Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Altan’ın tutuklanmasına tepkiler: Gazetecilerin yeri hapis değildir

Altan’ın tutuklanmasına tepkiler: Gazetecilerin yeri hapis değildir

BM, AB, Avrupa Konseyi, AGiT ve ifade özgürlüğü örgütlerinden Altan’ın yeniden tutuklanmasını eleştiren açıklamalar geldi

 

Gazeteci yazar Ahmet Altan’ın tahliyesine savcının itiraz etmesi neticesinde yeniden tutuklanması, uluslararası örgütler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile hak savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı. Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Avrupa Konseyi temsilcileri ile ifade özgürlüğü örgütlerinden temsilciler kararı eleştirdi.

Savcılığın itirazını değerlendiren İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Kasım günü Altan hakkında tutuklamaya dönük yakalama kararı çıkardı. Aynı gece gözaltına alınan Ahmet Altan, geceyi İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında geçirdikten sonra 13 Kasım günü çıkarıldığı mahkemede kararın yüzüne okunmasının ardından tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi. 

BM İfade Özgürlüğü Raportörü: Hukukun istismarı

Birleşmiş Milletler Düşünce ve İfade Özgürlüğü Özel Raportörü David Kaye, Altan hakkında yakalama kararı çıkarılmasından kısa bir süre sonra Twitter’da paylaştığı mesajında şunları kaydetti: “Gerçekten şok edici. Ahmet Altan mahkeme kararıyla Türkiye’de serbest bırakılmıştı. Erdoğan itiraz etti. Şimdi Altan muhtemelen yeniden tutuklanacak. Bunu hukukun, iktidarın ve sürecin istismarından başka nasıl tanımlayabiliriz.”

AB: Siyasi müdahale

Altan’ın yeniden tutuklanmasına ilişkin bir açıklama yayımlayan Avrupa Birliği (AB) Sözcüsü, “Mahkemenin Ahmet Altan'ın tahliye edilmesi yönündeki ilk kararını bozan ve inandırıcı gerekçelerden yoksun olan yeniden tutuklama kararı ve kendisinin bir kez daha hapsedilmesi, bilhassa yüksek seviyedeki siyasi müdahale nedeniyle Türkiye'de yargının güvenilirliğine daha fazla zarar vermektedir. Bu müdahaleye bir son verilmesi gerekmektedir. Medya ve ifade özgürlükleri demokrasilerin işleyişinde kilit önem arz etmektedir. AB Türkiye'de basın özgürlüğünün sürekli olarak yıpratılmasına ve özellikle de çok sayıda gazetecinin hapsedilmesine karşı görüşünü her düzeyde ve ortamda dile getirmektedir. Gazeteciler mesleklerini icra edebilmelidir. Gazetecilerin yeri hapis değildir” ifadelerini kullandı. 

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri: Akıldışı zalimlik

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic de Ahmet Altan’ın yeniden tutuklanmasına ilişkin Twitter’da paylaştığı mesajında, “tutuklama kararını veren mahkemenin ortaya koyduğu akıldışı zalimlik karşısında dehşete düştüğünü” ifade ederek, Altan’ın derhal serbest bırakılması gerektiğini belirtti.

AGİT: Korkunç bir geriye gidiş

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Medya Özgürlüğü Temsilcisi Harlem Désir, AGİT’in internet sitesinde yayımlanan mesajında Ahmet Altan’ın yeniden tutuklanmasından derin endişe duyduğunu dile getirdi: “Ahmet Altan’ın tahliyesinden sadece bir hafta sonra verilen bu karar neticesinde dehşete kapıldım. Altan’ın yeniden tutuklanması, özellikle hakkındaki hukuki sürecin uzunluğu ve üç yıl boyunca tutuklu bulunduğu gerçeği dikkate alındığında, korkunç bir geriye gidiş ve endişe kaynağı.”

Temsilci mesajında Altan’ın yeniden tutuklanmasının basın özgürlüğü krizini derinleştirmekten ve basının içinde bulunduğu hukuki güvensizlik duygusunu beslemekten başka bir etkisi olmayacağını ifade etti. Mahkemenin Altanlar davasında yeniden yargılama neticesinde 4 Kasım’da verdiği hapis cezalarının bozulmasına yönelik çağrısını bir kez daha tekrarladığını ifade eden Désir, gazetecilerin güvence altında olmalarının ve görevlerini özgürce yerine getirmelerinin sağlanması çağrısını dile getirdi.

HRW: Gerçek bir skandal

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Türkiye Temsilcisi Emma Sinclair-Webb ise, Twitter’dan paylaştığı mesajında, “Türk medyası, üç yıllık tutukluluğunun ardından geçen hafta tahliye edilen Ahmet Altan hakkında yakalama kararı olduğunu geçiyor. İstanbul mahkemesi bugün Altan hakkındaki tahliye kararını kaldırıp kaldırmadığını açıklamayı reddetmişti. Gerçek bir skandal” diye yazdı.

English PEN: Endişeliyim

İngiltere PEN Başkanı Philippe Sands ise açıklamasında, “Çok endişeliyim. Dünya, AİHS’e bağlı ve ifade özgürlüğünü ve insanlığın temel ilkelerini korumak için gereken uluslararası yükümlülüklere bağlı olan Türkiye'yi izliyor” ifadelerini kullandı.

Article 19: Zorbaca hukuki tacize derhal son vermeli

Londra merkezli ifade özgürlüğü kuruluşu Article 19 Direktörü Thomas Hughes, mesajında Altan’ın tahliye edilmesinden sadece bir hafta sonra yeniden tutuklamayla tehdit edilmesini psikolojik işkence olarak niteledi. “Tutuklanıp tutuklanmayacağını avukatına söylememekse bu haksızlığa bir de hakareti ekliyor. Altan’a yönelik terör suçlamaları siyasidir ve tüm davada tek bir somut delil yok. Türk makamları Altan'a yönelik bu zorbaca hukuki tacize derhal son vermeli.”

BHRC: İktidarın hukuki tacizle istismarı

İngiltere ve Galler Barosu İnsan Hakları Komitesi (BHRC) Başkanı Schona Jolly QC ise açıklamasında, tahliyesinin ardından Türk yetkilileri açık bir şekilde eleştiren Altan'ın yeniden tutuklanmasının “İktidarın siyasi motivasyonu ve/veya hukuki tacizle istismarının göstergesi” olduğunu ifade etti.

Harms: Psikolojik terör

Avrupa Parlamentosu Yeşiller üyesi Rebecca Harms, Altan’ın yeniden tutuklanmasını psikolojik terör olarak adlandırdı. Harms, Twitter mesajında şu ifadeleri kullandı: “Psikolojik terör. 2019 Geschwister-Scholl Ödülü adayı olan yazar Ahmet Altan'a karşı. ‘Dünyayı bir daha göremeyeceğim’ kitabı Türkiye'nin şu anki icraatını sakin ve açık bir şekilde gösteriyor.”
Yukarı