“İfade özgürlüğü… işleyen bir demokratik toplumun ve yaşayan kültürlerin gelişiminin vazgeçilmez bir parçasıdır”

 

Kırkı aşkın kültür ve insan hakları kuruluşu Bakur belgeselinin yönetmenleri Ertuğrul Mavioğlu ve Çayan Demirel’in belgesel nedeniyle yargılanmalarını eleştiren ve haklarındaki suçlamaların düşürülmesini isteyen ortak bir mektup yayımladı.

28 Mayıs tarihli mektup aralarında P24 Bağımsız Gazetecilik Platformu, Uluslararası PEN, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) gibi pek çok kuruluş tarafından imzalandı. Mavioğlu ve Demirel’in Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmalarından bir gün önce yayımlanan mektup Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e hitaben yazıldı.

29 Mayıs günü görülen duruşmada mahkeme Mavioğlu ve Demirel’in duruşmalardan vareste tutulmaları talebini kabul etti ve davayı 23 Ekim’e erteledi. Duruşmada ayrıca Londra merkezli ifade özgürlüğü kuruluşu Article 19 tarafından hazırlanan ve davayı uluslararası ifade özgürlüğü normları çerçevesinde inceleyen bir uzman görüşü de avukatlar tarafından mahkemeye sunuldu. Duruşma hakkında Mavioğlu’nun mahkemeye sunduğu savunmasının tam metnini de içeren habere buradan ulaşılabilir.

Kurtulmuş ve Gül’e hitaben yazılan mektubun Türkçe çevirisi şöyle:

 

28 Mayıs 2018

Numan Kurtulmuş, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İsmet İnönü Bulvarı No:32 06100, Emek Ankara, Türkiye

Abdulhamit Gül, Adalet Bakanlığı, Kızılay Mahallesi, Milli Müdafa Cd., 06420 Çankaya/Ankara, Turkey

Cc: UNESCO Türkiye Millî Komisyonu

Sayın Prof. Dr. Numan KURTULMUŞ ve Adalet Bakanı Abdulhamit GÜL,

Aşağıda imzası bulunan kültür ve insan hakları kurumları olarak bizler, Batman Savcılığı’na sinemacı Çayan Demirel ve Ertuğrul Mavioğlu aleyhindeki suçlamaların derhal düşürülmesi ve filmin ve yönetmenlerinin suçlu kılınmasına dair çabaların sona erdirilmesi için çağrıda bulunuyoruz. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı ve Sinema Genel Müdürlüğü’nü her iki sinemacıyı desteklemeye ve haklarındaki suçlamaların düşürülmesini savunmaya çağırıyoruz. Demirel ve Mavioğlu aleyhinde görülecek olan yaklaşan duruşmalar, Türkiye’de endişe verici sayıda sanatçının, akademisyenin ve gazetecinin serbest konuşma özgürlüklerini barışçıl bir şekilde kullanmalarının suç haline getirildiği bir döneme denk geliyor.

Demirel ve Mavioğlu, 29 Mayıs’ta Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak. Söz konusu yönetmenler, ‘Bakur/Kuzey’ belgeseli dolayısıyla Türk Ceza Kanunu’nun 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinde yer alan “terör örgütü lehine propaganda yapmak” ile suçlanıyor. Suçlu bulunurlarsa beş yıla kadar hapis cezası alabilirler. 2013 yılının yaz ve sonbahar aylarında çekilen uzun metrajlı belgesel ‘Bakur/Kuzey’, Türkiye’nin güneydoğusundaki üç ayrı kampta PKK üyelerinin günlük hayatını gösteriyor. ‘Bakur’ filminin çekimi ve prodüksiyonu zamanlama olarak ateşkesin yürürlükte olduğu Türkiye hükümetiyle PKK arasında 40 yıllık bir çatışmanın sona erdirilmesini hedefleyen barış görüşmeleri dönemine denk geliyor.

Barış görüşmelerinin tıkandığı dönemde, ‘Bakur/Kuzey’ filminin 5 Mayıs 2015’te 34. İstanbul Film Festivali’nde prömiyerini yapması planlanıyordu, ancak o gün geldiğinde İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) gösterimi iptal etti. Film daha sonra birçok uluslararası ve ulusal festivalde gösterildi, ancak iki yıl sonra 20 Aralık 2017’de, filmin yönetmenleri terör örgütü lehine propaganda yapmak ve “PKK/KCK terör örgütünün, cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermek” ile suçlandılar. Suçlu bulunurlarsa, Türkiye’de film yönetmenleri ilk kez bir film gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılmış olacak. Bu, Türkiye’de ifade özgürlüğünün durumu açısından oldukça tehlikeli bir emsal teşkil edecektir. Ancak, ‘Bakur/Kuzey’ filminin bu durumu Türkiye’de serbest ifade hakkının barışçıl bir şekilde uygulanmasına yönelik bir saldırı olarak izole bir vaka değil. Birçok gazeteci, akademisyen, yazar ve sanatçı şu anda benzer cezai kovuşturmayla karşı karşıya.

İfade özgürlüğü hakkı, ister bir filmde, bir gazetede, bir resimde ya da barışcıl bir protestoda olsun, işleyen bir demokratik toplumun ve yaşayan kültürlerin gelişiminin vazgeçilmez bir parçasıdır. Sanatsal ifade, çatışmaları ele almakta, eski düşmanları uzlaştırmakta verimli bir rol oynayabilir ve uzun süren çatışmalar yaşayan bireyler ve gruplar arasındaki güvenin inşasına katkıda bulunabilir. Türkiye de bunu tasvip etmektedir ve Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’yi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni onaylamak suretiyle bu özgürlükleri korumak adına uluslararası taahhütlerde bulunmuştur. Ayrıca, ifade özgürlüğü hakkı Türkiye Anayasası’nda “herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir” ibaresini içeren 26. maddesi ile korunmaktadır. Bu taahhütlere dayanarak, Türkiye ancak Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 20. maddesinde belirtildiği gibi “ayrımcılık, düşmanlık ya da şiddete kışkırtma” oluşturduğundan ulusal güvenliğe tehdit teşkil eden istisnai ve kesin olarak tanımlanmış durumlarda tartışmalı işleri bu korumalardan hariç tutabilir. Dahası, Johannesburg İlkeleri’nin 6. ilkesine dayanarak, ifade, ancak şiddeti teşvik etmeyi amaçladığı ya da muhtemel kıldığı kanıtlandığı takdirde ulusal güvenliğe yönelik bir tehdit olarak cezalandırılabilir.

‘Bakur/Kuzey’ filmi, ayrımcılığı, düşmanlığı ve şiddeti teşvik etmemektedir, aksine PKK ile Türkiye hükümeti arasındaki on yıllarca süren bir ihtilaftan sonra barış anlaşmasına varma çabalarını belgelemektedir. Fragmanında belirtildiği üzere filmin amacı, izleyiciyi “Türkiye’de onlarca yıldır devam eden, adı konulmamış savaşın en önemli öznesi olan PKK’ye derinlemesine bir bakışa” davet etmektir. Bu yaratıcı iş, açıkça ve kesin olarak, Türkiye’nin iç ve dış taahhütlerine istinaden korunmaktadır. Türkiye, ifade özgürlüğünü korumak ve sanatçıların korkusuzca özgür üretimini garantiye almak için ulusal ve uluslararası taahhütlerini yerine getirmelidir.

 

İmzalayanlar:

  • Adil Söz – International Foundation for Protection of Freedom of Speech
  • AG DOK
  • Albanian Media Institute
  • Arterial Network
  • Articolo 21
  • Association of Caribbean Media Workers
  • Bytes for All
  • Cartoonists Rights Network International (CRNI)
  • Committee for Relevant Art (CORA)
  • City of Asylum – Pittsburgh
  • Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ)
  • Danimarka PEN
  • Documentarist İstanbul Belgesel Günleri
  • İngiltere PEN
  • European Documentary Network (EDN)
  • European Grassroots Antiracist Movement – EGAM
  • Federation of European Film and TV Directors (FERA)
  • Freedom Forum
  • Freemuse
  • Independent Journalism Center – Moldova
  • Index on Censorship
  • International Partnership for Human Rights (IPHR)
  • Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI)
  • Mediacentar Sarajevo
  • Media, Entertainment and Arts Alliance
  • Media Institute of Southern Africa
  • National Union of Somali Journalists
  • Norveç PEN
  • OpenMedia
  • Pacific Island News Association
  • PEN Amerika
  • PEN Kanada
  • Uluslararası PEN
  • P24 (Bağımsız Gazetecilik Platformu)
  • Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF)
  • Safe+Secure (DocSociety)
  • South East Europe Media Organisation (SEEMO)
  • South East European Network for Professionalization of Media Sundance Institute
  • Syrian Center for Media and Freedom of Expression
  • Tamizdat
  • The Beverly Rogers, Carol C. Harter Black Mountain Institute
  • The Independent Filmmaker Project (IFP)
  • The International Exile Film Festival – Sweden
  • VdÜ e.V. – Die Literaturübersetzer
  • Vigilance for Democracy and the Civic State
  • VS – Verband Deutscher Schriftstellerinnen und Schriftsteller World Association of Community Radio Broadcasters (AMARC)