Nisan ayından bu yana tutuklu bulunan gazeteciler “örgüt üyeliği,” “propaganda” ve “terör örgütlerinin yayınlarını basmak” suçlamaları ile yargılanıyor

Temmuz ayında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin imtiyaz sahibi ve editörlerinin de aralarında bulunduğu beşi tutuklu 14 çalışanının “örgüt üyeliği,” “örgüt propagandası” ve “terör örgütlerinin yayınlarını basmak veya yayınlamak” suçlamaları ile yargılandığı davanın ikinci duruşması 6 Aralık günü görüldü.

P24 tarafından izlenen duruşmanın sonunda yargılamayı yürüten İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, gazetenin imtiyaz sahibi ile dört editörünün tutukluluk hâllerinin devamına karar vererek davayı Şubat ayına erteledi.

Gazeteye yönelik soruşturma kapsamında imtiyaz sahibi İhsan Yaşar ve sorumlu yazı işleri müdürü İshak Yasul, “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” iddialarıyla 6 Nisan günü tutuklanmış, 10 Nisan’da ise editörler Mehmet Ali Çelebi, Reyhan Hacıoğlu, Hicran Ürün ve gazete çalışanı Pınar Tarlak tutuklanmıştı. Tarlak davanın ilk duruşmasının sonunda tahliye edilmişti. İddianamede sanık olarak yer alan diğer gazete çalışanları ise Davut Uçar, Ersin Çaksu, Fırat Benli, Günay Aksoy, Mizgin Fendik, Önder Elaldı, Ramazan Sola ve Yılmaz Yıldız.

İkinci duruşmada ilk önce Reyhan Hacıoğlu savunması için söz aldı. Hacıoğlu davada gazetecilik mesleğinin yargılandığını, bu yargılamanın düşünce ve ifade özgürlüğüne bir darbe niteliğinde olduğunu ifade etti. Suçlama konusu haberlere ilişkin olarak Hacıoğlu, “Bütün haberlerimizin kaynağı vardır, hepsi gerçeklere dayalıdır” diye konuştu.

Ardından savunması söz alan Hicran Ürün ise muhalif çizgide yayın yaptıkları için yargılanmakta olduklarını ifade etti. “Bize yöneltilen iddiaların hepsi mesnetsizdir” diyen Ürün, tahliyesini talep ederek sözlerini tamamladı.

İshak Yasul ise savunmasında suçlama konusu haberlerle ilgili olarak, gazetedeki tüm haberleri denetlemesinin mümkün olmadığını ifade etti. “Hakkımda gözaltı kararı varken kendim ifadeye geldim” diyen Yasul da tahliyesini talep ederek savunmasını tamamladı.

Sonrasında savunması için söz alan gazeteci Mehmet Ali Çelebi, yargının siyasi konjonktürden bağımsız olarak basın ve ifade özgürlüğünü demokrasinin bir parçası olarak görmesi gerektiğini ifade etti. Gazetecilerin hapsedilmesinin aynı zamanda sansüre de hizmet ettiğini kaydeden Çelebi, “Türkiye ve basın özgürlüğünün geleceği için gazetecilerin yargılanmasına son verilmelidir” diye konuştu.

Gazetenin imtiyaz sahibi İhsan Yaşar da savunmasında çok ciddi maddi kayba uğradığını ifade etti. Yaşar tahliyesini talep ederek savunmasını tamamladı.

Sonrasında tüm sanıkları temsilen söz alan avukat Özcan Kılıç, dosyada gazetenin baştan sona propaganda içermekte olduğu yönünde bir intiba yaratıldığını ifade etti. Dava kapsamında tutuklanan gazete çalışanlarının hepsinin evlerinde gözaltına alındığını ve telefonlarının incelendiğini kaydeden Kılıç, savunmasına şöyle devam etti: “Herhangi hukuksuz bir faaliyetleri ortaya çıkarılmamış. Kaçacak bir yerleri yok. Bu dosya militarist bir zihniyetle hazırlanmış. Ama çizilen tablo doğru değil. Örgüt üyeliği suçlamasının bir dayanağı yok.”

Avukat Kılıç tüm tutuklu gazete çalışanlarının tahliyesini talep ederek savunmasını sonlandırdı.

Savunmaların ardından söz alan duruşma savcısı, tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamını talep etti.

Duruşmaya verilen kısa aranın ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına hükmederken, tutuksuz yargılanan sanıklar hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının devamına ve altı sanık hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine karar vererek davayı 21 Şubat 2019 tarihine erteledi.

Pineapple
Bu web sitesi Avrupa Birliği'nin desteğiyle hazırlanmıştır. Yayın içeriğinden tümüyle P24 sorumludur. Bu içeriğin Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtması beklenmemelidir.