Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


“Siyasal casusluk” suçlamasıyla 26 Ekim 2025’den beri tutuklu bulunan Merdan Yanardağ, mesleki faaliyetleri gerekçe gösterilerek birçok kez yargılandı.
Bloomberg haber ajansının muhabirleri Fercan Yalınkılıç ve Kerim Karakaya 10 Ağustos 2018’de, Türk Lirası’nın dolar kuru karşısındaki değer kaybına bağlı olarak yaşanan ekonomik krizle ilgili yayın yaptı. Karakaya ve Yalınkılıç söz konusu yayında bankalarla yaptıkları görüşmeleri kaynak göstererek, iki bankanın döviz kabul etmediğini, bir bankanın 5 bin dolar çekmek isteyen bir müşterinin talebini yerine getiremediğini, döviz hesaplarından para çekilmesine ilişkin taleplerde önemli bir artış olduğunu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) 11 Ağustos 2018 günü tüm üst düzey banka yetkililerini toplantıya çağırdığını duyurdu. Haber, sosyal medyada Merdan Yanardağ ve birçok kişi tarafından paylaşıldı.
BDDK, 11 Ağustos 2018’de resmi hesabından yaptığı açıklamada haberi yalanladı. Açıklamada, banka yöneticileriyle herhangi bir toplantı yapılmadığı belirtilerek yalan haberlerle ilgili yasal yollara başvurulacağı duyuruldu. BDDK, 14 Ağustos 2018’de söz konusu yayınla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulundu.
Savcılık, BDDK’nın şikâyeti üzerine “Ekonomik darbe girişimi” adı altında soruşturma başlattı. Sosyal medyada yapılan yorumlar da soruşturmaya dahil edildi. Soruşturmayı tamamlayan savcılık, Yanardağ’ın da aralarında bulunduğu 38 kişi hakkında “Sermaye Piyasası Kanununa muhalefet” suçlamasıyla iddianame düzenledi. 38 kişinin “Türkiye ekonomisinin istikrarını zayıflatmaya çalıştıkları” iddiasıyla hazırlanan iddianame İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Davanın 20 Eylül 2019 tarihli ilk duruşmasında savunma yapan Yanardağ, “Gazeteci olarak Anayasa ile güvence altına alınmış ifade ve basın özgürlüğümü kullanıyor görevimi yapıyorum. Ekonomi piyasasındaki bu durumun sorumlusu olarak gazeteciler ve sıradan vatandaşlar yargılanıyor. Ekonomik krizin nedenlerini gizleme çabasında olan BDDK ve Sermaye Piyasaları Kurulu (SPK) hakkında suç duyurusunda bulunuyorum. Ben gazeteciyim ve benim işim bu. Yurttaşlara olan biteni tercüme etmek zorundayız. Bu bir kamu görevidir. Komik ve gayri ciddi bir dava olan bu davanın derhal düşürülmesini talep ediyorum. Burada asıl yargılanması gereken ülkeyi dışa bağımlı hale getirenlerdir” dedi.
27 Nisan 2022 tarihli duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, tüm sanıkların beraatını talep etti. 29 Nisan 2022’deki karar duruşmasında atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına hükmeden mahkeme, Yanardağ ve diğer 37 sanığın ayrı ayrı beraatına karar verdi.
TCK 301’den yargılandığı dava
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı TELE 1 TV Genel Yayın Yönetmeni gazeteci Yanardağ hakkında, BirGün gazetesinin 23 Mayıs 2021 tarihli nüshasında yayımlanan “Düzenin mafyalaşması” başlıklı yazısı nedeniyle “devleti ve hükümeti aşağılama” suçlamasıyla soruşturma başlattı.
BirGün gazetesinin yönetiminin İstanbul’da olması nedeniyle dosya yetkisizlikle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Soruşturmayı tamamlayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 18 Ağustos 2021 tarihli iddianamede, Yanardağ’ın yazısını gazetenin basılı nüshasında ve internet sitesinde yayımlanması nedeniyle zincirleme şeklinde “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini alenen aşağılamak” (TCK 301/1) suçundan cezalandırılmasını talep etti. İddianame İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Mahkeme, davanın 13 Nisan 2023 tarihli karar duruşmasında Yanardağ’ı 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. Yanardağ’ın avukatları dosyayı istinaf mahkemesine taşıdı.
İstinaf talebini inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi, dava konusu yazıda hangi sözlerin Türkiye Cumhuriyeti hükümetini aşağılamaya yönelik olduğunun yeterince açıklanmamış olması, yazının gazetenin aynı tarihli basılı nüshasında ve internet sitesinde yayımlanmış olması nedeniyle sanık hakkında ne şekilde zincirleme suç hükümlerinin uygulandığının yeterince açıklanmamış olması nedeniyle Yanardağ hakkındaki hükmün bozulmasına karar verdi. Dosya yeniden yargılama için İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi.
İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, yeniden görülen davanın 25 Eylül 2025 tarihli üçüncü duruşmasında atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına hükmederek Yanardağ’ın beraatına karar verdi.
“Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” davası
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na bir grubun suikast yapmak için Türkiye'ye girdiğine ilişkin iddiayı içeren paylaşımı nedeniyle, Yanardağ hakkında re’sen soruşturma başlattı.
Soruşturmayı tamamlayan savcılık, hazırladığı iddianamede Yanardağ’ın “halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” (TCK 217/A) suçundan cezalandırılmasını talep etti. İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul etti.
4 Şubat 2025 tarihli beşinci duruşmada davayı karara bağlayan mahkeme, suç kastı ile hareket edildiğini gösterir her türlü şüpheden uzak, kesin ve yasal delil bulunmaması ve yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle Yanardağ'ın beraatına hükmetti.
“Cumhurbaşkanına hakaret” davası
Yanardağ hakkında, BirGün gazetesinde “Faşizm ve İslamcı Faşizm” başlığıyla 2022 yılında yayımlanan yazı dizisi nedeniyle, “Cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299) suçlamasıyla iddianame düzenlendi. 17 Kasım 2022 tarihli iddianamede Yanardağ’a yöneltilen suçlamaya 10 Nisan 2022 ve 29 Mayıs 2022 tarihlerinde yayımlanan yazı dizisi delil olarak gösterildi. Yanardağ’ın yedi parçadan oluşan yazı dizisinden alıntılara yer veren iddianame savcısı, hangi ifadelerin isnat edilen suçun unsurlarını oluşturduğunu belirtmeden gazetecinin “zincirleme şekilde Cumhurbaşkanına hakaret etmek” suçundan cezalandırılmasını talep etti.
Davanın ilk duruşması 28 Mart 2023 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. Savunmasını yapan Yanardağ, “Suçlama konusu yapılan yazı akademik bir analizdir ve bu dava, akademik analiz ve tartışmaları suç haline getirmektedir. ‘İslami faşizm’ bir siyaset bilimi kavramıdır. Şikayetçi de savcı da zorlama bir yorumlama ile suç uydurmuşlardır. Bu suçlama ideolojik bir suçlamadır. Yazıda herhangi bir hakaret kastı yoktur” diyerek beraatını talep etti.
18 Temmuz 2023 tarihli ikinci duruşmada iddianamesini sunan savcı, suçlamaya konu edilen yazı dizisinde Yanardağ’ın üzerine atılı suçu işlediğine dair somut olgu isnadı olduğunu iddia ederek zincirleme şekilde “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan cezalandırılmasını istedi.14 Kasım 2023 tarihli karar duruşmasında esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını yapan Yanardağ, “Davaya konu olan yazılar, bir gazetecilik araştırmasıdır, inceleme yazısıdır. Bir seri şeklinde yayımlanmıştır ki bu durum zincirleme suç içermez. Bu suçlama, Türkiye’de hiçbir akademik çalışmanın yayımlanamaması demektir. Savcılık, AKP iktidarını dokunulmaz kılmak, eleştirilemez, sorgulanamaz gibi algılarla kutsallaştırılmaya çalışıyor. İddianameyi ve mütalaayı yargının siyasallaşması olarak değerlendiriyorum. Söz konusu yazı içeriğinin analiz ve eleştiri mahiyetinde olduğu açık olmasına rağmen iddia makamının hakkımda cezalandırma yönünde mütalaa vermesi yazı içeriğini ispatlar niteliktedir” diye konuştu.
Mahkeme yargılama sonunda, atılı suçun unsurları oluşmadığına hükmederek Yanardağ’ın beraatına karar verdi.
“Devletin askeri teşkilatını alenen aşağılama” davası
Jandarma Genel Komutanlığı, 5 Şubat 2024 tarihinde TELE 1’in YouTube kanalında yayınlanan “AKP’nin siyasi etiği Türkiye’yi hangi noktaya getirdi?” başlıklı videodaki ifadeleri nedeniyle Yanardağ hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kanalın yönetim yeri İstanbul’da olduğu için dosyayı yetkisizlik kararıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca tamamlanan soruşturmanın ardından Yanardağ hakkında “devletin askeri teşkilatını alenen aşağılama” (TCK 301/2) suçlamasıyla iddianame düzenlendi. İddianamede, Yanardağ’ın, söz konusu programın 17. dakika 18. saniyesinde kullandığı ifadeleri suçlamaya delil olarak gösterdi. Yanardağ’ın ifadeleri şöyleydi: “…Yapıldı adil olmayan koşullarda yapıldı ona ben eminim. Şimdi hileyi bir iddia olarak değerlendiriyorum. Kara propagandayı gördük, yalanı da gördük iftirayı da gördük, montaj videolarla hileyi de. Bir iddia diyelim ama adil olmayan antidemokratik koşullarda bu seçimlerin yapıldığı konusunda eminiz. Devlet gücünü harekete geçirdiniz, yer yer jandarmalar broşür dağıttı. AKP iktidarının broşürünü dağıttılar. CHP’nin PKK’yla iş birliği yaptığına dair yalan broşürler. Üstelik bunu söyleyen Jandarma komutanları var, utandık diyorlar. Her neyse böyle bir iddia. Tutalım hiçbir şey olmadı hocam sonuç olarak Yüksek Seçim Kurulundan bu karar geçti. Evet yüzde 48’e 52. Fark yüzde 2. Yüzde 2’lik sonucu kabul edelim sayın Erdoğan, yüzde 48’i nereye koyuyorsunuz? Yüzde 48 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değil mi milli iradenin bir parçası değil mi buyurun hocam…”
İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın 13 Mart 2025 tarihli ilk duruşmasında savunmasını yapan Yanardağ, “Dava konusu program, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde geçiyor. İddianamede, suçlamaya konu edilen bir paragraflık bölümde, basında yer bulan bir iddiayı gündeme getirdik. Jandarmanın, CHP’nin PKK’yla iş birliği yaptığına dair broşürler dağıttığı şeklinde basında çıkan haberlerin bir iddia olduğunu belirterek, düşünce ve ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü kapsamında yorum yaptım. Bu iddiayı ortaya atan kişi ise Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 48 oy alan Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. Jandarma Genel Komutanlığı dava açmak yerine cevap hakkını kullanıp bu iddiayı yalanlayabilirdi, bu iddiayı araştırıp gereğini yapabilirdi. İftira diyor hangi araştırmaya dayanarak iftira diyor belli değil. Ben yalnızca bir iddiayı gündeme getirdim. Gazetecilik görevi yaptım” dedi. Yanardağ’ın savunmasının ardından esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, gazetecinin iddianame doğrultusunda cezalandırılmasını istedi.
Mahkeme 20 Mart 2025 tarihli ikinci duruşmada Yanardağ’a “devletin askeri teşkilatını alenen aşağılama” suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi.
“Örgüt propagandası” ve “suçu ve suçluyu övme” davası
20 Haziran 2023 tarihinde TELE1’de yayınlanan “4 Soru 4 Yanıt” isimli programında AKP’li milletvekili Galip Ensarioğlu’nun çözüm sürecine ilişkin sözlerini eleştiren Yanardağ’ın konuşmasından bir bölüm, CHP’den AKP’ye geçen milletvekili Mehmet Ali Çelebi tarafından sosyal medyada paylaşıldı. Çelebi’nin paylaşımı sonrası sosyal medyada hedef haline gelen Yanardağ, 26 Haziran günü yayındayken kanala gelen polisler tarafından gözaltına alındı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Yanardağ, 27 Haziran günü İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin kararıyla “örgüt propagandası” suçlamasıyla tutuklandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 11 Temmuz 2023’de Yanardağ hakkında “örgüt propagandası” ve “suçu ve suçluyu övmek” (TCK 215) suçlamalarıyla iddianame düzenledi. İddianamede, söz konusu videonun internette çok sayıda etkileşim aldığı belirtilerek “kamuoyuna yansıyan tepkilerden ve etkileşimlerden de anlaşıldığı üzere kullanılan sözlerin toplumsal infial uyandırdığı” öne sürüldü. İddianame İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Davanın 4 Ekim 2023 tarihli ilk duruşmasında savunmasını yapan Yanardağ, üzerine atılı suçlamaları reddetti. “Bu dava basın ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldırmak isteyen baskıcı otoritenin, insanları korkutarak sindirmeye çalışması için açılmıştır” diyen Yanardağ, 50 dakikalık programda yaptığı tek şeyin AKP politikalarını eleştirmek olduğunu söyledi.
Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı Yanardağ’ın “örgüt propagandası” suçundan cezalandırılmasını talep etti. Savcı, suçun vasıf ve mahiyetinin dikkate alınmasını ve Yanardağ’ın tutukluluk halinin devamını istedi.
Esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunan Yanardağ şöyle konuştu: “Anayasal hakkın gasp edilmesini savunan bir savcılık makamı olamaz. Savcının mütalaası basının çalışma alanının daraltılmasıdır. Demokrasiler suçluların haklarının da olduğu rejimlerdir. Savcılık makamı, Türkiye’nin totaliter bir rejime doğru evrilmesini talep ediyor. Mütalaadan böyle anlaşılıyor. Adalet yoksa bir ülkede barış da olmaz. Savcılık makamının bu sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum. Burada gazetecilik faaliyeti yargılanıyor. Sanal bir suç yaratılmak isteniyor. Nazi mahkemeleri mantığıyla fiile değil faile bakarak suç üretiliyor.”
Mahkeme, Yanardağ’ın yayındaki konuşmasında PKK lideri Abdullah Öcalan hakkında kurduğu “Okumaktan filozof oldu” cümlesini “övgü” olarak değerlendirdi ve gazeteciyi “örgüt propagandası” suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. “Suçun işlenme şekli, meydana gelen tehlikenin ağırlığı, sanığın eyleminin yoğunluğu ve kasta dayalı kusurunun ağırlığı” cezada alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçesi yapıldı. Tutuklu kaldığı süre göz önünde bulundurularak hükümle birlikte Yanardağ’ın tahliyesine karar verildi.
“Casusluk” davası
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, görevden uzaklaştırılan eski İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu'nun seçim kampanyasının direktörü Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında Ekim 2025’te “casusluk” iddiasıyla soruşturma başlattı. Başsavcılık tarafından soruşturmaya dair yapılan açıklamada, “Şüpheli Merdan Yanardağ’ın, şüpheli Hüseyin Gün ile casusluk faaliyetlerine ilişkin çok sayıda irtibat ve yazışmasının tespit edildiği, tanık beyanlarıyla da doğrulandığı; seçim sürecinin basın ayağını organize ettiği ve casusluk suçunu işlediği anlaşılmıştır” ifadelerine yer verildi. Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmanın, 4 Temmuz'da “casusluk” suçundan tutuklanan şüpheli Hüseyin Gün'e ait dijital materyallere dayandırıldığının belirtildiği açıklamada, "Merdan Yanardağ'ın söz ve eylemleriyle soruşturmaya ilişkin birçok kez suç işlediği, kanalı fiilen kullandığı ve resmi kayıtlarda şirket sahibi olarak görünen oğlu Alp Yanardağ üzerinden suça karıştığı" iddia edildi.
Soruşturma kapsamında 24 Ekim 2025’de gözaltına alınan Yanardağ’ın evinde ve iş yerinde arama yapıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı aynı gün, TELE1 kanalının sahibi ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık Anonim Şirketi'ne İstanbul Sulh Ceza Hakimliğince Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyum olarak atanmasına karar verildiğini duyurdu.
26 Ekim günü adliyeye çıkarılan Yanardağ, İstanbul 12. Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 4 Şubat 2026 tarihinde düzenlediği iddianamede, Yanardağ, İmamoğlu, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’e “siyasal casusluk” (TCK 328/1) suçlaması yöneltildi. Savcılık, CIA, MOSSAD ve MI6 ile ilişkili olduğu iddia edilen Hüseyin Gün’ün, gazeteci Yanardağ ve Ekrem İmamoğlu'nun kampanya direktörü Necati Özkan’la temas halinde bulunduğunu öne sürdü. Kişisel verilerin yabancı ülkelere gönderildiği, 2019 yerel seçimlerinde manipülasyon yapıldığı iddia edildi.
İddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşması 11 Mayıs 2026 günü Silivri Cezaevindeki duruşma salonlarında görülecek.
