Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Hak örgütlerinden çağrı: Kavala derhal serbest bırakılmalı

Hak örgütlerinden çağrı: Kavala derhal serbest bırakılmalı

Hak örgütleri ve Avrupalı eski siyasetçi ve akademisyenler, iş insanı Osman Kavala’nın tutuklu yargılandığı Gezi davasında AİHM kararına rağmen tahliye edilmemesine tepki gösterdi 

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, Gezi davasının 28 Ocak günü görülen beşinci duruşmasında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararına rağmen iş insanı Osman Kavala’nın tutukluluğuna devam kararı verdi. 

Mahkemenin kararı, Punto24 Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24), ARTICLE 19, Uluslararası Af Örgütü, Uluslararası PEN ve Norveç PEN’in de aralarında bulunduğu birçok hak örgütü tarafından tepkiyle karşılandı. İsveç eski Başbakanı Carl Bildt ile İngiliz tarihçi ve yazar Timothy Garton Ash’in de aralarında bulunduğu sekiz Avrupalı önde gelen eski siyasetçi ve akademisyen ise Financial Times gazetesine yazdıkları açık mektupta Kavala’nın serbest bırakılması için çağrı yaptı.

“Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki taahhütlerini ihlal etti”

Türkiye’nin Kavala hakkındaki AİHM kararına yönelik tavrını eleştiren sekiz siyasetçi ve aydının 30 Ocak’ta Financial Times’ta yayımlanan “Türk mahkemesi Kavala’nın devam eden tutukluluğunu gerekçelendiremiyor” başlıklı mektubunda şu ifadelere yer verildi: “Financial Times’ta 7 Kasım 2017 tarihinde yayınlanan mektubumuzda, Türkiye’nin önde gelen hayırseverlerinden Osman Kavala’nın tamamen dayanaksız olarak hapsedilmesini ağır biçimde eleştirmiştik. Kendisi o tarihten bu yana hapiste. 10 Aralık 2019 kararıyla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de bizim bu değerlendirmemizi tartışma götürmez şekilde teyit etti. Kavala ve diğer 15 kişi, Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesi çerçevesinde suçlanmaktalar ve haklarında ömür boyu hapis cezası isteniyor. Sözü geçen madde hükümeti şiddet yoluyla devirmek suçunu kapsıyor. Strasbourg’daki mahkeme, iddianamede güç kullanılmasıyla ilgili bir isnatta bulunulmadığı gibi, polis sorgusunun da şiddet eylemleri hakkında herhangi bir soru içermediğini hayretle tespit etti. Mahkeme, Kavala’nın eylemlerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tarafından güvence altına alınan eylemlerden ibaret olduğunu belirterek, derhal serbest bırakılmasını talep etmiştir.”

“Kavala 800 günü boş yere parmaklıklar arkasında geçirmiş bulunuyor ancak Türk mahkemeleri – ve dahası siyasi üstleri sonucunu çıkarmalıyız – salıverilmesini reddetti. Geçtiğimiz hafta, Türkiye’deki tüm avukatların üçte ikisini temsil eden 12 baro, 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ni benzeri görülmemiş keyfiliği ve büyük adil yargılama ihlalleri sebebiyle kınayan bir ortak bildiri yayımladı. Bu hafta ise aynı mahkeme aldırış etmeksizin Kavala’nın tutukluluğunun devamına hükmetti.”

“Türkiye Kavala’ya karşı takındığı tutumla, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki taahhütlerini aleni biçimde ihlal etmiş ve bu süreç boyunca Avrupa’da eskiden edindiği dostlarının hemen hepsini küstürmüştür.”

P24: Utanç verici bir hak ihlali

P24 tarafından yapılan yazılı açıklamada Kavala’nın hiçbir somut delile dayanmaksızın özgürlüğünden mahrum edildiğine vurgu yapıldı: “Osman Kavala, hiçbir somut delile dayanmayan suç iddialarından ötürü 820 gündür özgürlüğünden mahrum. Bu durum bizi utandırıyor. AİHM’in Osman Kavala kararı gayet net. AİHM, Kavala’nın tutuklanmasının ‘makul şüphe olmadan ve insan hakları alanındaki çalışmalarını etkilemek amacıyla’ gerçekleştiğini söylüyor. Bu karardan sonra, Türkiye, Kavala’yı hapiste tutmakta ısrar ettiği her gün, her saat, her dakika utanç verici bir hak ihlalinde ısrar etmiş ve bunu bütün dünyaya ilan etmiş oluyor. P24 olarak aklın, vicdanın, hukukun gereğinin yapılmasını, AİHM kararına uyulmasını ve Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.”

“Türkiye’nin insan hakları yükümlülüklerini doğrudan ihlal eden bir karar” 

Londra merkezli ifade özgürlüğü örgütü ARTICLE 19 tarafından Twitter üzerinden yapılan açıklamada, Türk yargı sisteminde üst mahkeme konumunda olan AİHM kararına rağmen İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Anayasa Mahkemesi (AYM) kararını tutukluluğa devam gerekçesi yapmasını eleştirdi. 

Açıklamanın tamamında şu ifadeler yer aldı: “Mahkemeden dehşet verici karar: Kavala’nın derhal serbest bırakılması gerektiğini hükmeden açık AİHM kararına rağmen Osman Kavala parmaklıklar altında kalmaya devam edecek. Mahkeme Kavala’nın tahliye edilmemesi kararına AİHM kararının kesinleşmemesini ve AYM’nin ihlal kararı vermemiş olmasını gerekçe gösterdi. Ancak AİHM, AYM’nin üst mahkemesi konumundadır ve bu nedenle AİHM kararı geçerlidir. Mahkemenin bugün verdiği kararla bir kez daha AİHM kararını uygulamamasının yargıçların eğitimi ile ilgili bir sorun olduğuna inanmıyoruz (Türkiye’nin uluslararası çevrelerde ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne sunduğu aksiyon planlarda tekrarla iddia ettiğinin aksine). Türkiye daha bugün Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nde yargı reformu paketinin ifade özgürlüğünün korunmasına garanti sağladığı iddiasını yineledi. Kavala’nın tutukluluğunun devamı yönünde verilen bu karar Türkiye’nin insan hakları yükümlülüklerini doğrudan ihlal etmektedir. Osman Kavala derhal serbest bırakılmalıdır.

 

“Bağımsız sivil toplumu susturma girişimi”

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Kıdemli Kampanyacısı Milena Buyum da dava sonrası yayımladığı açıklamada, Kavala’nın asılsız suçlamalarla cezaevinde tutulduğuna dikkat çekti: “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması çağrısında bulunmuştu. Mahkemenin bu çağrıyı görmezden gelmesi, Türkiye’nin bağımsız sivil toplumu susturma girişiminde ne kadar ileri gitmeye hazırlıklı olduğunu gösteriyor. Osman Kavala 819 gündür; değil hükümeti ortadan kaldırma amacıyla komplo kurmak, suç teşkil eden herhangi bir fiilde bulunduğunu bile gösterebilecek hiçbir kanıt sunulmaksızın, asılsız suçlamalarla cezaevinde tutuluyor. Parmaklıklar ardında bir dakika bile tutulmaması gerekirken iki yıldan uzun bir süredir tutuklu yargılanan Kavala derhal serbest bırakılmalıdır.” 

“Sivil toplumu boğma girişimi”

Uluslararası PEN’in Twitter üzerinden yaptığı açıklamada ise “Osman Kavala’nın tutukluluğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) derhal serbest bırakılması kararına rağmen 18 Şubat’a kadar uzatıldı. Kavala, Kasım 2017’den beri keyfi olarak cezaevinde. Hemen ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalı” sözlerine yer verildi. 

Norveç PEN Türkiye Danışmanı Caroline Stockford da duruşma sonrası gözlemlerini paylaştı: “Mahkemenin Kavala’yı mahkûm etmeye ve anayasal toplanma ve gösteri hakkını cezalandırmaya çalıştığı çok açık. Bu, sanıkların bir kısmının hükümetle karşılıklı projeler yürütüyor olmasına rağmen, sivil toplumu boğma girişimidir.”

Freedom House’da özel araştırma direktörü olan Nate Schenkkan da al-Monitor’e yaptığı açıklamada, “Yargının bağımsız olmadığının başka bir kanıtı. Yargı, hukuki durum bariz olduğunda bile önemli davalarda kendi başına karar alamıyor” ifadelerine yer verdi. 

Rıza Türmen: Kavala’nın serbest bırakılmaması yeni bir hak ihlali

Eski AİHM Türkiye Yargıcı Rıza Türmen de AİHM’in Osman Kavala hakkında vermiş olduğu kararın uygulanmasına ilişkin bir görüş hazırladı. Kavala’nın derhal tahliye edilmesi gerektiğini belirten Türmen, “Böyle bir ihlalin sürmesi, aynı zamanda Sözleşme’nin dayandığı temel değerlere yönelik bir tehdit oluşturacaktır. Bu nedenle de, AİHM 2. Dairesi Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılarak ihlale son verilmesini öngörmektedir. Kavala’nın derhal serbest bırakılmaması ve ihlalin devam etmesi, AİHM kararlarının bağlayıcı ve uygulanması zorunlu olduğunu belirten Sözleşme’nin 46/1 maddesinin ihlalini oluşturacaktır. Başka bir deyişle, başvurucunun derhal serbest bırakılmaması yeni bir insan hakkı ihlali oluşturacaktır,” ifadelerini kullandı. 

Türmen’in görüşünün tamamına buradan ulaşabilirsiniz. 

Yukarı