Duruşmanın ilk gününde Cihan Acar, Abdullah Kılıç, Bünyamin Köseli ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu savunma yaptı

 

Aralarında Murat Aksoy, Atilla Taş ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu’nun da bulunduğu 13 gazetecinin darbe suçlamasıyla yargılandıkları davanın ilk duruşması 16 Ağustos günü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.

Davada gazeteciler Abdullah Kılıç, Ali Akkuş, Atilla Taş, Bünyamin Köseli, Cihan Acar, Gökçe Fırat Çulhaoğlu, Hüseyin Aydın, Murat Aksoy, Mustafa Erkan Acar, Oğuz Usluer, Seyit Kılıç, Yetkin Yıldız ve Yakup Çetin “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlarından ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanıyor.

13 gazeteci, 29 sanıklı “FETÖ’nün medya yapılanması” davasında “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla yargılanırken, ilk duruşma sonunda 31 Mart günü duruşma savcısının mütalaasına uygun olarak tahliye edilmiş, ancak tahliyeler gerçekleşmeden başlatılan yeni “darbe” soruşturması kapsamında tekrar gözaltına alınmışlardı. Tahliye kararını veren mahkeme heyeti ve duruşma savcısı görevden alınmıştı.

“Terör örgütü üyeliği” davasını da gören İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmanın ilk günü, kapatılan Bugün gazetesi muhabiri Cihan Acar’ın savunmasıyla başladı.

“Çok yorgunum sayın heyet”

Mahkeme heyetine Yeşil Yol filminden bir alıntıyla “Çok yorgunum sayın heyet” diyen Acar, tahliye olduğu gece jandarma aracında gözaltına alındığını anlattı. Acar, “O gece yargılanan ben değildim, annemdi, ablamdı, ailemdi. Ben o gece defalarca ölmeyi istedim,” diye konuştu.

13 aydır cezaevinde bulunan Acar, iddianamede ByLock kullanıcısı ya da hakkında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma yürütülen kişilerle telefon kayıtları bulunması konusunda, görüşme yaptığı kişilerin gazeteci ve avukat olduklarını, yaptığı görüşmelerin tümünün mesai saatleri içinde gerçekleşen ve tamamen haber ve bilgi amaçlı görüşmelere olduğunu söyledi.

Acar, 215,000 ByLock kullanıcısı olduğu haberlerine atıfla, her bir kullanıcı “100’er kişiyle görüşse 21 milyon kişi suçlu sayılabilir mi?” diye sordu.

“27 yaşında cezaevinde girdim. Artık bir bayramı daha cezaevinde geçirmek istemiyorum” diyen Acar, cezaevinde psikolojik destek aldığını söyledi.

“Evet, gazeteciyim ama basın özgürlüğü altında imtiyaz istemiyorum, adil yargılanmak istiyorum,” diye konuşan Acar, savunmasını tahliyesini isteyerek bitirdi.

Kılıç: Darbe girişimini o gece lanetledim

Acar’ın ardından savunmasını yapan Habertürk TV Genel Yayın Koordinatörü Abdullah Kılıç 15 Temmuz gecesi darbe girişimini öğrendiği andan itibaren pek çok tweetle darbeyi lanetlediğini aktardı.

İddianamede Meydan gazetesinde 11 ay çalışmasının suç gibi sunulduğunu söyleyen Kılıç, kapatılan Bank Asya’ya para yatırdığı yönündeki suçlamalara da yanıt verdi. Kılıç, Bank Asya’yla banka-mudi ilişkisinin olmadığını, bankaya kızının okul taksitlerini yatırdığını ve Meydan gazetesinin maaşları Bank Asya’ya yatırdığını anlattı.

Kılıç iddianamede şüpheli olduğu ileri sürülen iletişim kayıtlarıyla ilgili de açıklamalar yaptı. Kılıç, 20 gazeteciyle iletişim kayıtlarına yönelik suçlamada bulunulduğunu, bu görüşmelerin hepsinin habercilikle ilgili görüşmeler olduğunu söyledi.

Kılıç’ın ardından savunmasını yapan Aksiyon dergisi muhabiri Bünyamin Köseli duruşmanın başında avukatının olmadığını belirterek, mahkemeden kendisine müdafi atanması talebinde bulundu.

Köseli: Antikacı dükkanı için belge toplarken…

Köseli, savunmasında işsiz kaldığı dönemde antikacı dükkanı açmaya çalıştığını, gece darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz günü ise babasıyla birlikte gerekli evrakları tamamlamak için bütün gün koşuşturduklarını anlattı.

Köseli, “Aynı akşam gerçekleştirilecek darbe girişiminden haberi olan bir kişi bu işlerle mi uğraşır? Birileri darbe planları yaparken, ben antikacı dükkanı açmak için uğraşarak mı darbeye katkı yapıyorum?” diye sordu.

Köseli iddianamede Bank Asya’dan kredi kartı olduğunun yazdığını, ama kendisinin son 10 yıldır hiçbir kredi kartını kullanmadığını aktardı.

İddianamede şüpheli bulunan telefon görüşmeleri hakkında ise, Köseli görüştüğüm kişilerin çoğunun gazeteci arkadaşları olduğunu, görüşmelerinde suç unsuru bulunmadığını söyledi.

Köseli’nin ardından ise duruşmada son olarak Türk Solu dergisi başyazarı Gökçe Fırat Çulhaoğlu söz aldı.

Çulhaoğlu: Gazeteciliğin cezasını okur verir

Savunmasında kendisinin ve Türk Solu dergisinin “en başından beri FETÖ karşıtı” olduğunu söyleyen ve bu yöndeki haber ve manşetlerden örnekler veren Çulhaoğlu, “Gökçe Fırat’dan bir darbeci çıkaramazsınız. Hele FETÖ’cü bir darbeci hiç çıkaramazsınız,” diye konuştu.

Çulhaoğlu, “Gazetecilik bir suçlama olamaz. Gazeteciliğin cezasını ancak okuru verir,” dedi ve mahkemeden kendisi hakkındaki delillere göre karar vermesini istedi.

Çulhaoğlu’nun savunmasının ardından İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi duruşmanın 17 Ağustos günü kaldığı yerden devam etmesine karar verdi.