13 gazetecinin yargılandığı “darbe” davasında mahkeme iki gazetecinin tahliyesine karar verdi

 

Aralarında Murat Aksoy, Atilla Taş ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu’nun da bulunduğu 12’si tutuklu 13 gazetecinin yargılandığı “darbe teşebbüsü” davasının 18 Ağustos günü tamamlanan ilk duruşmasında mahkeme iki tutuklu gazetecinin tahliyesine, diğerlerinin ise tutukluluklarının devamına karar verdi.

Davada, “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla yargılandıkları bir başka davada Mart ayında haklarında tahliye kararı verilen Habertürk TV yayın koordinatörü Abdullah Kılıç, Zaman gazetesi haber müdürü Ali Akkuş, eski şarkıcı ve Meydan gazetesi yazarı Atilla Taş, Aksiyon dergisi muhabiri Bünyamin Köseli, Bugün gazetesi muhabiri Cihan Acar, Türk Solu dergisi baş yazarı Gökçe Fırat Çulhaoğlu, Cihan Haber Ajansı muhabiri Hüseyin Aydın, Yeni Şafak ve Millet gazeteleri yazarı Murat Aksoy, Özgür Düşünce gazetesi editörü Mustafa Erkan Acar, Habertürk TV koordinatörü Oğuz Usluer, TRT Haber muhabiri Seyid Kılıç, Zaman gazetesi adliye muhabiri Yakup Çetin ve Aktif Haber sitesi genel yayın yönetmeni Yetkin Yıldız yargılanıyor.

İddianamede gazeteciler hakkında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs” suçlamalarıyla ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet talep ediliyor.

Duruşmanın görüldüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, Bünyamin Köseli ile Cihan Acar’ın yurtdışı yasağı şartıyla tahliyesine karar verirken diğer tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına hükmetti. Mahkeme, tutuksuz yargılanan Ali Akkuş’un adlî kontrol şartlarının devam etmesini de kararlaştırdı.

Mahkeme ayrıca mevcut “darbe girişimi” davasının halen devam etmekte olan “terör örgütü üyeliği” davasıyla birleştirilmesine karar verdi. Birleştirilen davanın bir sonraki duruşması 24 Ekim’de görülecek.

13 gazeteci, 29 sanıklı “FETÖ’nün medya yapılanması” davasında “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla yargılanırken, ilk duruşma sonunda 31 Mart günü duruşma savcısının mütalaasına uygun olarak tahliye edilmiş, ancak tahliyeler gerçekleşmeden başlatılan yeni “darbe” soruşturması kapsamında tekrar gözaltına alınmışlardı. Tahliye kararını veren mahkeme heyeti ve duruşma savcısı görevden alınmıştı.

Savunmalar

16 Ağustos günü Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde başlayan duruşmanın ilk gününde Cihan Acar, Abdullah Kılıç, Bünyamin Köseli ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu savunma yaptı.

Savunmasında tahliye olduğu gece jandarma aracında gözaltına alındığını anlatan Acar, “O gece yargılanan ben değildim, annemdi, ablamdı, ailemdi. Ben o gece defalarca ölmeyi istedim,” diye konuştu.

13 aydır cezaevinde bulunan Acar, cezaevinde psikolojik destek aldığını söyledi. Acar, iddianamede ByLock kullanıcısı ya da hakkında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma yürütülen kişilerle telefon kayıtları bulunmasına yönelik olarak, görüşme yaptığı kişilerin gazeteci ve avukat olduklarını, yaptığı görüşmelerin tümünün mesai saatleri içinde gerçekleşen ve tamamen haber ve bilgi amaçlı görüşmeler olduğunu söyledi.

Acar, 215,000 ByLock kullanıcısı olduğu haberlerine atıfla, her bir kullanıcı “100’er kişiyle görüşse 21 milyon kişi suçlu sayılabilir mi?” diye sordu.

Acar’ın ardından savunmasını yapan Habertürk TV Genel Yayın Koordinatörü Abdullah Kılıç 15 Temmuz gecesi darbe girişimini öğrendiği andan itibaren pek çok tweetle darbeyi lanetlediğini aktardı.

İddianamede Meydan gazetesinde 11 ay çalışmasının suç gibi sunulduğunu söyleyen Kılıç, 20 gazeteciyle görüşme kayıtlarına yönelik suçlamada bulunulduğunu, bu görüşmelerin hepsinin habercilikle ilgili görüşmeler olduğunu söyledi.

Kılıç’ın ardından savunmasını yapan Köseli ise darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz günü açmayı düşündüğü antikacı dükkanı için gerekli evrakları tamamlamak için bütün gün babasıyla birlikte koşuşturduklarını anlattı.

Köseli, “Aynı akşam gerçekleştirilecek darbe girişiminden haberi olan bir kişi bu işlerle mi uğraşır? Birileri darbe planları yaparken, ben antikacı dükkanı açmak için uğraşarak mı darbeye katkı yapıyorum?” diye sordu.

Köseli’nin ardından söz alan Gökçe Fırat Çulhaoğlu savunmasında kendisinin ve Türk Solu dergisinin “en başından beri FETÖ karşıtı” olduğunu söyleyerek “Gökçe Fırat’dan bir darbeci çıkaramazsınız. Hele FETÖ’cü bir darbeci hiç çıkaramazsınız,” diye konuştu.

Çulhaoğlu, “Gazetecilik bir suçlama olamaz. Gazeteciliğin cezasını ancak okuru verir,” dedi.

Duruşmanın ikinci gününde ise Hüseyin Aydın, Murat Aksoy, Erkan Acar, Oğuz Usluer, Atilla Taş, Seyid Kılıç ve Yakup Çetin savunma yaptı.

İlk sözü alan Hüseyin Aydın, Cihan Haber Ajansı’nda muhabirlik yaptığını, Bank Asya hesabındaki para girişlerinin maaş ve mesai ödemeleri olduğunu, sadece Cihan’da çalıştığı için darbe girişimi gibi ağır bir suçla suçlanmayı kaldıramadığını söyledi.

Aydın, iddianamede yer alan görüşme kayıtlarıyla ilgili olarak ise “Benim bu hain darbeyi gerçekleştirenle bir bağlantım var mı? Yok. İş yerimdeki adam ByLock kullanmışsa nereden bilebilirim?” diye sordu.

“Gazetecilik suç değil”

Ardından savunma yapan Murat Aksoy, kendisinin her zaman sivil siyaseti savunduğunu, daima “daha çok demokrasi, daha çok özgürlük, daha çok adalet” vurgusu yaptığını anlattı.

Aksoy, “Ne yazık ki biz burada gazeteciliği savunuyoruz, ama beğenmeseniz de eleştirseniz de gazetecilik suç değil,” dedi. Aksoy, iddianamede kendisine yöneltilen suçlamalara kaynak olarak 12-13 kişiyle yaptığı telefon görüşmeleri, yurtdışı seyahatleri ve Taraf gazetesinde yedi ay çalışmasının gösterildiğini söyledi.

Aksoy, “Eğer eleştirmek suçsa, suçlanabilirim, tartışılır. Ama ben 13 kişiyle yaptığım görüşmeler nedeniyle 2 müebbetle yargılanıyorum,” diye konuştu.

Daha sonra savunma yapan Erkan Acar ise en son çalıştığı Özgür Düşünce gazetesi için iddianamede terör örgütü yayın organı denildiğini, ancak kendisinin bunu hiç hissetmediğini, çünkü gazetenin yasal bir kuruluş olduğunu söyledi

Usluer: Gazeteci herkesle konuşur

Ardından söz alan Oğuz Usluer savcılığın darbeye teşebbüs ettiğine dair bir delil sunmadığını söyledi. Bir gazeteci olarak herkesle konuşabileceğini söyleyen Usluer, “Ben gazeteciyim ve gazeteci herkesle konuşur. Kamu yararı gördüğümüz her şeyi de haber yaparız,” dedi.

“Ben Zeus’un kulu muyum?”

Eski şarkıcı ve Meydan gazetesi yazarı Atilla Taş ise yer yer gözyaşlarına hakim olamadığı savunmasında darbeye teşebbüs suçlamalarını reddetti ve “En ufak bir suçum olsa ayakta duramaz canıma kıyardım,” dedi.

“Attığı tweet yüzünden cezaevinde yatan bir Allah’ın kulu yok diyorlar. Ben Zeus’un kulu muyum? Attığım tweetle suçlanıyorum,” diye soran Taş tahliyesini istedi.

Seyid Kılıç ve Yakup Çetin de savunmalarında suçlamaları reddederken Kılıç bugüne kadar yaptığı hiçbir haber nedeniyle herhangi bir soruşturmaya uğramadığını, her zaman hukuktan ve demokrasiden yana olduğunu anlattı.

“Aynı suçlamayla iki dava”

Duruşmanın son gününde Ali Akkuş ve Yetkin Yıldız savunmalarını yaptı. Hakkındaki darbe davası iddianamesinin “terör örgütü üyeliği” ile yargılandığı davanın iddianamesinden farklı olmadığını söyleyen Yıldız, “aynı suçlamayla bir taraftan örgüt üyeliği ile bir taraftan darbe ile yargılanıyorum,” dedi.

Akkuş da hakkında önceki davadan farklı bir iddia olmadığını belirtti ve “aynı konuda ikinci kez yargılama yapılamayacağından bu davanın reddini talep ediyorum,” dedi.

DİHA muhabiri tutuklandı

Hakkında açılan bir soruşturma kapsamında ifade vermek için Mardin Kızıltepe Adliyesi’ne giden DİHA muhabiri Mehmet Sıddık Damar, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlar gerekçe gösterilerek 18 Ağustos günü tutuklandı.

Damar ifadesinin ardından sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımlar gerekçe gösterilerek, “Örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı suçlamayla tutuklanan Damar, Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

“Darbe girişimi” davasında Bünyamin Köseli ve Cihan Acar’ın tahliyesi ve Mardin’de Mehmet Sıddık Damar’ın tutuklanmasıyla Türkiye’de cezaevindeki gazeteci veya medya çalışanı sayısı en az 170 oldu. Ayrıntılı listeye buradan erişilebilir.

Yazar Akhanlı İspanya’da gözaltına alındı

Alman vatandaşı yazar ve insan hakları savunucusu Doğan Akhanlı Türkiye’nin talebiyle tatil için gittiği İspanya’nın Granada kentinde 19 Ağustos günü gözaltına alındı.

Uluslararası PEN üyesi Akhanlı’nın polis tarafından yapılan bir kimlik kontrolünde, Interpol tarafından kırmızı bülten ile arandığı gerekçesiyle gözaltına alındığı bildirildi.

1992 yılından beri Köln’de yaşayan 60 yaşındaki yazarın, Türkiye’ye teslim edilip edilmeyeceği yönünde karar verilene kadar İspanya’da tutulabileceği belirtildi.

Meşale Tolu davasına sınırlamalar getirildi

Tutuklu ETHA çevirmeni Meşale Tolu’nun 11-12 Ekim’de yapılacak ilk duruşmasına davayı gören İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla çeşitli sınırlamalar getirildi.

Silivri cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda yapılacak duruşmayı yabancı basından sadece beş gazeteci izleyebilecek. Ulusal basın mensupları ise güvenlik soruşturmasından geçirilecek ve salonda aynı basın grubundan sadece bir kişi olabilecek. Mahkemenin aldığı diğer kararlara göre, duruşma salonuna ancak giriş kartları olanlar alınacak. Yani ailelerin ve izleyicilerin akredite olması gerekecek.

Alman vatandaşı Tolu davada 15’i tutuklu toplam 18 kişiyle birlikte yargılanıyor. Tolu hakkında 20 yıla kadar hapis isteniyor.

 

Türkiye’de tutuklu ya da hükümlü olarak hapiste bulunan tüm gazetecilerin, Olağanüstü Hâl kapsamında kapatılan basın yayın kuruluşları, vakıf ve derneklerin listelerine buradan erişebilirsiniz.