Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Şahin Alpay

Şahin Alpay

Siyaset bilimci ve kapatılan Zaman gazetesinin eski köşe yazarlarından Şahin Alpay, 27 Temmuz 2016 tarihinde Zaman gazetesinin eski köşe yazarlarına yönelik bir operasyon kapsamında ''FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak'' suçlamasıyla gözaltına alındı.

 

31 Temmuz 2016 tarihinde hâkim karşısına çıkan Alpay, diğer eski köşe yazarları Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan, Mustafa Ünal, Nuriye Ural ve Lale Sarıibrahimoğlu ile birlikte tutuklandı.

 

Tutuklama kararını veren İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği, Alpay ve diğer yazarların Zaman gazetesinde FETÖ/PDY hakkında “övücü yazılar yazdıklarını,” gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni “Ekrem Dumanlı hakkında silahlı örgüt mensubiyetinden dava açıldığı halde yine yazılarına devam ettikleri, bu nedenle bu yapıya ilişkin silahlı unsurların bulunduğunu bildikleri halde aynı yapı içinde bulunmaya devam ettiklerini,” 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin öncesinde “kamuoyunda bu örgütün silahlı kalkışma yapacağına dair güçlü anlatımlar ve bilgilendirmeler olmasına rağmen şüphelilerin katkılarını devam ettirdiklerini” belirtti.

 

Alpay’ın avukatları 8 Eylül 2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne Alpay adına bireysel başvuruda bulunarak sağlık sebepleriyle tahliye edilmesi talebinde bulundular. Mahkeme 26 Ekim 2016 tarihinde aldığı ara kararla tahliye talebini reddetti. 20 Şubat 2017 tarihinde Alpay’ın avukatları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. AİHM, Alpay’ın başvurusunun öncelikli olarak görüşüleceğini 3 Mart 2017 tarihinde avukatlarına bildirdi.

 

Malvarlığına el konulması kararı 

 

1 Aralık 2016 tarihinde İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun talebini onaylayarak “terör örgütüne finansman sağladıkları yahut terör örgütü üyesi olmalarının verdiği avantajla malvarlığı elde ettikleri” gerekçesiyle Alpay ve 53 diğer kişinin malvarlıklarına el konulmasına karar verdi.

 

İddianame ve yargılama 

 

Alpay ve 29 diğer kişi hakkında hazırlanan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede Alpay ve diğer sanıkların “anayasal düzeni, TBMM ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan da ayrı ayrı 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

 

İddianamenin tam metnine bu bağlantıdan erişilebilir.

 

İstanbul’da Silivri 9 No.lu Cezaevi’nde tutuklu bulunan Alpay, davanın 18-19 Eylül 2017 tarihlerinde Silivri cezaevi yerleşkesinde görülen ilk duruşmasında ilk kez hâkim karşısına çıktı. Savunmasında yazılarında ve TV programlarında ifade ettiği görüşleriyle kamuoyunda "tam anlamıyla bir liberal" olarak tanındığını anlatan Alpay, iddianamede ileri sürülen suçların hiçbirini işlemediğini, yargılama süreci sonunda tümüyle aklanacağından emin olduğunu söyleyerek, tahliyesini talep etti. Alpay'ın 18 Eylül günü mahkemeye sunduğu savunmanın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

Davanın 8 Aralık 2017 tarihinde görülen ikinci duruşmasında söz alan Alpay, birçok kronik hastalığının olduğunu, bunların bir kısmının kanser riskini taşıdığını, işitme kaybının yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıktığının anlaşıldığını anlattı. Kalp sağlığının da kötüye gittiğini anlatan Alpay, muayene olduğu kardiyoloji uzmanınca anjiyo olması gerektiğinin söylendiğini belirtti.

 

 

Anayasa Mahkemesi'nin ihlâl kararı

 

Anayasa Mahkemesi, 11 Ocak 2018 günü, Alpay adına yapılan bireysel başvuruya ilişkin kararını açıkladı. AYM, Alpay'ın tutukluluk hâlinin, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade ve basın özgürlüğünü ihlâl ettiğine hükmetti. Ancak yargılamayı yürüten İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ve bir üst mahkeme Alpay’ın tahliyesi taleplerini reddetti.

 

Anayasa Mahkemesi’nin kararına buradan ulaşılabilir.

 

AYM'nin verdiği ihlâl kararının gereğinin mahkemelerce yerine getirilmemesi üzerine Alpay'ın avukatı, Anayasa Mahkemesi’ne 1 Şubat 2018 tarihinde yeni bir bireysel başvuru yaparak, tahliye talebinin ilgili ağır ceza mahkemesince reddedilmesiyle adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlâl edildiğini ve tutuklamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesi kapsamında siyasi olduğunu belirtti. AYM, 2 Şubat günü yaptığı açıklamada başvuruya öncelik verileceğini belirtti.

 

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu Alpay adına yapılan ikinci bireysel başvuruyu 16 Mart 2018 günü karara bağlayarak, ikinci kez hak ihlâli kararı verdi. Karar üzerine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi aynı tarihte Alpay’ın tahliyesine karar verdi. Mahkeme, tahliye kararında Alpay’a ev hapsi ve yurtdışına çıkış yasağı uygulanmasına karar verdi.

 

Alpay, Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlâli kararı uyarınca 16 Mart 2018 tarihinde Silivri Cezaevi'nden tahliye edildi.

 

AİHM kararı 

 

Şahin Alpay'ın başvurusuna ilişkin kararını 20 Mart 2018 tarihinde açıklayan AİHM, Türk üyenin karşı oyu nedeniyle altıya bir oy çokluğuyla aldığı kararda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinde düzenlenen özgürlük ve güvenlik hakkının ve 10. maddede düzenlenen ifade özgürlüğünün ihlâl edildiğine hükmetti.

 

AİHM Alpay'a 21 bin 500 euro tutarında manevi tazminat ödenmesini kararlaştırdı.

 

 

Savcılığın mütalaası

 

Zaman davasının 5 Nisan 2018 tarihinde görülen duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, Alpay dahil dokuz sanık için “Anayasayı ihlâl” ve “örgüt üyeliği” suçlamalarıyla ağırlaştırılmış müebbet ve 15 yıla kadar hapis cezası ile tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamını talep etti. Savcı, aralarında Alpay’ın da bulunduğu tutuksuz yargılanan 5 kişi için tutuklama talep etmedi.

 

Davanın 10-11 Mayıs 2018 tarihlerinde görülen dördüncü duruşması sonunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Alpay’ın ev hapsinin kaldırılmasına karar verdi.

 

8 yl 9 ay hapis cezası 

 

Alpay, davanın 5-6 Temmuz 2018 tarihlerinde görülen karar duruşmasında esas hakkında mütalaaya karşı savunmasını yaptı. Alpay savunmasında, iddianamedeki delillere ek olarak sunulan delillerin çoğunun iddianamedeki deliller gibi Zaman gazetesinde yazdığı yazılardan oluştuğunun altını çizdi. Zaman’da yaklaşık 14 yıl köşe yazarlığı yaptığını, ancak öncesinde Cumhuriyet, Sabah ve Milliyet gazetelerinde de yazarlık ve editörlük yaptığını ifade eden Alpay, “Zaman’da yazarak muhafazakâr kesimlerin demokrasinin ve hukuk devletinin erdemlerini kavramalarına bir katkım olabileceğini düşündüm” dedi. Savunmasında savcılık tarafından aleyhine delil olarak sunulan çeşitli yazı ve demeçleriyle ilgili suçlamalara cevap veren Alpay, tutukluluğu hakkında Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce verilen ihlâl kararlarından bölümler aktardı.

 

Ardından söz alan Alpay'ın avukatı Aynur Tuncel Yazgan da, mahkemeye yeni bir delil sunulduğundan önceki gün haberdar olduklarını söyleyerek bunun usûl ihlâli olduğunu söyledi. Yeni belgenin başka bir dava dosyasında yer alan bir ByLock konuşmasından alınan ve Şahin Alpay’ın isminin geçtiği bir bölüm olduğu belirtildi.

 

İki gün süren duruşmanın sonunda hükmünü açıklayan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Alpay dahil altı sanığı “örgüt üyeliği” suçlamasıyla hapis cezasına çarptırdı. Dava kapsamında 590 günden uzun süre Silivri Cezaevinde tutuklu kalan Alpay'ı 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptıran mahkeme, Alpay'a uygulanmakta olan adlî kontrol tedbirinin devamına karar verdi.

 

İstinaf mahkemesi kararı 

 

Alpay'ın avukatlarınca yaplan istinaf başvurusunu 2019 yılının Haziran ayında değerlendiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 6 Temmuz 2018 tarihinde verdiği kararı yerinde görerek onadı.

 

İstinaf mahkemesi kararında, “Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararlarında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldı” denildi.

 

Yargıtay'ın bozma kararı

 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 23 Aralık 2019 tarihinde Yargıtay 16. Ceza Dairesi’ne sunduğı tebliğnamesinde, Şahin Alpay ve Ali Bulaç hakkında “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla verilen hükmün bozulmasını talep etti. Başsavcılık Alpay ve Bulaç’ın “hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan yargılanmaları gerektiğini belirtti.

 

 

Davanın temyiz incelemesini 24 Eylül 2020 tarihinde tamamlayan Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Zaman davası kapsamında Şahin Alpay'a "örgüt üyeliği" suçlamasıyla verilen cezayı bozdu. Daire, köşe yazarları Alpay, Türköne ve Bulaç’ın eylemlerinin "örgütün hiyerarşik yapısına dahil olunmaksızın yardım" suçunu oluşturduğuna hükmetti. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin kararı, Aralık ayı ortasında UYAP’a yüklenmesiyle resmîyet kazandı.

 

 

Alpay, Türköne, Bulaç ve Mehmet Özdemir'in dosyaları, yeniden yargılama için İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

 

Şahin Alpay, Ali Bulaç, Mümtazer Türköne ve Mehmet Özdemir'in yeniden yargılanmasına 13 Nisan 2021 tarihinde başlanacak.

 

AYM'den üçüncü hak ihlâli kararı

 

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Şahin Alpay’ın 2018 yılında ev hapsiyle tahliye edilmesinin özgürlük ve güvenlik hakkını ihlâl ettiğine hükmetti. AYM'in 3 Aralık 2020 tarihli kararı, Resmi Gazete’de 7 Ocak 2021 tarihinde yayımlandı.

 

Konutu terk etmeme yaptırımının da kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılması anlamını taşıdığını belirten AYM, Alpay’a 20 bin TL tazminat ödenmesine karar verdi.

 

Kararın tam metnine bu bağlantıdan erişilebilir.

Yukarı