiğini tam olarak öğrenemedim. Ancak olaylardan sonra ve babam tutuklandıktan sonra olay hakkında genel olarak bilgi sahibi oldum” dedi.

İddianame, Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın 28 Eylül 2022 tarihli sekizinci duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, Müftüoğlu ve diğer dört sanığın “suçu ve suçluyu kayırmak” suçundan cezalandırılmasını istedi.

18 Ocak 2023 tarihli karar duruşmasında mahkeme, Müftüoğlu ve diğer dört sanığa “suçu ve suçluyu kayırmak” suçundan 6 ay hapis cezası verdi. Müftüoğlu’na verilen cezayı erteleyen mahkeme, diğer dört sanık hakkındaki hükmün açıklanmasını da geri bıraktı.

“Örgüt propagandası” davası

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 2014 yılında Kobane’de yaşanan çatışmalara ilişkin DİHA’da yayınlanan haber içerikli fotoğrafı kendi sosyal medya hesabından paylaştığı gerekçesiyle, Müftüoğlu hakkında "örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçlamasıyla iddianame düzenledi. İddianame Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Davanın 2 Aralık 2020 tarihli ilk duruşmasında savunmasını yapan Müftüoğlu, IŞİD’in 2014’te Kobanê’ye yaptığı saldırıyı, o dönem çalıştığı DiHA muhabirlerinin takip ederek haberler yaptığını hatırlattı. Müftüoğlu, “Paylaştığım fotoğraf ajansın çektiği fotoğraflardan biriydi. Dijital bir çağda yaşıyoruz. Ben de ajansın çektiği bu fotoğrafı daha fazla yaygınlaştırmak ve okunması amacıyla kendi sosyal medya hesabımda paylaştım. Bunun dışında başka bir amacım yoktu. Suçlamayı kabul etmiyorum” diyerek beraatını talep etti.

Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, Müftüoğlu'nun "örgüt propagandası" suçundan cezalandırılmasını istedi.

Mahkeme, Müftüoğlu'na “örgüt propagandası” suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Hükmün açıklanması geri bırakıldı.

“Örgüt üyeliği” davası

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 29 Nisan 2023 tarihinde 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 15 kentte yapılan ev baskınlarında aralarında Dicle Müftüoğlu’nun da bulunduğu 19 kişi gözaltına alındı. Dosyaya getirilen 24 saatlik avukat görüş kısıtlamasının ardından avukatlarıyla görüşen Müftüoğlu, Ankara’ya otobüsle getirilirken 15 saat boyunca kelepçe ile tutulduklarını, 24 saat boyunca da aç bırakıldıklarını söyledi.

Dört günlük gözaltı süresinin ardından adliyeye çıkartılan Müftüoğlu ve diğer dört kişi kişi, 3 Mayıs günü sevk edildikleri Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından “örgüt üyeliği” (TCK 314) suçlamasıyla tutuklandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Müftüoğlu ve diğerleri hakkında 18 Temmuz 2023’te hazırladığı iddianame, Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesine sunuldu. Ancak mahkeme, iddianameyi 27 Temmuz’da aynı savcılığa iade etti. Mahkeme, iade gerekçesinde şüpheliler arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunmadığına işaret ederek, iddianamenin kişiye göre hazırlanmasını istedi. Bunun üzerine dosyaları ayıran savcılık 6 Eylül’de Müftüoğlu hakkında “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) ve “örgüt kurmak ve yönetmek” (TCK 314/1) suçlamalarıyla iddianame düzenledi. Aynı mahkeme, savcının bu iddianamesini de kabul etmeyerek, 21 Eylül’de yetkisizlik kararı verdi. Mahkeme, suç iddialarının Diyarbakır’da geçtiği, bu nedenle iddianamenin Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğine karar verdi.

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul etti.

Davanın ilk duruşması 7 Aralık 2023 ‘de görüldü. Duruşmaya Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılan Müftüoğlu savunmasında, iddianamede mesleki faaliyetlerinin örgütsel faaliyetmiş gibi gösterildiğini söyledi. Müftüoğlu, “Hakkımda ifade veren tanığın örgütsel amaçla yurt dışına gittiğimi söylediği 2014 yılında yurt dışı çıkışım yok. Beni yedi aydan fazladır özgürlüğümden mahrum bırakan iddialardan biri de otel konaklamalarım. Babamın kaldığı otelde kalmış olmam örgütsel bir faaliyet gibi yazılmış. Diğer konaklamam ise Dersim'de yapılan bir konferansa gazeteci olarak katıldığım dönemdedir. Ben orada çok sayıda röportajlar yaptım ve bunlar yayınlandı. İddianamede MASAK raporları da yer alıyor. Kardeşimden gelen para örgütsel finans akışı gibi yorumlanmış. Hepsi de küçük miktarlarda hesap akışları ve iddia edildiği gibi bir örgütsel faaliyete yetecek meblağlar değil. Gazeteciyim ve tüm faaliyetlerim bu çerçevededir, tahliyemi talep ediyorum" diyerek savunmasını tamamladı.

Müftüoğlu, 29 Şubat 2024 tarihli üçüncü duruşmada yurt dışına çıkış yasağıyla tahliye edildi.

13 Haziran günü görülen dördüncü duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, gazetecinin “örgüt üyeliği” suçundan cezalandırılmasını talep etti.

Davanın karar duruşması 24 Ekim 2024’de görüldü. Esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını yapan Müftüoğlu, 10 ay boyunca tutuklu kaldığı ve gazetecilik faaliyetleri gerekçesiyle yargılandığını hatırlattı ve beraatını talep etti.

Mahkeme, Müftüoğlu hakkında tanık beyanları dışında "örgüt üyeliğini" doğrular nitelikte herhangi bir delil bulunmadığını belirterek, yasal unsurları oluşmayan suçtan gazetecinin beraatına hükmetti.

 

Yukarı