Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davanın 3 gün süren 93. duruşmasında aralarında dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler’in de bulunduğu 5 tanık dinlendi

CANSU PİŞKİN, İSTANBUL 

Hrant Dink’in öldürülmesinde sorumluluğu bulunan Emniyet, İstihbarat ve jandarma görevlilerinin yargılandığı 4’ü tutuklu 85 sanıklı davanın 93.  duruşması 11 Haziran 2019 günü Çağlayan’daki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada tutuksuz sanıklar Reşat Altay, Muhittin Zenit ve Volkan Şahin ile ev hapsindeki Ali Öz ile taraf avukatları hazır bulundu. Tutuklu sanıklardan Ramazan Akyürek Silivri Cezaevi’nden, Muharrem Demirkale ise Sincan Cezaevi’nden SEGBİS ile duruşmaya katıldı. Demirkale, başka bir davası daha olduğunu belirterek hazırlanmak için bugünkü duruşmadan vareste tutulmayı talep etti. Mahkeme heyeti talebi kabul etti.

P24’ün izlediği duruşmayı HDP Milletvekili Garo Paylan ve Hrant’ın Arkadaşları da takip etti.

Tanık bilmiyor, hatırlamıyor

Duruşmada dönemin Trabzon Terörle Mücadele Şubesi çalışanı Mustafa Kuletaş, tanık olarak dinlendi. Kuletaş duruşmaya, “FETÖ üyeliği” suçlamasıyla tutuklu bulunduğu Çanakkale E Tipi Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS ile katıldı. Emniyet’ten emekli olduğunu beyan eden Kuletaş, duruşmaya hangi dava kapsamında bağlandığını bilmediğini söyledi. Bunun üzerine mahkeme başkanı Emre Efe Şimşek tanık Kuletaş’a, Dink davası kapsamında dinleneceğini hatırlattı. Dink cinayetinin azmettiricisi Yasin Hayal’in faili olduğu Trabzon’daki McDonalds’ın bombalanması olayına ilişkin ifade tutanaklarını tanzim eden Kuletaş, o dönem büro memuru olduğunu ve şubede ifade almakla görevli olduğunu anlattı. Mahkeme başkanı Şimşek, Kuletaş’ın, McDonalds’ın bombalamasının ardından ifadesini aldığı isimler arasında Yasin Hayal’in anne ve babası ile Dink cinayeti azmettiricilerinden Erhan Tuncel’in bulunduğunu anımsattı ve olaya ilişkin ayrıntıları sordu. Ancak Kuletaş, “Fezlekelerde ne yazıyorsa öyledir. Çok uzun zaman oldu hatırlamıyorum” diye yanıt verdi.

Dink Ailesi avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu da Kuletaş’a, “Hamas’ın ruhani lideri için Trabzon’da gösteri yapılmış. Yasin Hayal de bu gösteride slogan atan isimler arasında. Bu tarih itibariyle Yasin Hayal Trabzon TEM Şubesinin hakkında çalışma yürüttüğü kişi miydi” diye sordu. Kuletaş, “Değildi” diye yanıt verdi. Kuletaş, Bakırcıoğlu’nun sorduğu tüm soruları, “Bilmiyorum, hatırlamıyorum, bilgim yok” diye yanıtladı.

Daha sonra Trabzon Emniyet İstihbarat  Şube Müdürlüğü’nde dönemin görevli polis memuru olan tutuksuz sanık Muhittin Zenit söz aldı. Dink’in cinayetinden yarım saat sonra Yasin Hayal ile telefonda görüşen Zenit, cinayetten 11 ay önce Dink’in Yasin Hayal tarafından öldürüleceğine ilişkin aldığı istihbaratı gerekli yerlere yazdığını ve cinayetin ardından Hayal’in yakalanması için çalıştığını öne sürdü. Zenit daha sonra tanık Kuletaş’a, McDonalds bombalamasından sonra Erhan Tuncel’in kimin talimatıyla gözaltına alınıp bırakıldığını sordu. Kuletaş, “TEM Şube müdürü talimatıyla gözaltına alındı ama kimin talimatıyla bırakıldığını bilmiyorum” yanıtını verdi.

“Yasin Hayal’in hareketlerini izleyebilmek için ilişki kurdum”

Cinayetin işlendiği dönem Trabzon’da öğrenci olan Muhammet Çağrı Kırmacı tanık olarak dinlendi. Erzurum’dan SEGBİS ile duruşmaya bağlanan Kırmacı da Kuletaş gibi duruşmaya neden çağırıldığını bilmediğini söyledi. Mahkeme başkanı Şimşek, “Sanıklardan Mehmet Ayhan ve Mustafa Öztürk, Muhittin Zenit ve Yasin Hayal savunmaları sırasında senin isminden bahsetmişler. Bu kişilerle, Erhan Tuncel’le tanışıklığın nedir? Senden bahsedenleri tanır mısın” diye sordu. Kırmacı, Öztürk’ün ev arkadaşı olduğunu, Tuncel’i üniversitede yurttan tanıdığını, Hayal’le ise aynı mahallede oturduklarını anlattı. Kırmacı’nın Mehmet Ayhan ve Muhittin Zenit’i tanımadığını ifade etmesi üzerine mahkeme başkanı, “Memduh ve Ahmet kod isimlerini kullanıyorlardı. Öyle mi tanıyorsun acaba” diye sordu. Tanık Kırmacı, tanımadığını tekrarladı. Bunun üzerine mahkeme başkanı Şimşek, “Mehmet Ayhan ifadesinde senden bahsetmiş ve Muhittin Zenit’in seni ve aileni tanıdığını söylemiş. Muhittin Zenit ‘ben gittikten sonra görüşürsünüz’ diye bırakmış hatta seni” dedi. Tanık ise üzerinden çok zaman geçtiği için hatırlayamadığını ancak yüzünü görse çıkarabileceğini söyledi. Bunun üzerine Zenit kameraya yaklaşarak yüzünü gösterdi. Tanık Kırmacı Zenit’i görünce, “Yabancı değil tanıdım sanırım” dedi. Ancak bu kez de Zenit Kırmacı’yı tanıyamadığını söyledi.

Kırmacı tanıklık beyanında, “Mustafa Ayhan ile ev arkadaşıyız bir dönem Alperen Ocakları başkanlığı yaptı. Yasin ve Erhan’ı ocakta görmedim. Faaliyetlerine ilişkin bilgim yok. 2004-2005 yıllarında 1 yıl üniversiteyi dondurmuştum. Yasin’i aynı mahallede kahvehanesi olduğu için diğer herkesin tanıyabileceği kadar tanıyorum. Muhittin Zenit’i tanıyamadım çıkaramadım hiç” dedi. Muhittin Zenit söz alarak, “Benim tanıdığım Muhammet Kırmacı’nın babasının Erzurum’da baharatçı dükkânı var. Saçları uzundu” dedi. Kırmacı, babasının baharatçı dükkânı olduğunu ve üniversite döneminde saçlarının uzun olduğunu doğruladı. Zenit devamla, “Beni Muhittin olarak tanıyordu ve istihbaratçı olarak bilirdi. Yasin Hayal cezaevinden çıktıktan sonra Alperen Ocaklarına girmişti. Ben de hemşerim diye Muhammet Kırmacı ile Hayal’in hareketlerini izleyebilmek için ilişki kurdum cinayet günü de telefonda konuştum” dedi.

Zenit’in ifadelerinin ardından Kırmacı tanımadığı yönündeki beyanını değiştirerek, “Muhittin diye biri ile Erzurumlu bir arkadaşımın evinde tanıştım. Kamir Kurak diye bir arkadaş tanıştırdı ama istihbaratçı polis olduğunu bilmiyordum” dedi.

Dink Ailesi avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu da Kırmacı’ya, “Yasin Hayal’in ifadesine göre, Hayal ev arkadaşın Mustafa Öztürk’e Dink’i öldüreceğini söylemiş. Hatta Mustafa maddi olarak da yardım edecekmiş. Ev arkadaşın sana bundan bahsetti mi” diye sordu. Tanık Kırmacı ise şöyle yanıtladı: “Hayır asla. Zaten öğrenciyiz ay sonu zor geliyor maddi yardımı nasıl yapacağız.”

Eski İstanbul Valisi Muammer Güler tanık olarak dinlendi

Davanın 94. duruşması 12 Haziran 2019 günü İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler’in tanıklığıyla devam etti.

Duruşmada tutuksuz sanıklar Ahmet İlhan Güler, Gazi Günay, Volkan (Satılmış) Şahin ve ev hapsindeki Ali Öz hazır bulundu. Tutuklu sanık Ramazan Akyürek duruşmaya Silivri Cezaevi’nden SEGBİS ile bağlandı.

17 Şubat 2003-1 Haziran 2010 tarihleri arasında İstanbul Valisi olarak görev yapan Muammer Güler adliyeye korumaları eşliğinde geldi. Güler’in, tanıklık beyanları sırasında oldukça agresif ve gergin olduğu gözlendi.

19 Ocak 2007 tarihinde öldürülen Hrant Dink, ölümünden bir hafta önce (12 Ocak 2007) kaleme aldığı “Neden hedef seçildim” başlıklı yazısında; 6 Şubat 2004 tarihinde Agos gazetesinde yayımlanan “Sabiha/Hatun’un Sırrı” haberi sebebiyle İstanbul Valiliğine çağırıldığını yazmıştı. Tanıklık beyanında bu ayrıntıyı da hatırlatan dönemin Valisi Muammer Güler şu ifadeleri kullandı: “Hrant Dink’in 2004’te çıkan yazısı sebebiyle kamuoyunda infial oluştu. Valiliğimize bu sorunlar bahane edilerek şikayetler yapıldı. Hrant Dink, ölümünden 1 hafta önce başlattığı yazı dizisinde, 2 yıl 10 ay 25 gün önce Valilikte Ergün Güngör ile yaptığı görüşmeden bahsetti. Bu yazı kamuoyunda, söz konusu görüşme ölümünden bir hafta önce olmuş gibi algılandı. O görüşmede konuya ilişkin kendisinden bilgi alınmış, bilginin kaynağı sorulmuş, kamuoyunun hassasiyetlerin göz önüne alınması istenmiş ve Ermeni Cemaatinin de hassasiyetleri aktarılmıştır. Görüşmeyi Azınlıklardan Sorumlu Vali Yardımcısı Ergün Güngör yaptı. Bilgim görgüm bu kadardır.”

Valiliğe, Dink’e dönük eylem hazırlığı olduğu yönünde bilgi gitmemiş

Güler, Sabiha Gökçen hakkındaki yazısının yayımlanmasının ardından hakkında TCK 301. maddeden (Türklüğü aşağılamak) dava açılan Hrant Dink’in yargılanması esnasında, İstanbul Emniyetinin gerekli tedbirleri aldığını ifade etti. Yasin Hayal’in Dink’e dönük eylem hazırlığında olduğu yönündeki istihbaratı alan Trabzon Emniyet Müdürlüğünün, 11 ay boyunca yardımcı istihbarat elemanları, teknik dinlemeler ve fiziki takiplerle konuyu araştırdığını söyleyen Güler, “Trabzon Emniyeti, söz konusu bilgiye ilişkin İstihbarat Dairesine 20’ye yakın yazı yazmış. İstanbul Emniyetine ise 20’ye yakın yazıdan biri geldi. Bunun da ham bir bilgi notu olduğunu biliyoruz. İstihbarat birimlerinin bundan haberdar olmadığını da biliyoruz. Konuyla ilgili Valiliğe de bilgi gelmedi. Korumaya ilişkin kendisinin bir talebi olmadı. İstihbarat birimlerinden de tedbir uygulanması gelmedi onun için koruma verilmedi” dedi.

“Devlet aba altından sopa göstermemiştir”

Mahkeme başkanı Emre Efe Şimşek, Güler’in beyanlarının ardından soru sormadan sözü Dink Ailesi avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu’na verdi.  Bakırcıoğlu Güler’e, “24 Şubat 2004’te İstanbul Valiliğinde bir görüşme gerçekleşti. O görüşmede bulunan İstanbul MİT Bölge Yardımcısı Özel Yılmaz ifadesinde, görüşmenin Genelkurmay Başkanlığından Hüseyin Kubilay Günay’ın isteğiyle gerçekleştiği söyledi. Hüseyin Kubilay Günay sizden ne talep etti” diye sordu. Güler, “Hüseyin Kubilay Günay beni aramadı Vali Yardımcısı Ergün Güngör’e söylemiş. Ergün Güngör bana, ‘böyle bir görüşme talebi var’ dedi. Görüşmede kendisine bu bilgiyi nereden aldığı sorularak, basın özgürlüğü çerçevesinde yaptığı haberin kendisine de Ermeni Cemaatine de sıkıntı yaratacağı söylendi. Tehdit ya da baskı asla söz konusu değil. Zaten kendisi de yazısında ‘nezaket çerçevesinde geçen bir konuşma’ diyor. Görüşmenin cinayetle herhangi bir illiyet bağı yok. Devletin aba altından sopa gösterme durumu söz konusu olmamıştır” dedi.

“Görüşme için en uygun mekân valilikti”

Av. Bakırcıoğlu, Ergün Güngör’ün daha önceki ifadesinde, görüşmenin valilik makamının oluru ve talimatı ile gerçekleştiğini söylediğini aktardı. Bunun üzerine Güler, “Önemli olan görüşmenin yapılması kimin talimatıyla yapıldığı çok önemli bir ayrıntı değil. Genelkurmay başkanlığını kimin aradığını bilmiyorum, beni de ilgilendirmiyor” diye konuştu.

Güler, Bakırcıoğlu’nun, görüşmenin neden valilikte yapıldığına ilişkin sorusunu ise şöyle yanıtladı: “Görüşmenin Azınlıklardan Sorumlu Vali Yardımcısı ile yapılması ve samimiyet açısından en uygun mekân valilikti.”

Bakırcıoğlu, dönemin MİT İstanbul Bölge Başkanı olan ve Dink ile yapılan görüşmede bulunan Özel Yılmaz’ın, daha önce verdiği ifadede, görüşmeye İstanbul Valisi tarafından davet edildiğini söylediğini anımsattı. Güler ise Yılmaz’ın Ergün Güngör’ü kast ettiğini savundu. Bakırcıoğlu, “Ergün Güngör daha önceki ifadesinde ‘bana bizzat talimat veren Vali Muammer Güler’in yanına gidip görüşme sonucuna ilişkin bilgi verdim’ demiş. Özel Yılmaz da Dink’in getirdiği evrakları Ergün Güngör’e teslim edip valilikten ayrıldıklarını söylemişti. Ergün Güngör size görüşmeden sonra ne aktardı? Dink’in getirdiği belgelerden alınan suret ne yapıldı” diye sordu. Güler, “Ergün Güngör görüşme sonucu bana bilgi vermedi o konudaki ayrıntıyı hatırlamıyorum” dedi.

Güler, tehdit aldığı halde Dink’e koruma sağlanmamasını yönetmeliğe bağladı

Bakırcıoğlu, “Mecliste yaptığınız görüşmede Hrant Dink’in korumaya ilişkin talebi olmadığını, bunun da takip edilirim korkusuyla olduğunu söylediniz. Ne zaman düşündünüz bunu” diye sordu. Güler, “Koruma konusu cinayetten sonra gündeme gelince ya şahsi ya da istihbari taleple koruma atanacağını söyledim. Hrant Dink koruma talep etmeyince bana böyle bir kanaat getirdi” şeklinde yanıtladı.

Bakırcıoğlu, “17 Şubat 2006’da Trabzon Emniyet Müdürlüğü, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne Yasin Hayal’in Hrant Dink’e yönelik ses getirecek eylem yapacağı yönündeki bilgiyi içeren yazıyı gönderdi. Siz o forumda gelen bir yazının valiliğe çıkmayacağını söylemiştiniz. Az önce de gelen yazıyı ham bilgi olarak tanımladınız. Neden ham bilgi” sorusunu yöneltti. Güler ise, “Gelen bilgi notunda eylemin yapılacağı yer belli değil, şahıs belli değil o manada ham. Trabzon Emniyeti bilgileri alıp istihbaratla paylaştığına göre niçin diğer bilgiler İstanbul’a intikal etmemiş? Etseydi İstanbul Emniyeti ve istihbarat üzerine düşeni yapacaktı. İstanbul istihbarat 2003’ten bu yana çok önemli işler yaptı. Önlenen onlarca olay var. Yeterli bilgi gelseydi arkadaşların üzerine düşeni yapacağına inancım var” yanıtını verdi.

Bakırcıoğlu, “3 Ocak 2008’de Meclis’teki görüşmede, Dink yargılanırken duruşmalarda sorunlar yaşandığını ve Dink’in yargılamalardan sonra tehdit aldığını söylemişsiniz. İlgili kurumların koruma istemeleri olmadığını söylemişsiniz. Aynı dönemlerde Orhan Pamuk’un koruma talebi olmamasına ve istihbarat birimleri de Pamuk’a dönük somut tehdit olmadığını bildirmesine rağmen verilen koruma tedbirinde imzanız bulunuyor. Dink’in 2004’ten beri hedefe konulduğu bilgisine mülki amir olarak bizzat sahipsiniz. Koruma tedbirine dair değerlendirmeniz oldu mu” diye sordu. Güler ise daha önceki beyanını tekrarlayarak Dink’ten ve istihbarat birimlerinden talep gelmediği için yönetmelik gereği koruma kararı alınmadığını söyledi.

Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın avukatı Mehmet Köksal da Güler’e, Dink’in öldürülmesinde Cerrah’ın ihmali olup olmadığını sordu. Güler ise, “Cerrah’ın en küçük ihmali olduğuna inanmıyorum. Kanun, görev ve sorumluluk çerçevesinde çalıştı” yanıtını verdi.

“Komutan devriye sırasında aracı durdurup Samast’a selam verdi”

Güler’in ardından 2006 Şubat ile 2007 Mayıs arasında Trabzon İl Jandarma Komutanlığı’nda er olarak askerliğini yapan Adem Polat dinlendi. Polat duruşmaya Ağrı’dan SEGBİS ile bağlandı.

Dink cinayetinin azmettiricisi Yasin Hayal’in yaşadığı Pelitli bölgesinde görev yaptığını anlatan Polat, “Pelitli bölgesindeki asayiş olayları nedeniyle bir ara seyyar karakol bile kurmuştuk. Ogün Samast ve Yasin Hayal’in isimlerini Dink cinayetinden sonra duydum. Öncesinde bilmiyordum” dedi. Av. Bakırcıoğlu, Pelitli bölgesindeki seyyar karakolun hangi tarihte kurulduğunu sordu. Polat, “2007 kıştı bir kahve seyyar karakola dönüşmüştü. Gece gündüz ayrı devriyeler gidiyordu. Dink cinayetinden ten önce mi sonra mı kuruldu hatırlamıyorum” dedi.

Polat ile aynı  dönemde er olarak Trabzon İl Jandarmada askerlik yapan Recep Koçpınar da tanık olarak dinlenen isimler arasındaydı. Aksaray’dan SEGBİS ile duruşmaya bağlandı Koçpınar, Pelitli bölgesinde görev yaptıkları sırada tetikçi Ogün Samat ile bir kez karşılaştıklarını anlattı: “Devriye gezerken araçta bulunan komutanımız Satılmış (Volkan) Şahin, camı açıp ‘Naber Ogün’ dedi. İlk kez orada gördüm başında beyaz beresi vardı. Cinayetten sonra da televizyonda gördüm.”

Tetikçi Ogün Samast’ın cinayetten bir gün önce, 18 Ocak 2007 tarihinde Esenler Otogarına geldiği ve burada Trabzon Jandarmada görevli Astsubay Satılmış (Volkan) Şahin ile görüştüğü yönündeki iddiaya ilişkin tanık olarak dinlenen Koçpınar, yakaladıkları bir firariyi 18 Ocak 2017 günü Şahin ve Adem Polat ile Trabzon’dan Edirne’ye götürdüklerini anlattı: “Edirne’ye Esenler aktarmalı gidip döndük. Giderken değil ama dönüşte Esenler Otogarında 1-2 saat bekledik. Komutanımız Satılmış Şahin hep yanımızda değildi bir ara yarım saat 45 dakika kaybolmuştu. Biriyle görüşüp görüşmediğini bilmiyorum görmedim. Görüştüğü kişi Ogün müydü bilmiyorum.” Koçpınar, Şahin’in Pelitli bölgesindeki devriyeler esnasında da araçtan ayrılıp yarım saat ortalardan kaybolduğunu söyledi.

Cinayetin ardından ismini değiştirerek “Volkan” yapan Satılmış Şahin tanık beyanlarından sonra söz aldı. Şahin, Pelitli’de kurulan seyyar karakolun Dink cinayetinden sonra gelen giden çok olunca asayiş amacıyla kurulduğunu söyledi. Koçpınar’ın beyanlarını yalanlayan Şahin, Esenler Otogarında Koçpınar ve Polat’ın yanından ayrılmadığını söyledi. Şahin, otogarda bekledikleri sırada o dönem polis olan bir arkadaşının oturdukları pastanede yanlarına geldiğini ifade etti. Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Ogün Samast’ın da o gün Esenlerde olması tesadüf mü” diye sordu. Şahin, “Tesadüf efendim Ogün’ün orda olduğunu bilmiyordum” dedi. Mahkeme başkanı Şimşek’e “Samast’ı tanıyor musun” sorusunu yöneltti. Şimşek, “Hayır efendim kesinlikle tanımıyorum konuşmadım. Ama Erhan Tuncel’i ve Yasin Hayal’i tanıyorum. Recep yanlış hatırlıyor. Ogün’ün ismini cinayetten sonra duydum” dedi.  Aydınkent sitesinde de üniversite okuyan arkadaşım vardı onun yanına gidiyordum.

Güngör dinlenemedi

13 Haziran 2019 tarihli 95. duruşmada, tutuklu sanıklar Ercan Gün ve Ramazan Akyürek Silivri Cezaevinden, Muharrem Demirkale ve Hamza Celepoğlu ise Sincan Cezaevinden SEGBİS ile bağlandı. Ev hapsindeki Ali Öz ile tutuksuz sanıklar Metin Yıldız ve Gazi Günay ise duruşma salonunda hazır bulundu.

Tanık olarak dinlenmesi planlanan dönemin İstanbul Vali Yardımcısı Ergün Güngör, UYAP sistemindeki arıza sebebiyle dinlenemedi. Mahkeme başkanı Güngör’ün bir sonraki celse dinleneceğini söyledi.

Savcı ara mütalaasında, tutuklu sanıkların üzerlerine atılı suçlar bakımından kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması sebebiyle tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına karar verilmesini talep etti. Savcı ayrıca, sanıklar Ahmet İskender, Erhan Tuncel, Ersin Yolcu, Osman Hayal, Salih Hacıalioğlu, Tuncay Uzundağ, Yasin Hayal, Zeynel Abidin Yavuz ve Ogün Samast’ın birtakım suçları yönünden zaman aşımı olması ihtimali bulunduğundan bu sanıklar yönünden dosyanın tefrikini isteyerek esas hakkındaki mütalaanın bildirilmesi için dosyanın savcılığa gönderilmesini talep etti.

Dink Ailesi avukatlarında Hakan Bakırcıoğlu, mahkemeden, daha önce verdiği dilekçede dinlenmesini talep ettiği kişilerin dinlenmesi yönünde karar vermesini istedi. Ardından tutuklu sanıklar ve avukatları tahliye talebinde bulundular.

9 sanığın dosyası ayrıldı

Tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme heyeti, savcının talebini kabul ederek dokuz kişinin ilgili suçlardan dosyasının ayrılmasına ve esas hakkındaki mütalaasını hazırlanması için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine hükmetti. Karara göre; Erhan Tuncel “Silahlı terör örgütü yöneticiliği”, “patlayıcı madde atma”, “mala zarar verme, yaralama” ve “Hrant Dink’e yönelik tasarlayarak öldürmeye azmettirme”; Yasin Hayal “Silahlı terör örgütü yöneticiliği”; Ogün Samast “Silahlı terör örgütüne üye olma”; Zeynel Abidin Yavuz “Terör örgütüne üye olma” ve “Dink’e yönelik tasarlayarak öldürmeye yardım etme”; Ersin Yolcu “Terör örgütüne üye olma”; Ahmet İskender “Terör örgütüne üye olma”; Tuncay Uzundal “Terör örgütüne üye olma” ve “Dink’e yönelik tasarlayarak öldürmeye yardım etme”; Salih Hacısalihoğlu “Ruhsatsız mermi bulundurma”; Osman Hayal “Terör örgütüne üye olma” ve “Dink’e yönelik tasarlayarak öldürmeye yardım” suçlarından dosyaları ayrıldı.

Cinayet gününe ait Agos Gazetesi çevresindeki güvenlik kameraları görüntülerinin iyileştirilmesi ve dosyadaki şüphelilerle eşleştirilmesinin yapılabilmesi için görüntülerin TUBİTAK’a gönderilmesine karar veren mahkeme, MİT görevlilerinin tanıklığı için yazılan yazının yanıtının beklenmesine hükmetti. Dava 4-5-6 Eylül 2019 tarihlerine ertelendi.

Pineapple
Bu web sitesi Avrupa Birliği'nin desteğiyle hazırlanmıştır. Yayın içeriğinden tümüyle P24 sorumludur. Bu içeriğin Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtması beklenmemelidir.