Özgür Gündem davasında iki tahliye yaşanırken Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’na yönelik operasyonda 45 kişi gözaltına alındı

Kanun hükmünde kararnameyle kapatılan Özgür Gündem gazetesinin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ve İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı’nın tutuklu olarak yargılandığı Özgür Gündem ana davasının beşinci duruşması İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

31 Ekim günü görülen duruşmada mahkeme heyeti İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı’nın tahliyesine karar verdi. Toplam dokuz gazeteci ve yazarın yargılandığı davada böylece tutuklu sanık kalmamış oldu.

Duruşmada Kızılkaya ve Sancılı’yla birlikte tutuksuz yargılanan dil bilimci ve Özgür Gündem Yayın Danışma Kurulu üyesi Necmiye Alpay ve avukat ve Özgür Gündem yazarı Eren Keskin hazır bulundu.

Duruşmanın açılışında söz alan avukat Özcan Kılıç tutukluların tahliyesini ve Eren Keskin hakkında uygulanan adlî kontrolün kaldırılmasını istedi. Kılıç, davada Kızılkaya hakkında tutuklama gerekçesi olarak “örgüt bağı” denmesine rağmen müvekkillerinin gazetecilik dışında bir faaliyetlerinin olmadığını söyledi. Kılıç, Kızılkaya’nın Basın Kanunu kapsamında görev ifa ettiğini belirterek bu kanuna göre yargılanması gerektiğini savundu.

Kılıç, Sancılı’nın ise gazetenin haber ve yayın politikasından sorumlu olmadığını, bu davada yargılanmaması gerektiğini belirtti.

Kılıç’tan sonra söz alan Kızılkaya, 441 gündür özgürlüğünden yoksun olduğunu söyledi. “Ben gazeteciyim, sivil bir insanım. Yaptığım bütün haberlerin arkasındayım,” diyen Kızılkaya, başına gelen en kötü şeyin 441 gündür özgürlüğünden yoksun olması değil, gazetesinin kapanmış olması olduğunu söyledi.

Duruşmada daha sonra savcı mütalaasını sundu ve Kızılkaya ile Sancılı’nın tutukluluklarının devamını istedi. Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme ise Kızılkaya ve Sancılı’nın tahliyesine karar vererek yurt dışına çıkış yasağı koydu. Mahkeme Eren Keskin’in yurt dışı yasağının ise sürdürülmesine karar verdi.

Davanın bir sonraki duruşması 6 Mart’ta görülecek.

Özgür Gündem ana davasında yazar ve yayın danışma kurulu üyesi Aslı Erdoğan, yazar ve yayın danışma kurulu üyesi Necmiye Alpay, Özgür Gündem Genel Yayın Yönetmeni Zana (Bilir) Kaya, Özgür Gündem Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya, yazar Eren Keskin, yazar ve yayın danışma kurulu üyesi Filiz Koçali, yazar ve yayın danışma kurulu üyesi Ragıp Zarakolu, İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı ve yayın danışma kurulu üyesi Bilge Oykut  “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” başlıklı 302/1, “Silahlı terör örgütü üyeliği” ve “Terör örgütü propagandası” suçlamalarıyla yargılanıyor.

Kızılkaya ve Sancılı’nın tahliyeleriyle Türkiye’de tutuklu ya da hükümlü olarak cezaevinde bulunan gazeteci sayısı 153 oldu. Ayrıntılı listeye buradan ulaşılabilir.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı operasyonunda 45 gözaltı

Aralarında gazeteciler Nuh Gönültaş, Mehmet Gündem, Şule Büyükçizmeci ve Behram Kılıç’ın da olduğu 45 kişi 1 Kasım günü kapatılan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı üyesi ve çalışanlarına yönelik olarak düzenlenen operasyonda gözaltına alındı.

Operasyonun İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce 17 ilde düzenlendiği ve toplam 111 kişi hakkında gözaltı kararı olduğu bildirildi.

Gözaltı kararı verilenler arasında kapatılan Zaman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil’in de bulunduğu belirtildi.

Hidayet Karaca’ya 31 yıl 6 ay hapis cezası

”Tahşiyeciler grubuna kumpas kurma” gerekçesiyle açılan davada 32 diğer sanıkla birlikte yargılanan kapatılan Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca toplam 31 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Yaklaşık iki yıldır süren davanın karar duruşması 3 Kasım günü İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Davada aralarında polis memurları ve eski emniyet müdürlerinin de bulunduğu 23’ü tutuklu 33 kişi yargılanıyordu.

19 Aralık 2014’ten beri tutuklu bulunan Karaca duruşmada ”Hayali bir dizide geçen kelimeler ile 3 yıldır tutuklu yargılanıyorum,” dedi. Mahkeme Karaca’yı, “silahlı terör örgütü yöneticiliği” suçundan 18 yıl, “iftira” suçundan 4 yıl 6 ay, “resmi belgede sahtecilik” suçundan da 9 yıl olmak üzere toplam 31 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı.

Evrensel ve Cumhuriyet’e 10 Ekim katliamı davası

10 Ekim Ankara katliamındaki ihmalleri haberleştiren Evrensel ve Cumhuriyet gazetesi muhabirlerine ve genel yayın yönetmenlerine dava açıldı. 102 kişinin hayatını kaybettiği saldırıya ilişkin ihmal iddialarını haberleştiren Evrensel gazetesi Ankara muhabiri Cem Gurbetoğlu ve Tamer Arda Erşin ile Cumhuriyet gazetesi muhabiri Kemal Göktaş’a üç yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Evrensel gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ile haberin yapıldığı dönem Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olan Can Dündar da “suça iştirak ettikleri” iddiasıyla davaya dahil edildi.

Davaya ilişkin hazırlanan iddianameyi Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşması 15 Ocak 2018’de saat 09.30’da görülecek.

Cumhuriyet davasında tahliye yok

Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticileriyle Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyelerinin yargılandığı davanın dördüncü duruşması 31 Ekim günü İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Beşi tutuklu 20 kişinin yargılandığı davada mahkeme tüm tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Cumhuriyet muhabiri Ahmet Şık, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ve Cumhuriyetgazetesi İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay hakkındaki tutukluluğa devam kararına üye hâkim Halit İçdemir şerh düştü.

Mahkeme ayrıca Mehmet Faraç, Leyla Tavşanoğlu ve dosyaya son anda eklenen Doğan Satmış’ın zorla getirilmelerine karar verdi.

Bir sonraki duruşma 25-26 Aralık’ta görülecek.

Davada savcılık, sanıkların “Silahlı terör örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından cezalandırılmalarını talep ediyor.

P24’ün mahkeme salonundan takip ettiği duruşmada adlî bilişim uzmanı Tuncay Beşikçi ifade verdi. Beşikçi telefonunda ByLock kullandığı iddiasıyla tutuklu bulunan Cumhuriyet muhasebe çalışanı Emre İper’in telefonunda ByLock emaresine rastlamadığını söyledi. Beşikçi, İper’in kullandığı bir müzik uygulamasının kullanıcıları otomatik olarak ByLock sunucusuna yönlendirdiğini söyledi.

Beşikçi “İper ile benzer durumda birçok insan olabilir. Müzik dinlemek, namaz kılmak isteyen insanlar telefonları yönlendirildiği için ByLock kullanıcısı sayılabilirler” diye konuştu.

Duruşmada ayrıca 1 Kasım günü sabah erken saatlerde tutuklanan sivil toplum çalışmalarıyla bilinen işadamı Osman Kavala ile Cumhuriyet yazarı Aydın Engin ve Cumhuriyet’in eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar arasındaki WhatsApp yazışmaları mahkeme başkanı tarafından okundu.

Mahkeme başkanının ardından söz alan avukat Cumhuriyet avukatları Fikret İlkiz ve Ergin Cinmen belgelerin kendilerine verilmesinden önce iktidara yakın gazetecilere sızdırılmasına tepki gösterdi.

Avukatların ardından söz alan Ahmet Şık da daha önce de iktidara yakın basına sızdırılan belgelerle ilgili suç duyurusu talebinde bulunduğunu hatırlatarak, “Siz, gözden kaçırdınız demeyeceğim, karar almaktan kaçtınız. Haberlerden terör örgütü arıyorsunuz, duruşma savcısının ağzıyla bir belge dolaşıyor ama bunun kaynağını sormuyorsunuz. Örgütün yerini size söyledim. Örgüt bu binanın içinde hakim savcı kılığında, işbirlikçileri de medyada,” diye konuştu.

Duruşmada söz alan Murat Sabuncu ise duruşma günü itibariyle özgürlüklerini kaybedişlerinin üzerinden tam bir yıl geçtiğini söyledi. “Demokrasi dışına çıkılan her dönem Cumhuriyet’e yani bağımsız sese, gazeteciliğe tahammül edemeyenler bu gazetenin yazar ve yöneticilerini işkenceyle, hapisle, gazeteyi kapatarak , ekonomik olarak boğmaya çalışarak susturmaya çalışmış … Ama Cumhuriyetçiler hiç yılmamış, yılmadı, yılmayacak” diyen Sabuncu, konuşmasını Sokrates’in savunmasından bir alıntıyı kendi durumuna uyarlayarak bitirdi.

Sabuncu, “Artık ayrılma vakti geldi çattı… Ben Silivri’ye, hücreye, sizler de yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz. Hangisinin daha iyi olduğunu tarih yazacak,” dedi.

Nedim Türfent davasına devam edildi

13 Mayıs 2016 tarihinden beri tutuklu bulunan kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Nedim Türfent’in yargılandığı davanın üçüncü duruşması 1 Kasım günü Hakkâri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Dört saatten fazla gecikmeyle başlayan ve P24’ün mahkeme salonundan takip ettiği duruşmaya Türfent Van Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS’le bağlandı ve savunmasını tercüman aracılığıyla Kürtçe olarak yaptı. Türfent’in avukatlarından Harika Günay Karataş mahkeme salonundan savunma yaparken avukat Barış Oflas ise Türfent’le birlikte duruşmaya Van Kapalı Cezaevi’nden bağlandı.

Duruşmada okunan gizli tanık beyanında Nedim Türfent PKK talimatıyla hareket etmekle ve örgüt üyeliğiyle suçlandı. Gizli tanık ifadesinde Türfent’i “örgüt üyesi mavi gözlü birisiyle çok samimi şekilde” konuşurlarken gördüğünü söyledi, Türfent’i “örgüt içinde medyadan sorumlu kişi olarak görev yapmakla” suçladı.

Gizli tanık ifadesi üzerine söz alan Türfent, tanığın temelsiz ithamlarda bulunduğunu, sözlerinin iftira olduğunu, daha önce ifade veren tanıkların işkence altında ifade verdirildiklerini söylemeleri üzerine gizli tanık ifadesine başvurulduğunu söyledi.

Avukatları ise ifadedeki suçlamaların soyut olduğunu, hiçbir somut eylem ya da zaman dilimi belirtilmediğini söylediler. Avukatlar ayrıca savunma tarafının gizli tanık ifadesi sırasında bulunma talebi değerlendirilmeden tanığın ifadesinin alınmış olması nedeniyle ifadenin hukuksuz olduğunu savundular ve dosyadan çıkarılmasını istediler.

Gizli tanığın ardından SEGBİS’le ayrı ayrı ifade veren dört tanık ise Türfent’i tanımadıklarını, Emniyet’te işkenceyle ifade vermeye ve teşhis yapmaya zorlandıklarını, kendilerine zorla ifade tutanaklarının imzalattırıldığını söylediler.

Tanıkların ifadelerinin ardından söz alan Türfent ise 2015’te Yüksekova’da yaptığı “Türkün gücünü göreceksiniz” başlıklı video haberin yayınlanmasının ardından, İçişleri Bakanlığı’nın vatandaşlara kötü muamelede bulunan polisler hakkında soruşturma başlattığını, haklarında soruşturma açılan polislerin ise intikam almak için bu dosyayı hazırlayıp, kopyala yapıştır ifadelerle davanın açılmasını sağladığını söyledi.

Daha sonra mütalaasını veren savcı, “kaçma şüphesi” ve dinlenmeyen tanıkların olması nedeniyle Türfent’in tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesini talep etti. Savcının mütalaası üzerine söz alan gazeteci Türfent, tutuklanmadan önce bazı sosyal medya hesaplarından ölümle tehdit edildiğini hatırlatarak, “Ölümle tehdit edilmeme rağmen kaçmadım. Gazetecilik faaliyetlerime devam ettim. 539 gündür tutukluyum. Tutukluluk süremin göz önünde bulundurulmasını istiyorum” dedi.

Mahkeme ise savcının mütalaası doğrultusunda Türfent’in tutukluluğunun devamına karar verdi. Davanın bir sonraki duruşması 17 Kasım’da görülecek.

Kanal A televizyonu kapandı

21 yıldır yayın yapan Ankara merkezli Kanal A televizyonu 31 Ekim günü yaptığı bir açıklamayla kapandığını duyurdu.

Geçtiğimiz günlerde görevinden istifa eden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek tarafından desteklendiği öne sürülen Kanal A, açıklamasında “bir takım sebeplerden dolayı” televizyon yayınına ara verdiğini, radyo ve internet üzerinden yayınına devam edeceğini söyledi.

Kanal A’nın sahibi, Termikel Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kara ise hurriyet.com.tr’ye verdiği demeçte kanalın ekonomik nedenlerle kapatıldığını belirtti. Kara, makul bir teklif olursa kanalı satabileceklerini söyledi.

Tutuklu gazeteci Tuncer Çetinkaya tedavi göremiyor

Kapatılan Zaman gazetesi Antalya temsilcisi Tuncer Çetinkaya’nın tutuklu bulunduğu Antalya L Tipi Cezaevi’nde tedavisine izin verilmediği bildirildi.

Kızının verdiği bilgiye göre polikistik böbrek hastası olan ve 23 Temmuz 2016’dan beri tutuklu bulunan Çetinkaya böbreklerinin yüzde 54’ünü kaybetti. Başka rahatsızlıkları da olan Çetinkaya 20 kilo kaybetti.

Gazeteci Sedat Sur’a kayyum haberi nedeniyle dava

Gazeteci Sedat Sur hakkında Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne atanan kayyumun faaliyetleri ile ilgili yaptığı haber nedeniyle dava açıldı.

14 Ocak’ta yayımlanan haber nedeniyle Mardin Cumhuriyet Savcılığı, Sur hakkında soruşturma başlatmış Temmuz ayında ifadesine başvurmuştu. Ardından savcılık, yapılan haber ve Sur’un sosyal medya paylaşımlarını gerekçe göstererek “Örgüt propagandası” suçlamasıyla iddianame hazırladı. Mahkeme iddianameyi kabul etti.

Sur, 26 Ocak 2018’de İzmir 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkacak.

Serdar Kuzuloğlu gözaltına alındı

Bilişim ve teknoloji yazarı Serdar Kuzuloğlu 1 Kasım günü sabah erken saatlerde gözaltına alındı.

Kuzuloğlu’nun beş kişiyle birlikte İzmir merkezli olarak altı ilde başlatılan bir FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alındığı belirtildi. Gözaltıların, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan bir itirafçının, “FETÖ’nün Silikon Vadisi yapılanmasına” ilişkin verdiği ifadeler doğrultusunda gerçekleştiği öğrenildi.

Kuzuloğlu ifadesinin ardından aynı gün akşam saatlerinde serbest bırakıldı.

Perihan Mağden’in “Cumhurbaşkanına hakaret” davası başladı 

Gazeteci yazar Perihan Mağden’in “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması 2 Kasım günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Mağden, Nisan 2016’da yayımlanan bir yazısında Survivor isimli televizyon programının yarışmacılarından birini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a benzeterek eleştirmesi nedeniyle yargılanıyor. Davada gazeteci İnan Ketenciler de sanık olarak yargılanıyor.

Duruşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vekilinin davaya katılma talebi kabul edildi. Davanın bir sonraki duruşması 15 Şubat tarihinde görülecek.

Sol yazarına para cezası

31 Ekim günü, SoL haber portalı yazarı Orhan Gökdemir ilahiyatçı Nureddin Yıldız’ın açtığı hakaret davasında 2,900 TL para cezasına çarptırıldı.

Yıldız, Gökdemir’in 21 Mayıs 2016’da yayımlanan bir yazısında geçen “5-6 yaşındaki kız çocuklarının evlenmesini caiz bulan pedofil Nureddin Yıldız” ifadesi nedeniyle dava açmıştı.

Gökdemir, mahkemedeki savunmasında “İki duruşma arasında başka bir ilahiyatçı evlenme yaşını 1’e indirdi. Bunun toplumsal maliyeti ağırdır. Bunun sorumluluğu, sorumsuz ilahiyatçılara aittir. Dava sürecinde çokça sunduğumuz belgelerde bu söylemin pedofiliye girdiğini söyledik. Bu bir hastalıktır. Bir gazeteci ve kız babası olarak pedofiliyi savunanlar, her an beni karşılarında bulacaklardır,” diye konuştu.

Türkiye’de tutuklu ya da hükümlü olarak hapiste bulunan tüm gazetecilerin, Olağanüstü Hâl kapsamında kapatılan basın yayın kuruluşları, vakıf ve derneklerin listelerine buradan erişebilirsiniz.