Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Tuğçe Yılmaz

Tuğçe Yılmaz

bianet editörü Tuğçe Yılmaz hakkında, haberleri gerekçe gösterilerek “örgüte yardım” (TCK 220/7) ve “Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılama” (TCK 301/1) suçlamalarıyla iki ayrı dava açıldı.

“Türkiyeli Ermeni gençler anlatıyor: 109 yıldır süren yas” başlığıyla 24 Nisan 2024 tarihinde bianet.org sitesinde yayımlanan yazısı üzerine, kimlik bilgileri gizli bir kişi Yılmaz hakkında CİMER’e ihbarda bulundu. İhbarcı başvurusunda, “bianet isimli internet sitesinde 1915 olayları için (soykırım) tabiri kullanılarak halk kin ve düşmanlığa teşvik ediliyor ayrıca aynı haber sitesinde terör seviciliği ve terör propagandası yapılıyor" ifadelerini kullandı. İhbar hakkında araştırma yapan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğünce tanzim edilen 13 Mart 2025 tarihli fezleke İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi ve Yılmaz hakkındaki soruşturma işlemleri başlamış oldu.

TCK 301/1 maddesinde hüküm altına alınan suçtan soruşturma yapılabilmesi Adalet Bakanlığının iznine tabii olduğundan savcılık, Yılmaz hakkında soruşturma yapılabilmesi için Adalet Bakanlığına yazı yazdı.

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16 Nisan 2025 tarihinde soruşturma izni vermesi üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu, Yılmaz hakkında “Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılama” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Savcılık, Yılmaz’ın “temin edilememesi” nedeniyle savunmasının alınamadığını öne sürerek İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden gazeteci hakkında yakalama talep etti. İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği 26 Mayıs 2025 tarihli kararı ile Yılmaz hakkında ifadesinin alınmasına yönelik yakalama kararı verdi.

Yılmaz hakkında hazırlanan iddianame 2 Haziran 2025’te tamamlandı. İfadesi alınmadan düzenlenen iddianamede, suçlamaya konu yazıdaki ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı, devletin şeref ve saygınlığını zedelediği ve bu nedenle ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği öne sürüldü. Yazının hakaret ve aşağılama içerdiği, toplumsal katkı sunmadığı ve devleti alenen aşağılama amacı taşıdığı savunuldu.

Savcılık, bu değerlendirmeler doğrultusunda Yılmaz hakkında kamu davası açılmasını gerektirir “yeterli şüphe” oluştuğu kanaatine vardı. İçeriğin Basın Kanunu kapsamında süreli yayın niteliğinde olduğu belirtilirken, Yargıtay kararlarına atıf yapılarak savunması alınamayan şüpheliler hakkında da kamu davası açılabileceği ifade edildi.

Yılmaz, 3 Haziran 2025’te Kadıköy İskelesi’nde Genel Bilgi Taraması (GBT) sırasında gözaltına alındı. Avukatına, müvekkili hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında işlem yapılacağı bildirildi; ancak dosya içeriğinin gösterilmediği belirtildi.

Yılmaz’ın gözaltına alınmasıyla ilgili açıklama yapan avukatı Aynur Tuncel Yazgan, CMK 100/4’e göre iki yılı geçmeyen hapis cezası öngörülen suçlarda tutuklama yasağı bulunduğunu hatırlattı ve “Tutuklama yasağı olan bir soruşturmada, yeri yurdu ve çalıştığı yer belli olan bir kişiye neden gözaltı kararı verildiğini” sordu.

4 Haziran günü Çağlayan’daki İstanbul Adliyesine sevk edilen Yılmaz, hakkındaki soruşturmanın 18 Mart'ta açıldığını, 2 Haziran’da tamamlanan iddianamenin İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildiğini ve hakkında dava açıldığını öğrendi. Yılmaz'a dava ile ilgili öncesinde herhangi bir bildirim yapılmamıştı.

Yılmaz soruşturma savcısına verdiği ifadede, “Haberimin TCK’nin 301. maddesi ile hiçbir bağlantısı yoktur. Mesleğimin gerekleri vardır ve mesleki haklarım Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Haberi de bu kapsamda yaptım. İçeriğinde sadece röportaj yaptığım kişilerin beyanlarına yer verdim. Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti devletini aşağılamak gibi bir kastım yoktur. Suçlamaları kabul etmiyorum” dedi. Yılmaz, savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

Davanın ilk duruşması 2 Aralık 2025 günü görüldü. Yılmaz, savunmasında yalnızca bir kişinin CİMER’e yaptığı şikâyetle yargılandığını belirtti ve “Bu kişinin mental sağlığını bilmiyoruz, ırkçı olduğunu da düşünüyorum. Ancak sadece bu kişinin ihbarı nedeniyle yolda yürürken gözaltına alındım” dedi.

Savcı, esas hakkındaki görüşünü hazırlamak üzere dosyanın tarafına gönderilmesini talep etti. Talebi kabul eden mahkeme, davayı 21 Nisan 2026 tarihine erteledi.

“Örgüte yardım” davası

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının Yeni Özgür Politika ve PolitikArt’ta yayımlanan haber ve makaleler nedeniyle başlattığı soruşturma kapsamında 26 Kasım 2024 tarihinde İstanbul, Diyarbakır, Ankara ve Batman'da eş zamanlı operasyonlar düzenlendi.

Operasyon kapsamında Yılmaz'ın eski evine baskın düzenleyen polis, gazetecinin yaşamadığı evde arama yaptı. Yılmaz’ı bulamayan polis telefon ile aradı ve ifade vermek üzere emniyete çağırdı. Yılmaz bunun üzerine avukatı Deniz Yazgan ile birlikte Kadıköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne gitti. Buradan da ifadesi alınmadan Eskişehir'e sevk edildi.

Emniyetteki ifade işlemleri tamamlanan Yılmaz, 29 Kasım günü adliyeye götürüldü. Savcı Yılmaz’ı tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk etti. Yılmaz, hakimlik sorgusunun ardından aynı gün adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı. Yılmaz hakkında haftada bir imza ve yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol hükümleri uygulandı.

Soruşturmayı yürüten Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, Yılmaz ile birlikte İstanbul’da gözaltına alınan gazeteciler Erdoğan Alayumat, Suzan Demir, Taylan Abatan, Gülcan Dereli, çevirmen Serap Güneş ve sosyolog Berfin Atlı’nın dosyasını yetkisizlik kararıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun Yılmaz ve beraberindekiler hakkında hazırladığı iddianame 5 Eylül 2025’te tamamlandı.

İddianamede Yeni Özgür Politika ve PolitikArt’ta yayımlanan haber ve içeriklerin “PKK/KCK terör örgütü propagandası içerdiği” öne sürülerek, söz konusu faaliyetlerin basın özgürlüğü temelinde değerlendirilemeyeceği savunuldu. Soruşturma konusu eylemleri “terör örgütü faaliyetleri” olarak değerlendiren savcılık, Yılmaz ve diğer altı kişiye “silahlı terör örgütüne yardım” (TCK 314/2) suçlaması yöneltti.

Yeni Özgür Politika’da yayımlanan yazıları karşılığında aldığı telif ücretleri ve X hesabından yaptığı haber içerikli üç sosyal medya paylaşımı Yılmaz hakkındaki suçlamaya delil olarak gösterildi.

Yılmaz soruşturma aşamasında verdiği ifadede, düzenli olarak gazetecilik yapmadığı 2017-2020 yılları arasında yazılarını telif karşılığında Yeni Özgür Politika ve PolitikArt’a gönderdiğini söyledi. Yılmaz, “Hesabıma gönderilen paralar gazetecilik faaliyeti sebebiyle aldığım telif ücretidir, 2020 yılından sonra Yeni Özgür Politika ile hiç bir irtibatım olmadı, ben zaten 2020'de kendilerine yayın politikalarının benim görüşüme uygun olmadığını ve artık kendilerine yazı göndermeyeceğimi belirten bir mail atarak irtibatımı kopardım, sonra da şuan çalışmış olduğum bianet isimli haber ajansında işe başladım” dedi.

Yılmaz ve diğer altı kişi hakkındaki iddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın 9 Aralık 2025 tarihli ilk duruşmasında savunmasını yapan Yılmaz, “Bu suçlama yalnızca yazdığım film ve kitap tanıtım yazılarından, yani tamamen kültür-sanat gazeteciliğinden hareketle yöneltiliyor. Ben sadece işimi yaptım. Emeğimin karşılığında da, İstanbul’da yaşayan genç bir gazeteci olarak, elbette telif ücreti aldım. Taraflı hazırlandığı açık olan MASAK raporu dışında iddianamede hakkımda neredeyse hiçbir şey yazmıyor. Bugün burada sizi ve bizi meşgul eden şey, gazetecilik mesleğinin ta kendisi. Yöneltilen suçlamaların tamamını kesin bir dille reddediyorum” diyerek, hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını ve beraatını talep etti.

İlk duruşmanın sonunda mahkeme, haftada bir imza şartı şeklindeki adli kontrolün kaldırılmasına, yurt dışı çıkış yasağının ise devamına karar verdi. Dosya esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için savcılığa gönderildi. Dava 17 Şubat 2026’ya ertelendi.

2 Ocak 2026 tarihinde dosyaya esas hakkındaki mütalaasını sunan savcılık, Yılmaz ve diğerlerinin üzerlerine atılı suçtan cezalandırılmalarını talep etti. Savcı, sanıkların Yeni Özgür Politika ve PolitikArt’a yazı ve içerik göndermesini, bu yayınların sürekliliğine katkı sunmak olarak değerlendirdi. Sanıkların bu yolla örgütün amaç ve hedeflerinin kitlelere ulaştırılmasına aracılık ettiğini, basın gücünü “illegal” biçimde kullandığını ve örgütün şiddet eylemlerine yönelik sempatiyi artırdığını iddia etti. Savcıya göre sanıklar, aldıkları telif ödemeleriyle örgütle “para ilişkisi” kurdu ve bu ilişki, silahlı terör örgütüne yardım suçunun oluşması için yeterli oldu.

17 Şubat tarihli ikinci duruşmada mahkeme, dijital materyallerin incelenmesinin beklenmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 28 Nisan’da görülecek.

 

Yukarı