Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

UZMAN GÖRÜŞÜ | Mehmet Aslan hakkında açılan "silahlı terör örgütüne üye olma" davası

UZMAN GÖRÜŞÜ | Mehmet Aslan hakkında açılan

Avukat Benan Molu tarafından hazırlanan uzman görüşünde gazeteci Mehmet Aslan hakkında açılan dava uluslararası hukuk ve Avrupa insan hakları hukuku çerçevesinde inceleniyor

 

Punto24 Bağımsız Gazetecilik Derneği (P24), Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Mehmet Aslan’ın, 18 Haziran 2021 ile 17 Şubat 2024 tarihleri arasında yaptığı 41 haber ve 15 Şubat 2022 tarihinde Twitter (X) hesabında paylaştığı tweetler nedeniyle Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesinde düzenlenen “silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla yargılandığı davaya ilişkin bir uzman görüşü hazırladı.  

 

Avrupa insan hakları hukuku ve Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru hukuku üzerine uzmanlaşmış, İstanbul 1 Numaralı Barosu’na kayıtlı avukat Benan Molu tarafından kaleme alınan uzman görüşü, Mehmet Aslan’ın avukatı Habat Demircan’ın talebi üzerine hazırlandı.

 

Gazeteci Aslan, 2022 yılında başlatılan bir soruşturma kapsamında 23 Nisan 2024 tarihinde, sekiz gazeteciyle birlikte gözaltına alındı. 26 Nisan 2024 tarihinde ifadesi alınan Aslan, aynı gün İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Aslan, dava kapsamında tutuklu yargılanan diğer gazeteciler Esra Solin Dal ve Erdoğan Alayumat ile birlikte 21 Mayıs 2024 tarihinde, “yurt dışına çıkış yasağı” ve “bulunduğu yerleşim yerini terk etmeme” şeklinde adli kontrol kararları uygulanarak tahliye edildi. 

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 8 Mayıs 2024 tarihinde düzenlenen iddianamede, Aslan’ın 18 Haziran 2021 ile 17 Şubat 2024 tarihleri arasında yaptığı 41 haber ve 15 Şubat 2022 tarihinde Twitter (X) hesabında paylaştığı tweetler suçlamaya delil olarak gösterildi. 

 

İddianamede, Mezopotamya Ajansı’nın “örgüt güdümünde haber yaptığı”, Aslan’ın haberlerinde sıklıkla Abdullah Öcalan, tecrit, fiziki özgürlük gibi ifadelere yer verdiği belirtilmiştir.

 

Davanın ilk duruşması 15 Ekim 2024 günü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Mahkeme, Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2 maddesinde düzenlenen “örgüt propagandası” suçunun uygulanma ihtimaline binaen Aslan’a ek savunma yapması için süre verdi ve Aslan hakkındaki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar verdi.

 

Davanın 11 Şubat 2025 tarihli ikinci duruşmasında Aslan’ın avukatı Habat Demircan’ın mahkemeye sunacağı uzman görüşünde, gazeteciye ifade ve basın özgürlüğünü kullanması sebebiyle verilebilecek hapis cezasının, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğü ile bu hak ve özgürlüklerin siyasi saiklerle sınırlandırılması yasağını ihlal edebileceği vurgulandı.  

 

Uzman görüşünde, Türkiye’deki savcılıklar ve mahkemelerin “üyelik” kavramının çok geniş yorumladığı, TCK’nin 314. maddesinden ceza vermek için eylemin/suçun süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içerip içermediğinin ve belli bir hiyerarşik yapı altında olup olmadığının denetlenmesi gerekirken, bu kriterleri denetlemek zorunda kalmadan, aşırı geniş yorumlayarak ceza verdiği söylendi. Aslan’ın davasında TCK’nin 314. maddesinin yorumlanış ve uygulanış biçiminin, suçun unsurlarını karşılamadığı ve gazetecilik faaliyeti kapsamında ifade ve basın özgürlüğü altında korunan haberlerin, TCK’nin 314. maddesi altında kanunun aradığı şartları taşımadığı ifade edildi:

 

“Aslan’ın ifade ve basın özgürlüğü hakkı ile kamu düzeninin korunması meşru sebebi arasında bir çatışma olduğu iddia edilse de, Aslan’ın kötü niyet ile hareket ettiğini ya da topluma ulaşması için kendisini zorunlu hissettiği konular dışında herhangi bir amaç güttüğünü gösterecek bir bulgu bulunmadığı sürece, burada baskın olan meşru amaç gazetecilik faaliyeti kapsamında kalan kamu yararı olduğudur. Gazeteci Mehmet Aslan’ın yaptığı haberler sebebiyle tutuklanması, yargılanması ve hapis cezasıyla cezalandırılmasının istenmesi, Aslan’ın ifade ve basın özgürlüğüne yönelik bir müdahale teşkil etmektedir. 

 

“TCK’nin 314. maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için gereken şartların gerçekleştiği iddianamede gösterilmemiştir. Aslan, ifadesinde iki yıl içerisinde 501 haber yaptığını ancak bu 41 haberin özellikle seçildiğini belirtmiştir. İddianamede yalnızca haber başlıklarına yer verildiği, haber içeriklerinde geçen ifadelere yer verilmediği için bu yönden somut bir değerlendirme yapmak mümkün değildir. Ancak haberin içeriğinde kullanılan ifadeler, eleştirel ve hoşa gitmeyen ifadeler olsa da yerleşik AİHM içtihadı uyarınca, nefrete ve şiddete teşvik etmediği ve nefret söylemi içermediği için eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları kapsamında kalmaktadır ve dolayısıyla, ifade ve basın özgürlüğü kapsamında korunmaktadır. 

 

“Aslan hakkındaki soruşturma 2022 yılında başlatılmış, ağırlıklı olarak 2023 yılından alınmak üzere 18 Haziran 2021’den 17 Şubat 2024’e kadar yapılan 41 haber gerekçe gösterilerek 23 Nisan 2024 tarihinde gözaltı, 26 Nisan 2024 tarihinde ise tutuklama kararı verilmiştir. İddianame ise 8 Mayıs 2024 tarihinde hazırlanmıştır. Aslan’ın halihazırda internette ulaşılabilir haberler nedeniyle bir soruşturma kapsamında gözaltına alınıp tutuklanması arasında yaklaşık 3 yıl bulunmaktadır. Şayet bu haberler nedeniyle başvurucunun gerçekten örgüt üyesi olduğu kesin olsaydı, soruşturma ivedilikle yürütülmeli, dava açılmalı ve ceza verilmeliydi. Ancak Aslan için aradan geçen süreye bakıldığında, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik müdahalenin acil bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı ve demokratik bir toplumda gerekli olduğu söylenemez. 

 

“Aslan, makul şüphe içermeyen, ilgili ve yeterli gerekçeler içermeyen delillerle ve kanunilik şartını taşımayan bir kanun maddesi ile tutuklanmıştır. Her ne kadar dava örgüt üyeliği suçlamasıyla açılsa da, örgüt propagandası yapma suçundan ek savunma istemiştir. Yukarıda yer verilen değerlendirmeler, “örgüt propagandası” suçu için de geçerlidir ve bu suçlamalar altında verilecek bir hapis cezasının demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı olacağı söylenemez. 

 

“P24, yaptığı haberler nedeniyle yargı tacizine maruz kaldığı düşünülen Aslan’a ifade ve basın özgürlüğünü kullanması sebebiyle verilebilecek hapis cezasının, Anayasa ve AİHS’de güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğü ile bu hak ve özgürlüklerin siyasi saiklerle sınırlandırılması yasağını ihlal edebileceği görüşündedir.”

 

Uzman görüşünün tam metnine buradan ulaşılabilir.

Yukarı