Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Türkiye’de Basın ve İfade Özgürlüğü – 569

Türkiye’de Basın ve İfade Özgürlüğü – 569

"Casusluk” davasında tutukluğun devamına hükmedildi; Bülent Şık hakkında “Polen Davası”nda tazminat cezası; Ceren Sözeri hakkında tazminat cezası; Reyhan Hacoğlu’na hapis cezası; Koray Kesik hakkında hapis cezası

Halk TV'de peş peşe istifalar 

Halk TV'nin ekran yüzleri Seda Selek, Sorel Dağıstanlı, Gözde Şeker ve Buket Güler'in ardından, Gökmen Karadağ da Halk TV'den ayrılacağını duyurdu. Gazeteciler, kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu’yla yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle bu kararı aldıklarını berlitti. 

Halk TV'den ayrılan ilk isim Seda Selek olmuştu. Hafta içi her sabah “Neden-Sonuç” programını sunan Seda Selek, 30 Nisan'da kanaldan ayrılırken “Bilin ki son derece haklı gerekçelerim var” demişti.  

Son olarak, Karadağ, 12 Mayıs günü X hesabından “Hoşça kal Halk TV” paylaşımı yaptı

Tutuklu gazeteci İsmail Arı hakkında iddianame hazırlandı 

Elli iki gündür Sincan Cezaevinde tutuklu bulunan BirGün Muhabiri İsmail Arı hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede gazeteci Arı’ya “yanıltıcı bilgiyi yayma” (TCK 217/A) ve “soruşturmanın gizliliğini ihlal” (TCK 285) suçlamaları yöneltildi

Savcılık, suçlamalara gerekçe olarak Arı’nın YouTube programındaki açıklamaları ile sosyal medya paylaşımlarını gösterdi. İddianamede, Arı’nın BirGün TV’de katıldığı programda Erdoğan ailesinin 20 vakfın yönetiminde bulunması ve bu vakıflara aktarılan kamu kaynaklarına ilişkin ifadelerinin “yanıltıcı bilgi” niteliğinde olduğu öne sürüldü. 

İddianamede ayrıca Arı’nın sosyal medya hesabından yaptığı üç ayrı paylaşım da suçlama konusu yapıldı. 

Bunlar arasında AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mezun olduğu imam hatip lisesi arazisinde bulunan tarihi yapıların gözden çıkarılması haberine ilişkin paylaşımı, hakim ve savcı atamalarındaki usulsüzlüklere dair ifadeleri ve Arı’nın ortaya çıkardığı ‘Yunus Emre Vakfı’nda yaşandığı iddia edilen yolsuzluk’ olarak bilinen dosyaya ilişkin paylaşımı yer aldı. 

TRT sunucusu “patili annesiyim” dedi, görevden alındı 

TRT Ana Haber sunucusu Işıl Açıkkar, 10 Mayıs Anneler Günü yayınının sonunda yaptığı konuşmada kullandığı “Ben de bir patili annesiyim” ifadelerinin ardından görevden alındı. Öte yandan Sözcü TV, Açıkkar hakkında idari soruşturma da başlatılacağını yazdı. 

Geçtiğimiz hafta Bosch Türkiye’de yayınladığı bir reklam filminde köpek sahibi bir karakter üzerinden “anne” metaforunu kullanmış, reklam sosyal medyada tartışma konusu olmuştu. 

Bunun ardından RTÜK reklam hakkında inceleme başlatıldığını açıklamıştı. 

Burcu Köksal karikatürü “Cumhurbaşkanına hakaret” sayıldı 

Kocatepe gazetesi sahibi Sezer Küçükkurt, gazetesinde yayımlanan ve CHP'den AKP'ye geçen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ı eleştiren karikatür gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299) şüphesiyle ifadeye çağrıldı

Hakkında yöneltilen suçlamalara ilişkin ifade Küçükkurt, yaptığı yazılı açıklamada “Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik herhangi bir saygısızlığım ve hakaretim söz konusu değildir, olamaz. İfadem alındıktan sonra serbest bırakıldığımı kamuoyuna saygıyla arz ederim” ifadelerini kaydetti. 

ETHA muhabiri Züleyha Müldür’ün yargılandığı dava Temmuz ayına ertelendi 

Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Züleyha Müldür ve diğer iki kişi hakkında “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) ve “örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçlamalarıyla açılan davanın dördüncü duruşması 14 Mayıs 2026 günü İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.   

P24 tarafından takip edilen duruşmada Müldür ve sanık avukatları hazır bulundu.  

Züleyha Müldür, el konulan dijital materyallerinin iadesini ve beraatını talep etti. Avukatı Özge Büşra Boyoğlu da müvekkilinin duruşmalardan vareste tutulmasını talep etti.  

Müldür’ün duruşmalardan vareste tutulma talebini tanık dinletileceği gerekçesiyle reddeden mahkeme, imajları alınan dijital materyallerin iadesine karar verdi. Dava 7 Temmuz 2026 tarihine ertelendi. 

Barış Terkoğlu’nun “iftira” suçlamasıyla yargılandığı dava ertelendi 

Gazeteci Barış Terkoğlu’nun, 10 Şubat 2025 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Kartalkaya dosyasından gelen koku” başlıklı yazısı gerekçesiyle, Bolu Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Cansever ve eşi Ayşe Cansever’in şikâyeti üzerine “iftira” (TCK 267/1) suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması 14 Mayıs 2026 günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.  

P24’ün takip ettiği duruşmada Terkoğlu’nun avukatı Özge Naz Akkaya hazır bulundu.  Akkaya, mesleki faaliyetleri nedeniyle müvekkilini hazır edemediklerini belirterek süre talep etti. Talebi kabul eden mahkeme davayı 19 Ocak 2027 tarihine erteledi.  

10 Şubat 2025 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Kartalkaya dosyasından gelen koku” başlıklı yazısı ve aynı gün Halk TV’de katıldığı programdaki açıklamaları nedeniyle yargılanan Terkoğlu hakkındaki iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlandı. İddianamede, müştekiler Ayşe Cansever ve İbrahim Cansever’in, Terkoğlu’nun kendilerini FETÖ ile ilişkilendirerek haklarında işlem yapılmasını amaçlayan asılsız ithamlarda bulunduğunu öne sürdüğü belirtildi. Terkoğlu’nun yazısında Kartalkaya yangını soruşturmasında etkili olması beklenen bir yargı mensubu hakkında “FETÖ dosyası” bulunduğuna dair iddialara yer verdiği, bu kapsamda müştekilerin örgütle bağlantılı gösterildiği değerlendirildi. Savcılık, yazı içeriği ile televizyon programındaki açıklamaların birlikte “iftira” suçunu oluşturduğunu ileri sürdü. Savcılık, Terkoğlu’nun Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesi kapsamında “iftira”, zincirleme suç hükümleri kapsamında ise TCK 43. maddesi uyarınca cezalandırılmasını talep etti. İddianame İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi. 

Barış Terkoğlu’nun “kamu görevlisine hakaret” davası Ocak ayında devam edecek 

Gazeteci Barış Terkoğlu hakkında, “Arkadaş arkadaşın pelesengidir” başlıklı yazısı gerekçe gösterilerek eski İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcısı Hadi Salihoğlu'nun şikâyeti üzerine, “kamu görevlisine hakaret” (TCK 125) suçlamasıyla açılan davanın onuncu duruşması 14 Mayıs 2026 günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.  

P24 tarafından takip edilen duruşmada Terkoğlu’nun avukatı Özge Naz Akkaya hazır bulundu.  Müşteki Hadi Salihoğlu’nun avukatı ise mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı. 

Avukat Akkaya, Yargıtay 5. Ceza Dairesindeki dosyanın sonucunun beklenmesini talep etti. Mahkeme, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla gördüğü Salihoğlu hakkındaki 2024/26 esas sayılı dosyasında verilecek kararın sonucunun beklenilmesine karar verdi. Dava 19 Ocak 2027 tarihine ertelendi.  

Terkoğlu, Cumhuriyet gazetesinin 28 Mart 2022 tarihli nüshasında yayımlanan “Arkadaş arkadaşın pelesengidir” yazısında, Adnan Oktar ve grubu hakkında yerel mahkemenin verdiği cezaları bozan istinaf mahkemesinin kararını kaleme almıştı. Terkoğlu yazısında, “Birçok tanık, Oktarcıların Salihoğlu’nun gücünü kullandığını söyledi. Üstelik bu, yıllar önce de böyleydi. Kadıköy’de açılan dava yetkisizlik ile Üsküdar’a gidiyor, Üsküdar’da Salihoğlu’nun kucağında kayboluyordu” ifadelerine yer vermişti. 

Gıda mühendisi Bülent Şık hakkında “Polen Davası”nda tazminat cezası 

Pandemi döneminde polen, bal, propolis, bitkisel çaylar ve benzeri ürünlerin kontrolsüz tüketimine ilişkin halk sağlığı uyarıları nedeniyle BEE’O markasının sahibi SBS Bilimsel Bio Çözümler Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından dava edilen gıda mühendisi Dr. Bülent Şık’ın “Polen Davası”nda karar duruşması, 14 Mayıs 2026 günü İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görüldü

Şık ve avukatı Abbas Yalçın salonda hazır bulundu. Davalılar arasında yer alan Gerçek Gündem’i ise avukat Bilge Batur temsil etti. 

Davacı şirketin avukatı Büşra Özdemir, Şık’ın karalama amacıyla hareket ettiğini savunarak davanın kabulünü istedi. Şık’ın avukatı Abbas Yalçın ise davada usul hataları bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etti. Yalçın, “Müvekkilim bu yazıları halk sağlığı ve çocuk sağlığını koruma amacıyla kaleme almıştır” dedi. 

Gerçek Gündem avukatı Bilge Batur da marka hakkı ihlalinin söz konusu olmadığını söyledi. Batur, “Haberler hukuka uygundur. Halk sağlığını ilgilendiren haberlerin kamu ile paylaşılması kamuyu ilgilendirmektedir. Herhangi bir ihlal yoktur” diyerek davanın reddini istedi. 

Mahkeme, ara vermeksizin hüküm kurdu. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar veren Hakim Metin Kılıç, davalıların davacı şirketin marka hakkına yönelik haksız rekabette bulunduklarının tespitine hükmetti. Mahkeme ayrıca 50 bin TL maddi tazminat ile 1 TL manevi tazminat ödenmesine ve dava konusu haber, makale ve paylaşımların kaldırılmasına karar verdi. 

Avukatlar dosyayı istinafa taşıyacak. 

Reyhan Hacıoğlu’na 4 yıl 2 ay hapis cezası 

Gazeteci Reyhan Hacıoğlu’nun İstanbul merkezli bir soruşturma kapsamında “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) suçlamasıyla yargılandığı davanın karar duruşması 14 Mayıs 2026 günü Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. P24 duruşmayı takip etti. 

Duruşmada Hacıoğlu’nun avukatları Resul Temur ve Nazmi Ayaz, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yaptı. Avukatlar, Hacıoğlu’na yöneltilen suçlamaların gazetecilik faaliyetleri, program içerikleri, haber kaynaklarıyla yapılan görüşmeler ve yayın yapılan mecra üzerinden kurulduğunu belirterek beraat talebinde bulundu.  

Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Hacıoğlu’nu “örgüt üyeliği” suçundan değil, “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” (TCK 314/3) suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırdı. 

Mahkeme, Hacıoğlu hakkında erteleme ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına hükmetti. Hacıoğlu hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının ise devamına karar verdi. 

Haberin ayrıntıları için tıklayın

Sanatçı Ferhat Tunç’un “terör” davası Eylül ayına ertelendi  

Sanatçı Ferhat Tunç’un “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) ve “örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçlamalarıyla yargılandığı davanın 18. duruşması 14 Mayıs 2026 günü Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.  

Mahkeme, sanatçının savunması için çıkarılan yakalama emrinin infazının beklenmesine karar verdi.  

Dava 10 Eylül 2026 gününe ertelendi. 

Üçü gazeteci 28 sanıklı dava başladı 

Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Zeynep Durgut, JinNews muhabiri Derya Ren ve Ajasa Welat muhabiri Mahmut Altıntaş’ın da bulunduğu 28 kişi hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” (TCK 265) ve “kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 13 Mayıs 2026 günü Silopi Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü

Derya Ren ile Zeynep Durgut, SEGBİS ile duruşmaya katılırken Mahmut Altuntaş ise bir sonraki celse dinlenecek. 

SEGBİS ile savunma yapan Durgut, “Ben gazeteciyim. İki gazeteci ile birlikte hakkımda 'görevini yaptırmamaktan' dava açıldı. Görevini yaptırmayan biz değil polisler. Biz bu suçlamayı kabul etmiyoruz. Orada görevini yaptırmayan polislerdir. Haber için oradaydık. Teknik cihazlarımızı kıran, bizi yerde sürükleyenlerden şikayetçiyim. Beraatımı istiyorum" diye konuştu. 

Dava ileri tarihe ertelendi. 

Ceren Sözeri hakkında tazminat cezası 

Evrensel gazetesi yazarı ve akademisyen Ceren Sözeri hakkında, Turkuvaz Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Albayrak'ın şikâyeti üstüne açılan 200 bin liralık tazminat davasının karar duruşması 13 Mayıs 2026 günü İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görüldü

Sözeri ve avukatı Devrim Avcı salonda hazır bulundu. 

Savunma yapan akademisyen Sözeri, “Ben Galatasaray Üniversitesi’nde akademisyenim, yıllardır ifade özgürlüğü dersi veriyorum. Söz konusu yazı da ifade özgürlüğü kapsamındadır. Ticari itibarini zedeleyecek güçte değilim. Bu davanın reddini talep ediyorum” dedi. 

Ceren Sözeri’nin avukatı Devrim Avcı ise “Müvekkilim seçim değerlendirilmesinin medyada ele alışını değerlendirmiştir. Bu yayın basun  özgürlüğü ve ifade hürriyetine ilişkin yerel seçim sonuçları hakkında değerlendirme yapan bir yayına ilişkin olup davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek ifade ya da söz bulunmamaktadır. Davanın reddini talep ediyoruz” diye konuştu. 

Serhat Albayrak’ın avukatı son söz olarak davanın kabulünü, Ceren Sözeri’nin avukatı ise davanın reddini talep etti. 

Mahkeme, davayı kısmen kabul ederek davacılar lehine toplam 20 bin TL manevi tazminata hükmetti. 

Rüstem Batum’un “Cumhurbaşkanına hakaret” davası Aralık ayına ertelendi  

Gazeteci Rüstem Batum hakkında, X (eski adıyla Twitter) hesabından yaptığı iki paylaşım gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299) suçlamasıyla açılan davanın beşinci duruşması 13 Mayıs 2026 günü İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.  

Duruşmaya katılan olmadı. 

Batum hakkındaki yakalama emrinin devamına karar veren mahkeme, davayı 22 Aralık 2026 tarihine erteledi. 

Sanatçı Ferhat Tunç’un davası Eylül ayına ertelendi   

Sanatçı Ferhat Tunç’un “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” (TCK 216) suçlamasıyla yargılandığı davanın 24. duruşması 13 Mayıs 2026 günü Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.   

Duruşmaya katılan olmadı.   

Dava 16 Eylül 2026 gününe ertelendi. 

Bakur belgeselinin görüntü yönetmeni Koray Kesik’e hapis cezası 

Bakur belgeselinin görüntü yönetmeni Koray Kesik’in, “örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması 12 Mayıs 2026 günü Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü

Kesik ve avukatı Emine Özhasar duruşmada hazır bulundu. 

Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı Koray Kesik’in üzerine atılı suçtan cezalandırılmasını istedi. 

Kesik’in avukatı Emine Özhasar, esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanında, “Müvekkilim bağımsız serbest bir görüntü yönetmenidir. Bu ekipte de bu yüzden yer almıştır. Evde bulunan ve iddianameye konu olan Bakur Notları Kitabı yasaklıdır lakin evde yasaklı kitap bulunması da suç değildir. Müvekkilimin beraatını talep ediyorum” dedi. 

Mahkeme, Kesik hakkında “örgüt propaganda” suçundan 1 yıl 13 hapis cezasına hükmetti. 

Yeniden görülen Taraf davası Aralık ayına ertelendi 

Kapatılan Taraf gazetesinin eski yöneticileri Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ve muhabir Mehmet Baransu’nun, “devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme amacı dışında kullanma, hileyle alma” (TCK 326) ve “devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken belgeleri açıklama ve temin etme” (TCK 327) iddialarıyla yeniden yargılandığı davanın sekizinci duruşması 11 Mayıs 2026 günü Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü

Tutuklu sanık Baransu, bulunduğu cezaevinden SEGBİS aracılığıyla duruşmaya bağlandı. Baransu, içinde belgeler olan bavula ilişkin “Gazeteye getirdim, savcılığı aradım, polis aldı gitti. Egemen Harekat Planı CD’leri bavuldaymış. Biz o belgeleri hiç görmedik” dedi. 

Mahkeme, eksikliklerin tamamlanması amacıyla davayı 14 Aralık 2026 gününe erteledi.

"Casusluk” davasında sanıkların tutukluluğunun devamına hükmedildi 

Tele 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, iş insanı Hüseyin Gün, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve seçim kampanyası direktörü Necati Özkan’ın “siyasal casusluk” suçlamasıyla İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı davanın ilk duruşması 11 Mayıs 2026 günü Marmara Cezaevi Kampüsünde görüldü. P24 duruşmayı takip etti. 

Yüz altmış sayfalık iddianamenin çok büyük bölümünde, etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyen iş insanı Hüseyin Gün'e ait dijital materyaller, yazışma ve ifadeler var.  

Duruşmanın ilk günü olan 11 Mayıs'ta, Gün ve İmamoğlu savunma yaptı. 

Casusluk suçlamasına ilişkin detaylı savunma yapmayacağını söyleyen İmamoğlu, kendisiyle birlikte "yüzlerce ailenin" uzun süredir baskı ve hukuksuzluk yaşadığını savundu. İmamoğlu, kendisi, Özkan ve Yanardağ'ın casusluktan tutuklanmasının "hukukla, akılla, vicdanla açıklanamaz" olduğunu, "aklın ve ciddiyetin tamamen terk edilmesi" anlamına geldiğini söyledi. 

Duruşmada ilk savunmayı yapan Hüseyin Gün, yaklaşık 10 aydır bugünü beklediğini söyledi. Hakkındaki suçlamaların "tamamen gerçek dışı" olduğunu savunan Gün, Türkiye'de yapay zekâ yatırımı için bulunduğu sırada gözaltına alındığını ifade etti. 

"Devletin gizli kalması gereken hiçbir bilgisini elde etmedim, paylaşmadım" diyen Gün, casusluk suçlamasını reddetti. 

15 Temmuz darbe girişiminin ardından devlet adına yurtdışında görev yaptığını ileri süren Gün, eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından kendisine yetki verildiğini iddia etti. Fethullah Gülen yapılanması ile mücadele kapsamında çeşitli çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Gün, bu faaliyetlere ilişkin belgeleri avukatı Selahattin Ceylan aracılığıyla mahkemeye sundu. 

Ekrem İmamoğlu ile yalnızca bir kez karşılaştığını ifade eden Gün, Necati Özkan'la yaptığı görüşmenin ise seçim döneminde hazırladığı bir sosyal medya analiz sunumundan ibaret olduğunu söyledi. 

Duruşmanın ikinci oturumu 12 Mayıs günü görüldü. Bu oturumda savunmasını yapan Yanardağ, sözlerine bir önceki oturumda savunma yapan İmamoğlu’nu anarak başladı ve “Umuyorum ve bekliyorum ki bu davaların sonunda Silivri’den Türkiye’ye bir Cumhurbaşkanı çıkacak. Kendisi ‘biz makam peşinde değiliz’ dedi ancak bu artık bir haysiyet meselesi haline geldi” diye konuştu. 

Temel vatandaşlık haklarını suç sayan bir iddianameyle karşı karşıya olduğunu kaydeden Yanardağ, “Seçimlere katılmayı, seçimleri kazanmayı, televizyon yayını yapmayı, siyasal eleştiride bulunmayı suç sayıyor. Kazanmayı daha büyük bir suç sayıyor” dedi. 

Yanardağ: “Bu iddianame diyor ki; bir casus olduğu iddia edilen Hüseyin Gün'ün talepleri doğrultusunda Ekrem İmamoğlu lehine bir algı operasyonu yapmışım ve İmamoğlu seçimi kazanmış. CHP kurultayını da Özgür Özel’in kazanmasını sağlamışım. Deli saçması… Ben polisiye edebiyat severim, dedektiflik romanlarını okurum. Ama hiçbir yerde bir canlı yayında ve bir televizyon kanalı aracılığıyla casusluk yapıldığını görmedim diye konuştu. 

Casusluk davasının, iktidarın ömrünü uzatmak için açıldığını kaydeden Yanardağ, “TELE1’in yayında olduğu bir medya ortamında siz bu operasyonu kolay kolay yürütemezsiniz. TELE1 boyun eğmedi” ifadelerini kullandı. 

Mahkeme tüm sanıkların tutukluluğunun devamına hükmetti. 

Dava 6 Temmuz 2026’ya ertelendi.

Haberin ayrıntıları için tıklayın.

En az 26 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde                          

15 Mayıs 2026 günü itibarıyla, Türkiye’de en az 26 gazeteci ve medya çalışanı tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor.                       

Ayrıntılı listeye bu bağlantıdan erişilebilir.

Yukarı