Gazeteci Nedim Türfent yargılandığı davada 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı

 2016 Mayıs ayından beri tutuklu bulunan kapatılan DİHA muhabiri Nedim Türfent’in “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı davanın beşinci ve karar duruşması 15 Aralık günü Hakkâri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşma sonunda hüküm açıklayan mahkeme, Türfent’i “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla önce yedi yıl hapse mahkûm etti, ardından “fiilleri devamlılık arz ettiği” gerekçesiyle cezayı arttırarak sekiz yıl dokuz aya çıkardı. Mahkeme Türfent’in tutukluluk hâlinin de devamına karar verdi.

Duruşma tahliye edildiği anlaşılan bir tanığın hazır edilmesinin beklenmesi nedeniyle dört saate yakın gecikmeyle başladı. Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesi’nden SEGBİS’le bağlanan tanık da daha önceki duruşmalarda dinlenen diğer tanıklar gibi Türfent’i tanımadığını söyledi. Türfent’in avukatı Harika Karataş ise tanığın Türfent’i tanımadığını söylemesine rağmen ifadesinin alındığı tarihte tanığın 14 yaşında olduğunu, ifadesinin Çocuk Koruma Kanunu’na aykırı olarak alındığını, bu yüzden dosyadan çıkarılması gerektiğini söyledi.

Davada bugüne kadar 20 tanık dinlendi, bir de gizli tanık ifadesi okundu. Dosyada adı geçen diğer iki tanık ise ulaşılamadıkları için dinlenmedi. Gizli tanıkla birlikte tanıklardan sadece biri Türfent aleyhine beyanatta bulundu.

Avukat Karataş, Türfent aleyhinde ifade veren tanığın bir başka dava kapsamında verdiği ifadeyi mahkemeye sundu. Tanık bu ifadesinde Türfent davasındaki ifadesiyle çelişir biçimde Yüksekova’daki sokağa çıkma yasağı esnasında bir ay boyunca evden çıkmadığını söylüyor.

Karataş, “Aleyhte ifade veren tek tanığın ifadelerinin gerçeği yansıtmadığı bu tutanaktan anlaşılacaktır. Dosyada aleyhte delil kalmamıştır,” diye konuştu.

Ardından mütalaasını sunan savcı, Türfent’in örgüt üyeliğinden mahkûmiyetini ve kaçma şüphesi bulunduğu gerekçesiyle  tutukluluğunun devamına karar verilmesini talep etti.

Savcının mütalaasının ardından esas hakkında savunmasını yapan Türfent savcının geçen duruşmada sunduğu esas hakkındaki mütalaasının art niyet içeren ve Emniyet birimlerinin hazırladığı fezleke doğrultusunda hazırlanan bir mütalaa olduğunu söyledi.

Dava dosyasındaki iddialarla ilgili konuşan Türfent, bir tanık dışında dinlenen tüm tanıkların kendisini tanımadığını belirttiklerini, savcının ise bu tanıkları hiç dinlememiş gibi hareket ettiğini söyledi.

Duruşmaya tutuklu bulunduğu Van Cezaevi’nden SEGBİS’le bağlanan ve savunmasını tercüman aracılığıyla Kürtçe yapan Türfent, sosyal medya paylaşımlarının ve haberlerinin içinden cümleler cımbızlanarak suç oluşturulmaya çalışıldığını, ancak bu paylaşım ya da haberlerin hiçbirinin suç olmadığını söyledi.

Türfent, “Bizler muhalif gazeteci olduğumuz için içerideyiz. ‘Türk’ün gücünü göreceksiniz’ haberini yapmasaydım cezasızlık mekanizması sürdürülmeye devam edecekti. Ben bu haber yüzünden hedef alındım ve bunun için içerdeyim,” diye konuştu.

Sadece gazetecilik yaptığını söyleyen Türfent, “terör örgütüne üyelik” suçlamasını bir kez daha reddetti ve beraatimi talep etti.

Daha sonra esas hakkında savunma yapan avukat Karataş ise iddianamede ve savcının esasa ilişkin mütalaasında elle tutulur bir kanıt olmadığını, Türfent’e atfedilen “örgüt üyeliği” suçlaması için Türfent’in hangi örgüt üyeleriyle hiyerarşik ilişki içinde olduğunun net bir şekilde gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

Karataş “Yargılamanın maddi gerçeği ortaya koyabilmesi için ortada tartışılabilir delillerin olması gerekir. Beşinci celsedeyiz ama tartışılabilir hiçbir delil yok,” diye konuştu.

Ardından söz alan ve duruşmaya Türfent’le birlikte SEGBİS aracılığıyla Van Cezaevi’nden bağlanan avukat Barış Oflas da Türfent’in yargılanmasının tek sebebinin sokağa çıkma yasağı döneminde Yüksekova’da yaptığı haberler olduğunu söyledi.

Savcılığın şimdiye kadar dinlenen tanık ifadelerini dikkate almayıp mütalaasını sadece Türfent aleyhine ifade veren bir gizli tanığın bir de çelişkili ifade verdiği ortaya çıkan bir diğer tanığın ifadeleri temelinde oluşturduğunu söyleyen Oflas, “Tanıklar ifadelerin işkence altında imzalattırıldığını belirtti. Kimisi dişinin kerpetenle çekildiğini, kimisi tecavüzle tehdit edildiğini anlattı. Sayın savcıda hiç mi kanaat oluşmadı?” diye sordu.

Avukatların savunmalarından sonra Türfent’e hükümden önce son sözü soruldu. Türfent, “Beni ölümle alenen tehdit ettiler, gitmedim. İnsan için en büyük korku ölümdür, buna rağmen kaçmadım. Adalete güvenim hep vardı. Ne şekilde olursa olsun adaletin tecelli edeceğini düşünüyorum,” dedi.

Altanlar davasında savcı müebbet istedi

Aralarında Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın da bulunduğu yedi kişinin yargılandığı davanın dördüncü duruşması 11 Aralık günü İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmada esas hakkında mütalaasını açıklayan savcı tutuklu yargılanan altı sanık için Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Anayasal düzeni devirmeye çalışmak” suçunu düzenleyen 309/1. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet istedi. Tutuksuz yargılanan Tibet Murat Sanlıman’ın ise “Silahlı terör örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek isteyerek yardım etme” suçundan cezalandırılması talep edildi.

Mahkeme duruşma sonunda tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına karar verirken esas hakkında savunmaların hazırlanması için davayı 12-16 Şubat tarihlerine erteledi ve tüm avukat görüş kısıtlamalarını kaldırdı. Başbakanlık ve TBMM’nin müdahillik taleplerini daha sonra değerlendirmeye karar veren mahkeme, mal varlıklarına tedbir konması talebini ise reddetti.

Zaman davasında 3 reklam bölümü çalışanına tahliye

Aralarında kapatılan Zaman gazetesinin eski yazarları Şahin Alpay, Ali Bulaç, Mümtazer Türköne, Ahmet Turan Alkan ve Mustafa Ünal’ın da bulunduğu 31 kişinin yargılandığı “darbe” ve “FETÖ üyeliği” suçlamalarıyla yargılandığı  davanın ikinci duruşması 8 Aralık günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşma sonunda Zaman gazetesi reklam departmanı çalışanları Hüseyin Belli, Onur Kutlu ve İsmail Küçük tahliye edildi. Mahkeme diğer tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına karar verirken davayı 5 Nisan 2018 tarihine erteledi.

Hükümet AİHM’e Ahmet Şık başvurusunda savunma gönderdi

Hükümet, Cumhuriyet davası kapsamında bir yıla yakın süredir tutuklu bulunan gazeteci Ahmet Şık’ın başvurusuna ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) savunma gönderdi.

Cumhuriyet gazetesinin 12 Aralık tarihli haberine göre hükümet, Şık’ın “gazetecilik faaliyetlerinden” tutuklanmadığını öne sürerken Şık’ın savunmanın sunulduğu tarih itibariyle 11 ay olan tutukluluğunun da makul olduğunu ileri sürdü. Hükümet bu görüşüne, İtalya’da görülen ve 40 mafya üyesinin yargılandığı davada 2 yıl 8 aylık tutukluluğu makul bulan AİHM kararını örnek gösterdi.

CPJ raporuna göre Türkiye yine en fazla gazetecinin cezaevinde olduğu ülke

Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ) 13 Aralık’ta açıkladığı rapora göre Türkiye geçen yılın ardından bu yıl da en fazla gazetecinin cezaevinde olduğu ülke.

Komitenin her yıl açıkladığı rapora göre, Aralık 2017 itibariyle dünya çapında 262 gazeteci hapiste. En fazla gazetecinin cezaevinde olduğu üç ülke ise sırasıyla, Türkiye, Çin ve Mısır. Rapora göre Türkiye’deki tutuklu gazeteci sayısı geçen yıla göre sekiz azalarak 73’e düştü.

CPJ’in Türkiye’de tutuklu gazeteciler hakkındaki  kayıtları,15 Aralık itibariyle 152 kişinin hapiste olduğunu söyleyen Bağımsız Gazetecilik Platformu Punto24’ün (P24) listesinden  farklılık gösteriyor. CPJ, listeye dahil edilmeyen kişilerin davalarını gazetecilikle ilişkilendiremediğini söylüyor. P24 ise bir basın kurumunun faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini sağlayan tüm çalışmaları gazetecilik faaliyeti olarak nitelendiriyor ve bu alanlarda çalıştığı için suçlanan kişileri de hapisteki gazeteciler olarak değerlendiriyor.

AYM’den erişim engeline karşı basın özgürlüğü kararı

Anayasa Mahkemesi (AYM) 14 Aralık günü duyurduğu bir kararında internette yayımlanan haberlere erişim engelinin ancak istisnai durumlarda uygulanabileceğini vurguladı.

Airporthaber.com’da yayımlanan bir yazıya Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği’nce getirilen erişim engeli başvurusunu inceleyen AYM, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ve Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi ve yasağın kaldırılması için yerel mahkemenin yeniden yargılama yapmasına hükmetti.

Kararda, erişim engelinin, ancak kişilik hakkı ihlalinin bir bakışta görülebileceği durumlarda istisnai olarak uygulanabileceği ifade edildi. “Bir haber veya yazının kamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu haber veya yazının yayımlanmasına o kadar çok boyun eğmesi gerekir,” denilen kararda bireylerin “demokratik bir toplumda yaşamsal önemi bulunan haberleşme, düşünce ve ifadeyi yayma, haber veya fikir alma ve iktisadi girişim özgürlüğü gibi birçok özgürlüğü internet yoluyla kullanmakta” olduğu ve dolayısıyla kamu gücünü kullanan makamların ve mahkemelerin internet alanında müdahalede bulunurken daha hassas davranmaları gerektiği vurgulandı.

Oğuz Güven’e “Cumhurbaşkanına hakaret” davası açıldı

Cumhuriyet gazetesi internet sitesi Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven’e “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla dava açıldı.

Davanın gazetenin internet sitesinde Washington Post kaynaklı “Liderlerin Doğası” haberi gerekçe gösterilerek açıldığı bildirildi. Davanın ilk duruşması 11 Nisan’da Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek.

Güven daha önce Cumhuriyet gazetesinin internet sitesinin Twitter hesabından paylaşılan bir haber başlığı nedeniyle yargılandığı davada toplam üç yıl bir ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Cem Küçük’ün işkence çağrısı yapan sözlerine tepki

13 Aralık günü, CHP milletvekili Barış Yarkadaş, Türkiye gazetesi yazarı ve televizyon yorumcusu Cem Küçük’ün “FETÖ üyeliği” suçlamasıyla yargılanan tutuklu sanıklara işkenceyi öneren açıklamalarını RTÜK’e şikayet ettiğini ve konuyla ilgili Adalet Bakanlığı’na soru önergesi verdiğini duyurdu. Diyarbakır Barosu da Küçük hakkında suç duyurusunda bulundu.

Cem Küçük TGRT’de 12 Aralık’ta yayınlanan bir programda sanıkların hapishanede konuşturulamamasından şikayet etmiş ve konuşturulmaları için işkence, infaz, aile mensuplarının öldürülmesi gibi yöntemler bulunduğunu söylemişti.

1HaberVar Platformu’na soruşturma

Kapatılan televizyon ve radyo çalışanlarınca oluşturulan 1HaberVar Platformu hakkında “Basın yayın yoluyla PKK propagandası yapmak” suçlamasıyla soruşturma başlatıldığı bildirildi.

Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan soruşturma çerçevesinde platformda yayınlanan onlarca program, basın açıklaması, miting ve çeşitli etkinlikler delil olarak değerlendirildi.

 

Türkiye’de tutuklu ya da hükümlü olarak hapiste bulunan tüm gazetecilerin, Olağanüstü Hâl kapsamında kapatılan basın yayın kuruluşları, vakıf ve derneklerin listelerine buradan erişebilirsiniz.