Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Elif Akgül beraat etti; Furkan Karabay'a ev hapsi; AYM’den gazeteci Karafazlı için hak ihlal kararı; biri Fransız 6 gazeteci Suriye protestolarını takip ederken gözaltına alındı
Furkan Karabay gözaltına alındı
Gazeteci Furkan Karabay İBB soruşturması kapsamında 22 Ocak günü “yanıltıcı bilgiyi yayma” (TCK 217/A) suçlamasıyla gözaltına alındı.
Karabay, 23 Ocak’ta İstanbul Adliyesine sevk edildi. Savcılık ifadesinde, yaptığı haberlerin belgeli olduğunu vurgulayan Karabay, “ Yaptığım haberlerin hepsi somut gerçeklik taşımaktadır. Dolayısıyla yanıltıcı bilgiyi yayma gibi bir durum söz konusu değildir. Atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Serbest bırakılmayı talep ediyorum” dedi.
Karabay, savcılık tarafından tutuklama talebiyle İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliğine sevk eildi. Hakimlik, ev hapsiyle birlikte Karabay'ın tahliyesine karar verdi.
Gazetecilik faaliyetleri kapsamında YouTube’da program yapan Karabay, buradaki açıklamaları ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 15 Mayıs 2025'te tutuklanmıştı. Karabay hakkında aylar sonra hazırlanan iddianamede gazetecinin sosyal medyadan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığını eleştirdiği paylaşımları yer almıştı. Karabay'ın bu paylaşımlarda “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterdiği” (TMK 6/1) öne sürülmüştü. Karabay’ın bir paylaşımında da “Cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299) suçunu işlediği iddia edilmişti. 201 gün süren tutukluluğunun ardından 2 Aralık 2025'te mahkemeye çıkarılan gazeteci Karabay hakkında tahliye kararı verilmişti.
AYM’den gazeteci Gençağa Karafazlı başvurusunda hak ihlal kararı
Anayasa Mahkemesi (AYM), kuzeyteve.com’un imtiyaz sahibi, gazeteci Gençağa Karafazlı’nın internet sitesinde yayımlanan haberler nedeniyle manevi tazminata mahkûm edilmesi üzerine yaptığı bireysel başvuruda, ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine hükmetti.
AYM, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Rize 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine hükmetti; ayrıca Karafazlı’ya 34 bin TL manevi tazminat ve yargılama giderinin ödenmesine karar verdi.
Karafazlı, 2020’de kendisine ait internet haber sitesinde iki kişi hakkında “FETÖ itirafçısı Rize'de müdür oldu”, “FETÖ’den yargılandı ödüllendirildi!" Ve “AKP'li başkanın eşi ile ilgili habere yasak” başlıklı üç haber yayımlamıştı.
Haberlerde konu edilen kişiler “onur ve saygınlıklarının zedelendiği” iddiasıyla Karafazlı aleyhine manevi tazminat davası açmıştı. Rize 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, 26 Ekim 2021’de davayı kısmen kabul ederek Karafazlı’nın 2 bin TL ve 4 bin TL manevi tazminat ödemesine hükmetmiş, istinaf mahkemesi de kararı onamıştı. Karafazlı bunun üzerine 28 Kasım 2022’de AYM’ye başvurarak, verilen tazminat kararının ifade ve basın özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştü.
AYM kararında, habere konu kişilerin kamuoyu tarafından tanınan konumları nedeniyle eleştiriye daha fazla katlanma yükümlülüğü bulunduğu, tartışmanın kamu yararı boyutu taşıdığı ve basının kamuyu bilgilendirme işlevinin altı çizildi. AYM, Karafazlı aleyhine tazminata hükmedilmesinin benzer haberlerde caydırıcı etki yaratabileceğine ve eleştiri ortamına zarar verebileceğine dikkat çekti. Bu nedenle, müdahalenin “zorunlu toplumsal ihtiyaç”a karşılık geldiğinin ilgili-yeterli gerekçeyle ortaya konulamadığını belirterek ihlal kararı verdi.
Fransız gazeteci Suriye protestolarını takip ederken gözaltına alındı
Fransız gazeteci Raphaël Boukandoura, DEM Parti’nin İstanbul Sancaktepe’de Rojava’ya yönelik saldırıları protesto etmek için 20 Ocak’ta düzenlediği eylemi izlerken gözaltına alındı.
Daha sonra İl Göç İdaresi’ne sevk edilen Boukandura, burada serbest bırakıldı.
Gazeteci, Ouest France ve Courrier International gibi Fransız yayın organları için görev yapıyor.
Suriye protestolarını takip eden gazetecilere gözaltı
21 Ocak günü polis, Suriye'deki saldırılara tepki olarak Mardin'in güneydoğusundaki Nusaybin ilçesinde düzenlenen başka bir protestoya müdahale etti. Güvenlik güçleri göstericileri dağıttı ve çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.
Gözaltına alınanlar arasında Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eşbaşkanı Kesira Önel ile protestoyu takip eden gazeteciler Heval Önkol, Ferhat Akıncı, Pelşin Çetinkaya ve Muhammet Ali Yılmaz da vardı. Gazeteciler ifadelerini verdikten sonra 23 Ocak günü serbest bırakıldı.
Nusaybin, Suriye sınırında, çoğunluğu Kürtlerin yaşadığı Suriye şehri Kamışlı'nın hemen yanında yer alıyor.
RTÜK’ten SÖZCÜ TV, HBO Max ve MUBİ’ye ceza
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), SÖZCÜ TV, HBO Max ve MUBİ’ye para cezası verdi.
RTÜK, SÖZCÜ TV’de yayımlanan “İçimizden Biri” programında sunucu Ekrem Açıkel’in, “Hükümete bir karne verelim mi?” başlığı altında bakanların performansını değerlendirerek bazı bakanlara “sıfır” vermesini ve “otur sıfır” ifadelerini kullanmasını eleştiri sınırlarını aştığı gerekçesiyle cezalandırdı. Kanal hakkında yüzde 1 oranında idari para cezası uygulanmasına karar verildi.
RTÜK, dijital platformlara yönelik yaptırımlar kapsamında, HBO Max’te yayımlanan “Jasmine” dizisinin bazı bölümlerindeki sahnelerin “milli ve manevi değerlere, genel ahlaka aykırı” olduğu gerekçesiyle platforma yüzde 5 idari para cezası verdi. Ayrıca dizinin katalogdan çıkarılmasına karar verildi. İlk bölümün ardından 2., 4. ve 6. bölümlerin de yayından kaldırılacağı bildirildi.
MUBİ’ye ise “Passages” (Pasajlar) filminde yer alan bazı sahnelerin “milli ve manevi değerlere aykırı” ve “müstehcen” olduğu gerekçesiyle yüzde 5 idari para cezası ve katalogdan çıkarma yaptırımı uygulandı.
Çok sayıda gazeteci ve haber sitesine erişim engeli
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) birçok gazete ve gazetecinin internet sitesi ile X hesaplarını erişime engelledi.
BTK Başkanı, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesi ve 21 Ocak 2026 tarihli kararlarıyla JinNews ve Mezopotamya Ajansı’na (MA) erişim engeli getirdi. Sansür, MA’nın internet sitesi olan mezopotamyaajansi43.com ile X platformundaki Türkçe, Kürtçe ve İngilizce dillerindeki hesaplarını; JinNews’in internet sitesi olan jinnews.net ile sosyal medya hesaplarını içeriyor.
Sansürün ardından MA, mezopotamyaajansi44.com adresini kullanmaya başladı.
Öte yandan İfade Özgürlüğü Derneği'nin EngelliWeb sayfası; Etkin Haber Ajansı (ETHA), Yeni Yaşam ve Ajansa Welat'ın haberlerini paylaştığı X hesabı ile gazeteciler Akın Olgun, Amed Dicle, Roni Aydın Dere, Doğan Cihan, Yasin Kobulan, Erdal Er, Rawin Sterk, Günay Aslan, Memed Drews ve Nuri Akman'ın X hesapları da erişime engellendiğini duyurdu.
Hesabı erişime engellenenler arasında eski milletvekili Ferhat Encü de bulunuyor.
Gazeteci Uğur Ökdemir polislerce evinden alındı
BursaMuhalif internet sitesi Haber Müdürü Uğur Ökdemir, 19 Ocak günü polisler tarafından evinden alındı.
Ökdemir’in Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası (TÖB SEN) Bursa Temsilcisi Serkan Bebek’le Muhalif TV’de yaptığı program gerekçe gösterilerek, “Milli Eğitim Bakanlığı'na iftira” iddiasıyla ifadesi alındı.
Ökdemir ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
“Yargı direnci” kıskacında Hrant Dink cinayeti davası
Türk-Ermeni haftalık gazetesi Agos'un eski genel yayın yönetmeni Hrant Dink'in öldürülüşünün 19. yıldönümünde bir kez daha kalabalık bir grup toplandı, ancak dava hâlâ tam anlamıyla çözüme kavuşmuş değil. Dink ailesinin avukatı Hülya Deveci, davanın giderek sistematik bir “yargı direnişi”ne dönüştüğünü belirtti. Duruşma süreci boyunca Deveci, yargının cinayete yol açan olaylar zincirini kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde soruşturmadaki başarısızlığını sürekli olarak vurguladı.
Gazeteci Elif Akgül, P24 Forum'da yayınlanan bir makalede bu yargı sürecini inceledi ve sorumluların hesap vermesi için yapılan çabaların nasıl defalarca başarısızlıkla sonuçlandığını ayrıntılı olarak anlattı.
Deveci'ye göre, bu “yargı direnişi” modeli 2007'deki cinayetin hemen ardından şekillenmeye başladı. Cinayetin arkasında bir örgütün tespit edilememesi, bir dizi beraat ve zamanaşımı kararı, siyasi ortamın değişmesiyle kilit isimlerin davadan çıkarılması ve nihayetinde Hrant Dink'in ailesinin “suçtan doğrudan zarar görmemiş” taraflar statüsüne indirgenmesi, davanın gidişatını belirledi.
Yazının tamamı için tıklayın.
Serdar Altan’a yeniden yargılandığı davada hapis cezası
Gazeteci Serdar Altan'ın sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle "örgüt propagandası" (TMK 7/2) iddiasıyla yeniden yargılandığı davanın karar duruşması 22 Ocak 2026 günü Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Duruşmada Altan ile avukatı Serdar Çelebi hazır bulundu.
Mahkeme, istinaf mahkemesinin bozma kararına rağmen Altan’a 1 yıl 6 ay hapis cezası verdi.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle hakkında dava açılan Altan'a, Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesince 13 Temmuz 2018'de 1 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Altan, karara karşı İstinaf Mahkemesi'ne başvuruda bulunmuştu. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi, "ifade özgürlüğünün ihlali" nedeniyle kararı bozmuştu. Bunun üzerine dosya yeniden yerel mahkemeye gönderilmişti.
Timur Soykan ve Barış Pehlivan’ın “yanıltıcı bilgiyi yayma” davası başladı
Gazeteciler Timur Soykan ve Barış Pehlivan’ın, Halk TV’de yayımlanan “Kayda Geçsin” programındaki açıklamaları nedeniyle “yanıltıcı bilgiyi yayma” (TCK 217/A) suçlamasından yargılandığı davanın ilk duruşması 22 Ocak 2026 günü Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Duruşmaya Pehlivan ve avukatları ile Soykan’ın avukatı Buse Şahin katıldı.
Savunması alınan Pehlivan, 23 yıldır gazeteci olduğunu, söz konusu suçlamayla hâkim karşısında olmaktan utanç duyduğunu söyledi. Pehlivan, “Daha yakın tarihte adliyenizden bir cumhuriyet savcısı rüşvet suçundan tutuklandı. Benim yargıdaki rüşvet ve usulsüzlüklere ilişkin beş adet kitabım bulunmaktadır. Asıl ‘yargıda usulsüzlük yoktur’ dersem yanıltıcı bilgi vermiş olurum” dedi.
Pehlivan’ın avukatı Gamze Pamuk, müvekkilinin gazeteci ve yorumcu olduğunu, kamuoyuyla görüşlerini paylaştığını hatırlattı.
Duruşmaya yayını olduğu için mazeret sunarak katılmayan Timur Soykan’ın avukatı Buse Şahin, bir sonraki duruşma savunma için hazır olacaklarını ifade etti.
Dava 14 Nisan 2026 gününe ertelendi.
Aslan, Dal ve Alayumat'ın yargılandığı davada dosya savcılığa gönderildi
Gazeteciler Mehmet Aslan, Esra Solin Dal ve Erdoğan Alayumat hakkında “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) suçlamasıyla açılan davanın beşinci duruşması 22 Ocak 2026 günü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Önceki celsede, Aslan hakkında hazırlanan yeni bir iddianamenin dosyayla birleştirilmesine karar verilmişti.
Duruşmaya Aslan bulunduğu ilden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Dal ve Alayumat ise duruşmaya katılmadı.
Mehmet Aslan savunmasında, hakkında dava açılmasına neden olan gizli tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Aslan, “Ben Antalya’da 2019 yılında gazeteciliğe başladım. Gizli tanık, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin yönlendirmesiyle bu mesleğe başladığımı iddia ediyor. Ancak dernek, gazeteciliğe başladığım yıldan sonra kuruldu. Bu nedenle mahkemenin gizli tanığın ifadelerine itibar etmemesi gerekir” dedi.
Gizli tanık, avukatların yönelttiği sorulara ise “Kimliğimi tespit etmeye çalışıyorlar” diyerek cevap vermedi.
Mahkeme, savcının mütalaasını hazırlaması için davayı 7 Nisan 2026 gününe erteledi.
Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Esra Solin Dal, Mehmet Aslan ve gazeteci Erdoğan Alayumat, İstanbul merkezli yürütülen bir soruşturma kapsamında 23 Nisan’da gözaltına alınmıştı. Üç gün boyunca gözaltında tutulan gazeteciler, ifadelerinin ardından tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilmişti. “Örgüt üyeliği” suçlaması yöneltilen üç gazeteci, yaklaşık bir ay sonra, 21 Mayıs’ta tahliye edilmişti. Mehmet Aslan hakkında, daha önce de birçok gazeteci aleyhine beyanda bulunan “K8Ç4B3L1T5” kod adlı gizli tanığın ifadeleri doğrultusunda hazırlanan yeni iddianame ise 20 Kasım 2025 tarihinde görülen duruşmada mevcut dava dosyasıyla birleştirilmişti.
Abdullah Kaya’nın davası Nisan ayına ertelendi
Gazeteci Abdullah Kaya’nın “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) ve “örgüt propagandası” (TCK 314/3) suçlamalarıyla yargılandığı davanın 11. duruşması 22 Ocak 2026 günü Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Kaya’nın hazır bulunduğu duruşmaya, avukatları mazeret bildirerek katılmadı.
Mahkemede savunma yapan Kaya, gazeteci olduğunu vurgulayarak, “Ben gazeteciyim, gazetecilik suç değildir. Söz konusu etkinlik resmi izinlerle yapılmış bir doğa festivaliydi. Ben yalnızca haber takibi yaptım, suç işlemedim. Beraatimi talep ediyorum” dedi.
Mahkeme heyeti, Yargıtay’da devam eden dosyanın sonucunun beklenmesine hükmederek davayı 26 Nisan 2026 gününe erteledi.
Gazeteci Abdullah Kaya, 2014 yılında düzenlenen Ağrı Dağı Doğa Festivali’ni haberleştirdiği gerekçesiyle tutuklanmış, daha sonra tahliye edilerek tutuksuz yargılanmasına devam edilmişti. Festivalin, dönemin Ağrı Valisi Musa Işın ve İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın izniyle gerçekleştirildiği, çevre il ve ilçelerden yaklaşık 50 bin kişinin katıldığı belirtilmişti.
Elif Akgül beraat etti
Gazeteci Elif Akgül, Halkların Demokratik Kongresine (HDK) yönelik açılan soruşturma kapsamında, mesleki faaliyetleri gerekçe gösterilerek “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) suçlamasıyla yargılandığı davada beraat etti. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, 20 Ocak 2025’te görülen davanın üçüncü duruşmasında kararını açıklayarak Elif Akgül’ün “atılı suçu işlediğinin sabit olmadığına” hükmetti. Akgül ile aynı dosyadan yargılanan siyasetçi Mehmet Saltoğlu da beraat etti.
Akgül, HDK’ya yönelik Şubat ayında düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınmış ve 2 Haziran’daki tahliyesine kadar üç ayı aşkın bir süre tutuklu kalmıştı.
Savcının, ikinci duruşma öncesinde sunduğu esas hakkındaki mütalaada yer alan cezalandırma talebine karşı savunma yapan Akgül, anayasal haklarının ihlal edildiğini vurguladı. Akgül savunmasında şu ifadelere yer verdi: “Mütalaada hakkında usulsüz bir şekilde elde edilmiş, iletişim hakkımı ihlal eden tapeler yer alıyor. Savcılık HDK’nın neden terör örgütü olduğuna dair bir dayanak sunacak özgüvene sahip değil, çünkü HDK ile ilgili beraatlar söz konusu. Savcılık tapelerin nasıl elde edildiğini beyan edecek bir özgüvene de sahip değil, çünkü bu tapeleri Fethullahçı memurlar elde etmişti.”
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, savunmaların dinlemesinin ardından beraat kararını açıkladı.
Haberin ayrıntıları için buraya tıklayın.
Barış Terkoğlu’na hapis cezası
Gazeteci Barış Terkoğlu’na, dönemin Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Uçar’ın şikâyeti üstüne açılan “iftira” davasının karar duruşması 20 Ocak 2026 günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Terkoğlu ve avukatı Enes Hikmet Ermaner duruşmada hazır bulundu.
Terkoğlu savunmasında, yargılamaya konu olan köşe yazısında Anadolu Adliyesinde dönemin başsavcısının yargıya baskı yaptığına dair iddiaları dile getirdiğini belirtti. Terkoğlu, “Bu dört yıl içinde yazımı doğrulayan gelişmeler yaşandı. Örneğin, ‘ahmak davası’na bakan hâkim Hüseyin Zengin’in baskı gördüğünü yazdım. Bu hâkimin görev yeri değiştirildi” dedi. Terkoğlu, “Ben gazeteciyim, gerçeğin peşindeyim” sözleriyle savunmasını tamamladı ve beraatini talep etti.
Terkoğlu’nun avukatı Ermaner, Terkoğlu'nun suçlamaya konu olan yazısında adı geçen hâkimin tanık olarak dinlenmesini talep etti. Ancak mahkeme, dosyanın geldiği aşamayı dikkate alarak bu talebi reddetti.
Avukat Enes Ermaner, yazıda müşteki savcı İrfan Uçar'ın adının açıkça yazılmadığını, yalnızca baş harfleriyle kodlandığını belirtti. Ermaner, “Müvekkilim bir gazetecidir. Yazısının olgusal temeli ve kamu yararı vardır. Suçlama, yanlış haber iddiasına dayansa da, müvekkilim bilgiyi kaynağından alıp görünür gerçekliğe uygun biçimde aktarmıştır” diyerek beraat talep etti.
Mahkeme, Terkoğlu hakkında “iftira” suçlamasıyla 1 yıl 15 gün hapis cezası verdi. Ceza, iki yıl denetim şartıyla ertelendi.
Buse Söğütlü’nün davası Nisan ayına ertelendi
2023 yılındaki 21. Feminist Gece Yürüyüşü’nde haber takibi yaptığı sırada gözaltına alınan gazeteci Buse Söğütlü ve dört kişi hakkında açılan davanın üçüncü duruşması 20 Ocak 2026 günü İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Müşteki polis memuruna “Sen çantamı karıştıramazsın” diyerek hakaret ettiği öne sürülen Söğütlü, savunmasında şunları söyledi: “Zaten dağılmakta iken sürüklenerek polis çemberine alındım. Sonra ittirilerek polis otobüsüne yasladılar beni. Üzerime çullanıp çantamı ve özel bölgelerim dahil olmak üzere üzerimi aradılar. Benden kimliğimi isteseler zaten verirdim.” Söğütlü, polisler tarafından tacize uğradığını söyledi ve polislerden şikâyetçi olduğunu yineledi. Söğütlü ayrıca eylemi gazeteci olarak takip ettiğini belirtti.
Hâkim, müşteki polislerin zorla getirilmesine karar vererek davayı 15 Nisan 2026 gününe erteledi.
19 gazetecinin yargılandığı davada yurt dışı yasakları yine kaldırılmadı
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında 16 Haziran 2022’de tutuklanan ve bir yılı aşkın süre tutuklu kaldıktan sonra ilk duruşmada tahliye edilen 19 gazetecinin “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) ve “örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçlamalarıyla yargılandığı davanın sekizinci duruşması 20 Ocak 2026 günü Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Duruşmaya yargılanan gazetecilerden Elif Üngür ile gazetecilerin avukatları Resul Temur, Gözde Engin ve Ruşen Seydaoğlu ile Bahar Oktay katıldı. P24 duruşmayı takip etti.
Mahkeme, bir önceki celse emniyete yazılan müzekkerenin akıbetinin sorulmasına ve gazetecilerin yurt dışı çıkış yasağının devamına karar verdi. Dava 9 Nisan 2026 gününe ertelendi.
Haberin ayrıntıları için tıklayın.
En az 28 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde
23 Ocak 2026 günü itibarıyla Türkiye’de en az 28 gazeteci ve medya çalışanı tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor.
Ayrıntılı listeye bu bağlantıdan erişilebilir.
