Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


AYM’den BİK düzenlemesine iptal; saldırıya uğrayan gazeteci Hakan Tosun hayatını kaybetti; iki İHA muhabirine gözaltı; Şule Aydın ve Murat Ağırel’e saldırı tehdidi
AYM’den Basın İlan Kurumu düzenlemesine iptal
Anayasa Mahkemesi (AYM), Basın İlan Kurumunun (BİK) gazete, dergi ve internet haber sitelerine resmi ilan ve reklam kesme cezası verme yetkisini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.
13 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan karara göre, AYM, 17 Haziran 2025 tarihli 2023/168 E. ve 2025/132 K. sayılı kararıyla, BİK Teşkiline Dair Kanun’un 49. maddesinin “iki aya kadar ilan ve reklam kesme cezası verilmesini” öngören (a) bendini iptal etti.
Söz konusu düzenleme, “kanuna, yönetmeliğe, Kurum Genel Kurulu kararlarına veya basın ahlak esaslarına uygun olmayan yayınlara” iki aya kadar reklam ve ilan kesme cezası verilmesini öngörüyordu.
Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin başvurusu üzerine yapılan incelemede AYM, düzenlemenin hangi fiillerin cezayı gerektirdiğinin açık biçimde tanımlanmadığını belirtti. Kararda, “İlan ve reklam kesme cezası gerektiren fiillerin çerçevesi çizilmemiş, kural belirli bir açıklık ve kesinlik taşımamaktadır” denildi.
AYM gerekçesinde, Kuruma yaptırım uygulanacak eylemleri belirleme konusunda genel ve sınırsız bir yetki tanındığına dikkat çekti:
Mahkeme ayrıca, BİK kararlarının Asliye Hukuk Mahkemeleri tarafından “kesin” olarak karara bağlanmasına ilişkin hükmü de adil yargılanma hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle iptal etti.
Böylece AYM, Basın İlan Kurumunun ilan ve reklam kesme cezası uygulamasına dayanak oluşturan temel yasal düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak yürürlükten kaldırmış oldu.
Saldırıya uğrayan gazeteci Hakan Tosun hayatını kaybetti
İstanbul’un Esenyurt ilçesinde evine giderken fiziki saldırıya uğrayan ve yoğun bakıma alınan gazeteci ve aktivist Hakan Tosun beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından hayatını kaybetti.
Tosun'a saldırıda yer aldığı şüphelenilen iki kişi, “kasten yaralama” suçlamasıyla yargılanmak üzere tutuklandı.
Öte yandan Tosun’un avukatı Onur Cingil, olay yerine gidip mahalle sakinleri ve esnafla görüşen Halk TV muhabiri Umut Taştan'ın da fail yakınları tarafından tehdit edildiğini açıkladı.
10 Ekim'den beri kayıp olan Tosun, darp edilmiş halde yolda bulunarak hastaneye kaldırılmış ve beyin kanaması nedeniyle yoğun bakımda tedavi altına alınmıştı.
Üzerinde kimlik veya belge bulunmayan Tosun, baygın halde hastaneye kaldırılmış, ancak kayıtlı olmadığı için ailesine ulaşılamamıştı.
Gazeteci Roni Rubar İmen’e gözaltı
Hakkında ihbar olduğu iddiası ile 10 Ekim’de gözaltına alınan Ajansa Welat (AW) muhabiri Roni Rubar İmen, ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.
Haber takibi için Federe Kürdistan Bölgesi'ne giderken Şırnak’ın Cizre ilçesinde gözaltına alınan İmen, darp edilmişti. İmen, emniyet işlemlerinin ardından Şırnak Adliyesine sevk edildi.
Savcılıktaki ifade işlemlerinin ardından İmen tutuklanma talebiyle Şırnak Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. İmen, çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği tarafından “adli kontrol” şartı ile serbest bırakıldı.
Özgür Gelecek muhabiri Yusuf Çelik gözaltına alındı
Özgür Gelecek muhabiri Yusuf Çelik, resmi bir tebligat olmadan ve duruşma tarihine günler olmasına rağmen ifadeye gitmediği gerekçesiyle 14 Ekim’de gözaltına alınarak karakola götürüldü.
Çelik’e gazetecilik faaliyetlerine ilişkin sorular yöneltildi.
Çelik, ifade işlemleri tamamlandıktan sonra serbest bırakıldı.
İki İHA muhabirine gözaltı
İhlas Haber Ajansı Iğdır muhabiri Sebahattin Yum, geçtiğimiz günlerde “Valiye şemsiye var, gazilere yok” başlıklı haberi nedeniyle 14 Ekim'de gözaltına alındı.
Gazeteci Yum, ifadesi alınmak üzere Iğdır Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube birimine götürüldü.
Öte yandan, İHA muhabirini ifade sonrası karakoldan çıkarken görüntüleyen bir diğer İHA muhabiri ve Iğdır Çalışan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ercan Tunç da jandarma tarafından gözaltına alındı.
Gazeteci Rabia Önver’e sosyal medyada ölüm tehditleri
Gazeteci Rabia Önver, DAİŞ ve Hizbullah yapılanmasına dönük yaptığı haberlerin ardından sosyal medyada ölüm tehditleri aldı.
Önver, günlerdir yapılan tehditlere dair İnsan Hakları Derneğine (İHD) başvuruda bulundu.
Önver daha sonra, söz konusu tehdit ve hakaretlere dair avukatı aracılığıyla savcılığa giderek suç duyurusunda bulunacak.
Şule Aydın ve Murat Ağırel’e saldırı ihbarı
Gazeteci Şule Aydın, YouTube kanalı Onlar TV’de yaptığı açıklamada, kendisine ve gazeteci Murat Ağırel'e yönelik saldırı ihbarı olduğunu açıkladı.
"Bundan sonra başımıza gelecek her şeyden de kimin sorumlu olduğunu da ortaya koyduk" diyen Aydın, motosikletli saldırganlarca, nerede yapılacağı belli olan ve tetikçilerin tutulduğuna ilişkin bir ihbar olduğunu dile getirdi.
Gazeteciler suç duyurusunda bulunduklarını da belirtti.
Ekol TV’den küçülme kararı: 300 gazeteci işsiz kalacak
Azeri iş insanı Mübariz Mansimov’un yatırımlarını çekmesinin ardından Ekol TV küçülme kararı aldı.
Gelişmeyi X hesabından duyuran gazeteci İsmail Saymaz’ın haberin göre, kanalın Ankara Ofisi kapatıldı.
Kanal, İstanbul'da da 250 kişiyi işten çıkaracak.
Kanalın küçülmeye gitme kararıyla birlikte Ankara ve İstanbul'da 300 gazeteci işsiz kalacak.
Gazeteci Öznür Değer ifade verdi
JinNews Haber Müdürü Öznur Değer hakkında “görevli memura mukavemet” iddiasıyla Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.
Öznur Değer, 15 Ekim 2025 günü avukatı ile birlikte Kızıltepe Emniyet Müdürlüğüne giderek ifade verdi
Berivan Kutlu’nun davası Ocak 2026’ya ertelendi
Mezopotamya Ajansı muhabiri Berivan Kutlu hakkında, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından katıldığı iddia edilen bir televizyon yayını sırasında söylediği sözler ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması 16 Ekim 2025 günü Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Kutlu ve avukatı Resul Temur’un katıldığı duruşmayı, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) yöneticileri ile gazeteciler izledi.
Kimlik tespiti ve iddianamenin özetinin okunmasıyla başlayan duruşmada Kutlu savunma yaptı. Hakkındaki suçlamaları reddeden Kutlu, sosyal medya hesabının kendisine ait olduğunu ancak iddianamede suç delili olarak gösterilen bazı paylaşımların kendisine ait olmadığını söyledi.
Avukat Resul Temur, müvekkilinin sosyal medya hesabından paylaştığı iddia edilen görüntülerin başka bir hesaptan alındığını belirterek, müvekkilinin video değil, ekran görüntüsü paylaştığını ifade etti.
Savcı, dava dosyasındaki eksikliklerin giderilmesini talep etti.
Mahkeme başkanı, zincirleme suç hükümleri yönünden ek savunma istedi. Kutlu, daha önce yaptığı savunmaları tekrar ettiğini belirtti. Avukat Resul Temur ise iddianamede yer alan videonun müvekkilinin sosyal medya hesabından paylaşılmadığını vurgulayarak, bunun araştırılmasını istedi.
Ara kararını açıklayan mahkeme, Kutlu’nun paylaştığı iddia edilen videonun Emniyet’e gönderilerek 10 gün içinde çözümünün yapılmasına, çözüm tamamlandıktan sonra dosyanın esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderilmesine karar verdi.
Dava 29 Ocak 2026 tarihine ertelendi.
Gazeteci Ahmet Kanbal’ın "dezenformasyon" davası başladı
Mezopotamya Ajansı muhabiri Ahmet Kanbal hakkında, 6 Şubat 2023 tarihinde Maraş merkezli depremlerin ardından yaptığı canlı yayın gerekçe gösterilerek “yanıltıcı bilgiyi yayma” (TCK 217/A) suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması 14 Ekim 2025 günü Adıyaman 5. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Avukatın mazeret bildirmesi ve Kanbal’ın Mardin’de savunma yapma talebini kabul eden mahkeme, davayı 3 Kasım 2025 tarihine erteledi.
Haberin ayrıntıları için tıklayın.
Gazeteci Yıldız Tar'ın davasında yurt dışı yasağına devam kararı
KaosGL.org Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar’ın, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) soruşturması kapsamında “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması 13 Ekim 2025 günü Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Tar ve avukatları duruşmada hazır bulundu. P24 duruşmayı takip etti.
Yıldız Tar savunmasında, 2010’dan bu yana kamuoyunda “Yıldız Tar” olarak tanındığını, kimlikteki ismini bu yönde değiştirmek için hukuki süreç hazırladığını belirtti. 2013’ten beri gazetecilik yaptığını, mesleğe “sessizlerin sesi olmak” amacıyla başladığını; ağırlıkla LGBTİ+’lar, kadın cinayetleri, Aleviler, göçmenler, işçi-emekçi mücadeleleri ve Kürtlere dönük saldırılar gibi alanlarda çalıştığını söyledi. Tar, Kaos GL’de genel yayın yönetmeni olarak görev yaptığını, çeşitli ulusal ve uluslararası medya organlarında program ve yazılarının bulunduğunu, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle ödüller aldığını ifade etti.
Av. Veysel Ok, Tar’ın sabah 04.30’da evinden gözaltına alındığını belirterek iddianamenin “hukuka uygun olmadığını” savundu. Ok, dokuz sayfalık iddianamenin sekiz sayfasının telefon görüşmeleri, bir sayfasının ise “kişisel hikâye” anlatımı olduğunu söyledi. Mahkemenin iddianameyi kabul kararına itiraz ettiklerini belirten Ok, metinde DTK üzerinden HDK’nin terör örgütü gibi sunulduğunu, “hukukta kıyas olmaz” ilkesine aykırı biçimde iki ayrı yapının eşitlenmeye çalışıldığını ifade etti. HDK’nin tüzel kişiliği bulunmayan, çok sayıda sivil toplum örgütü ve bireyin yer aldığı demokratik bir platform olduğunu; HDK sözcülerinden Meral Danış Beştaş’ın TBMM’de komisyon üyesi olduğu, hükümet tarafından muhattap alındığı, Sırrı Süreyya Önder’in de HDK kurucuları arasında yer aldığını hatırlattı.
Duruşma savcısı, Tar hakkında adli kontrol hükümlerinin devamını talep etti.
Mahkeme heyeti, davayı 23 Şubat 2026 gününe erteledi. Yurt dışı yasağının devamına hükmeden mahkeme, imza şartının kaldırılmasına, kollukça el konulan dijital materyallerin (telefon ve taşınabilir bellekler) de iadesine karar verdi.
Haberin ayrıntıları için tıklayın.
Gazeteci Mehmet Şah Oruç hakkında verilen adli kontrol tedbirleri kaldırılmadı
Gazeteci Mehmet Şah Oruç hakkında "örgüt üyeliği” (TCK 314/2) ve “örgüt propagandası” (TMK 7/2) iddialarıyla açılan davanın 14 Ekim 2025 tarihli duruşması Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Duruşmaya Oruç katılmazken, avukatı Resul Temur hazır bulundu.
Savcılık, Şah hakkındaki adli kontrol kararlarının da devamını istedi.
Daha sonra savunma yapan avukat Temur, Şah hakkında uygulanan adli kontrol kararlarının da kaldırılmasını istedi.
Mahkeme, yurt dışı çıkış yasağının devamına karar vererek davayı 20 Ocak 2026 gününe erteledi.
Ferhat Tunç’un davası Haziran 2026’ya ertelendi
Sanatçı Ferhat Tunç’un sosyal medya paylaşımları nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299) suçlamasıyla yargılandığı davanın 18. duruşması 14 Ekim 2025 günü Büyükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Duruşmaya katılan olmadı.
Dava 9 Haziran 2026 gününe ertelendi.
Can Öztürk ve 14 diğer sanıklı dava başladı
T24 muhabiri Can Öztürk ve Boğaziçi Üniversitesi’nden 14 öğrencinin, çocuk evliliklerini savunan Nurettin Yıldız’ın Boğaziçi’nde konuşma yapmasını protesto ettikleri gerekçesiyle “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla yargılandıkları dava İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesinde başladı.
Sanıklardan beşi, gözaltı sonrası iki hafta tutuklu kalmıştı.
Dava 12 Ocak 2026 gününe ertelendi.
En az 28 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde
17 Ekim 2025 günü itibarıyla Türkiye’de en az 28 gazeteci ve medya çalışanı tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor.
Ayrıntılı listeye bu bağlantıdan erişilebilir.
