Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


TELE 1 yöneticilerine gözaltı; LeMan soruşturmasında 4 tahliye; Ali Çolak beraat etti, Mehmet Kamış’ın dosyası ayrıldı; Habertürk ve Show TV’ye kayyum atandı
TELE 1 yöneticilerine gözaltı
TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, program moderatörü Musa Özuğurlu ve Programlar Müdürü İhsan Demir, “Cumhurbaşkanına hakaret" (TCK 299) şüphesiyle başlatılan soruşturma kapsamında 23 Eylül günü gözaltına alındı.
TELE 1'de yayımlanan "Türkiye'nin Yönü" programı sırasında ekrana "RTE'nin Netanyahu'dan farkı ne?" şeklindeki bir KJ girilmesi nedeniyle kanal yöneticileri hakkında soruşturma başlatılmıştı.
Yanardağ, Özuğurlu ve Demir'in ifadeleri üç ayrı savcı tarafından alındı. İfade işlemlerinin ardından üç isim yurtdışına çıkış yasağı ve karakola giderek imza verme şeklinde adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.
Sulh ceza hakimliği, Yanardağ, Özuğurlu ve Demir'in "yurt dışı çıkış yasağı" ve "imza atma" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.
Habertürk ve Show TV’ye kayyum atandı
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından, kara para soruşturması kapsamında el konulan Can Medya’nın şirketlerine yeni yöneticiler atandı.
Habertürk TV, HT Spor ve Show TV gibi grubun medyayla ilgili tüm kuruluşlarını, bir dönem Yeni Şafak gazetesinde yazarlık yapan İbrahim Paşalı ile Sabah gazetesinde yazıları yayımlanan Hakan Hastaoğlu yönetecek. Paşalı daha önce Flash TV ve Ekotürk’e de kayyım olarak atanmıştı.
Ticaret Sicil Gazetesi’nde 24 Eylül 2025 tarihinde yayınlanan ilana göre yönetime şu isimler atandı: İbrahim Paşalı, Hakan Hastaoğlu, Şeref Safa, Yusuf Öksüzömer, Serdar Karakuş, Ayşegül Aydoğan Uruş.
Sicil Gazetesi’ne göre yeni yönetimin görev süresi 12 Ekim 2028 tarihinde sona erecek.
Haber ve siyasi talk show programlarıyla tanınan HaberTürk ve milyonlarca izleyiciye sahip popüler eğlence ve haber kanalı Show TV, jandarma ekiplerinin Perşembe sabahı erken saatlerde İstanbul'un merkezindeki ofislerinde arama yapmasıyla ilk etkilenenler arasında yer aldı. 2010 yılında Bloomberg News ile ortaklaşa kurulan Bloomberg HT de benzer önlemlerle karşı karşıya kaldı. Can Holding, bu şirketleri geçen yılın sonunda Ciner Grubu’ndan satın almıştı.
Bu baskın sonucunda, Can Holding'e bağlı 121 şirket, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) idaresine verildiı. İdare altına alınan şirketler arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi ve özel okul zinciri Doğa Koleji gibi önemli eğitim kurumları da bulunuyor.
El koymaların temelinde, Can Holding yöneticilerinin, vergi affı yoluyla yurtdışındaki fonların ülkeye geri getirilmesini teşvik etmek için tasarlanan “Varlık Barışı” yasasını, kara para aklama ve vergi kaçakçılığı gibi yasadışı amaçlarla kullandıkları iddiasıyla yürütülen bir soruşturma yatıyor. Savcılar, holdingin şeffaf olmayan işlemlerle milyarlarca lira aktardığını ve holding gelirlerinin dolandırıcılık faaliyetlerini gizlemek için kullanıldığını iddia ediyor. Savcılar, operasyonun bir parçası olarak holdingin liderliği de dahil olmak üzere 10 üst düzey yönetici için tutuklama emri çıkardı.
Medya gözlemcileri devlet tarafından atanan kayyumların editoryal faaliyetlerin kontrolünü ele geçirmesi nedeniyle potansiyel sansür riskleri konusunda uyarıda bulundu. Eleştirenler, el koyma işlemlerinin zamanlaması ve kapsamının, HaberTürk gibi yayın organlarının zaman zaman hükümetin söylemlerine karşı çıktığı, Türkiye'nin kutuplaşmış medya ortamında farklı sesleri bastırabileceğini savunuyor.
LeMan soruşturması kapsamında tutuklanan 5 kişiden 4’ü tahliye edildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından LeMan dergisine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan üç ismin 26 Eylül 2025 günü tahliyesine karar verildi.
Derginin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Zafer Aknar, grafiker Cebrail Okçu, Yazı İşleri Müdürü Aslan Özdemir ve Müessese Müdürü Ali Yavuz, sevk edildikleri nöbetçi sulh ceza hâkimliğince adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Soruşturma kapsamında daha önce tutuklanan karikatüristler Doğan Pehlevan’ın tutukluluk hali ise devam ediyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Hz. Muhammed'i tasvir eden bir karikatür nedeniyle LeMan dergisi hakkında “dini değerleri aşağılama” (TCK 216/3) şüphesiyle soruşturma başlatmıştı.
Ancak dergi, karikatürün Hz. Muhammed'i tasvir etmediğini ve bu yöndeki iddiaları “kötü niyetli” olarak nitelendirmişti. LeMan, X'te yayımladığı açıklamada, “iyi niyetli okuyucuların incinmiş olabileceğini” kabul ederek özür diledi, ancak karikatürün ezilen Müslümanların acılarını vurgulamak amacıyla yapıldığını ve özellikle İsrail saldırılarının kurbanlarına atıfta bulunduğunu ekledi. Dergi, “Karikatürist, İsrail tarafından öldürülen bir Müslümanı resmederek ezilen Müslümanların haklılığını anlatmak istemişti ve hiçbir şekilde dini değerleri aşağılamak niyetinde değildi” demişti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 Temmuz'da LeMan'ı kınayarak karikatürü “kesinlikle kabul edilemez” bir “saygısızlık” olarak nitelendirmişti. Erdoğan, “Mizah kisvesi altında yapılanlar açıkça bir kışkırtma, alçakça bir provokasyondur. Peygamber efendimize küstahlık edenler bunun hesabını hukuk önünde verecek” diye konuşmuştu.
Soruşturma kapsamında, derginin genel yayın yönetmeni Zafer Aknar, grafik tasarımcı Cebrail Okçu ve kurumun yöneticisi Ali Yavuz, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla yargılanmak üzere tutuklanmıştı. Karikatürün sahibi Doğan Pehlevan ise 2 Temmuz 2025'te “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299) suçlamasıyla tutuklanırken, derginin Yazı İşleri Müdürü Aslan Özdemir de 12 Temmuz 2025 günü “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” şüphesiyle tutuklanmıştı.
Gazeteci Heval Arslan Belçika’da gözaltına alındı
Medya Haber Tv’nin sunucusu Heval Arslan, Belçika'nın Ninove şehrinde bulunan polis merkezinde 25 Eylül 2025 günü gözaltına alındı. Mahkeme kararı olmadan gözaltına alınan Arslan’ın eşyalarına el konuldu ve çıplak arama yapılarak hücreye gönderildi.
Gazetecilik faaliyetlerini sürdürmek için Belçika'da yaşamaya karar veren Heval Arslan, geçtiğimiz aylarda iltica başvurusunda bulunmuştu.
Heval Arslan'ın hakkında birçok dava ve yakalama kararı bulunan Türkiye’ye teslim edilme tehlikesi de bulunuyor.
Şehriban Aslan’a ölüm tehdidi
JinNews muhabiri Şehriban Aslan, yaptığı bir “çocuk kaçırma” haberi nedeniyle ölümle tehdit edildi.
Çocuğu kaçıran fail tarafından Aslan, avukatı Resul Temur ile birlikte suç duyurusunda bulundu.
Gazeteci Merdan Yanardağ yeniden yargılandığı davada beraat etti
Tele 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın, “Düzenin mafyalaşması” başlıklı köşe yazısı gerekçe gösterilerek, “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini alenen aşağılamak” (TCK 301/1) suçlamasıyla yeniden yargılandığı davanın üçüncü duruşması 25 Eylül 2025 günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24 tarafından takip edilen duruşmada Yanardağ’ın avukatı Bilgütay Hakkı Durna hazır bulundu. Yanardağ ise duruşmaya katılmadı.
Duruşma savcısı daha önce sunduğu esas hakkındaki mütalaasını tekrar ederek, Yanardağ’ın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasını istedi.
Yanardağ’ın avukatı Bilgütay Hakkı Durna da önceki savunmalarını tekrar ederek, müvekkilinin beraatını talep etti.
Mahkeme, atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından Yanardağ’ın beraatına karar verdi.
İsveçli gazeteci Joakim Medin’in "terör" suçlamalarıyla yargılandığı dava başladı
İsveç gazetesi Dagens ETC’nin dış haber muhabiri Joakim Medin hakkında, İsveç’teki gazetecilik faaliyetleri gerekçe gösterilerek “örgüt üyeliği” (TCK 314) ve “örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçlamalarıyla açılan davanın ilk duruşması 25 Eylül 2025 günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24 tarafından takip edilen duruşmada Medin’in avukatları hazır bulundu. Duruşmayı İsveç Başkonsolosu Karin Hernmarck, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş’un da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi izledi.
Medin’in avukatı Veysel Ok, İsveç’te yaşayan müvekkilinin savunmasının alınabilmesi için İsveç yargı makamlarına yazılan istinabe evrakının cevabının dönüşünün beklenmesini istedi. Ok ayrıca, Medin’in el konulan dijital materyallerinin iadesini talep etti.
Mahkeme, Medin hakkında yazılan istinabe evrakının dönüşünün beklenmesine ve dosyada olduğu bildirilen dijital materyallerin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından dosyaya celbine karar verdi. Dava 8 Ocak 2026 tarihine ertelendi.
SADAT’ın Evrensel’e açtığı dava reddedildi
Kamuoyunda SADAT kısaltmasıyla bilinen Uluslararası Savunma Danışmanlık Şirketi'nin, Evrensel gazetesinin eklerinden Genç Hayat’ta yayımlanan bir yazıya açtığı tazminat davası reddedildi.
İlk duruşması 10 Eylül'de görülen ve “kişilik haklarına saldırı” suçlamasıyla açılan davanın ikinci duruşması, 23 Eylül 2025 günü Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görüldü.
Mahkeme, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine hükmetti.
Dava, SADAT’ın kurucusu Adnan Tanrıverdi’nin şikayeti üstüne açılmıştı.
Hak savunucusu Nurcan Kaya’nın “terör” suçlamalarıyla yargılandığı dava Aralık ayına ertelendi
İnsan hakları savunucusu Nurcan Kaya’nın "örgüt üyeliği" (TCK 314/2) ve "terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet" iddialarıyla yargılandığı davanın ilk duruşması 23 Eylül 2025 günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Avukat Veysel Ok ve Hazal Sümeli'nin hazır bulunduğu duruşmaya Nurcan Kaya SEGBİS aracılığıyla Diyarbakır Adliyesinden katıldı.
Kimlik tespitinin ardından savunmasına başlayan Kaya, "Suçlamaları kabul etmiyorum. Ben avukatım aynı zamanda araştırmacı, köşe yazarı olarak çalışmalarım oldu ve bu çalışmalarım devam ediyor. Türkiye'de de çeşitli sivil toplum kurumlarında hukuk koordinatörü olarak çalıştım. Meslek hayatım da eğitimim de insan hakları hukuku, aktivizm ve yazarlık üzerine kurulu" dedi.
Avukat Veysel Ok, "Devlet vatandaşına tuzak kurmaz. Devlet bir derneğe izin verip o derneğe bağış yapanları ‘sen bu derneğe bağış yaptın’ diye suçlayamaz. Müvekkile bu dernekle ilgili soru sorulmamış ama iddianamede yer alıyor. Şu aşamada her iki adli kontrolün de kaldırılmasını talep ediyoruz" dedi.
Savcı, adli kontrol tedbirlerinin devamına ve esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dosyanın tarafına gönderilmesini talep etti.
Mahkeme, Nurcan Kaya hakkındaki imza atma şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar verdi. Yurt dışına çıkış yasağının devamına hükmeden mahkeme, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dosyanın da iddia makamına gönderilmesine karar verdi.
Dava 18 Aralık 2025 gününe ertelendi.
Mehmet Şahin’in yurt dışı yasağı kaldırılmadı
Gazeteci Mehmet Şahin’in, katıldığı toplantı ve basın açıklamaları, haber kaynakları ile yaptığı görüşmeler ve hazırladığı TV programları gerekçe gösterilerek “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) iddiasıyla yeniden yargılandığı davanın dördüncü duruşması 23 Eylül 2025 günü Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Şahin ile avukatı Resul Temur duruşmada hazır bulundu.
Savcı, dosyayı incelemek için süre talep etti. Avukat Temur da müvekkilinin yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasını istedi.
Mahkeme yurt dışına çıkış yasağının devamına karar vererek, davayı 13 Kasım 2025 gününe erteledi.
Ali Çolak beraat etti, Mehmet Kamış’ın dosyası ayrıldı
Kapatılan Zaman gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Mehmet Kamış ve gazetenin eski kültür sanat editörü Ali Çolak’ın "Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs”, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs”, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “örgüt üyeliği” suçlamalarıyla yargılandığı davanın 27. duruşması 23 Eylül 2025 günü İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Temmuz ayında başka bir dosya kapsamında tutuklanan Mehmet Kamış jandarma eşliğinde duruşma salonunda hazır bulundu. Kamış, birleşen dosya yönünden süre verilmesini isteyerek "Kaçma şüphem yok, ne ceza verirseniz verin asla kaçmayacağım. Tutuksuz yargılanmak istiyorum, tahliyemi talep ediyorum" dedi.
Savcı celse arasında sunduğu esas hakkındaki mütalaasında "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme", "Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" suçlamalarından Kamış ve Çolak’ın ayrı ayrı beraatına karar verilmesini talep etmişti. Çolak'ın "örgüt üyeliği" suçlamasından da beraatını isteyen savcı, Kamış'ın bu suçlamadan cezalandırılmasını istemişti.
Duruşmada ise esas hakkındaki mütalaasını Ali Çolak yönünden tekrar ettiğini ifade eden savcı, Kamış yönünden dosyanın ayrılmasına karar verilmesini talep etti. Savcı, Kamış'ın tutukluluğunun devamına karar verilmesini de istedi.
Mahkeme, Çolak'ın tüm suçlamalardan ayrı ayrı beraatına karar verdi. Mehmet Kamış yönünden ise tutukluluğunun devamına, dosyasının da ayrılarak yeni esasa kaydedilmesine karar verdi.
Kapatılan Zaman gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Mehmet Kamış, gazetenin eski kültür sanat editörü Ali Çolak kamuoyunda “Altanlar Davası” olarak bilinen davanın sanıkları arasındaydı. Kamış ve Çolak ile haklarında yakalama kararı olan diğer sekiz sanığın dosyası 19 Eylül 2017’de ayrılmıştı. Hakkında yakalama kararı bulunan Kamış, 22 Kasım 2023’te İzmir’de gözaltına alınmıştı. Savcılıktaki sorgusunun ardından 23 Kasım 2023 tarihinde İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilen Kamış, “kaçma şüphesinin bulunduğu” gerekçesiyle tutuklanmıştı. Hakkında yakalama kararı bulunan Çolak ise 9 Temmuz 2024 günü teslim olmuş ve aynı gün tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Kamış ve Çolak, 25 Temmuz 2024 tarihli duruşmada tahliye edilmiş, Kamış 7 Temmuz 2025 tarihinde bir kez daha tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
BirGün yöneticilerinin davası Ekim ayına ertelendi
BirGün Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Aydın, birgun.net Yayın Koordinatörü Uğur Koç ve birgun.net'in eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yaşar Gökdemir hakkında "terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek" (TMK 6/1) ve "kamu görevlisine hakaret" (TCK 125/3) iddialarıyla açılan davanın ikinci duruşması 22 Eylül 2025 günü İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Gazeteciler, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in adının geçtiği bir haber nedeniyle yargılanıyor.
Duruşmaya Aydın, Koç, Gökdemir ve avukatları Sevgi Kalan Güvercin katıldı.
Duruşmada savcı, Akın Gürlek ve avukatının davaya katılma talebinin kabul edilmesini istedi.
Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, gazetecilerin atılı suçlardan cezalandırılmasını istedi.
Akın Gürlek ve avukatının davaya katılma talebinin kabul eden mahkeme heyeti, Koç ile Gökdemir hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının devamına karar verdi.
Dava 22 Ekim 2025 gününe ertelendi.
En az 29 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde
Dört LeMan çalışanının serbest bırakılmasının ardından, 26 Eylül 2025 günü itibarıyla Türkiye’de en az 29 gazeteci ve medya çalışanı tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor.
Ayrıntılı listeye bu bağlantıdan erişilebilir.
