Sözcü gazetesi yazar ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 9 kişi “terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamasıyla yargılanıyor

CANSU PİŞKİN, İSTANBUL

Sözcü gazetesi yöneticileri, çalışanları ve yazarlarının “Silahlı terör örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamasıyla yargılandığı davanın dokuzuncu duruşması 4 Eylül 2019 tarihinde İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmada esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yapan sanık avukatları, iddianamedeki suçlamaların ve bilirkişi raporunun somut delillere dayanmadığını söyledi. Sanıklara yöneltilen suçlamaların maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına dikkat çeken avukatlar, müvekkillerinin beraatini talep etti. İki üye hâkimin izinli olması sebebiyle nöbetçi heyetle duruşmayı sürdüren mahkeme başkanı Akın Gürlek, esasa ilişkin savunmaların değerlendirilmesi için davayı 28 Ekim 2019 tarihine erteledi.

İzleyiciler salona sığmadı

P24 tarafından takip edilen duruşma saat 10:23’te başladı. Duruşmada sanıklar Necati Doğru, Mustafa Çetin, Yücel Arı, Gökmen Ulu, Yonca Yücekaleli ve Metin Yılmaz ile avukatları hazır bulundu. Sanık Emin Çölaşan da duruşmaya Ankara’dan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Sanıklardan Mediha Olgun ise duruşmaya katılmadı.

Duruşmayı sanık yakınlarının yanı sıra basın mensupları, CHP milletvekilleri ve CHP il yöneticilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi izledi. Salonunun fiziki şartları katılan izleyici sayısın için yetersiz kaldı. Mahkeme başkanı, seyircilerden bir kısmının sanık sandalyelerinde boş kalan kısımlara oturmalarına izin verdi. Çok sayıda seyirci de duruşmayı ayakta izlemek durumunda kaldı.

“Gazeteciliğe devam etmek istiyorum”

Duruşma, daha önce savunması alınmayan sanıklardan Mustafa Çetin’in beyanıyla başladı. Gazetenin internet sitesinin yayın yönetmeni olan Çetin savunmasında, “Genel yönetmeni olduğum sözcü.com.tr, Türkiye’nin en büyük yerli ve milli internet sitesi. Günde ortalama 400 haber giriyor. Attığımız birkaç Tweet yüzünden FETÖ’cü olmakla suçlanıyoruz. Savcılar lehte olan hiçbir delile iddianamede yer vermemiş, bu çok acınası bir durum. 17-25 Aralık sürecinde tüm Türkiye gibi biz de operasyonu Sabah gazetesi ve Anadolu Ajansı’ndan öğrendik. Biz de haber değeri gördüğümüz olayları kaynak belirterek girdik. O gün bizim kadar, hatta bizden fazla haber yapan kimse yargılanmıyor. Onlar da yargılansın demiyorum ama olay sadece Sözcü kumpas davasına çevrildi. FETÖ’cü değilim. Hiçbir zaman bilerek ve isteyerek yardım etmedim. Tek bir işim var, o da gazetecilik. Buna devam etmek istiyorum” diyerek suçlamaları reddetti.

Sanıklardan Yonca Yücekaleli, yazılı olarak hazırladığı savunmasını mahkeme heyetine sundu. Yücekaleli, “Savunmamın aksine delil olmadığından beraatimi talep ediyorum” dedi.

“Suçun unsurları oluşmamıştır”

Daha sonra sanık avukatlarının esasa karşı savunmalarına geçildi. İlk sözü gazeteci yazar Emin Çölaşan’ın avukatı Mehmet Serhat Özdemir aldı. Müvekkiline atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını söyleyen Özdemir, “Düşünce anlamında kalan eylemler propaganda sayılmaz. Emin Çölaşan’ın iddianamede suçlama konusu edilen yazıları haber değeri olan yazılar. Dört bakanın istifasına yol açan yolsuzluk, dünyanın her yerinde haberdir. Yazıların yazıldığı dönemde FETÖ terör örgütü olarak tanımlanmıyordu. O dönemde devletin başındaki insanlar eğer cemaatin niteliğinde hata yapıyorsa sıradan insanların hataya düşmesi de normal. Basın Kanunu’nun 26. Maddesinde dava açmak için geçerli süre dört ay olarak belirlenmiştir. Bu dava kanundaki dört aylık süre geçtikten sonra açılmıştır. İddianame savcının sübjektif görüşüne göre yazılmış bir metindir. Dolayısıyla Basın Kanunu çerçevesinde düşme ve beraat talep ediyorum” dedi. 

Mediha Olgun’un avukatı Can Çelik ise savunmasını yazılı olarak mahkemeye sundu. Savunmasını özetleyen Çelik, “Suçlama konusu haberler basın özgürlüğü kapsamında değerlendirildiğinde atılı suç oluşmamıştır” diyerek beraat talebinde bulundu. 

Bir kısım sanıklar avukatı Celal Ülgen de yazılı olarak hazırladığı kitapçık şeklindeki savunmasını mahkeme heyetine sundu. Ülgen’in projeksiyon cihazıyla sunum yapacağını söylemesi üzerine mahkeme başkanı salona cihazın kurulması için duruşmaya 10 dakika ara verdi. Verilen aranın ardından duruşma 11:26’da başladı.

“Savcı iddianamesini Sabah ve Takvim gazetelerinden yola çıkarak yazdı”

Ülgen savunmasını beş ana bölümde tamamlayacağını belirterek “Sözcü Erdoğan’ın yerini deşifre etmedi” başlıklı ilk bölümle savunmasına başladı. Ülgen bu başlıkta sanıklardan Gökmen Ulu’nun 15 Temmuz darbe girişiminden önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı yeri deşifre etmekle suçlanmasının gerçeği yansıtmadığını anlattı: “Cumhurbaşkanının kaldığı yer darbe girişiminden üç gün evvel tespit edilmiş ve çeşitli kurumlarca haberi yapılmıştı. 14 Temmuz 2016’da yerel yayın yapan Marmaris gazetesi cumhurbaşkanının kaldığı yeri fotoğraflı olarak paylaşmıştı. Yine HaberTürk gazetesi kalkışmadan bir gün önce Erdoğan’ın kaldığı yeri yaverleriyle paylaştığına ilişkin haber yapmıştı. Bu yaverlerin tamamı daha sonra FETÖ üyesi olmaktan tutuklandı. ‘Sözcü Erdoğan’ı deşifre etmiştir’ lafı Sabah ve Takvim gazetelerinin lafı. Bu iddianameyi hazırlayan Sabah ve Takvim gazeteleridir. Sözcü’nün muhalefet yapma gücünü kısmak için hareket ediyor bu gazeteler ve savcı da bunlardan yola çıkarak iddianame hazırladı.” 

Ülgen savunmasının ikinci bölümünü “Sözcü’nün FETÖ ile iltisakı yoktur” başlığında yaptı: “Sözcü ve Zaman gazetesinin benzer mizanpaj ve 17-25 Aralık tapelerinin yayınlanmasına ilişkin aynı başlıklı haberlerle çıktığı iddia ediliyor. Bilirkişi raporundaki bu iddia da Takvim gazetesinin haberine dayanıyor.” 

“Savcı kendi yorumuyla suçlama oluşturmuş”

Savunmasının üçüncü bölümünü “Suçlanan yazılar” başlığında yapan Ülgen, “Bilirkişi raporu ve esas hakkındaki mütalaada sosyal medyada kullandığı için suçlanan Sözcü etiketleri var. 17-25 Aralık döneminde kullanılan ‘Tarihi yolsuzluk ve skandal’ etiketi o dönem yalnız Sözcü değil pek çok haber sitesi ve kişi tarafından da kullanıldı” dedi.

Ülgen’in savunmasının uzayacak olması sebebiyle mahkeme heyeti duruşmaya 12:09’da bir saatlik öğle arası verdi. Duruşma 13:28’de başladı. Savunmasına devam eden Ülgen, “İddianamede yedi yazıdan bahsediliyor. Ceza Muhakemesi Kanunu 170. madde savcılara hem lehte hem aleyhte delilleri toplama yükümlülüğü getirir. Ancak bu iddianameyi hazırlayan savcı, lehe olan delilleri değerlendirmeksizin kendi yorumuyla suçlama oluşturmuş ve bu yazıları suçlu kılmıştır” diye konuştu.

“Bilirkişi tarafsız değil”

Ülgen yorulduğunu söyleyerek saat 14:17’de mahkemeden ara vermesini talep etti. Talebi kabul eden mahkeme duruşmaya ara verdi. Saat 14:30’a kadar ara verildi. Aradan sonra Ülgen savunmasına “Bilirkişi ve raporu” başlıklı dördüncü bölümle devam etti. Bilirkişilerin konumları gereği tarafsız ve bağımsız olması gerektiğine dikkat çeken Ülgen, “Bu dosyadaki bilirkişi Ömer Faruk Gerçek’in sosyal medyada ‘AK Partiliyim’ diye paylaşımı var. Tarafsızlığını açık olarak yitirmiş olan bu adam yerine talebimize rağmen başka bir bilirkişi atanması yapılmadı mahkemeniz tarafından. Bilirkişinin çocuğunu FETÖ’nün dershanesinde okutmuş olduğu, BankAsya’da hesap açtığı ve FETÖmetre diye adlandırabileceğimiz kriterlere uygun olduğuna ilişkin gazetemizde haberler de çıktı.”

“Gazetecilik yargılanıyor”

Savunmasının beşinci ve son kısmını “Suçlanan gazeteciler” başlığında yapan Ülgen, “Cumhuriyet Savcılığına gazetenin sahibi Burak Akbay’a doğrudan veya dolaylı para aktarımı var mı diye sorduk. Fakat bu konuda somut bir delil ortaya koyamadıkları gibi bilirkişi raporlarında tam tersini iddia ediyorlar” dedi.

Sözcü davasında gazeteciliğin ve düşünce özgürlüğünün yargılandığını kaydeden Ülgen, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını söyledi. Ülgen, “Türkiye’de yargı bağımsızlığı önemli bir ihtiyaçtır. Yargıçlar dik durmalı ve siyasi görüşten kendini soyutlayarak bağımsız olmalıdır” diyerek müvekkillerinin beraatini talep etti. Ülgen’in yaklaşık dört saat süren savunması sona erdi.

“Soruşturma ve yargılama aşamaları yanlış yürütüldü”

Ülgen’in ardından bir kısım sanıklar avukatı İsmail Yılmaz savunma yaptı. Yılmaz, “Soruşturma başlangıcında ve soruşturma aşamasında süreç yanlış yürütülmüştür. Dosyadaki bilirkişinin uzmanlığı olmadığı halde hangi sıfatla bilirkişi olarak atıyorsunuz siz? Sözcü karşıtı olduğunu daha ilk başta açıklayan bir şahsa bu dosyayı teslim etmek kurda kuzuyu teslim etmek gibidir. Soruşturma sırasındaki yanlışlar yargılama aşamasında da devam etmiştir. Deliller toplanıp tartışılmamıştır. Bu durum Yargıtay tarafından bozma gerekçesi olmaktadır. Sadece savcının bilirkişi incelemesiyle yetinmek yanlış olduğu halde bilirkişi taleplerimiz reddedilmiştir. Burak Akbay hakkında iki kez kırmızı bülten çıkardınız fakat kesin delil olmadan çıkardığınız bülten talebiniz bakanlıktan geri dönmüştür” dedi. Yılmaz, Cumhuriyet davasındaki Yargıtay kararının bu davayı da etkileyeceğini belirterek Yargıtay kararının beklenmesini talep etti.

Mediha Olgun dışındaki sanıkların avukatı Fahri Emeksiz de savunmasında basın davası açısından emsal olacağını söylediği Cumhuriyet gazetesi davasına ilişkin Yargıtay kararının beklenmesini istedi.

Mahkeme heyeti saat 16:10’da müzakere için duruşmaya ara verdi. Saat 16:22’de izleyiciler yeniden salona alındı. Mahkeme başkanı Akın Gürlek, üye hâkimlerden birinin babalık izninde diğerinin ise yıllık izinde olduğunu belirterek, “İki üye hâkimin izinli olması ve nöbetçi heyetin de dosyaya hâkim olmaması sebebiyle savunmaları değerlendirmek için duruşmayı erteliyoruz” dedi. Ara kararını açıklayan mahkeme, esasa ilişkin savunmaların değerlendirilmesi için davayı 28 Ekim 2019 tarihine erteledi. Duruşma saat 16:25’te sona erdi.

Pineapple
Bu web sitesi Avrupa Birliği'nin desteğiyle hazırlanmıştır. Yayın içeriğinden tümüyle P24 sorumludur. Bu içeriğin Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtması beklenmemelidir.