Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


İki gazetenin bürosuna polis baskını; 1 Mayıs gösterilerinde gazetecilere engelleme ve gözaltı; hak savunucusu Nurcan Kaya hakkında 6 yıl 3 ay hapis cezası; iki gazeteci hakkında hapis cezası
Yeni Demokrasi ve Özgür Gelecek gazetelerinin bürolarına polis baskını
1 Mayıs öncesi sosyalist partilere ve gençlik örgütlerine yönelik ev baskınlarında çok sayıda kişi gözaltına alındı. 28 Nisan günü düzenlenen operasyonlarda, gazete bürolarına da baskın düzenlendi.
Gözaltına alınanlar arasında Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Öğrenci Dayanışması, Öğrenci İnisiyatifi üyeleri ile Partizan okurlarının ve Halk Cephesi üyelerinin bulunduğu belirtildi.
Gözaltına alınanların İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldükleri kaydedildi.
Ayrıca Özgür Gelecek ve Yeni Demokrasi gazetelerinin bürolarına da baskın düzenlendi.
Gazeteci Yusuf Çelik 1 Mayıs’ta haber takibi sırasında gözaltına alındı
İstanbul’da 1 Mayıs kapsamında Mecidiyeköy’de yaşanan polis müdahalesi sırasında haber takibi yapan gazeteci Yusuf Çelik gözaltına alındı.
Mecidiyeköy’den Taksim’e yürümek isteyen yurttaşlara yönelik müdahalede polis biber gazı ve TOMA ile saldırırken, çok sayıda kişi darp edilerek gözaltına alındı. Edinilen bilgilere göre müdahalelerde toplam 512 kişi gözaltına alındı.
Polisin sert müdahalesi sırasında gazetecilerin de hedef alındığı, sahada görev yapan Yusuf Çelik’in de bu sırada gözaltına alındı.
Öte yandan, Mecidiyeköy'de polis, ablukada bulunan ve gözaltına alınan yurttaşların görüntülenmemesi için alanı plastik kalkanlarla kapatarak gazetecilere engel oldu.
Tutuklu gazeteci İsmail Arı hakkında “kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla yeni dava
Otuz dokuz gündür Sincan Cezaevinde tutuklu bulunan gazeteci İsmail Arı hakkında, bir tweet’i rt yaptığı gerekçesiyle dava açıldı.
Arı, "Cezaevindeyken bana bir dava daha açıldı. Suçum; üç yıl önce bir haber sitesinin, eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı hakkındaki tweetini yorumsuz olarak yeniden paylaşmak. Bu yüzden cezalandırılmam isteniyor" dedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca “kamu görevlisine hakaret” (TCK 125/3) suçlamasıyla hazırlanan iddianamede, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü "müşteki", eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Mukadder Kardiyen'nin ise "mağdur" sıfatıyla yer aldığını kaydetti.
Davanın ilk duruşması 17 Eylül 2026 günü Ankara 47. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek.
RTÜK’ten NOW TV ve SÖZCÜ TV’ye ceza
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Halk TV’de yayımlanan “Sansürsüz” programında CHP Milletvekili Cemal Enginyurt’un Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yönelik sözlerini gerekçe göstererek kanala yüzde 2 idari para cezası verdi. Kurul, sunucu müdahalesine rağmen ifadelerin “eleştiri sınırını aştığını” ve “küçük düşürücü” olduğunu savundu.
Benzer bir gerekçeyle SÖZCÜ TV’de yayımlanan “Nokta Atışı” programında TİP Milletvekili Sera Kadıgil’in açıklamaları da cezaya konu edildi. RTÜK, Kadıgil’in sözlerinin “devlet kurumlarını küçük düşürdüğü” iddiasıyla kanala yüzde 1 oranında para cezası uyguladı.
Gazeteci Barış Terkoğlu’nun davası Kasım ayına ertelendi
Gazeteci Barış Terkoğlu’nun Nisan 2023’te Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Hatırlı FETÖ’cüler nasıl kurtarılıyor” ve “Savcı bey geliyorum, bu yazıyı da ekleyin" başlıklı yazıları nedeniyle İyi Parti eski Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Zeki Üçok ile birlikte “zincirleme şekilde kamu görevlisine hakaret” (TCK 125/3-a) suçlamasıyla yargılandığı davanın yedinci duruşması 28 Nisan 2026 günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24 tarafından takip edilen duruşmada Terkoğlu ve Üçok’un avukatları hazır bulundu.
Üçok’un avukatı Fuat Selvi, emekli savcı Gökalp Kökçü’nün Hakimler Savcılar Kuruluna (HSK)’ya sunduğu üç ayrı savunmasının dosyaya getirilmesini ve dosyalar geldikten sonra Kökçü’nün tanık olarak dinlenmesini talep etti.
Terkoğlu’nun avukatı Özge Naz Akkaya ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak dava konusu haberlerde ismi geçen kişiler hakkında açılmış, sonuçlanmış veya devam eden adli soruşturma bulunup bulunmadığının sorulmasını talep etti.
Mahkeme, emekli savcı Gökalp Kökçü’nün HSK’ya sunduğu savunmalarının soruşturmanın gizliliğini ihlal etmeyecek şekilde dosyaya celbine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak haberde adı geçen kişiler hakkında soruşturma bulunup bulunmadığının sorulmasına ve Kökçü’nün tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Dava 24 Kasım 2026 tarihine ertelendi.
Gazetecilerin yargılandığı Metastaz 2-Cendere davasında dosya savcılığa gönderildi
Gazeteciler Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Can Bursalı, Nevzat Çiçek, Doğan Akın, Gökmen Karadağ, Ayşenur Arslan, Fatih Portakal ve Can Özçelik’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski avukatı Mustafa Doğan İnal’ın şikâyeti üzerine “hakaret” (TCK 125) ve “iftira” (TCK 267) suçlamalarıyla yargılandıkları davanın 11. duruşması 30 Nisan 2026 günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Sanıkların katılmadığı duruşmada avukatları hazır bulundu. P24 duruşmayı takip etti.
Sanıklardan Fatih Portakal’ın avukatı, “Olay tarihinde yayınlanmış ve ses getiren bir kitap vardı. Bu kitap hala da yayında, herhangi bir toplatılma kararı yok. Müvekkil de kitabın yazarıyla röportaj yapıyor. Gazetecilik faaliyetinin en temel unsurunu yerine getiriyor. Ortada bir suç yoktur” diyerek beraat talep etti.
Mahkeme, esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dosyanın savcılığa gönderilmesine karar vererek davayı 27 Ekim 2026 gününe erteledi.
Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan’ın Aralık 2020’de yayınlanan “Metastaz 2: Cendere” isimli kitabında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski avukatı Mustafa İnal’ı da içeren “"yargı üyelerine para verildiği, mahkemeleri bağlama, Fransız şirketinin Türk alacaklılardan kurtarma, gerekçeli karar yazılmadan önce avukatlara gösterilmesi ve 'bu kararı aldırdım' dediği” yönündeki iddialar yer aldı. Söz konusu iddialar, çok sayıda gazeteci tarafından haber ve röportajlara konu edildi.
İnal’ın şikâyeti üzerine ilk olarak Terkoğlu, Pehlivan ve Can Bursalı hakkında, “İnal’ın şeref, haysiyet ve namusu ile toplum içindeki itibarını zedeledikleri” iddiasıyla dava açıldı. Daha sonra duruşmalarda Nevzat Çiçek, Doğan Akın, Gökmen Karadağ, Ayşenur Arslan, Fatih Portakal ve Can Özçelik’in art arda eklenmesiyle dosya genişledi.
Öte yandan Mustafa İnal, gazeteciler Bursalı, Terkoğlu ve Independent Türkçe’ye “kişilik haklarına saldırıldığı” iddiasıyla 300 bin TL’lik manevi tazminat davası da açmış, ancak İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi, davanın reddine hükmetmişti.
Hak savunucusu Nurcan Kaya hakkında 6 yıl 3 ay hapis cezası
İnsan hakları savunucusu Nurcan Kaya hakkında “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) ve “terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” suçlamalarıyla açılan davanın karar duruşması 30 Nisan 2026 günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Duruşmada Kaya ve avukatları hazır bulundu.
Savunmasına başlayan Kaya, mesleki geçmişini anlatarak insan hakları alanında uzun yıllardır çalıştığını söyledi. “Bir araştırmacı, avukat ve hukukçu olarak yaptığım çalışmalar nedeniyle bu soruşturmaya maruz kaldım” diyen Kaya, hakkında somut delil bulunmadığını belirtti.
Avukat Veysel Ok savunmasında, iddianamenin somut delillere dayanmadığını söyledi. İletişim kayıtlarının imha edildiğini hatırlatan Ok, “Ortada hukuka aykırı delil tartışması dahi yok; çünkü delilin kendisi yok” dedi.
Mahkeme, verilen kısa aranın ardından Kaya hakkında “örgüt üyeliği” suçundan alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezasına hükmetti. “Örgüt finansmanı” suçlamasının ise örgüt üyeliği kapsamında değerlendirildiği gerekçesiyle ayrıca ceza verilmesine yer olmadığına karar verildi.
Tolga Şardan hakkında hapis cezası
Gazeteci Tolga Şardan'ın "yanıltıcı bilgiyi yayma" (TCK 217/A) ve "devletin yargı organlarını aşağılama" (TCK 301) suçlamalarıyla yargılandığı davanın beşinci duruşması 30 Nisan 2026 günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Şardan ve avukatları duruşmada hazır bulundu. P24 duruşmayı takip etti.
Savcı daha önce sunduğu esas hakkındaki mütalaasında Şardan’ın üzerine atılı suçlardan cezalandırılmasını talep etmişti. Esasa karşı savunma yapan Şardan, “Yazdığım haberden bu yana yargı sisteminde yaşananlar ortada. Haberim Milli İstihbarat Teşkilatının Cumhurbaşkanına sunduğu raporla ilgilidir. Üzerime atılı suçlamaları reddediyorum. Beraatımı talep ediyorum” dedi.
Mahkeme, Şardan’ın “yanıltıcı bilgiyi yaymak” suçlamasından beraatına, TCK 301’den ise 5 ay hapis cezasına karar verdi. Hükmün açıklanması geri bırakıldı.
Haberin ayrıntıları için tıklayın.
Tolga Şardan “emniyet teşkilatını aşağılama” davasında beraat etti
Gazeteci Tolga Şardan hakkında, Jandarma Genel Komutanlığı Hukuk Hizmetleri Başkanlığının ihbarı üzerine, “devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama” (TCK 301) suçlamasıyla açılan davanın ikinci duruşması 30 Nisan 2026 günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Şardan ve avukatları salonda hazır bulundu. P24 duruşmayı takip etti.
Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, Şardan’ın cezalandırılmasını talep etti.
Esasa karşı savunma yapan Şardan, “Dava konusu haberi kamu yararı olarak gündeme getirdim. Haberdeki iddialar benim iddiam değildir. Kurumları alenen aşağılayan ben değilim, ilgili kurumun üniformalı kurum personelidir” diyerek beraatını talep etti.
Şardan’ın avukatlarından Özlem Tekşen, “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı aynı yazı nedeniyle kovuşturmaya yer yok kararı vermiştir. Bir kişi aynı fiilden birden fazla kez yargılanamaz. Beraat talep ediyoruz” dedi.
Av. Gökhan Tekşen de “Dava konusu haberdeki olayların gerçekleştiği sabit, kurum tarafından herhangi bir yalanlama yapılmıyor. Bunu yazan mı aşağılıyor bunu yapan mı? Gazeteci yaşanan durumları kayda geçirmiş, kamu yararı için duyurmuştur” diyerek beraat talep etti.
Mahkeme, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle Şardan’ın beraatına karar verdi.
Haberin ayrıntıları için tıklayın.
Hamdiye Çiftçi Öksüz hakkında hapis cezası
Gazeteci Hamdiye Çiftçi Öksüz, İçişleri Bakanlığı tarafından 3 Haziran'da görevden alınarak yerine kayyım atanan Hakkari Belediye Eşbaşkanı Mehmet Sıddık ve sekiz diğer sanık hakkında “örgüt yöneticiliği” (TCK 314/1) ve “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) suçlamalarıyla açılan davanın karar duruşması 29 Nisan 2026 günü Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesine görüldü.
Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'nde tutulan Akış, duruşmaya Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Akış’ın avukatları, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Vezir Coşkun Parlak ve ailesi duruşmada hazır bulundu.
Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Akış’a daha önce “örgüt yöneticiliği" iddiasıyla verilen 19 yıl 6 ay hapis cezasını onadı. Mahkeme, gazeteci Öksüz ve iki sanık hakkında “örgüt üyeliği” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına hükmederken, diğer sanıkları da aynı suçtan 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı.
İsmail Arı ve Yaşar Gökdemir’in davası Ekim ayına ertelendi
BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yaşar Gökdemir'in, MHP Mersin Milletvekili Levent Uysal ve eşi Ece Uysal'ın şikâyeti üzerine "iftira" (TCK 267) suçlamasıyla yargılandığı davanın dördüncü duruşması 28 Nisan 2026 günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Arı, Gökdemir ve avukatlarının katılmadığı duruşmada müştekilerin avukatı hazır bulundu. P24 duruşmayı takip etti.
Müştekiler Levent Uysal ve eşi Ece Uysal'ın avukatı eksik hususların giderilmesini talep etti.
Arı ve Gökdemir’in avukatının mazeretini kabul eden mahkeme, eksik hususların tamamlanması için davayı 20 Ekim 2026 gününe erteledi.
Beş gazetecinin yargılandığı dava Eylül ayına ertelendi
Gazeteciler Erdoğan Alayumat, Tuğçe Yılmaz, Suzan Demir, Gülcan Dereli, Kemal Taylan Abatan, çevirmen Serap Güneş ve sosyolog Berfin Atlı’nın “örgüte yardım” suçlamasıyla yargılandıkları davanın üçüncü duruşması 28 Nisan 2026 günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Alayumat ve avukatı Didare Hazal Sümeli duruşmada hazır bulundu.
Mahkeme, dijital materyallerin incelenmesinin beklenmesine karar vererek, davayı 17 Eylül 2026 gününe erteledi.
Can Öztürk ve 14 öğrencili dava Temmuz ayına ertelendi
Boğaziçi Üniversitesi protestolarını takip ederken gözaltına alınan gazeteci Can Öztürk ile 14 öğrencinin, “görevi yaptırmamak için direnme” ve “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılma” suçlamalarıyla yargılandığı dava 27 Nisan 2026 günü İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesinde devam etti.
Öztürk ve 11 öğrencinin katıldığı duruşmada, iki polis “müşteki” olarak yer aldı.
Mahkeme, duruşmada dinlenen iki müştekinin davaya katılma talebini kabul etti. Sanık avukatlarının bilirkişi raporu alınması yönündeki talebi, olaya ilişkin tüm görüntülerin istenmesi ve soruşturmanın genişletilmesi talepleri ise reddedildi.
Dava 3 Temmuz 2026 gününe ertelendi.
En az 26 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde
1 Mayıs 2026 günü itibarıyla, Türkiye’de en az 26 gazeteci ve medya çalışanı tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor.
Ayrıntılı listeye bu bağlantıdan erişilebilir.
