Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Reyhan Hacıoğlu

Reyhan Hacıoğlu

15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 29 Ekim 2016’da kapatılan Özgür Gündem gazetesinin editörü olan Reyhan Hacıoğlu hakkında üç ayrı iddianame düzenlendi.

 

“Örgüt propagandası” davası

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Gündem gazetesinin 16 Kasım 2015 tarihli nüshasında yayımlanan “Mirabellerden Arinlere: Erkek Şiddetine Karşı Özsavunmaya” ve “İnsanlığın Umudu YPJ” başlıklı yazıları nedeniyle gazetenin editörü Reyhan Hacıoğlu hakkında soruşturma başlattı.

 

Hacıoğlu, soruşturma kapsamında 21 Ocak 2016 tarihinde ifade vermek üzere savcılığa davet edildi. Savcılık ifadesinde “İnsanlığın Umudu YPJ” başlıklı yazının kendisine ait olmadığını söyleyen Hacıoğlu, üzerine atılı suçlamayı reddetti. Hacıoğlu, “Mirabellerden Arinlere: Erkek Şiddetine Karşı Özsavunmaya” başlıklı yazıyı ise 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle yazdığını ifade etti.

 

Soruşturmayı tamamlayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu, 11 Mart 2016 tarihinde, Hacıoğlu hakkında “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla iddianame düzenledi. Gazetenin 16 Kasım 2015 tarihli sayısındaki haber ve yazıların delil olarak gösterildiği iddianamede, Hacıoğlu ile ilgili birlikte, gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Hüseyin Aykol ve Eren Keskin, sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan ve yazarlar Ayşe Berktay ve Nuray Özdoğan’ın da aynı suçtan cezalandırılmaları talep edildi. Bu iddianame daha sonra Eren Keskin, Hüseyin Aykol, Reyhan Çapan, Celalettin Can, Ayşe Berktay, Ayşe Batumlu, Nuray Özdoğan ve Filiz Koçali hakkında hazırlanan 15 ayrı iddianame ile birleştirildi.

 

Birleştirilen iddianamelerde, gazetenin yöneticileri ve yazarları, delil olarak gösterilen haberler ve yazılar üzerinden, “PKK/KCK terör örgütü mensuplarının eylem ve faaliyetlerini meşru göstermek ve övmekle”, “güvenlik görevlilerini rastgele kişi öldüren, asayişi bozan kişiler olarak göstermekle”, “açıkça şiddeti, isyanı, güvenlik görevlilerine ve kendileri ile aynı görüşü savunmayan diğer tüm kişi ve gruplara karşı silahlı saldırıyı, baskıyı övmek ve teşvik etmekle” suçlandı. İddianamelerde, “bu içeriklerin yayımlanmasının düşünce ve ifade hürriyeti veya basın hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyeceği” öne sürüldü.

 

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Hacıoğlu ile gazetenin eş yayın yönetmenleri ve yazarları hakkında hazırlanan 16 ayrı iddianameyi birleştirerek kabul etti.

 

Davanın ilk duruşması 26 Mayıs 2016 tarihinde görüldü. İlk duruşmada savunmasını yapan Hacıoğlu, suçlama konusu yazının kadına yönelik şiddetle mücadele ile ilgili olduğunu, herhangi bir suç unsuru içermediğini, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek suçlamayı reddetti.

 

26 Ekim 2017 tarihinde görülen yedinci duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, Basın Kanunu uyarınca sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle Hacıoğlu’nun beraatini talep etti.

 

21 Mayıs 2019 tarihli karar duruşmasında, Hacıoğlu’nun avukatı Özcan Kılıç, müvekkilinin “duruşmayı protesto ettiğini ve duruşmaya katılmayacağını” söyledi. Kararını açıklayan mahkeme, “basın yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla Hacıoğlu’na 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Ceza ertelendi.

 

Özgür Gündem baskını davası

 

İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi, “terör örgütü propagandası” yapıldığı iddiasıyla 16 Ağustos 2016 günü Özgür Gündem gazetesini geçici olarak kapattı. Geçici kapatma kararını uygulamak üzere aynı gün gazetenin İstanbul’daki ofisine gelen polis, binada arama yaptı. Gazetenin kapatılma kararıyla ilgili haber yapmak üzere orada bulunan İMC TV, polis baskını sırasında canlı yayındaydı.

 

Baskın sırasında Hacıoğlu’nun da aralarında olduğu 22 basın mensubu darp edilerek ters kelepçe ile gözaltına alındı. Üç günlük gözaltı sürecinin ardından Hacıoğlu ile birlikte gözaltına alınanlar, ifadeleri alınmak üzere savcılığa sevk edildi. Savcılık ifadesinde polise mukavemet etmediğini söyleyen Hacıoğlu, elleri arkadan kelepçeli olarak otobüse bindirildiklerini ve polis tarafından darp edildiklerini anlattı. Darp edildikten sonra fotoğraflarının çekildiğini söyleyen Hacıoğlu, polislerden şikâyetçi oldu.

 

Hacıoğlu ile beraber gözaltına alınan 22 kişi 18 Ağustos 2016’da tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

 

Bu 22 kişi hakkında 27 Eylül 2017 tarihinde “görevi yaptırmamak için direnme” ve “hakaret” suçlamalarıyla iddianame düzenlendi.

 

İddianamede, “polis memurlarına tehdit içeren sözler söylendiği”, “İMC TV canlı yayının durdurulması istendiğinde de polis memurlarına fiziksel saldırıların gerçekleştiği” iddia edildi. Hacıoğlu ve diğer sanıkların İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı görevlilere işyerinde arama yaptırmamak ve gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü ile genel yayın yönetmeninin gözaltına alınmaması için “direnç gösterdiklerinin” öne sürüldüğü iddianamede, gazete baskınında görevli üç Terörle Mücadele Şubesi polisi de şikâyetçi olarak yer aldı.

 

İddianame İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

 

Davanın ilk duruşması 9 Şubat 2018 tarihinde görüldü. Savunmasını yapan Hacıoğlu, gazeteyi kapatmak için gelen polislerin binaya geldikleri anda “gazetenin kapatılması ile ilgili işlem yapmak yerine fiziki saldırıda bulunduğunu” söyledi. Hacıoğlu, bir polis memurunun saçından çekerek “Bunu da alın” dediğini, ikisi çevik kuvvet ekibinden olmak üzere üç kadın polis memurunca darp edildiğini, gözaltı aracında cinsiyetçi ve ırkçı söz ve küfürlere maruz kaldığını, bir polis memurunun kendisini göstererek “Asıl terörist bu” dediğini söyledi. Hakkındaki suçlamaları reddeden Hacıoğlu, şiddet uygulayan polis memurlarından şikâyetçi olarak beraatini talep etti.

 

Hâlen sürmekte olan davanın bir sonraki duruşması 16 Şubat 2021 tarihinde görülecek.

 

Özgürlükçü Demokrasi davası

 

Hacıoğlu, Özgür Gündem gazetesinin kapatılmasının ardından 23 Ağustos 2016 tarihinde yayın hayatına başlayan Özgürlükçü Demokrasi gazetesinde çalışmaya başladı.

 

Gazetenin İstanbul Beyoğlu’nda bulunan binasına 28 Mart 2018 tarihinde polis ekiplerince baskın düzenlendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca başlatılan soruşturma kapsamında yapılan operasyonla, 21 gazete ve matbaa çalışanı gözaltına alındı. Soruşturma çerçevesinde İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği’nin 3 Nisan 2018 tarihli kararı ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, gazeteye kayyum olarak atandı. 4 Nisan 2018 günü ise Hacıoğlu’nun da aralarında bulunduğu 19 gazete çalışanı ve yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi. Hacıoğlu, İstanbul’daki evine gece saatlerinde yapılan polis baskınıyla gözaltına alındı. Dosyaya kısıtlılık kararı getirildi.

 

Yedi gün gözaltında kalan Hacıoğlu ve beraberindeki isimler, 10 Nisan 2018 günü İstanbul Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık ifadesi alınmayan Hacıoğlu, tutuklama talebiyle sevk edildiği İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla tutuklanarak Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

 

Hacıoğlu’nun da aralarında bulunduğu 14 gazete çalışanı hakkındaki iddianame, 22 Mayıs 2018’de tamamlandı. 67 sayfalık iddianamenin 52 sayfasında gazetenin 20 Ocak-27 Mart 2018 tarihleri arasında yayımlanan haberlerin başlıkları ve kısa içeriklerine yer verildi. İddianameyi hazırlayan savcı, Türkiye’nin Afrin’e yönelik başlattığı askeri operasyonla ilgili haberlerde “harekâtın işgal olarak nitelendirildiğini” belirtti. Haberlerin “örgüt lehine, devlet aleyhine yalan haberler olduğunu” iddia eden savcı, “terör örgütü propagandası yapıldığını” öne sürdü.

 

İddianamede, Hacıoğlu ile ilgili olarak, “Kapatılan örgütsel gazetede muhabirlik yapmış olan şüphelinin bölücü terör örgütünün propaganda ve ajitasyon amaçlarına yönelmiş basın yapılanmasıyla organik bağının devamı olarak Özgürlükçü Demokrasi gazetesinde de bir dönem editörlük yaptığı…” ifadelerine yer verildi.

 

Hacıoğlu’nun, Avrupalı sol parlamenterlerden biriyle yaptığı, 14 Şubat 2018 tarihinde yayımlanan söyleşi de suçlama konusu yapıldı. Röportajın, “terör örgütünü meşru gösterme amacına yönelik açıklamalar içerdiği” iddia edildi.

 

İddianamede, Hacıoğlu’nun evine yapılan baskında el konulan gaz maskesinin de “düzenlenen kanunsuz toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılanlarca kullanıldığı” öne sürüldü. Savcı, Hacıoğlu’nun mesleğini, “terör örgütünün bölücü ve şiddet içerikli ideolojisini, korkutucu gücünü yaymak; meşru ve haklı gösterilmek ve örgüt lehine uluslararası kamuoyu oluşturmak” için yaptığını iddia etti. İddianamede, Hacıoğlu’nun, “silahlı örgüt üyesi olmak”, “terör örgütü propagandası yapmak” ve “terör örgütlerinin yayınlarını basmak veya yayınlamak” suçlarından yargılanarak cezalandırılması talep edildi. İddianame, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

 

Davanın ilk duruşması 12 Eylül 2018 tarihinde görüldü. Duruşmaya tutuklu bulunduğu cezaevinden jandarma eşliğinde getirilen Hacıoğlu, savunmasında gazetecilik mesleğinin yargılama konusu yapıldığını belirtti.

 

10 Nisan 2019 tarihli duruşmada mütalaasını sunan savcı, Hacıoğlu’nun “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “zincirleme olarak silahlı terör örgütünün yayınlarını basmak ve yayınlamak” ve “zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmak” suçlarından cezalandırılmasını talep etti.

 

28 Haziran 2019 tarihinde görülen beşinci duruşmada hükmünü açıklayan mahkeme, “silahlı terör örgütü içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan Hacıoğlu’na 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verdi. “Terör örgütü propagandası” ve “terör örgütlerinin yayınlarını basmak veya yayınlamak” suçlarından beraat eden Hacıoğlu, kararla birlikte tahliye edildi.

 

Avukatlar, karara ilişkin istinaf mahkemesine itirazda bulundu. İstinaf süreci hâlen devam ediyor.

Yukarı