Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Gazeteci İsmail Arı hakkında, BirGün gazetesinde yayımlanan kamudaki usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarına ilişkin haberleri nedeniyle çok sayıda dava ve soruşturma açıldı. Arı hakkında 2025 yılının Aralık ayı itibarıyla en az 11 ceza davası, 5 tazminat davası açıldığı biliniyor.
Arı, 17 Kasım 2025 tarihinde X hesabından yaptığı paylaşımla RTÜK, Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Ak Gençlik Ocakları Yöneticisi Ergin Vançin ve iş insanı Mahmut Özcoşkun’un şikâyetleri üzerine hakkında dört ayrı soruşturma açıldığını duyurdu. Arı, 30 Ağustos 2025 tarihli “Skandalın RTÜK ayağı neden araştırılmıyor”; 18 Haziran 2025 tarihli “Devletin soyulan vakfı arpalık olmuş”; 27 Ağustos 2025 tarihli “Milyar liralık yol ihalesi şarampole gitti” başlıklı haberleri nedeniyle hakkında soruşturma açıldığını aktardı.
“Skandalın RTÜK ayağı neden araştırılmıyor?” başlıklı haber yayımlandıktan sonra hem dönemin RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin hem de RTÜK, Arı’yı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ebubekir Şahin’in şikâyeti hakkında 17 Ekim 2025 tarihinde kovuşturmaya yer yok kararı verdi. Kararda, haberin “Habercilik faaliyeti kapsamında toplumu bilgilendirme amacıyla yazıldığı” ifade edildi.
RTÜK’ün şikâyeti ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 27 Kasım 2025 tarihinde Arı hakkında “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” TCK 125/3-a), ve “iftira” (TCK 267) suçlamalarıyla iddianame düzenledi. İddianame 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Mahkeme tensip zaptına iddianamede yöneltilmemesine rağmen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (TCK 217/A) suçlamasını da ekledi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer yok kararına rağmen dönemin RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’e de tensip tutanağında mağdur sıfatıyla yer verdi. Davanın ilk duruşması 9 Haziran 2026 tarihinde görülecek.
“Kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma” davası
Eski Kızılay Başkanı Kerem Kınık, BirGün gazetesinin internet sitesinde 4 Ekim 2020’de yayımlanan “Kızılay Başkanı ile Genel Müdürü’ne kesilen para cezalarının belgelerine BirGün ulaştı” ve 5 Ekim 2020 tarihli basılı nüshasında yer alan “414 bin TL ceza ödediler” başlıklı haberleri nedeniyle Arı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı gazetenin yönetim yerinin İstanbul’da olması nedeniyle yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul’a gönderdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu, 16 Ağustos 2021 tarihinde Arı hakkında “kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma” (TCK 136/1) suçlamasıyla iddianame düzenledi. Şikâyetçi Kerem Kınık’a iddianamede müşteki olarak yer verildi. Savcı, iddianameye konu her iki haberde Kerem Kınık’a ait IBAN, ad-soyad, banka adı ve hesap bilgilerinin yer aldığı banka dekontunun karartılmadan yayımlanmasını delil göstererek, bu verilerin kişisel veri niteliğinde olduğunu, internet ortamında aleni şekilde yayılmasının TCK 136 kapsamında “kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma” suçunu oluşturduğunu belirtti. İddianame İstanbul 58. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Davanın 25 Ocak 2022 tarihinde görülmesi planlanan ilk duruşması İstanbul’daki olumsuz hava koşulları nedeniyle görülemedi. 12 Mayıs tarihli ikinci duruşmada savunmasını yapan Arı, “Dava konu haberlerin eser sahibi benim. Kızılay kamu yararına çalışan bir dernektir. Yaptığım haberlerde de kamu yararı bulunmaktadır. Haber içeriğinde özel hayatın gizliliğini ihlal edecek veya kişisel veri niteliğinde bir belge veya bilgi yer almamaktadır” diyerek üzerine atılı suçlamaları reddetti.
Davanın 11 Ekim 2022 tarihli üçüncü duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, şikâyet konusu haberde Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ın kişisel veri niteliğindeki banka hesap bilgilerinin yer aldığı ödeme dekontunun “karartmadan ve açıkça görülebilecek şekilde” yayınlandığını belirterek Arı’nın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasını talep etti.
27 Ekim 2022 tarihli karar duruşmasında mahkeme, Arı’ya 1 yıl 8 ay hapis cezası verdi. Hükmün açıklanması geri bırakıldı. Mahkeme gerekçeli kararında Yargıtay kararlarına atıfla, banka hesap bilgilerinin TCK 136 kapsamında kişisel veri olduğu vurguladı. Kınık’ın kamu görevlisi olmasını ve idari para cezasının haber değeri taşıdığını kabul edilir bulan mahkeme, dekontun IBAN ve tüm hesap bilgileri görünür şekilde yayımlanmasının ölçüsüz olduğunu belirtti.
Dosya Arı’nın avukatları tarafından istinaf mahkemesine taşındı.
“Deniz manzaralı araziyi Varank’ın ‘kuzeni’ kaptı” haberine açılan “kamu görevlisine alenen hakaret” davası
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bası Suçları Soruşturma Bürosu, dönemin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın şikâyeti üzerine Arı hakkında “kamu görevlisine alenen hakaret” (TCK 125/1,3.a, 4) suçlamasıyla 22 Aralık 2022 tarihinde iddianame düzenledi. İddianamede Arı’nın 18 Kasım 2022 tarihinde BirGün gazetesinin basılı nüshasında ve internet sitesinde yayımlanan “Deniz manzaralı araziyi Varank’ın ‘kuzeni’ kaptı!” başlıklı haberi suçlamaya konu edildi. Savcı, haberde kullanılan ifadelerin Emlak Konut ihalesinin sanki ihalesiz ve bakanın akrabası kayırılarak verilmiş gibi sunulduğunu, bunun Mustafa Varank’ın kamuoyu nezdindeki saygınlığını zedelediğini öne sürdü. Haberin hem gazetenin basılı nüshasında hem de internet sitesinde yayımlanması nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını talep etti. İddianame İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Davanın 11 Temmuz 2023 tarihli ikinci duruşmasında savunmasını yapan Arı, iddianameye konu haberin hem Türkiye'de hem de dünyanın her yerinde haber değeri taşıdığını söyledi. Arı, "Kamuoyunu bilgilendirmek için bu haberi yaptım. Yaptığım iş gazetecilik faaliyeti içerisinde ve basın özgürlüğü kapsamındadır” diyerek beraatını talep etti.
24 Ekim 2023 tarihli üçüncü celsede esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, Arı’nın iddianame doğrultusunda “kamu görevlisine görevinden dolayı aleni ve zincirleme şekilde hakaret” suçundan cezalandırılmasını istedi.
Davanın 28 Kasım 2023 tarihli duruşmasında kararını açıklayan mahkeme, haberdeki ifadelerin kamu yararı taşıyan eleştiri ve olgu aktarımı kapsamında kaldığını, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığını belirterek beraat kararı verdi.
Dava konusu haberde Emlak Konut’un Bodrum’daki deniz manzaralı arazi için düzenlediği ihaleyi Bakan Mustafa Varank’ın kuzeni Sedat Varank ile AKP’ye yakınlığıyla bilinen Cevahir şirketinin aldığını yazmıştı. Arı haberini Emlak Konut’un Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamaya dayandırmıştı. Haberin gündem olmasının ardından ihale iptal edilmişti.
MHP Milletvekili Levent Uysal’ın şikâyetiyle yargılandığı “hakaret” ve “iftira” davası
MHP Milletvekili Levent Uysal, BirGün gazetesinde 19 Ocak 2024’te yayımlanan “Servet değerindeki araziyi MHP’li kaptı”, 15 Şubat 2024’te yayımlanan “Dolandırıcılığı ödüllendirdiler”, 11 Mart 2024’te yayımlanan “MHP’li vekil Sırbistan vatandaşıymış” haberlerini ve Artı TV’de katıldığı “Yakın Takip” programındaki ifadelerini gerekçe göstererek, Arı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına dört farklı şikâyet dilekçesi sundu. Savcılık, dört ayrı şikâyeti “hukuki ve fiilî irtibat” gerekçesiyle tek dosyada birleştirerek Arı hakkında soruşturma başlattı.
Soruşturmayı tamamlayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu, 5 Nisan 2024 tarihinde Arı hakkında “alenen hakaret” (TCK 125/1-4) ve “iftira” (TCK 267/1) suçlamalarıyla iddianame düzenledi.
İddianamede, Arı’nın 2024 yılında yayımlanan üç haberi ve katıldığı programda kullandığı ifadelerin müşteki Levent Uysal’ın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici nitelikte olduğu ve alenen işlendiği değerlendirmesi yapıldı. Savcı, söz konusu yayınların müşteki hakkında soruşturma başlatılması amacıyla yapıldığını, bu nedenle “iftira” suçunun da yasal unsurlarının oluştuğunu savundu. İddianamede, aynı suçların birden fazla kez işlendiği gerekçesiyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanması talep edildi. Öte yandan Arı hakkında “kişilerin huzur ve sükununu bozma” ile “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme ve yayma” suçlarından ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. İddianame İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Davanın ilk duruşması 24 Eylül 2024 tarihinde görüldü. Arı ve avukatı mazeret bildirerek ilk duruşmaya katılmadı.
6 Şubat tarihli ikinci duruşmada savunmasını yapan Arı, “Ben suç işlemedim, gazetecilik faaliyetini yerine getirdim. Yapmış olduğum haberlerin hepsi haber değeri taşıyor. Bir siyasetçiyle (müştekiyle) ilgili yaptığım tüm haberlerle ilgili hakkımda iddianame hazırlandı. Beraatımı talep ediyorum” dedi.
Bir sonraki duruşma 13 Ocak 2026 tarihinde görülecek.
Ece Uysal’ın şikâyetiyle açılan dava
MHP Mersin Milletvekili Levent Uysal’ın eşi Ece Uysal’ın şikâyeti üzerine, Kuzey Kıbrıs’ta yürütülen “sahte diploma ve yolsuzluk” soruşturmasına ilişkin haberler nedeniyle, BirGün muhabiri İsmail Arı ile Sol Haber sorumlu yazı işleri müdürü Uğur Güç hakkında “alenen hakaret” ve “iftira” suçlamalarıyla 30 Mayıs 2024’te iddianame düzenlendi.
21 Mart 2024 tarihinde BirGün’de yayımlanan “MHP’li Vekil Levent Uysal Kıbrıs’ı karıştırdı” başlıklı haberde, Kuzey Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’nde yürütülen sahte diploma ve yolsuzluk soruşturmasının “son yılların en büyük skandalı” olarak nitelendirildiği, skandalın merkezinin ise Uysal’ın eşi tarafından kurulan üniversite olduğu iddia edildi. Haberde ayrıca, Kıbrıs basınında üniversitenin sahibi olarak Levent Uysal’ın adının geçtiği, Uysal ailesine “şimdilik dokunulmadığı” ifadeleri yer aldı.
Aynı gün Sol Haber’de yayımlanan haberde de BirGün’ün haberine atıf yapılarak, üniversitenin Ece Uysal tarafından kurulduğu ve soruşturmanın MHP’li vekile uzandığı yönündeki iddialar aktarıldı.
İddianamede, “sahte diploma ve yolsuzluk skandalı”, “skandalın merkezi”, “Uysal ailesine şimdilik dokunulmuyor” ve “MHP’li vekil Kıbrıs’ı karıştırdı” gibi ifadelerin, müşteki Ece Uysal’ı doğrudan yolsuzlukla bağlantılı bir kişi gibi gösterdiği vurgulandı.
Savcı, bu ifadelerin somut bir suç isnadı içerdiğini, kişilik haklarına yönelik onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici nitelikte olduğunu belirtti. Haberlerin internet ortamında yayımlanması nedeniyle aleniyet unsurunun da oluştuğu, bu nedenle hakaret suçunun tüm yasal unsurlarının gerçekleştiği ifade edildi.
Arı soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde, haberin kendisi tarafından kaleme alındığını, haber konusunun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde ve Türkiye basın yayın organlarında çok geniş yer bulduğunu, son yılların en büyük skandalı olarak haberleştirildiğini, Kıbrıs basınında birden fazla basın organında yer alan bu iddiaları derleyerek haber haline getirdiğini, habere konu üniversiteden mezun olan kişilerin Türkiye'de de mesleklerini icra edebildiklerini, bu yüzden konunun Türkiye'yi de ilgilendirdiğini, Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi'nde haberde geçtiği şekilde bir skandal yaşandığı ve bu üniversitenin şikayetçi Ece Uysal'a ait olduğunun ortada olduğunu, böyle bir iddianın pek çok kaynaktan beslenerek haber yapılmasının gazeteci olarak hakkı olduğunu beyan etti.
İddianame İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşması 17 Aralık 2024 günü görüldü. 20 Mayıs 2025 tarihli ikinci duruşmada mahkeme, KKTC’de devam ettiği belirtilen ve haber içeriğine kaynak teşkil ettiği iddia edilen adli soruşturma ve varsa kovuşturma hakkında bilgi belge temini amacıyla istinabe evrakı düzenlenmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 12 Mayıs 2026 tarihinde görülecek.
“İftira” suçlamasıyla yargılandığı dava
Ece Uysal’ın kurucusu olduğu Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’ndeki (KTSÜ) dijital verilerinin Levent Uysal’ın talimatıyla silindiği iddiasını haberleştiren BirGün gazetesi internet haber sitesinin sorumlu yazı işleri müdürü Yaşar Gökdemir ile haberi sosyal medya hesabından paylaşan Arı hakkında Uysal çiftinin şikâyeti üzerine “iftira” suçlamasıyla iddianame düzenlendi.
BirGün gazetesinin internet sitesinde 3 Haziran 2024’te yayımlanan “Kuzey Kıbrıs’ta MHP'li vekilin talimatıyla ‘veriler silindi’ iddiası” başlıklı haberde “sahte diploma ve yolsuzluk” iddialarıyla ilgili yürütülen soruşturma konu edilmişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 9 Temmuz 2024 tarihinde düzenlenen iddianamede, Gökdemir’in yazdığı haberde ve Arı’nın bu haberi paylaşırken yaptığı yorumda, müştekilerin sahte diploma ve yolsuzluk iddialarıyla ilişkilendirildiği, bu iddiaların somut olgu ve belgelerle desteklenmediği, soyut isnat niteliği taşıdığı belirtildi. Savcı, şikâyete konu haberde yer alan iddiaların gerçeğe aykırı olduğu ve müştekilerin toplum içindeki saygınlığını zedelemeye yönelik nitelik taşıdığını öne sürdü. İddianame İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi.
Davanın 26 Kasım 2024 tarihli ilk duruşmasında savunmasını yapan Arı, “Kıbrıs Postası isimli bir haber sitesinde Levent Özadam isimli bir gazeteci köşe yazısında Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’nin sahte diploma dağıttığı iddiasını kaleme almış. BirGün gazetesi bu iddiayı Kıbrıs Postası’nı kaynak göstererek haberleştirmiş. Ben de bu haberi sosyal medya üzerinden paylaştım. Haberi ben yazmadım. Ben yalnızca haberi paylaştığım için buradayım. İftira suçunu işlemedim. Suçlama konusu paylaşım gazetecilik faaliyeti kapsamındadır” dedi. “Yargı eliyle gazetecilik faaliyetim engellenmektedir” diyen Arı, müşteki Levent Uysal ve eşi Ece Uysal’ın şikayetleriyle son altı ayda 6-7 kez ifade verdiğini söyledi.
Davanın dördüncü duruşması 28 Nisan 2026 tarihinde görülecek.
"Dayakçı bürokrat yargılanacak" haberi nedeniyle yargılandığı dava
Arı, BirGün gazetesinde 26 Mayıs 2024 tarihinde yayımlanan “Dayakçı bürokrat yargılanacak” başlıklı haberinde, AKP’li bürokrat Rıza Uçan’ın Güngören Belediye Başkan Yardımcısı olduğu dönemde, belediye binasında bir yurttaşı dövdüğü gerekçesiyle hâkim karşısına çıkacağını yazdı.
Uçan, “gerçek dışı fiillerin isnat edildiği, şeref ve saygınlığının zedelendiği, eleştiri sınırının aşıldığı” iddialarıyla 31 Mayıs 2024 tarihinde avukatı aracılığıyla Arı hakkında şikâyetçi oldu. Şikâyet üzerine Arı hakkında soruşturma başlatan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 Eylül 2024’te Arı hakkında “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” (TCK 125-3/a) suçlamasıyla iddianame düzenledi.
İddianameyi hazırlayan savcı, ilgili haberde Uçan’ın daha sonra getirildiği kamu görevlerinin sıralanması “iddia niteliğindeki olgu ve isnatları müştekinin yerine getirdiği kamu görevi ile ilişkilendirerek kamuoyu ve okuyucu nezdinde müştekinin görevini kötüye kullandığı” şeklinde yorumlanmış, haberde yer alan "dayakçı bürokrat ..", " 'görevini kötüye kullandığı' gerekçesiyle" , "rant odaklı kentsel dönüşüm projesinde imzası yer alıyor" , "polis zoruyla evleri yıktıran Uçan" şeklindeki ifadeler ise “müştekinin onur, şeref ve saygınlığını zedeleyecek nitelikteki söz konusu ifadeler” şeklinde değerlendirdi.
İddianame İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın 4 Kasım 2025 tarihli karar duruşmasında mahkeme, Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK) 223-2/a’da düzenlenen “yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması” gerekçesiyle Arı’nın beraatına karar verdi.
“Hakaret” davası
Adana Barosuna bağlı serbest avukat olarak çalışan ve MHP Mersin Milletvekili Levent Uysal’ın kişisel avukatı Ferhat Pamuk, 20 Şubat 2024 tarihinde BirGün’de yayımlanan “MHP’li vekilin dolandırıcılıktan yargılanan avukatı 143 haber ve içeriği erişime engelletti” başlıklı haberinde Arı’nın kendisini hedef gösterdiğini savunarak gazeteci hakkında şikâyetçi oldu. Şikâyet üzerine Arı hakkında soruşturma başlatan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 16 Nisan 2025 tarihinde tamamladığı iddianamede gazetecinin “hakaret” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti. İddianame İstanbul 68. Asliye Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Davanın 7 Kasım 2025 tarihli ikinci duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, suçun yasal unsurlarının oluşmadığını belirtti ve beraat istedi. Mahkeme, gazetecinin beraatına karar verdi.
“Sesli yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret” davası
İş insanı ve Bursaspor eski başkanı Emin Adanur’un avukatı, sosyal medyada müvekkilini hedef alan paylaşımlar yapıldığı gerekçesiyle savcılığa başvurdu. Dilekçede, gazeteci İsmail Arı’nın suç tarihinde Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda Adanur için “insanları dolandıran suç makinesi, Fethullahçı, fırıl fırıl dönen bir siyasetçi–müteahhit” ifadelerini kullandığı ve bu sözlerin açıkça “hakaret” oluşturduğu belirtildi.
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı şikâyet üzerine Arı hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma aşamasında ifadesi alınan Arı, beş yıldır gazetecilik yaptığını, çok sayıda ödül aldığını ve Adanur’un yargı süreçlerini yaklaşık 15 aydır takip ederek haberleştirdiğini söyledi. Paylaşımlarının mesleki faaliyet kapsamında olduğunu, hakaret kastı taşımadığını söyledi.
Soruşturmayı tamamlayan savcılık 22 Nisan 2025 tarihinde düzenlediği iddianamede, Arı’nın X üzerinden kullandığı ifadelerin hakaret suçunu oluşturduğuna dair yeterli delil bulunduğunu savundu.
Dosya, suçun uzlaştırma kapsamında olması nedeniyle Uzlaştırma Bürosuna gönderildi. Ancak 21 Nisan 2025 tarihli rapora göre taraflar uzlaşmaya varamadı.
“Devletin yargı organlarını alenen aşağılama” davası
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı gazeteci İsmail Arı hakkında, sosyal medya paylaşımı nedeniyle “Devletin yargı organlarını alenen aşağılama” (TCK 301/1) suçlamasıyla 3 Şubat 2025 tarihinde re’sen soruşturma başlattı.
Arı, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, “İnsanda biraz utanma olur. Fotoğrafa bakın, AKP Milletvekili Özlem Zengin, mülakatla hâkim olan yeğeni ve AKP’li Adalet Bakanı Yılmaz Tunç… Şimdi kim bu ülkede adalet var diyebilir? Bu adalet sistemi muhalifleri cezalandırmak, yandaşların da işini kolaylaştırmak için var” ifadelerini kullanmıştı.
Savcılık, bu paylaşımın “Devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçunu oluşturduğu kanaatine vararak Adalet Bakanlığı’ndan soruşturma izni talep etti. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün, 19 Haziran 2025 tarihli yazısıyla soruşturmaya izin verdi.
Arı, soruşturma aşamasında verdiği savcılık ifadesinde paylaşımın kendisine ait olduğunu kabul ederek, amacının eleştiri yapmak olduğunu söyledi. Arı ifadesinde, “Ünlü ceza hukukçusu Zeki Hafızoğulları’nın da dediği gibi gazeteciliğin iki amacı vardır: Gerçekleri ortaya çıkarmak ve eleştiri yapmak. Ben de son dönemde yargının siyasallaşması iddialarına eleştirel bir yaklaşım getirmek amacıyla bu paylaşımı yaptım” dedi.
Paylaşımında hakaret veya tahkir içeren bir ifade bulunmadığını savunan Arı, “Devletin ya da yargı kurumlarının manevi şahsiyetine hakaret etme amacı taşımadım. Hakkımda soruşturma izni verilmesi de yargının siyasallaştığının bir göstergesidir” ifadelerini kullandı. Arı, suçlamayı kabul etmediğini söyledi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu, 29 Temmuz 2025’de düzenlediği iddianamede, paylaşımın bir bütün olarak ele alındığında düşünceyi açıklama ve anlatma özgürlüğü kapsamında kalmadığını, içerik itibariyle yargı organlarını aşağılayıcı nitelik taşıdığını öne sürdü.
Baykar Makine ve Selçuk Bayraktar’ın açtığı tazminat davası
BirGün gazetesinde 17 Eylül 2023’te yayımlanan “Yandaşlar ne isterse veriyorlar” başlıklı haber nedeniyle Baykar Makina ve şirketin yönetim kurulu başkanı Selçuk Bayraktar, BirGün gazetesine ve İsmail Arı’ya toplam 2 milyon TL’lik manevi tazminat davası açtı.
Baykar Makina ile Selçuk Bayraktar dava dilekçelerinde, kendilerini hukuka aykırı biçimde kamu kaynaklarından yararlanan “yandaş” aktörler gibi gösterdiği, bu yolla toplumda yağma ve kayırmacılık algısı oluşturularak ticari ve kişisel itibarlarının zedelendiği gerekçesiyle tazminat talep etti. Dilekçede, İstanbul Özel Endüstri Bölgesi’nin Baykar’a tamamen yasal kriterlerle tahsis edildiği vurgulanarak, diğer şirketlerden farklı hiçbir imtiyaz bulunmadığı halde yalnızca kendilerinin hedef seçildiği savunuldu. Haberin sistematik bir hedef göstermenin parçası olduğu ileri sürülürken, davacı taraf manevi zenginleşme amacı taşımadıklarını, önceki tazminatları şehit çocuklarına burs olarak bağışladıklarını belirtti ve Baykar ile Selçuk Bayraktar için ayrı ayrı 1’er milyon TL olmak üzere toplam 2 milyon TL manevi tazminatın BirGün Yayıncılık ve İsmail Arı’dan tahsilini istedi.
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 21 Kasım 2024’te, haberde Baykar’ın “yandaş şirket” olarak sunulmasının ve “kıyak” yapıldığı iddiasının somut veriyle desteklenmediği, gerekli araştırmanın yapılmadığı ve kişilik haklarının ihlal edildiği sonucuna vararak davanın kısmen kabulüne karar verdi. Mahkeme Baykar Makina lehine 50 bin TL, Selçuk Bayraktar lehine 50 bin TL olmak üzere toplam 100 bin TL manevi tazminata hükmetti.
Tazminatın tamamından BirGün Yayıncılık A.Ş. sorumlu tutulurken, gazeteci İsmail Arı her bir tazminat kalemi için 20’şer bin TL olmak üzere toplam 40 bin TL’den sorumlu tutuldu. Tazminata 17 Eylül 2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilecek. Dosya istinaf mahkemesine taşındı.
Mustafa Doğan İnal’ın açtığı tazminat davası
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski avukatı Mustafa Doğan İnal, BirGün gazetesinde 24 Eylül 2024’te yayımlanan “Bağırıp çağırdığı öğretmen ölüyordu” başlıklı haber nedeniyle gazeteci İsmail Arı ve BirGün Yayıncılık aleyhine manevi tazminat davası açtı.
Davacı İnal, haberde Gaziantep’te bir okulda yaşanan olay aktarılırken kendisiyle ilgisi olmayan iddialar ve geçmiş siyasi tartışmaların gündeme getirildiğini, bunun “itibar suikastı” niteliğinde olduğunu belirterek 100 bin TL talep etti.
İsmail Arı ve BirGün’ün avukatları ise davaya konu haberin Gaziantep’in Şahinbey ilçesindeki bir ortaokulda görev yapan öğretmenin, okul müdürü Necla İnal hakkında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne verdiği şikâyet dilekçesine dayandığını savundu. Şikâyet üzerine soruşturma başlatıldığının İlçe Milli Eğitim Müdürü tarafından gazeteciye bildirildiği ifade edildi. Davalılar, davanın “kamusal katılıma karşı stratejik dava” (SLAPP) niteliğinde olduğunu, haksız fiil ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığını ve talep edilen miktarın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istedi.
İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi, basın özgürlüğünün sınırlarının kişilik haklarıyla çizildiğini hatırlatarak haberde “öz–biçim dengesinin bozulduğunu”, davacıyla ilgisi olmayan nitelemelerin haber bütünlüğüne uygun olmadığını ve kamuoyu nezdinde yanlış bir izlenim oluşturduğu gerekçesiyle davayı kısmen kabul etti. Mahkeme 15 Mayıs 2025 tarihli kararında, Arı ve gazeteyi 20 bin TL manevi tazminata mahkûm etti. Karara karşı istinaf yolu açık.
Mustafa Doğan İnal’ın açtığı 250 bin TL’lik tazminat davası
Mustafa Doğan İnal, Arı ve BirGün gazetesi hakkında 24 Eylül 2024 tarihli “Bağırıp çağırdığı öğretmen ölüyordu!” başlıklı haber ile 13 Kasım 2024 tarihli “Amcaoğluna ‘Yürü ya kulum’ denmiş!” başlıklı habere 250 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı.
İnal dava dilekçesinde, Arı ve BirGün gazetesinin “iftira ve hakaret” suçunu işlediği, kişisel husumetle “itibar suikastı” yapıldığını ileri sürdü.
İstanbul 31. Asliye Hukuk Mahkemesi, 17 Haziran 2025’te davanın reddine karar verdi. Kararda, dava konusu haberde Mustafa Doğan İnal’ın kuzeninin Gaziantep Valiliği’nden bir ayda üç ayrı okul ihalesi aldığına dair iddialara yer verildiği, ancak davacı tarafından bu bilginin yalan olduğuna dair somut bir itiraz sunulmadığı vurgulandı. “Amcaoğluna ‘Yürü ya kulum’ denmiş!” başlığının sert eleştiri niteliğinde olduğu, ancak bunun ifade ve basın özgürlüğü sınırlarını aşmadığı sonucuna varıldı. Mahkeme, Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak, bir haberin hukuka uygun sayılabilmesi için gerekli olan kriterlerinin birlikte sağlanması gerektiğini hatırlattı ve somut olayda bu şartların oluştuğu kanaatine vardı.
Şehmus Yıldırım’ın açtığı tazminat davası
DAYK Group şirketinde Yönetim Kurulu Başkanı Şehmus Yıldırım, BirGün gazetesinde 9 Mayıs 2023’te yayımlanan “Önce tutuklandı sonra zengin oldu” başlıklı haberde “kişilik haklarına saldırı içerir ibareler” bulunduğu gerekçesiyle gazeteye ve Arı’ya 250 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı.
Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi, 4 Şubat 2025 tarihli kararıyla dava konusu haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını belirterek davanın reddine karar verdi.
TÜBİTAK’ın açtığı tazminat davası
TÜBİTAK, BirGün gazetesinde 21 Ağustos 2021 tarihinde yayımlanan “TÜBİTAK damadın vakfına çalışıyor” başlıklı yazı nedeniyle BirGün Yayıncılık, gazeteci İsmail Arı ve İbrahim Aydın hakkında 100 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı.
TÜBİTAK dava dilekçesinde söz konusu yazıda, TEKNOFEST kapsamında iki ayrı ihale ile toplam 7 milyon 635 bin TL harcandığının çarpıtılarak aktarıldığını, kurumun kamuoyunda itibar kaybına uğratıldığını ileri sürdü. Kurum ayrıca, herhangi bir vakfa doğrudan kaynak aktarımı yapılmasının mevzuat gereği mümkün olmadığını vurgulayarak 100 bin TL manevi tazminat talep etti.
Davalılar ise savunmalarında, haberin EKAP verilerine dayandığını, güncel ve kamuyu ilgilendiren bir konu olduğunu, yapılan değerlendirmenin basın özgürlüğü sınırları içinde kaldığını belirtti.
Ankara 18. Asiye Hukuk Mahkemesi 19 Nisan 2022 tarihli kararında, haber başlığının provokatif olsa da basın özgürlüğü kapsamında kaldığı değerlendirilerek, manevi tazminat şartlarının oluşmadığına hükmedildi. Dava reddedildi.
