Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Adnan Bilen

Adnan Bilen

Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Adnan Bilen, bir dönem Van Büyükşehir Belediyesi’nde basın danışmanı olarak çalıştı. 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından belediyeye kayyum atanması sonucu görevinden ihraç edilen Bilen, belediyenin yeni yönetimi tarafından FETÖ suçlamasıyla ihbar edildi. Van Cumhuriyet Başsavcılığı ihbar üzerine Bilen hakkında “FETÖ propagandası yapmak” suçlamasıyla soruşturma başlattı.

 

5 Ekim 2018 tarihinde Bilen’in eski ev adresine polis ekiplerince baskın yapıldı. Baskın haberini alan Bilen aynı gün avukatı ile birlikte ifade vermek için gittiği Van Emniyet Müdürlüğü TEM Şube’sinde gözaltına alındı. Bilen ifadesi alındıktan sonra akşam saatlerinde serbest bırakıldı. 

 

Soruşturma sonunda FETÖ ile ilgili bir bulguya rastlayamayan savcılık, Bilen hakkında “KCK/PKK propagandası yapmak” suçlamasıyla iddianame hazırladı. İddianamede Bilen'in sosyal medya hesabından yaptığı kimi paylaşımlar suç unsuru sayıldı. Bilen’in KHK ile kapatılan Özgür Gündem gazetesinin “Bu tarih sizin” başlıklı paylaşımı ile “Özgürlükçü Demokrasi bayilerde” şeklindeki paylaşımı iddianamede delil olarak yer aldı. İddianame Van 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

 

Davanın ilk duruşması 19 Temmuz 2018’de Van 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Bilen savunmasında üzerine atılı suçlamayı reddetti ve suçlama konusu paylaşımların düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bilen’in avukatı Haşem Baygümüş ise müvekkilinin bir gazeteci olduğunu ve haberleri halkın haber alma hakkı kapsamında paylaştığını söyledi. Av. Baygümüş, müvekkilinin beraatını istedi.

 

Mahkeme, 11 Aralık 2018 tarihli karar duruşmasında Bilen’e “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 1 yıl 10 ay hapis cezası verdi. Hükmün açıklanması geri bırakıldı.

 

“Cumhurbaşkanına hakaret” davası

 

Bilen hakkında, 31 Temmuz 2015 ve 31 Aralık 2017 tarihlerinde yaptığı sosyal medya paylaşımları nedeniyle “cumhurbaşkanına hakaret” (Türk Ceza Kanunu 299/1) suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.  

 

Soruşturmaya konu olan paylaşımlardan ilki Bilen’in, 31 Aralık 2017 tarihinde sosyal medya hesabından paylaştığı BirGün gazetesinin 31 Aralık 2014 tarihli manşetiydi. “Kara bir yıla; 2014’e böyle veda ediyoruz” başlıklı manşetin görseli olarak, 2013’teki Gezi Parkı protestolarında yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın ve 2014’te Manisa Soma’daki maden faciasında yaşamını yitiren maden işçilerinin fotoğrafı ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafı kullanılmıştı. Manşet haberde Berkin Elvan fotoğrafının altına “Kaşların Karası”, Soma işçilerinin fotoğrafının altına “Kömür Karası”, Erdoğan’ın fotoğrafının altına ise “Yüz karası” yazılmıştı.

 

Soruşturmaya konu edilen diğer unsur ise Bilen’in, 31 Temmuz 2015 tarihinde T24 haber sitesinde yayımlanan bir yazıya ilişkin yaptığı paylaşımdı. Bilen, T24 yazarı Hakan Aksay’ın “Selo dağa çıksın, Apo hiç konuşmasın, Maho Ağa mutlu olsun” başlığı ile yayımlanan yazısını paylaşmıştı. Yazının içinde Türk filmi “Faşoağa”dan alınmış bir görsele Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafı monte edilmişti.

 

Soruşturmayı tamamlayan Van Cumhuriyet Başsavcılığı, 25 Şubat 2019 tarihinde Bilen hakkında iddianame düzenledi. Yarım sayfalık iddianamede Bilen, içerikleri kendisine ait olmayan iki paylaşımı üzerinden “cumhurbaşkanına alenen hakaret” (TCK 299/1-2) etmekle suçlandı. İddianamede Bilen’in “cumhurbaşkanına hakaret” suçunu iki kez işlediği iddia edilerek cezalandırılması talep edildi. İddianame Van 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

 

Davanın ilk duruşması 19 Temmuz 2019’da görüldü. Bilen savunmasında davaya konu yazıların kendisine ait olmadığını belirtti ve şöyle devam etti: “Ben bir köşe yazısı ve manşeti paylaştım. ‘Faşo ağa’ yazılı fotoğraf köşe yazısında vardı. Ben sonradan eklemedim. ‘Yüz karası’ da gazete manşetinde geçiyordu. Benim eklediğim bir husus değildir. Bunun suç olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca onur kırıcı, küçük düşürücü ifadeler değildir. Yalnızca ağır eleştiri içermektedir. Bu yazıyı sosyal medyada binlerce kişi daha paylaşmıştır. Ancak yalnız benim hakkımda dava açılmıştır. Yazıyı yazan yazar hakkında dahi dava açılmamıştır.”

 

Bilen’in avukatı Baygümüş, “Manşet, gazetenin kendi paylaşımıdır. Müvekkilin kendi paylaşımı değildir. Gazete çalışan ve yetkililerine herhangi bir soruşturma açılmamıştır. Sadece gazete manşeti paylaşımının Cumhurbaşkanı’na hakaret olduğunu düşünmüyorum. İfade özgürlüğünün geniş değerlendirilmesi gerekir. Köşe yazısı hakkında ise yazara herhangi bir dava açılmış değildir. Müvekkil kendi yorum ve düşüncesini katmamıştır” dedi.

 

8 Kasım 2019 tarihli karar duruşmasında mahkeme, Hakan Aksay’ın yazısını içeren paylaşım üzerinden “cumhurbaşkanına hakaret” suçunun işlenmediğine kanaat getirdi ve bu paylaşım yönünden Bilen’in beraatına karar verdi. İstinaf mahkemesine taşınan karar Şubat 2020’de onandı.

 

“Örgüt üyeliği” davası

 

Van’da iki kişinin askerler tarafından işkenceye maruz bırakılarak helikopterden atıldığı iddialarını kamuoyuna duyuran gazetecilerden Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Adnan Bilen, 6 Ekim 2020 tarihinde evine yapılan baskında gözaltına alındı.

 

Van Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen operasyon sırasında Bilen’in dijital materyallerine ve not defterlerine el konuldu. “Devlet aleyhine toplumsal olayları haber yapmak” iddiasıyla gözaltına alınan Bilen, üç gün gözaltında tutuldu. 9 Ekim 2020 günü adliyeye çıkarılan Bilen, savcılık sorgusunun ardından “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Van 3. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklanan Bilen Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. Tutuklama kararında, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilen basın kartı olmadığı için Bilen’in “basın mensubu olmadığı” ifade edildi.

 

Van Cumhuriyet Başsavcılığı, Bilen ile birlikte gözaltına alınıp tutuklanan MA muhabiri Cemil Uğur, JinNews muhabiri Şehriban Abi ve gazeteci Nazan Sala ile aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılan MA muhabiri Zeynep Durgut hakkındaki iddianamesini 11 Şubat 2021 tarihinde tamamladı.

 

11 Şubat 2021 tarihli 14 sayfalık iddianamede gazetecilere yaptıkları haberler ve haber kaynaklarıyla görüşmeleri gerekçe gösterilerek “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) suçlaması yöneltildi. İddianamede, gazetecilerin çalıştığı haber ajansları ve gazetelerin “devlet aleyhine provokatif içerikli yayınlar” yaptıkları ileri sürüldü. İddianame Van 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

 

Davanın ilk duruşması 2 Nisan 2021 tarihinde görüldü. Bilen duruşmaya Ekim ayından beri tutuklu bulunduğu Van Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla katıldı. Duruşmada savunmasını yapan Bilen, iddianamedeki suçlamaların tamamının mesleki faaliyetleriyle ilgili olduğuna dikkat çekti. Bilen, savunmasında şu ifadelere yer verdi:

 

“Yirmi yıldır gazeteciyim. Binlerce haber ve röportaj yaptım. Bugüne kadar bunlarla ilgili hiç yargılanmadım. Dosyaya sadece telefon konuşmaları ve fotoğraflar konulmuş. Emniyet’te telefon görüşmesini kimle yaptığım soruldu. Görüştüğüm kişi Van Tabip Odası başkanıydı. Kendisini haber için aramıştım. Diğer telefon görüşmem de bir avukatlaydı. Onunla da müvekkili hakkında konuştum. Bana müvekkili hakkındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını tercüme etti. Bunlar nasıl suç olur? Suçlama konusu edilen fotoğraf da 2015’teki Newroz kutlamasında çektiğim fotoğraflardır. Bunlar suç diye iddianameye konmuş. Gazeteci suç olmasın diye arşivini yaksın mı? Bu şehirdeki bütün gazetecilerde o fotoğraf vardır. Televizyon kanallarında da yayınlandı bu görseller. İktidar 2002’den sonra bu bölgede kötü uygulamalar yaşanmasın diye bir belgesel hazırladı, bizden de bununla ilgili görseller aldı. Şimdi bu arşiv nasıl suç olur? Aynı fotoğrafı sosyal medya hesabımda paylaştığım için daha önce yargılandım ve hakkımdaki hükmün açıklanması geri bırakıldı. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararına sarı basın kartımın olmaması da yazıldı. Bu ifade iddianamede de vardı. Sarı basın kartı bir akreditasyon kartıdır, gazeteci olduğumuzu belirlemez. Son dört ayda 682 kişinin basın kartı iptal edildi. Yabancı basın mensuplarının da yüzde 90’ı bu nedenle Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldı. Türkiye’nin her yerinde muhabiri olan bir ajansta çalışıyoruz. Yayın politikasını belirleme gibi bir görevimiz yok. Hiçbir muhabirin yoktur. Bütün haberlerden biz sorumluyuz gibi bir algı yaratılıyor. Bu haksızlığın giderilmesi gerekiyor. Altı aydır cezaevindeyiz. Neyle suçlandığımızı beş ay öğrenemedik.”

 

Mahkeme, Bilen ile birlikte 6 aydır tutuklu olan Uğur, Abi ve Sala’nın ayda bir karakola imza verme şartı ve yurt dışına çıkış yasağı ile tahliye edilmelerine karar verdi. Bir sonraki duruşma 2 Temmuz 2021’de görülecek.

Yukarı