Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyelerinden olan avukat Mustafa Kemal Güngör 31 Ekim 2016 tarihinde Cumhuriyet gazetesinin yazar ve yöneticilerine yönelik bir soruşturma kapsamında İstanbul’da gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan aynı gün yapılan açıklamada, aralarında Güngör’ün de bulunduğu çok sayıda Cumhuriyet yazar ve yöneticisinin gözaltına alınmasına sebep olan soruşturmanın Cumhuriyet Vakfı yöneticileri hakkında “PKK/KCK ve FETÖ/PDY terör örgütlerine müzahir olduklarına, yönetim kurulu toplantısında alınan vakıf üyeliğine seçim kararının usulsüz olduğuna ve 15 Temmuz darbe girişiminden kısa bir süre öncesinde darbeyi meşrulaştırıcı yayınlar yapıldığına dair iddia ve tespitler üzerine PKK/KCK ve FETÖ/PDY terör örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçlarından” başlatıldığı bildirildi. Soruşturmaya gizlilik getirildi.

Güngör ve soruşturma kapsamında gözaltına alınan diğer yazar ve yöneticiler savcılıktaki sorgularının ardından tutuklanma talebiyle İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği’ne sevk edildiler. Sevk yazısında, Cumhuriyet gazetesinin son üç yıl boyunca “manipülasyonla gerçeği perdeleyip, terör örgütleri FETÖ/PDY ve PKK/KCK’nın amacına uygun hareket ederek, iç kargaşa çıkartmaya ve ülkeyi yönetilemez hale getirmeye yönelik haberlere imza attığı” öne sürüldü.

Güngör ve aynı soruşturma kapsamında gözaltında bulunan sekiz diğer kişi, 5 Kasım 2011 tarihinde İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından “terör örgütü üyesi olmaksızın örgüt adına faaliyette bulunma” suçlamasıyla tutuklandı

Daha sonra hazırlanan iddianamede Güngör hakkında, “silahlı terör örgütüne üye olamamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma” suçlarından 9.5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Hakkındaki suçlamalara delil olarak ise Güngör’ün resmi olarak “FETÖ/PDY silahlı terör örgütü” olarak adlandırılan ve 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardında olmakla suçlanan Fethullah Gülen grubunun gizli mesajlaşma programı olduğu söylenen ByLock kullanıcısı dört kişi ve Gülen grubuyla ilişkileri dolayısıyla terör soruşturmasına uğrayan bir kişiyle iletişim kaydının olması gösteriliyor.

Savcılık, Güngör’ün 2013’ten sonra yönetime gelen ve Cumhuriyet gazetesinin “yayın politikasında radikal bir değişiklik” yapmakla suçlanan diğer şahıslarla birlikte hareket ettiğini ve Cumhuriyet gazetesinin yayın politikasından hukuken sorumlu olduğunu iddia ediyor.

Vakıf Yönetim Kurulu üyeliği ile ilgili olarak ise Güngör’e “borca batık şirkete karşılıksız borç verilmesi” ve bir gayrimenkul satışı dolayısıyla şirketin zarara uğratılması suçlamaları yöneltiliyor. Bu suçlamalarla alakalı olarak Kara hakkında 2 yıldan 14 yıla kadar hapis isteniyor.

 

Cumhuriyet gazeteci ve yöneticileri hakkında hazırlanan iddianamenin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz. 

 

Güngör ve diğer Cumhuriyet yazar ve yöneticileri hakkında hem Anayasa Mahkemesi’ne hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru yapıldı. Nisan ayında yargılanan 10 Cumhuriyet yazar ve yöneticisi adına başvuru yapan avukatlara gönderilen bildirimde AİHM, başvurunun hükümete tebliğ edildiğini ve hükümetten, başvuruya konu edilen insan hakları ihlalleri iddialarıyla ilgili olarak sorulan bir dizi soruya 2 Ekim’e kadar cevap vermesinin istendiğini belirtti.

Güngör ve iddianamede sanık olarak geçen 11’i tutuklu toplam 19 kişinin yargılanmasına 24 Temmuz günü İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

25 Temmuz günü savunmasını yapan Güngör, “Bu soruşturmayı açanlar ve dava olarak mahkemenin önüne getirenler, Cumhuriyet’in ve yöneticilerinin herhangi bir terör örgütüne yardım etmeyeceğini zaten biliyorlar. Görünen o ki baştan karar vermişler bizi suçlamaya, tutuklamaya, hakkımızda dava açmaya, bize eziyet etmeye,” diye konuştu.

Soruşturmayı yürüten savcı Murat İnam hakkında bir kez ağırlaştırılmış müebbet, bir kez müebbet hapis cezası talep edildiğini hatırlatan Güngör, “Kendisi zorda ve darda olan bu savcı, özel olarak Cumhuriyet Gazetesi soruşturmasında görevlendiriliyor. Kendisi adeta rehin konumunda. Bizi FETÖ’ye yardım etmekle suçluyor ve bizler 9 aydır tutukluyuz. Komik değil mi?” dedi.

Güngör’ün mahkemede yaptığı savunmanın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Beş gün süren duruşma sonunda 28 Temmuz’da ara kararını açıklayan mahkeme aralarında Güngör’ün de bulunduğu yedi tutuklu sanığın tahliyesine karar verdi.

Güngör’ün tutuksuz olarak yargılandığı davanın ikinci duruşması 11 Eylül’de Silivri cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda görüldü. Tahliye kararı çıkmayan duruşmayla ilgili habere buradan ulaşılabilir.

Davada üçüncü duruşma ise 25 Eylül günü Çağlayan’da görüldü. Üç tanığın dinlendiği duruşmanın sonunda Cumhuriyet köşe yazarı Kadri Gürsel tahliye edildi.

Davanın 31 Ekim’de görülen dördüncü duruşmasında adlî bilişim uzmanı Tuncay Beşikçi ByLock kullanımıyla ilgili ifade verdi. Duruşmada mahkemeye soruşturma savcısınca gönderilen yeni bir belge sanık avukatlarının itirazına rağmen sunulurken yine tahliye kararı çıkmadı.

Davanın 25 ve 26 Aralık’ta görülmesi planlanan duruşması ise tutuklu sanıklardan Ahmet Şık’ın savunmasının “siyasi” olduğu gerekçesiyle kesilip Şık’ın salon dışına çıkarılmasıyla beklenenden kısa bir sürede sona erdi. Duruşmanın ilk günü mahkeme başkanının Şık’ı “duruşma düzenini bozma” gerekçesiyle salon dışına çıkarttırmasının ardından Cumhuriyet avukatları reddi hâkim talebinde bulundu. Mahkeme heyeti bunun üzerine duruşmada dinlenmesi beklenen iki tanığın dinlenmesinin mümkün olmayacağına karar verdi ve ara karara geçildi. Mahkeme ara kararında tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin ve diğer sanıklara uygulanan adlî kontrol tedbirlerinin devam etmesine hükmetti.

Davanın bir sonraki duruşması 9 Mart 2018’de Silivri’de görülecek.