Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Doğan Pehlevan

Doğan Pehlevan

Haftalık mizah dergisi LeMan’ın çizeri Doğan Pehlevan hakkında dergide çizdiği karikatür ve sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek “basın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” (TCK 216/1, 218) ve “Cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299) suçlamalarıyla iki ayrı dava açıldı.

Pehlevan’ın, Leman dergisinin 26 Haziran 2025 tarihli sayısında yayımlanan karikatüründe, bombardıman altındaki bir şehirden göğe yükselen beyaz sakallı iki kişi birbirlerine selam verip adlarının Muhammed ve Musa olduğunu söylüyordu.

30 Haziran’da sosyal medyada dolaşıma giren karikatür dinci grupların ve devlet otoritelerinin hedefi haline geldi. LeMan dergisi, gelen tepkiler üzerine yaptığı açıklamada amaçlarının dini değerleri aşağılama olmadığını belirtti ve "Şu anda Muhammed ismini taşıyan 200 milyon kişi var" diyerek çizime konu kişinin Muhammed Peygamber olmadığını vurguladı. Aynı gece kalabalık bir grup Leman dergisinin binasına saldırdı.

Binaya saldıran ve önünde şeriat çağrıları yapanlar hakkında işlem yapılmazken Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “dini değerlere ve kamu barışına saldırı” olarak değerlendirdiği karikatür nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurdu. Soruşturma kapsamında Pehlevan’la beraber derginin yayın yönetmeni Aslan Özdemir, yazı işleri müdürü Zafer Aknar, grafiker Cebrail Okçu, müessese müdürü Ali Yavuz 30 Haziran gecesi gözaltına alındı.

Doğan Pehlevan, 1 Temmuz 2025’te İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube’de verdiği ifadesinde, söz konusu karikatürün Filistin’den İran savaşına uzanan süreçte karşılıklı ölen insanları konu alan, barış mesajı içeren bir çalışma olduğunu söyledi. Karikatürde yer alan “Muhammed” ve “Musa” isimlerini toplumlarda sık kullanılan isimler olmaları ve Müslümanlar ile Yahudileri temsilen seçtiğini belirten Pehlevan, peygamberleri kastetmediğini, anlatılmak istenenin günümüz savaşlarında hayatını kaybeden sıradan insanlar olduğunu ifade etti. Karikatürdeki mekân ve kıyafetlerin de bugünü anlattığını vurgulayan Pehlevan, vermek istediği mesajın savaşın anlamsızlığı ve insanların ancak ölünce mi anlaşabileceği sorgulaması olduğunu dile getirdi. Çalışmasının sevgi ve barış içerdiğini savunan Pehlevan, olayı ülke gündemine taşıyarak toplumu kışkırttıklarını öne sürdüğü kişilerden şikâyetçi olduğunu, kendisinin ve toplumun mağdur edildiğini söyledi. Yıllardır çizerlik yaptığını ve meslekte öğrendiği ilk kuralın “dinle alay etmemek” olduğunu belirten Pehlevan, yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini beyan etti.

Pehlevan gözaltındayken Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından araştırma raporu düzenlendi. 1 Temmuz 2025 tarihli raporda, Pehlevan’a ait olduğu iddia edilen “@doganpehlevan” rumuzlu X hesabından 1 Temmuz 2019 yılında yapılan bir paylaşımda “Cumhurbaşkanına hakaret” suç şüphesinin tespit edildiği ifade edildi.

Pehlevan iki günlük gözaltı sürecinin ardından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesine çıkarıldı. 2 Temmuz günü çıkarıldığı savcılık sorgusunun ardından “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarından tutuklaması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2 Temmuz 2025 tarihli kararıyla “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” (TCK 216) ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarıyla tutuklanarak Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderildi.

Pehlevan hakkında “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçlamasıyla düzenlenen iddianame 4 Eylül 2025 günü tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Pehlevan’ın söz konusu karikatürün “eser sahibi” olduğunu, eserin dergide yayımlanmasıyla farklı dinlere mensup kesimler arasında kin ve düşmanlığı körükleyip kamu güvenliği açısından “açık ve yakın tehlike” oluşturduğunu ileri sürüldü.

İddianamede ayrıca, Pehlevan’ın @doganpehlevan adlı X hesabından 1 Kasım 2024’te “İslam Türklere zorla sokulmuş bir kazıktır” paylaşımını yaptığı tespitine yer verilerek, bu ifade nedeniyle de TCK’nın 43. maddesi uyarınca “zincirleme suç” hükümlerinin uygulanması talep edildi.

İddianamenin not bölümünde, Pehlevan’ın üzerine atılı “Cumhurbaşkanına hakaret” suçu bakımından tefrik kararı verildiği ve bu suçlama yönünden ayrıca tahkikat yürütüldüğü belirtildi.

İddianame İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşması 14 Kasım 2025’te görüldü. Tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılan Pehlevan savunmasında, iddianamede belirtildiği gibi toplumu kin ve düşmanlığa tahrik etme kastının olmadığını, aksine barış isteyen bir karikatür çizdiğini vurgulayarak toplumun değerlerine saygılı olduğunu belirtti. Pehlevan, “Muhammed Müslümanları, Musa ise Musevileri temsil eden yaygın isimler. Karikatür, savaşta ölen iki insanın Allah’ın huzurunda kardeş olabileceğini anlatıyor” dedi.

Mahkeme, dosyanın tek tutuklu sanığı olan Pehlevan hakkında yurt dışına çıkış yasağıyla tahliye kararı verdi. Ancak “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla başka bir dosya kapsamında tutuklu bulunan Pehlevan’ın tahliyesi gerçekleşmedi.

“Cumhurbaşkanına hakaret” davası

Pehlevan hakkında “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” (TCK 299/1-2) suçlamasıyla düzenlenen iddianame ise 14 Ekim 2025 tarihinde tamamlandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan idddianamede, Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün Pehlevan hakkında hazırladığı araştırma raporuna yer verildi. Raporda, Doğan Pehlevan’ın kullandığı iddia edilen @doganpehlevan rumuzlu X hesabından 1 Temmuz 2019 tarihinde yapılan paylaşımdaki ifadelerin "Cumhurbaşkanının onur şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar içerdiği" ifade edilmişti. İddianameyi hazırlayan savcı, söz konusu paylaşımın eleştiri sınırlarını aştığını ve doğrudan aşağılayıcı nitelik taşıdığını savundu. Pehlevan'ın, "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesi oluştuğunu savunan savcı, çizerin cezalandırılmasını talep etti. 

İddianame İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşması 11 Kasım 2025'te görüldü. Pehlevan, suçlamaya konu edilen paylaşımın yapıldığı hesabın kendisine ait olmadığını söylese de mahkeme, “mevcut delil durumunu göz önünde bulundurarak” tutukluluk halinin devamına karar verdi.

18 Kasım 2025 tarihli ikinci duruşmada savunmasını yapan Pehlevan, “Sosyal medya hoşlandığım bir şey değil. Bana ait olduğu iddia edilen hesabı ben kullanmıyorum. Karikatürist olduğum için başka insanlar tarafından benim adımla hesap açılmış olabilir. Hiçbir sosyal medya hesabım yok. İddianamede belirtilen paylaşımı yapmadım” diyerek üzerine atılı suçlamayı reddetti.

Pehlevan’ın avukatı Ali Deniz Ceylan, “Müvekkil hakkındaki soruşturma LeMan dergisinde yayımlanan karikatür nedeniyle başladı. Kolluk ifadesinde müvekkile davaya konu edilen tweetler sorulmadı. Tutuklamaya sevk yazısında biz bu tweetleri gördük” dedi.

Savcı, suçun vasıf ve mahiyetiyle birlikte toplanan delilleri gerekçe göstererek Pehlevan’ın tutukluluk halinin devamını istedi.

Mahkeme, yurt dışına çıkış yasağı ve haftada bir imza şeklinde uygulanacak adli kontrol tedbirleriyle Pehlevan’ın tahliyesine karar verdi. Davanın üçüncü duruşması 24 Mart 2026 günü görülecek.

Yukarı