Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Evrim Kepenek

Evrim Kepenek

Gazeteci Evrim Kepenek hakkında mesleki faaliyetleri gerekçe gösterilerek çok sayıda dava ve soruşturma açıldı.

20 Aralık 2011’de Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj Tv başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik “Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) operasyonu” kapsamında 49 gazeteci gözaltına alındı. O dönem DİHA muhabiri olan Kepenek, deprem haberi yapmak için gittiği Van’da, kaldığı çadıra düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. Kepenek, “İstanbul’dan gelen talimat bu” denilerek, Van’dan İstanbul’daki Vatan Emniyet Müdürlüğüne getirildi.

Dosyada “kısıtlılık-gizlilik kararı” alındığı söylenerek, gözaltındaki gazetecilere ve avukatlarına suçlamalar hakkında bilgi verilmedi. Gazetecilerden yedisi savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılırken, Kepenek’in de aralarında bulunduğu 42 gazeteci mahkemeye sevk edildi. Dört günlük gözaltının ardından, 24 Aralık 2011’de Kepenek’in de aralarında bulunduğu altı gazeteci mahkemede serbest bırakıldı. 36 gazeteci ise tutuklandı.

“KCK Basın Davası” olarak anılan davanın iddianamesi İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından 27 Nisan 2012’de tamamlandı. İddianamede, “KCK/PKK Basın Komitesi” ve “Demokratik Aydınlanma Birliği’nin (Yekitiya Ragihandina Demokratik – YRD)” Kürt medyasının yayın politikasını ve haberleri yönlendirdiği savunuldu ve Kepenek’in de aralarında bulunduğu 44 gazeteciye “örgüt üyeliği” (TCK 314/2), “örgüt yöneticiliği” (314/1) ve “örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçlamaları yöneltildi.

Gazetecilik faaliyetleri “örgütsel faaliyet” olarak tanımlanırken; iddianamede “sözde gazetecilik”, “devletin imajını bozacak haberler”, “Türk devletini sıkıntıya sokacak haberler”, “örgütsel gazetecilik”, “bağımsız bir gazeteci tarafından bu haberlerin yapılmasının mümkün olamayacağı”, “bilgisayarda bulunan fotoğraflarla devlet büyüklerine hakaret edildiği” gibi değerlendirmeler sıralandı. Gazetecilerin haberleri, gazetecilik faaliyetleri, Roj Tv ve ANF gibi medya kuruluşlarıyla çalışmaları ya da haber aktarımı yapmaları suç delili olarak değerlendirildi.

Toplam 800 sayfalık iddianamenin Kepenek ile ilgili üç sayfalık bölümünde, gözaltına alındığı DİHA çadırında bulunan malzemelerin listesi, Kepenek’in BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in basın danışmanı Emin Dağ ile yaptığı bir telefon görüşmesi, haber takibi için bulunduğu eylemler ve gizli tanık ifadesi yer aldı.

DİHA çadırında el konulan malzemeler arasında hakkında yasaklanma ve toplama kararı bulunan 5 kitap/dergi bulunduğu belirtildi. Kepenek, soruşturma aşamasında verdiği ifadede DİHA çadırında ele geçirilen materyallerin kendisine ait olmadığını beyan etmişti.

Dava, 10 Eylül 2012’den 3 Mart 2014’e kadar Özel Yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Kepenek, 30 Ekim 2013 tarihli duruşmada savunma yaptı. Depremi haberleştirmek için gittiği Van’da basın çadırında gözaltına alındığını anlatan Kepenek, depremde zarar gören DİHA binasına da baskın düzenlenerek, orada el konulan eşyaların da tutanağa yazıldığını, gözaltı esnasında söylediği üzere kendi valizi dışındaki hiçbir şeyin kendisine ait olmadığını, bunun yanı sıra suç unsuru da içermediğini ifade etti.

İddianamede bir milletvekilinin danışmanıyla yaptığı telefon görüşmesinin yer aldığını, bu görüşmenin tamamen haberle ilgili olduğunu ve bunun TAPE’lerden de anlaşılabileceğini söyledi.

Savcılığın eylemlere Basın Komitesi adına katıldığının iddia ettiğini söyleyen Kepenek, diğer ajans ve gazete muhabirleriyle birlikte haber takibi için orada olduğunu, elinde fotoğraf makinesiyle haber takibi yaptığının iddianamede de açıkça görüldüğünü vurguladı. Kepenek gizli tanığın beyanlarını da kabul etmediğini ekledi.

Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasının ardından Çağlayan Adliyesine taşınan dava, 26 Mart 2014’ten bu yana İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediyor.

Halen sürmekte olan davanın 16 Aralık 2025 tarihli 33. duruşmasında mahkeme, bazı sanıklar hakkındaki yakalama emrinin infazının beklenilmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 30 Nisan 2026’ya ertelendi.

“Hakaret” davası

bianet kadın ve LGBTİ+ haberleri editörü Kepenek hakkında, 9 Haziran 2021’de bianet haber sitesinde yayımlanan “Çocuğunu ‘istismar eden’ baba tutuklandı” başlıklı haber nedeniyle soruşturma açıldı. Altı yaşındaki çocuğunu istismar ettiği gerekçesiyle tutuklanan Refik Y., cezaevinden yaptığı başvuruda “hakaret” ve “özel hayatın gizliğini ihlal” gerekçeleriyle Kepenek’ten ve sosyal medyada benzer iddialarda bulunan Aslı T., Gülten T. ve Soner S.’den şikayetçi oldu.

Refik Y. şikayetinde boşanma aşamasındaki eşi Nazlı U.’nun, çocuklarının geçici velayetinin babaya verilmesi üzerine kendisine iftira attığını iddia etti.

Şikâyet üzerine açılan soruşturma kapsamında 9 Ağustos 2021 günü Rize Ardeşen Şehit Halis Karoğlu Polis Merkezi Amirliğine giderek ifade veren Kepenek, haberi ceza dosyası ve adli tıp raporlarına dayanarak yaptığını söyledi. Olayın yorum ve eleştiri katılmaksızın dava dosyalarından aktarıldığını belirten Kepenek, “Üzerime isnat edilen suça konu haber kesinlikle Refik Y. isimli şahsa hakaret amacı taşımamaktadır” dedi.

Zanlının isminin haberde sansürlenerek verildiğini belirten Kepenek “Şahsın özel hayatının gizliliğine ihlal söz konusu değildir. Haberin içeriği somut olguların aktarılmasıdır” dedi ve ifadesini sonlandırdı.

Soruşturmayı yürüten İzmir’deki Selçuk Cumhuriyet Başsavcılığı, 9 Aralık 2021’de gazeteci Kepenek ve diğer üç kişi hakkında “hakaret” (TCK 125/1,4) suçlamasıyla iddianame düzenledi. İddianamede, “Haberde her ne kadar söz konusu iddialar yargı mercileri nezdinde incelenmekte ve araştırılmakta ise de Refik Y. hakkında henüz iddia olunan eylemleri gerçekleştirdiğine dair suçluluğunun sabit görüldüğü kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmamaktadır” ifadelerine yer verildi. Kepenek’in haberi internet üzerinden yayınladığını belirten savcılık, "Bu Kanun basılmış eserlerin basımı ve yayımını kapsar" hükmüne atıfla davayı Basın Kanunu kapsamı dışında bıraktı.

İddianame Selçuk 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın 1 Kasım 2022 tarihli üçüncü duruşmasına İstanbul’dan SEGBİS ile katılan Kepenek, “Yargılanmama neden olan haberde ismi kodlayarak ve herhangi bir yargıya yol açacak yorum yapmadan haber yaptım. Haberlerimi pedagog raporlarından ve avukatların hazırladığı dilekçelerden alıntılar yaparak yayınladım. Bu esnada zaten R. Y. ‘cinsel istismar’ suçlamasıyla yargılanıyordu. Takdir edersiniz ki yargılamalar kamuya açıktır ve ben bir gazeteci olarak kamuyu bilgilendirme görevimi yaptım. Bu haberlerin hiçbirinde hedef gösteren bir dil kullanmadım ayrıca çocuğun üstün korunması yönünde raporları da detaylıca haberleştirmedim” diyerek beraatını talep etti.

Davanın 22 Ocak 2026 tarihli 17. duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, “Kovuşturma esnasında atılı suçun ön ödeme kapsamına alındığı, ön ödeme ihtaratı akabinde sanıkların ödeme yaparak makbuzu mahkemenize sunduğu anlaşılmakla” diyerek düşme kararı verilmesini talep etti. Mahkeme, ilgili suçun ön ödemeye tabi olduğu, sanıkların da yasal süre içerisinde ödemeyi gerçekleştirdiği anlaşıldığından açılan kamu davasının tüm sanıklar yönünden ayrı ayrı düşmesine karar verdi.

“Soruşturmanın gizliliğini ihlal” davası

İstanbul Beylikdüzü'nde "balkondan düştü" denilerek getirildiği hastanede hayatını kaybeden iki yaşındaki çocuğun "cinsel istismar nedeniyle öldüğü" iddiasını ilgili doktorla görüşerek haberleştiren Kepenek hakkında, ailenin şikâyeti üzerine Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

Kepenek soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde, haberi iddia olarak yazdığını, kendisine gelen hastane raporunda çocuğun istismar edildiğine dair bulgular olduğunu, raporu üç farklı doktora ile bir adli tıp uzmanına yorumlattığını söyledi. Kepenek, otopsi raporunda istismar bulgusu olmadığına dair çıkan bulguyu da haber yaptığını belirterek üzerine atılı suçlamayı reddetti.

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 24 Mart 2023 tarihinde tamamlanan iddianamede, Kepenek ve haber kaynağı olan iki kişiye “soruşturmanın gizliliğini ihlal” (TCK 285) suçlaması yöneltildi. İddianamede Kepenek ve iki haber kaynağının, “adli makamlarca bilinmesi zaruri mahiyetteki bilgileri aleni suretle kamuoyu ile paylaşmaları nedeniyle” soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği savunuldu. İddianame, Büyükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Davanın 27 Eylül 2024 tarihli ikinci duruşmasında savunmasını yapan Kepenek, Beylikdüzü Devlet Hastanesinden bir doktorun kendisini aradığını ve gözlemlerini anlattığını, hastanenin hazırladığı rapora ilişkin adli tıp uzmanlarıyla görüştükten sonra dava konusu haberi yaptığını anlattı. Haberin ardından çalıştığı kurumun arandığını ve tehdit edildiğini söyleyen Kepenek, “Hiçbir haberimde, kimsenin adını haksız yere geçirmediğim gibi, özellikle bu tür hassas konularda son derece titiz bir dil kullanırım. Burada yargılanıyor olmam, mesleğimin temel görevlerini yerine getirme çabamla ilgili görülmelidir. Benim haberim iddialar üzerindeydi. Haberi yaptığımda soruşturmanın gizliliği yönünde bir karar alınmamıştı. Bu karar 10 Eylül 2022’de verildi ve verildikten sonra asla bu konu üzerine haber yapmadım” dedi.

Davanın 27 Ocak 2025 tarihli üçüncü duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, Kepenek’in eyleminin kamunun haber alma hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceğini ve TCK 285/1'de eylemin suç olarak tanımlandığını belirtti. Dava konusu haberinin kamunun haber alma hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceğini savunan savcı, Kepenek’in haber tarihinde soruşturmada gizlilik kararının bulunmadığı yönünde yapmış olduğu savunmaya değinerek, "Buradaki soruşturmada gizlilik kararının taraflara yönelik olarak alınan bir karar olduğu, kamuya yönelik gizliliğin soruşturmanın genel kuralı olduğu ve üzerine atılı suç ile kamu düzeninin korunduğunu" söyledi. Savcı, Kepenek'in üzerine atılı "soruşturmanın gizliliğini ihlal" suçlamasından cezalandırılmasını talep etti.

14 Mayıs 2025 tarihli dördüncü duruşmada esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını yapan Kepenek, “Haberim, devam eden bir soruşturmaya zarar verecek nitelikte değildi. Gizlilik kararı ise haberden sonra verilmişti. Bu tarihten sonra konuya dair haber yapmadım. Suç kastım yoktur. Beraatımı talep ederim” dedi. Kararını açıklayan mahkeme, "soruşturmanın gizliliğini ihlal" suçundan Kepenek’i 10 ay hapis cezasına mahkûm etti. Hükmün açıklanmasını geri bırakıldı.

Hedef gösterme” soruşturması

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma kapsamında Kepenek, T24 editörü Sibel Yükler, Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Delal Akyüz ve Fırat Can Arslan 25 Temmuz 2023 günü evlerine yapılan polis baskınlarıyla gözaltına alındı.

Diyarbakır’da tutuklanan 18 gazetecinin iddianamesini hazırlayan savcı ile davaya bakan heyet üyesi eşinin görev yerlerinin değiştirilmesine dair haberi X hesaplarından paylaştıkları gerekçesiyle gözaltına alınan gazetecilere, “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” (TMK 6) suçlaması yöneltildi.

Kepenek, sağlık kontrolünün ardından Taksim Şehit Haşim Usta Polis Merkezi'ne getirildi. Emniyet ifadesi alınan Kepenek’e, Diyarbakır’da Haziran 2022’den Temmuz 2023’e kadar hapis tutulan 16 (yargılanan 18) gazetecinin iddianamesini hazırlayan savcı ve mahkeme heyetindeki eşinin Samsun Vezirköprü’ye tayin edilmesini yazan Fırat Arslan’ın tweetini neden paylaştığını sordu. İfadenin ardından Kepenek'in savcılık talimatıyla bir gece gözaltında tutulacağı belirtildi.

Kepenek, 26 Temmuz günü sabah saatlerinde adliyeye çıkarıldı. Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hakimliğinde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla ifade veren Kepenek, ifadesinin ardından yurt dışına çıkış yasağı ve ayda bir imza vermek şeklindeki adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakıldı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 11 Ocak 2024 tarihinde Fırat Can Arslan’ın tweetini paylaştıkları için gözaltına alınıp haklarında soruşturma açılan gazeteciler Evrim Deniz, Evrim Kepenek, Sibel Yükler ve Delal Akyüz hakkında “kovuşturmaya yer yok” kararı verdi.

Karar, “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme” (TMK 6/1) suçlamasıyla tutuklanan gazeteci Fırat Arslan’ın 31 Ekim 2023’teki ilk duruşmada beraat etmesinden 72 gün sonra geldi. Savcılık kovuşturmaya yer yok kararında Arslan’ın beraat ettiğini hatırlatarak yüksek yargı kararlarına atıf yaptı. Savcılık ayrıca gazetecilerin gözaltında geçirdiği süre nedeniyle tazminat talebinde bulunabileceklerini belirtti ve bir ağır ceza mahkemesine başvurmaları için 1 yıl süre verdi.

“Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” davası

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kepenek hakkında, 6 Şubat Maraş depremlerinin ardından jandarmanın Pazarcık’a gönderilen yardımlara el koyduğu iddialarına ilişkin yaptığı paylaşım nedeniyle, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (TCK 217/A) ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” (TCK 216) suçlamalarıyla soruşturma başlattı.

Kepenek, hakkında açılan soruşturma kapsamında ifade vermek üzere 3 Kasım 2023 tarihinde İstanbul Adliyesi Basın Suçları Soruşturma Bürosu gitti. Kepenek ifadesinde, “6 Şubat depremlerinin yaşandığı dönemde, hepimizin içi yanarken deprem bölgesinden haber akışı sağlamaya çalışırken yaptım bu paylaşımı ve haberi.Bölgeden gelen her bilgi de teyit edildikten sonra bizim için bir haber değeri taşır. Bu teyidi de görüntüyü bana gönderen haber kaynağımdan aldım. Zaten görüntü içeriğinde de yaşanan arbede açıkça görülmektedir. Paylaşım yaptığım gün AFAD açıklama yaparak yardımların sadece kendisi tarafından verileceğini duyurdu. Pazarcık'taki Alevilere ait yardım merkezi de o gün kendilerine baskın yapıldığını açıkladı, videoyu gönderdi. Jandarmanın geldiğini ve yardım malzemelerine el konulduğunu bildirdiler. Ben de bunu haber yaptım. Paylaşıma da videoyu ekledim. Bu halkı yanıltıcı bilgi mahiyetinde değildir. Halkı aşağılamak, kin ve nefrete sürüklemek gibi bir amacım olamaz. Suçlamaları kabul etmiyorum suçsuzum” dedi.

Soruşturmayı tamamlayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Aralık 2023’te Kepenek hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (TCK 217/A) suçlamasıyla iddianame hazırladı.

İddianamede, yanlış bilgiyi alenen yayma suçunda önemli olan hususun, gerçeğe aykırı bilginin belirli olmayan birçok kişi tarafından algılanabilir şekilde yayılması olduğunu savunarak, “Suçun oluşması için gerçeğe aykırı bilginin kamu barışını bozması şart değildir. Kamu barışını bozmaya elverişli olması yeterlidir” denildi. Savcı, “Şüphelinin, deprem yardımlarına el konulduğu şeklinde ifadeleriyle halkı derinden etkileyen deprem felaketiyle ilgili olarak halk arasında infial uyandırmasına neden olabilecek şekilde paylaşım yaptığı ve paylaşımın kamu barışını bozmaya elverişli olduğu anlaşılmaktadır” ifadelerine yer verdi.

İddianame İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 23 Eylül 2024 tarihli ilk duruşmada savunmasını yapan Kepenek, “Paylaştığım videoda da görünüyor jandarma alana gitmiş ve yardımlara el koyuyor. Bu teyitli bir bilgi bir gazeteci olarak bu haberi kamuoyuna duyurmak benim görevim. İddia edilen suçun koşulunun oluşmadığı ortada. Burada bir yalan yok, çarpıtma yok, habercilik açısından gerçeğin kamuya anlatılması var üstelik videosu olan kanıtlı bir şekilde” diyerek beraatını talep etti.

24 Şubat 2025 tarihli ikinci duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, Kepenek’in suç işleme kastı olmayan olmadığını belirterek, beraat yönünde mütalaa verdi. Mahkeme, suçun unsurlarının oluşmadığına karar vererek Kepenek’in beraatına hükmetti.

Yukarı