Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Elif Akgül

Elif Akgül

Gazeteci Elif Akgül hakkında mesleki faaliyetleri gerekçe gösterilerek “Türk milletini alenen aşağılama” (TCK 301), “örgüt propagandası” (TMK 7/2) ve “örgüt üyeliği” (TCK 314) suçlamalarıyla üç ayrı dava açıldı.

Akgül, “Türk milletini alenen aşağılama” ve “örgüt propagandası” suçlamalarıyla yargılandığı her iki davadan da beraat etti. 3 ay 12 günlük tutukluluktan sonra yurt dışı yasağıyla tahliye edildiği “örgüt üyeliği” davası ise halen devam ediyor.

“Türk milletini alenen aşağılama” davası

Akgül hakkındaki ilk dava, bir vatandaşın “Ermeni Soykırımı için propaganda yapıldığı” iddiasıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) yaptığı ihbar üzerine açıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğüne bağlı Güvenlik Şube Müdürlüğü CİMER’e yapılan bu ihbara dayanarak 13 Haziran 2019 tarihinde açık kaynak araştırma raporu düzenledi.

Akgül, 24 Nisan 2015 tarihinde bianet haber sitesinde yayımlanan “19. ve 20. Yüzyıl Manşetlerinde Ermeni Soykırımı" başlıklı haberde Ermeni tarihçi ve akademisyen Hayk Demoyan'ın kaleme aldığı “Armenian Genocide Front Page Coverage In The World Press (Ermeni Soykırımı dünya basını manşetleri)” isimli kitabının tanıtımını yapmıştı. Raporda, Akgül’ün söz konusu yazıyla “Türk milletini alenen aşağılama” suçunu işlediği öne sürüldü ve soruşturma için Adalet Bakanlığından izin talep edildi.

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 24 Haziran 2021 tarihinde izin vermesi üzerine Akgül ve diğer iki meslektaşı hakkında soruşturma başlatıldı. Akgül soruşturma kapsamında verdiği ifadesinde “Şikâyete konu haberi bianet.com sitesinde çalıştığım zaman yapmıştım. Soruşturmaya konu haber bana aittir. Haberin içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere Ermeni akademisyene ait kitabın tanıtımını yapmıştım. Benim şahsi düşüncelerimin yer aldığı herhangi bir ifade mevcut değildir. Söz konusu haber sadece kitap tanıtımından ibarettir. Suç veya suç unsuru içermiyor” dedi.

Soruşturmayı tamamlayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 9 Aralık 2022 tarihinde Akgül ve iki meslektaşı hakkında “Türk milletini alenen aşağılama” suçlamasıyla iddianame düzenledi. İddianamede, Akgül ve diğer iki meslektaşı hakkında yapılan ihbar, Adalet Bakanlığının soruşturma izni ve “şüphelilerin” beyanları ve yazı içerikleri suçlamaya delil olarak gösterildi.

İddianame İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşması 27 Nisan 2023 tarihinde görüldü. Sanıklar ve avukatları mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı. Mazeretleri kabul eden mahkeme, davayı 19 Ekim 2023 tarihine erteledi.

Davanın 19 Ekim 2023 tarihli ikinci duruşmasında savunmasını yapan Akgül, üzerine atılı suçlamayı reddetti: “İddianameye konu yazı içeriği İngilizce yazılmış kitabın Türkçe tanıtımıdır. İddianamede suçlama isnat ediliyor fakat gerekçesi belirtilmemiş. Herhangi bir kurula, millete ya da devlete hakaret etmedim. Yaptığım eylemler gazetecilik faaliyetidir.”

Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı Akgül ve diğer iki gazetecinin üzerlerine atılı suçtan cezalandırılmalarını talep etti.

20 Şubat 2024 tarihli üçüncü duruşmada esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını yapan Akgül, “Bir kitap tanıtımı yaptığım için yargılanıyorum. Fikir dahi beyan etmediğim bir çeviri nedeniyle buradayım. Savcı hangi ifadenin hakaret olduğunu söylemekten imtina ediyor” diyerek üzerine atılı suçlamayı bir kez daha reddetti.

Davanın dördüncü duruşması 9 Mayıs 2024 günü görüldü. Akgül’ün avukatı Veysel Ok, daha önce TCK 301’den yargılanıp beraat eden İHD Eş Başkanı Eren Keskin ve Diyarbakır Barosu üyelerinin beraat kararlarını mahkemeye sundu. Mahkeme, Ok’un sunmuş olduğu kararları incelemek için davayı bir kez daha erteledi.

2 Temmuz 2024 tarihli karar duruşmada davayı karara bağlayan mahkeme, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle Akgül ve diğer iki gazetecinin beraatına hükmetti.

“Örgüt propagandası” davası

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul İl Jandarma Komutanlığının 29 Eylül 2023 tarihli açık kaynak araştırma raporu ile Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün 14 Kasım 2022 tarihli araştırma raporuna dayanarak Akgül hakkında “örgüt propagandası” suçlamasıyla iddianame düzenledi.

1 Aralık 2023’te tamamlanan iddianamede, Akgül’ün iki sosyal medya paylaşımı suçlamaya delil olarak gösterildi. Suçlamaya delil olan paylaşımlardan ilki, 20 Ocak 2018 tarihli “#AfrinOperasyonu demişken PYD Ankarada Suruçta vatandaşlarımızı öldüren IŞİD ile savaşıp bizim Misak-i Milli sınırlarımızı korurken sınırdaki TSK mensupları IŞİDlilerle muhabbetteydi #AfrinSavasınaHayır Bu da videosu/ dailymotion.com/video/x28pk1g" gönderisiydi. Bir diğeri ise Etkin Haber Ajansı’nın 18 Ekim 2022 tarihli "Kimsayal silaha maruz kalan iki gerillanın görüntüleri" gönderisini yeniden paylaşmasıydı (retweet).

İddianameyi hazırlayan savcı, söz konusu paylaşımların “PKK/YPG silahlı terör örgütünü meşru gösterir nitelikte olduğunu” iddia etti. Savcı, Akgül’ün “farklı tarihlerde PKK silahlı terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yaptığını” öne sürdü ve gazetecinin bu suçtan cezalandırılmasını istedi. İddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Davanın 2 Nisan 2024 tarihli ilk duruşmasında savunmasını yapan Akgül, davaya konu paylaşımların haber içerikli olduğunu hatırlatarak, “Örgüt propagandası suçunun oluşması için cebir ve şiddet çağrısı olması lazım. Ancak paylaşımlarımda cebir ya da şiddet çağrısı yok. Suçsuzum, beraatımı istiyorum” dedi.

Akgül’ün avukatı Fatih Aydın, “Müvekkil bir gazeteci, paylaşımları haber içerikli. Bu soruşturma Samsun’da polisin açık kaynak araştırmasıyla başlamış. Polisin araştırma yetkisi iptal edilmiştir, bu yetki ancak savcı tarafından verilir. Ancak bu olayda savcının talimatı yok. Haber paylaşımıyla ilgili soruşturma başlatmak yargılanan kişi gazeteci olduğu için absürt bir durumdur. Müvekkil ETHA’nın kimyasal silah kullanımıyla ilgili haberini hiçbir yorum yapmadan paylaşmış. Basın ve ifade özgürlüğünün ihlali söz konusu. Paylaşımlarda propaganda suçunun unsurları oluşmamıştır. Basın ve ifade özgürlüğünü kullanan müvekkilin beraatını ve yargılamaya konu Etkin Haber Ajansı’nın (ETHA) haberiyle ilgili dosyaya sunduğumuz CD’nin bilirkişi incelenmesine gönderilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.

2017’de KHK ile Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’na (PVSK) eklenen düzenleme, polise sanal ortamda araştırma yapma ve internet abonelerinin kimlik bilgilerine erişme yetkisi tanıyordu. Ancak Anayasa Mahkemesi (AYM), 19 Şubat 2020 tarihli kararında bu yetkinin kişisel veri ve özel hayatın gizliliği hakkını ihlal ettiği, suç soruşturmasında yetkinin savcılıklara ait olduğu ve kolluğa böyle bir yetki verilmesini gerektiren zorunlu toplumsal ihtiyaç bulunmadığı gerekçesiyle maddeyi iptal etmişti. Akgül’ün avukatı Fatih Aydın, “Bu soruşturma Samsun’da polisin açık kaynak araştırmasıyla başlamış. Polisin araştırma yetkisi AYM kararıyla iptal edilmiştir, bu yetki ancak savcı tarafından verilir. Ancak bu olayda savcının talimatı yok” diye konuştu.

Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, Akgül’ün “zincirleme örgüt propagandası” suçundan cezalandırılmasını istedi. Akgül ve avukatı mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre talep etti.

Davanın karar duruşması 27 Haziran 2024 günü görüldü. Esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını yapan Akgül, “Paylaşımlarım suç teşkil etmemektedir. Suçsuzum” diyerek beraatını talep etti.

Akgül’ün avukatları esasa karşı savunmalarında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve AYM içtihatlarına atıf yaparak suçun unsurlarının oluşmadığına dikkat çekti. Akgül’ün, suçlamaya konu edilen paylaşımlarda ifade ve basın özgürlüğü hakkını kullandığını söyleyen avukatlar beraat talebinde bulundu.

Son sözü sorulan Akgül, “Barış içinde yaşamak, savaşa karşı çıkmak anayasal hakkım. Mahkemenizden, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının anayasal haklarını gözeten bir karar vermesini talep ediyorum” dedi.

Mahkeme, “örgüt propagandası” suçunun yasal unsurları oluşmadığından Akgül’ün beraatına karar verdi.

Cumhuriyet savcısı Akgül hakkında verilen beraat kararına itiraz etti ve istinaf yoluna başvurdu. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, savcının istinaf başvurusunu esastan reddetti. Daire, 6 Şubat 2025 tarihinde oy birliğiyle aldığı kararda şu ifadelere yer verdi: “Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısının ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla istinaf başvurusunun esasta reddine karar verildi.” Böylece Akgül hakkındaki beraat kararı kesinleşmiş oldu.

“Örgüt üyeliği” davası

18 Şubat 2025 günü yapılan eşzamanlı ev baskınlarıyla Akgül’ün de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi Halkların Demokratik Kongresi (HDK) soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Emniyet ifadesinde Akgül’e, 2012 yılından telefon dinlemeleri ve açık kaynak araştırmaları soruldu. Akgül’e suçlama olarak yöneltilen telefon görüşmelerinden biri 2013’te 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda polisin DİSK binasına müdahalesiyle ilgiliydi. Akgül, konuşmada yaşananlarla ilgili bilgisayar başındaki mesai arkadaşını bilgilendiriyordu. 3 Haziran 2013 tarihli bir görüşmedeyse Akgül, yine bianet’ten mesai arkadaşıyla konuşuyordu.

Üç gün gözaltında tutulan Akgül, emniyetteki ifade işlemlerinin ardından 21 Şubat günü Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi. Emniyette ifade alındığı gerekçesiyle Akgül’ün sorgusunu yapmayan savcılık, gazeteciyi tutuklama istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk etti.

Hakimlik sorgusunda Akgül, HDK toplantılarında sadece gazeteci olarak bulunduğunu belirtti. Akgül, 2015 yılında yüksek lisans yaparken bağımsız feminist bir kadın olarak Ankara’daki bir toplantıya katıldığını ve delege seçildiğini söyledi. Akgül, toplantılardan sonra herhangi bir faaliyete katılmadığını, gazeteci kimliğiyle bir defa genel meclis toplantısına gittiğini ve örgütle bir bağı olmadığını vurguladı.

Sorguda kendisine karşı delil olarak kullanılan TAPE’lerin 2011 - 2014 yıllarında "Fetöcü" hakim ve savcılar tarafından hukuksuz bir şekilde elde edildiğini söyleyen Akgül, sadece meslek örgütlerine üye olduğunu belirterek serbest bırakılmayı talep eti.

İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği “suç işlediğine dair kuvvetli şüphe” ve “kaçma riski bulunduğu” gerekçeleriyle Akgül’ü “örgüt üyeliği” suçlamasıyla tutukladı.

Akgül hakkındaki iddianame 24 Nisan’da tamamlandı ve İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, iddianamenin diğer şüphelisi Mehmet Saltoğlu ile Akgül’ün arasındaki bağın ortaya konulmadığı gerekçesiyle iddianameyi iade etti. Bunun üzerine savcılık, bir üst mahkeme olan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesine başvurarak iade kararına itiraz etti. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin savcılığın itirazını yerinde bulması sonucu iddianame kabul edildi.

1 aydan fazla süren iade ve itiraz sürecinin sonunda iddianameyi kabul eden İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi 2 Haziran günü, Akgül’ün tutuklulukta geçirdiği süreyi ve delillerin büyük çoğunluğunun toplanmış olduğunu dikkate alarak gazetecinin yurt dışına çıkış yasağı şeklinde uygulanacak adli kontrol tedbiriyle tahliyesine karar verdi. Akgül aynı gün tutuklu bulunduğu Bakırköy Cezaevinden tahliye edildi.

Davanın 30 Eylül tarihli ilk duruşmasında savunmasını yapan Akgül, dosyadaki telefon görüşmelerini içeren kayıtların 13 yıl öncesine dayandığını ve bu dinlemelerin kanıt sayılamayacağına dair yüksek yargı kararları olduğunu hatırlattı:

“Savcılık iletişimin gizliliğini ihlal eden bu dokümanı açık bir şekilde, herhangi bir hukuki yahut keyfi açıklama olmaksızın iddianameye eklemiş. Bu dokümanlar hakkında söyleyebileceğim tek şey malumun ilamından öteye geçmeyecek: Bunlar suç içermeyen, ya toplantı ve gösteri hakkımı kullandığım ya da gazeteci olarak halkı bilgilendirme hakkımı kullandığım konuşmalar. Bu konuşmalara ilişkin suç olan tek şey iddianamede yer almaları. Ve o suçun faili de ben değilim.”

İddianamede Akgül hakkında yapılan açık kaynak taramasında altı adet URL adresine yer verilmişti. Akgül, bu altı URL’nin yalnızca üçünün kendisiyle ilgili olduğunu söyledi: “İddianamede listelenen http://ekmekveozgurluk.net, http://evrensel.net ve http://esp.org.tr adreslerine ait URL’lerde bahsi geçen kişi iddianamede de yer aldığı gibi Elif Akgül Ateş’tir. Google’a yazdığınızda bu kişinin eski Eğitim Sen Kadın Sekreteri olduğunu görebilirsiniz. Savcılığın bu bilgileri edinmesi için bilgisayarını açması yeterliydi. Soruşturma aşamasında yapılması gereken minimum hareket buydu. Bu bile yapılmadı.”

Hakkındaki iddianamenin tutukluluğunun üçüncü ayında kabul edildiğini anımsatan Akgül, “İddianame polis sorgusunda bana yöneltilen sorular dışında herhangi bir iddia içermiyor. Bu üç aylık süre içinde savcılık soruşturma yürütüp delil toplamak şöyle dursun, HDK hakkında var olan ‘terör örgütü değildir’ kararı gibi dosyaya eklemekle yükümlü olduğu lehe delilleri bile eklenmemiş” dedi. Akgül yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti.

Akgül’ün avukatı Veysel Ok, iddianame savcısının, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne (TEM) ‘Elif Akgül’ün terörle bağlantısı var mı’ diye sorduğunu; TEM’den herhangi bir bağlantısı olmadığına dair belge geldiğini ancak savcılığın bu evrakı iddianamede kullanmadığını belirtti.

Savcı, davanın 4 Aralık tarihli ikinci duruşmasından bir gece önce esas hakkındaki mütalaasını sundu. Akgül’ün HDK İstanbul binasında el konulan dijital materyallerde isminin bulunmasını ve HDK toplantılarına katılmasını delil olarak değerlendiren savcı, gazetecinin üzerine atılı “örgüt üyeliği” suçundan cezalandırılmasını istedi. Savcının delil olarak nitelediği bu listelerde Akgül’ün ismi, muhabir ve feminist olarak geçiyordu.

Akgül’ün avukatı Batıkan Erkoç, esas hakkındaki mütalaanın duruşmaya saatler kala UYAP’a yüklendiğini bu nedenle savunmalarını hazırlayamadıklarını belirterek süre talep etti. Erkoç, “Dosya mütalaasını hazırlaması için savcılığa 30 Eylül’de tebliğ edildi. Ancak mütalaa 19 saat önce UYAP’a yüklendi. Mütalaa vakitlice gelseydi bugün müvekkilin adli kontrolü kaldırılacaktı. Adli kontrolün devamı hak ihlaline yol açacaktır. Adli kontrolün kaldırılmasını talep ediyoruz” dedi.

Mahkeme savunmanın hazırlanması için süre talebini kabul etti ancak Akgül hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması talebini reddetti. Dava 20 Ocak’ta devam edecek.

 

 

Yukarı