Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Sedef Kabaş

Sedef Kabaş

Gazeteci Sedef Kabaş sosyal medya paylaşımları ve katıldığı programlardaki ifadeleri nedeniyle birçok kez “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılandı.

Dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu'nu eleştirdiği 26 Kasım 2014 tarihli Twitter paylaşımları nedeniyle Kabaş hakkında "tehdit" (TCK 106) ve "terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme" (TMK 6/1) suçlamalarıyla iddianame düzenlendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Kabaş’ın attığı tweetlerle “Salihoğlu’nun bulunduğu makamı hedef aldığı, asılsız, kasıtlı, kötü niyetli ve hedef gösteren paylaşımlarda bulunduğu ve tereddüde yer vermeyecek şekilde tehdit ettiğinin anlaşıldığı” öne sürüldü.

İddianame ilk olarak İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi. İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesi, 30 Nisan 2015'de verdiği kararla, sanık Kabaş'a isnat edilen, "terör örgütlerine hedef gösterme” ve “tehdit" suçlarıyla ilgili davanın, Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca ağır ceza mahkemelerinde görülmesi gerektiğini belirterek dosyayı yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.

Davanın ilk duruşması 6 Ekim 2015 günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Savunmasını yapan Kabaş yazdığı tweetin nedenini açıklayarak, "TBMM Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu üyesi, dönemin CHP Milletvekili sayın Erdal Aksünger, Hadi Salihoğlu'nu HSYK'ya şikâyet etmişti. Zira sayın savcı kendisine teslim edilen 17 Aralık soruşturma dosyalarını, Meclis'e incelenmesi için göndermeden takipsizlik kararı vermişti" dedi. Bu şikâyetin gazetelerde haber olarak yer aldığını ve yazdığı tweete bu haberlerden birini eklediğini anlatan Kabaş, düşüncesini paylaştığını, yeni bir bilgiyi ifşa etmediğini, herkesin bildiği gerçeğe dair bir cümleden ibaret yorum yazdığını, Salihoğlu ile ilgili başka paylaşımda bulunmadığını ve amacının hedef göstermek değil, verdiği kararı eleştirmek olduğunu savundu. Şikayetçi Hadi Salihoğlu'nun artık DGM'de görev yapmadığını ve bu nedenle artık terörle mücadele görevinin bulunmadığını söyleyen Kabaş, attığı tweetin de terörle değil, yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasıyla ilgili olduğunu ifade etti.

Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme” suç kastıyla hareket ettiğini gösterir herhangi bir olgu ve dava konusu paylaşımda suç unsurunu oluşturacak herhangi bir ibare bulunmadığı gerekçesiyle Kabaş’ın beraatını talep etti.

 Mahkeme, unsurları oluşmayan her iki suçlama yönünden dek Kabaş’ın beraatına hükmetti.  

“Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan hapis cezası

7 Mayıs 2018'de Twitter'dan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik hakaret içeren paylaşımlar yaptığı gerekçesiyle Kabaş hakkında "Cumhurbaşkanına hakaret" (TCK 299) suçlamasıyla dava açıldı.

Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davanın, 30 Mayıs 2019 tarihli karar duruşmasında mahkeme, Kabaş'a "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün hapis cezası verdi. Mahkeme, Kabaş'ın yargılama sürecinde pişmanlık gösterdiği ve tekrar suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluştuğu gerekçesiyle hapis cezasının ertelenmesine hükmetti.

Kabaş, kararı istinafa taşındı. Ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, verilen cezayı hukuka uygun buldu. Dava dosyası Kabaş'ın temyiz başvurusu üzerine Yargıtaya gönderildi.

“Sermaye Piyasası Kanununa muhalefet” davası

Bloomberg haber ajansının muhabirleri Fercan Yalınkılıç ve Kerim Karakaya 10 Ağustos 2018’de, Türk Lirası’nın dolar kuru karşısındaki değer kaybına bağlı olarak yaşanan ekonomik krizle ilgili yayın yaptı. Karakaya ve Yalınkılıç söz konusu yayında bankalarla yaptıkları görüşmeleri kaynak göstererek, iki bankanın döviz kabul etmediğini, bir bankanın 5 bin dolar çekmek isteyen bir müşterinin talebini yerine getiremediğini, döviz hesaplarından para çekilmesine ilişkin taleplerde önemli bir artış olduğunu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) 11 Ağustos 2018 günü tüm üst düzey banka yetkililerini toplantıya çağırdığını duyurdu. Haber, sosyal medyada Sedef Kabaş ve birçok kişi tarafından paylaşıldı.

BDDK, 11 Ağustos 2018’de resmi hesabından yaptığı açıklamada haberi yalanladı. Açıklamada, banka yöneticileriyle herhangi bir toplantı yapılmadığı belirtilerek yalan haberlerle ilgili yasal yollara başvurulacağı duyuruldu. BDDK, 14 Ağustos 2018’de söz konusu yayınla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulundu.

Savcılık, BDDK’nın şikâyeti üzerine “Ekonomik darbe girişimi” adı altında soruşturma başlattı. Sosyal medyada yapılan yorumlar da soruşturmaya dahil edildi. Soruşturmayı tamamlayan savcılık, Kabaş’ın da aralarında bulunduğu 38 kişi hakkında “Sermaye Piyasası Kanununa muhalefet” suçlamasıyla iddianame düzenledi. 38 kişinin “Türkiye ekonomisinin istikrarını zayıflatmaya çalıştıkları” iddia edildi. İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul etti.

Davanın 20 Eylül 2019 tarihli ilk duruşmasında savunmasını yapan Kabaş, “2018 Ağustos ayında Türkiye’de ciddi bir kriz yaşanmıştır. Bu tür gelişmeler nerede olursa olsun haber değeri taşır. İşsizlik oranı yüzde 13.9 ile Türkiye’deki en büyük orandır. Türkiye’de dış borç, faizler, işsizlik, muhtaç ve iflas sayısı artmıştır. Ancak ekonomiye ve ülkenin geleceğine dair umutlar azalmıştır. İddianamedeki tweetler güncel ve gerçek verilere dayanmaktadır. Piyasayı etkileyecek herhangi bir pozisyonum bulunmamaktadır. Yargılamaya konu tweetlerde aleni olarak Merkez Bankası’nda yayınlanan rakamlara ilişkin yorum yaptım. Hiçbir yatırım tavsiyesi ve yönlendirmesi bulunmamaktadır. Bir gazeteci ve yurttaş olarak güncel konulara ilişkin eleştirilerimi dile getirdim. Eleştirilerim ifade özgürlüğü kapsamındadır. Suçlamaları kabul etmiyor beraat talep ediyorum” dedi.

27 Nisan 2022 tarihli duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, tüm sanıkların beraatını talep etti.

29 Nisan’daki karar duruşmasında atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına hükmeden mahkeme, Kabaş ve diğer 37 sanığın ayrı ayrı beraatına karar verdi.

“Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklama

Kabaş, 14 Ocak 2022’de TELE1 kanalında katıldığı “Demokrasi Arenası” programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet yetkililerine yönelik eletişlerde bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Kabaş’ın programda sarf ettiği “Çok meşhur bir söz vardır, ‘taçlanan baş akıllanır’ diye. Ama görüyoruz ki gerçek değil. Ya da tam tersi bir söz vardır. ‘Büyükbaş̧ hayvan bir saraya girdiği zaman o kral olmaz o saray ahır olur’ denir”; “Sayın Soylu'nun soyadına ihanet edercesine takındığı üslup”, “Mesela geçenlerde cevap hakkı adı altında Ulaştırma Bakanı canlı yayına çıktı, ya ben gerçekten inanamadım o nasıl bir üslup, nasıl bir konuşma tarzı, yalan haberlerden medet umarcasına bir zavallılık sergilemek…” ifadeler nedeniyle, gazeteci hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında 22 Ocak’ta sabaha karşı evinden gözaltına alınan Kabaş, aynı gün “Cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299) suçlamasıyla tutuklandı.

Kabaş'ın avukatlarının tutukluluğa ettiği itiraz, İstanbul 58. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 26 Ocak 2022’de reddedildi. Kararda, “Suçun nitelikli haliyle alenen işlenmiş olduğuna dair kuvvetli şüphe oluştuğu ve şüphelinin benzer suçtan daha önceden hakkında yargılama yapıldığı da dikkate alınarak, İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı kanaatine varılarak itirazın reddine” ifadelerine yer verildi.

Kabaş’ın avukatları bu kez 2 Şubat 2022’de Anayasa Mahkemesine (AYM) tedbir ve öncelik talepli bireysel başvuruda bulundu. Başvuruda, Kabaş’ın tutuklanmasının Anayasanın 19. maddesinde yer alan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile 26. ve 28. maddelerde yer alan basın ve ifade özgürlüğü haklarının ihlal edildiğinin tespit edilmesi, Kabaş'ın tedbir yoluyla derhal tahliye edilmesi ve başvurunun öncelikli olarak pilot dava usulüne göre incelenmesi talep edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu, Kabaş hakkındaki iddianameyi 11 Şubat 2022’de tamamladı. 10 sayfalık iddianamede Kabaş’ın programda sarf ettiği sözlere yer verilerek, gazetecinin “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” (TCK 125) suçlamalarıyla yargılanması talep edildi.

İddianameyi kabul eden İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesi, davanın nasıl yürüyeceğine ilişkin ilk ara kararları yazdığı tensip zaptında, Kabaş’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Davanın ilk duruşması için de 11 Mart 2022 tarihi belirlendi.

AYM 16 Şubat 2022’de Kabaş’ın avukatlarınca yapılan başvurudaki tedbir yoluyla derhal tahliye talebini reddetti. Başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, "başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulmasının yaşamına, maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik bir tehlike oluşturduğuna dair derhal tedbir kararı verilmesini gerektirir bir durum bulunmadığı sonucuna vararak, bu aşamada başvurucunun tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği" yönünde karar verdi.

11 Mart tarihli ilk duruşmada savunmasını yapan Kabaş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) ifade özgürlüğü kararlarına atıf yaparak, “Cumhurbaşkanına hakaret etmedim, etmem, edilmesini de onaylamam. İktidarı gerekirse en ağır şekilde eleştiririm ve takdir edersiniz ki bunlar ifade özgürlüğü kapsamındadır ve bir gazetecinin görevidir” dedi. Yargılamaya konu sözlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ismini kullanmadığını söyleyen Kabaş, “Bunların hepsi eleştiri. Hakaret olarak kabul edilemez. Aksi, halkın haber alma hakkını gasp etmek anlamına gelir” diyerek beraatını istedi.

Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, Kabaş’ın üzerine atılı suçlardan cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamın talep etti.  

Mahkeme, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezası verdiği Kabaş’ın tahliyesine karar verdi. “Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” suçlaması yönünden ise beraatına hükmetti.

“Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla açılan tazminat davaları

Kabaş’ın TELE1’de katıldığı programda kullandığı ifadeler üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatları Ömer Faruk Karagüzel ve Ferah Yıldız, gazeteci hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe sundu. Dilekçede, davalı Sedef Kabaş’ın, televizyon programındaki ifadelerle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kişilik haklarına saldırı kastıyla şeref, haysiyet ve onuruna yönelik ağır hakaret ve iftirada bulunduğu iddia edildi.

İstanbul 41. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen tazminat davasının 21 Aralık 2022 tarihli duruşmasında Kabaş, 35 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkûm edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Ahmet Özel programda kullandığı sözler nedeniyle Kabaş’a ve TELE1’in bağlı olduğu şirket adına Yönetim Kurulu Başkanı Fırat Sakar’a 250 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı.

Erdoğan’ın avukatı Ahmet Özel tarafından İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan dava dilekçesinde şu ifadelere yer verildi: “Davalının müvekkili hedef alan ağır, tahammül edilmesi imkânsız, hakaret ve ithamları içerir birtakım ifadeler ile ‘müvekkili kamuoyu önünde toplumun yapısını bozan ayrıştırıcı, zarar veren bir kişi’ konumunda tutup bunu çıkmış olduğu televizyon programında geniş kitlelere duyuracak şekilde yapmak suretiyle müvekkilin aşağılanmasına, toplum önünde küçük düşürülmesine ve yıpratılmasına sebep olmuştur. Fırat Sakar da Basın Kanunu’nun 13. maddesi gereğince hukuki olarak sorumludur.”

 

İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi 22 Eylül 2022 tarihli karar duruşmasında Kabaş’ı 115 bin TL tazminat ödemeye mahkûm etti. Karar istinafa taşındı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 27 Haziran 2024 tarihli kararında verilen tazminat cezasını onadı.

Albayrak kardeşlerin açtığı tazminat davası

17 Mart 2021 tarihinde sosyal medya üzerinden bir paylaşım yapan Kabaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat ve Serhat Albayrak’ın Malta’daki off-shore hesaplarına dair Paradise Papers haberleri hakkında yorumlarda bulundu. Albayrak’lar söz konusu paylaşım nedeniyle Kabaş’a 100 bin TL tazminat talebiyle dava açtı.

Kabaş, İstanbul 26. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın 7 Nisan 2022 tarihli karar duruşmasında 10 bin TL tazminat ödemeye mahkûm edildi.

“Cumhurbaşkanına hakaret” davası

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatlarının şikâyeti üzerine Kabaş hakkında bir kez daha “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla iddianame düzenlendi.10 Şubat 2023 tarihli iddianamede Kabaş’ın hesabındaki 25 tweet delil olarak gösterildi.

İddianameyi kabul eden Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 17 Şubat 2023 tarihinde tensip zaptı düzenledi.

Davanın 22 Haziran 2023 tarihli duruşmasında savunma yapan Kabaş, “Bu dava adaleti tesis etmek için değil; üzerimde baskı kurmak için açılmış bir davadır. Geriye dönük yazdıklarım sanal hafiyelik yapılarak; sanki şüpheli biriyim, sanki suç işlemişim gibi taranmış ve tek bir cümlesi; tek bir sözcüğü hakaret, kötü söz, küfür, kişilik haklarına saldırı ya da menfi herhangi bir ifade içermediği halde hakkımda “Cumhurbaşkanı'na hakaret” iddiası ile bu dava açılmıştır. Bir bakıma yargı bir gazeteci üzerinde baskı, sindirme, susturma siyaseti adına bir kez daha araçsallaştırılmıştır. Bu dava esasen benim kişilik haklarıma bir saldırıdır. Dosyada bulunan hiçbir tweet hakaret içermediği gibi aksine mesleğimin gereği ve sorumluluğu olan siyasi analiz, verilere dayalı yorum ve gerçek olgulara dayandırdığım tespitlerdir; yani kamuya karşı sorumluluk taşıyan bir gazetecinin zaten yapması gerekendir” diye konuştu.

Hala devam eden davanın bir sonraki duruşması 5 Mayıs 2026’da.

“Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” davası

Kabaş hakkında, sosyal medya hesabından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan hakkında yaptığı bir paylaşım gerekçe gösterilerek "halkı yanıltıcı bilgiyi yayma" suçlamasıyla iddianame düzenlendi.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede Kabaş'ın 8 Şubat 2024'te yaptığı paylaşımda, Karahan'ın seçimden sonra elektrik ve doğal gaza zam gelebileceği yönünde bir sözünü paylaştığı belirtildi. İddianame İstanbul Anadolu 45. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

4 Kasım 2025 tarihli ikinci duruşmada mahkeme, dava konusu paylaşımda "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçunun unsurlarının oluştuğuna hükmederek Kabaş'a 10 ay hapis cezası verdi. Hükmün açıklanması geri bırakıldı.

“Suç işlemeye tahrik” davası

Kabaş, X paylaşımları gerekçe gösterilerek "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "suç işlemeye tahrik” (TCK 214) suçlamalarıyla 26 Ocak 2026’da gözaltına alındı. 27 Ocak’ta adliyeye çıkarılan Kabaş, savcılıkta verdiği ifadede düşünce ve ifade özgürlüğünü kullandığını söyledi. Kabaş aynı gün yurt dışına çıkış yasağı ve “imza verme” şeklinde adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakıldı.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından düzenlenen iddianamede, "dosya kapsamındaki araştırma raporu, şüpheli savunması ve şüpheliye ait sosyal medya hesabındaki paylaşımlara ilişkin görüntüler birlikte değerlendirildiğinde, şüphelinin 9 Eylül 2025 tarihinde kendisine ait sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımlarla alenen suç işlemeye tahrikte bulunduğu ve bu suretle üzerine atılı suçu işlediği" kaydedilerek "suç işlemeye tahrik" suçlamasından cezalandırılması talep edildi.

 

Yukarı